Ekonomide yumuşak iniş sürüyor
Ekonomi yılın ikinci çeyreğinde yüzde 2,3’le beklentilerin altında büyüdü. Sektörel bazda en pozitif gelişme baz etkisi ve bol yağış sayesinde yüzde 13,3’le “V tipi” büyüyen tarımda. Sanayi yüzde 2,4 büyürken, inşaat yüzde 1,8 küçüldü. Sıkılaşmaya rağmen iç tüketim yüzde 3,5 artışla büyümeye katkıya devam etti.
Küresel ekonomiyi derinden etkileyen jeopolitik gerilimler ve içeride parasal sıkılaştırma etkisiyle Türkiye ekonomisinde yavaşlama eğilimi devam ediyor. Gayri safi yurt içi hasılada (GSYH) ikinci çeyrek büyümesi yüzde 2,3’le beklentilerin altında geldi.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı nisan-haziran dönemi verilerine göre üretim yöntemiyle GSYH, bu dönemde cari fiyatlarla geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 36 artarak 19 trilyon 869 milyar 747 milyon TL ve ABD doları bazında GSYH ise 438 milyar 347 milyon olarak gerçekleşti. Zincirlenmiş hacim endeksinde önceki yılların aynı çeyreklerine göre 2025’in ikinci çeyreğinde yüzde 4,8 olan GSYH büyüme oranı, üçüncü çeyrekte yüzde 3,9’a, son çeyrekte yüzde 3,5’e, bu yıl ilk çeyrekte yüzde 2,6’ya ve ikinci çeyrekte yüzde 2,3’e düştü.
Çeyreklik büyüme yüzde 1,1
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksinde ise ekonomi bir önceki çeyreğe yüzde 1,1 büyüdü. Bu bazda büyüme 2025 ikinci çeyrekte yüzde 1,2 olurken, üçüncüde yüzde 0,8, son çeyrek ve bu yıl ilk çeyrekte yüzde 0,3’le, teknik resesyona gidiş sinyali niteliğinde negatif sınıra yaklaşmıştı. Bu yıl ikinci çeyrekteki oran, bu açıdan bir toparlanma işareti. Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi ise bu yıl ikinci çeyrekte geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,3 arttı. Ancak bu bazda büyümede ivme kaybı var. Geçen yıl aynı çeyrekte bu bazda yüzde 4,6 olan yıllık büyüme oranı üç ve dördüncü çeyreklerde yüzde 3,6 olmuş, bu yıl ilk çeyrekte yüzde 2,7’ye inmişti.

Sanayide kısmi toparlanma
Sanayi bu yıl ikinci çeyrekte yüzde 2,4 büyüme ile eksi bölgeden çıktı. Ancak bu artış, 2025 performansının oldukça gerisinde ve kalıcı bir dipten dönüşten çok, zayıf bir toparlanma sinyali veriyor. Sanayi geçen yıl ikinci çeyrekte yüzde 5,5, üçüncü çeyrekte yüzde 6,6 büyüme kaydetmişti. Bu kapsamda imalat sanayii üçüncü çeyrekte yüzde 7,4’lük büyümüştü. Son çeyrekte sıkılaşma adımları ve artan maliyetlerin etkisi belirginleşmiş; büyüme hızı keskin şekilde sanayide yüzde 1,4’e, imalatta ise yüzde 1,2’ye inmişti. Buna jeopolitik gerilimin eklendiği bu yıl ilk çeyrekte ise sanayi yüzde 0,3, imalat yüzde 0,9 küçülmüştü.
Tarımda V tipi büyüme
Tarım, 2025’in ikinci yarısındaki derin daralmanın ardından, baz etkisi ve bol yağışların desteğiyle bu yıl güçlü bir V-tipi çıkış sergiledi. Geçen yıl ikinci çeyrekte yüzde 4,5, üçüncüde yüzde 12,4, son çeyrekte de yüzde 6,2 küçülen tarım, bu yıl ilk çeyrekte yüzde 4,8 büyüme ile pozitif bölgeye geçtikten sonra, ikinci çeyrekte yüzde 13,3 gibi rekor bir büyüme oranına ulaşarak genel GSYH büyümesine önemli katkı verdi. Geçmiş dönemin olumsuz hava koşulları ve yüksek girdi maliyetlerinin yarattığı düşük bazın geride kalması, rekoltelerdeki artış ve küresel jeopolitik krizlerin gıda güvenliğini stratejik olarak öne çıkarması bu rekor yükselişi tetikledi; ancak bu oran yapısal bir dönüşümden çok dönemsel bir düzeltmeyi yansıttığı için sektörün büyüme hızının izleyen çeyreklerde daha makul seviyelere dengelenmesi bekleniyor.

İnşaat “eksi” bölgede
2025’in tümündeki yüzde 11’lik güçlü büyüme performansının ardından, bu yıl ilk çeyrekte büyüme hızı yüzde 3,2’ye düşen inşaat sektörü, ikinci çeyrekte yıllık yüzde 1,9 daralarak ekonomideki sert frenin en net hissedildiği alan oldu. Sıkı para politikası, yükselen finansman maliyetleri ve konut kredilerine erişim zorluğunun doğrudan vurduğu inşaattaki bu daralmaya, iç talebe duyarlı diğer hizmet sektörleri de eşlik etti. Özellikle ekonominin kılcal damarlarını oluşturan ticaret, ulaştırma ve konaklama sektörü, 2025 yılındaki canlılığını tamamen yitirerek bu yılın ikinci çeyreğinde yüzde 0,5’lik bir büyüme ile durma noktasına geldi. Buna karşılık, dijitalleşme eğiliminin sürmesiyle bilgi ve iletişim sektörü yüzde 7,1 büyüyerek dönem boyunca ekonominin en dirençli ve istikrarlı alanı olmayı başardı. Finans ve sigorta faaliyetleri ile gayrimenkul faaliyetleri de yavaşlayan ekonomik aktiviteye rağmen sınırlı büyümelerini korudu. Bütçe harcamaları ve sosyal desteklerin etkisiyle kamu yönetimi, eğitim ve sağlık grubu yüzde 3,7 oranında büyüyerek genel GSYH performansına destek verdi.
İç tüketim hâlâ katkı veriyor
Yerleşik hane halklarının nihai tüketim harcamaları, bu yıl ikinci çeyrekte yüzde 3,5 artış kaydetti. Tüketim harcamaları 2025’in 2’nci çeyreğinde yüzde 4,7, üçüncü çeyrekte yüzde 4,3 ve son çeyrekte yüzde 5,7 ve bu yıl ilk çeyrekte yüzde 5,1 artmıştı. İkinci çeyrekteki düşük oran, sıkı para politikası ve kredi sınırlamalarının iç talebi kademeli olarak soğutmayı başardığını, ancak tüketimin hala büyümeye pozitif katkı vermeye devam ettiğini gösteriyor.
Devletin nihai tüketim harcamaları ise bu yıl ikinci çeyrekte yüzde 1,8 daraldı. Geçen yıl çeyrekler bazında sınırlı büyümeler kaydettikten sonra, bu yıl ilk çeyrekte de yüzde 0,8’le yatay seyir izleyen söz konusu harcamalarda ikinci çeyrekteki daralma, kamuda tasarruf tedbirleri ve bütçe disiplininin büyümeyi sınırlayıcı etkisine işaret ediyor. Ekonominin gelecekteki üretim kapasitesini gösteren yatırımlar (sabit sermaye oluşumu), bu yıl ikinci çeyrekte yüzde 0,6 ile sınırlı artış gösterdi. Bu alanda 2025’in 3’üncü çeyreğinde yüzde 12 ve son çeyreğinde yüzde 5,8 olan büyüme bu yıl ilk çeyrekte yerini yüzde 3,1’le gerilemeye bırakmıştı. Yüksek borçlanma maliyetleri ve geleceğe yönelik talep belirsizliği iş dünyasının yeni yatırım iştahını baskıladı. Mal ve hizmet ihracatı bu yıl ikinci çeyrekte yıllık yüzde 3,4 azaldı. İhracat son dört çeyreklik dönemde sürekli negatif bölgede kalarak küresel jeopolitik riskler ve ana ihracat pazarlarındaki yavaşlamanın baskısını derin bir şekilde hissetti. Ancak mal ve hizmet ithalatı da ikinci çeyrekte yüzde 6,4’le sert bir daralma yaşadı. İthalatın ihracata göre daha sert gerilemesi, dış ticaret açığının azalmasını sağlayarak genel GSYH büyümesine pozitif katkı verdi.
Emeğin payında düşüş
Bu yıl ikinci çeyrekte geçen yılın eş dönemine göre işgücü ödemeleri yüzde 36,7, net işletme artığı/ karma gelir ise yüzde 38,7 arttı. Emek kesiminin milli gelirden aldığı payı gösteren işgücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içinde geçen yılın ikinci çeyreğinde yüzde 38,3 olan payı, bu yıl aynı dönemde yüzde 38,1’e geriledi. Sermaye kesiminin milli gelirden aldığı payı gösteren net işletme artığı/karma gelirin payı ise yüzde 41,3’ten yüzde 41,6’ya çıktı.
2025 revizyonu: Kişi başı GSYH 18.103 dolar
TÜİK, 2025 GSYH verilerini güncelledi. Daha önce 18.040 dolar olarak açıklanan kişi başı milli gelir, bağımsız yıllık GSYH verileriyle birlikte, vergi beyannameleri, detaylı sektörel bilançolar ve benzerinde geçmişe dönük kesinleşmiş kayıtlar sisteme dahil edilerek yapılan revizyonla 18 bin 103 dolar (714 bin 682 TL) olarak resmi kayıtlara geçti. Daha önce yüzde 3,6 olarak açıklanan 2025 yılı GSYH büyüme oranı da yüzde 3,7’ye revize edildi. Üretim yöntemiyle GSYH, 2025’te cari fiyatlarla önceki yıla göre yüzde 41,6 artarak 63 trilyon 240,5 milyar TL oldu. 2025’te GSYH’de en yüksek payı yüzde 15,6 ile imalat sanayi aldı. Bunu yüzde 12,9’la toptan ve perakende ticaret ve yüzde 9,2 ile gayrimenkul faaliyetleri izledi.
Yerleşik hane halkı nihai tüketim harcamaları 2025’te zincirlenmiş hacim endeksine göre yüzde 4,2 arttı. Bu harcamaların cari değerler GSYH’deki payı yüzde 54,4 oldu. 2025’te devletin nihai tüketim harcamalarının GSYH içindeki payı yüzde 13,9, gayrisafi sabit sermaye oluşumunun payı yüzde 30,7 olarak gerçekleşti. Devletin nihai tüketimi yüzde 1, gayrisafi sabit sermaye oluşumu yüzde 7,3 arttı. Mal ve hizmet ihracatı yüzde 0,6 azaldı, ithalatı ise yüzde 4,6 arttı.
Gelir yöntemiyle GSYH hesaplamalarına göre 2025 yılında işgücü ödemeleri yüzde 40, brüt işletme artığı/karma gelir yüzde 41,3 artış kaydetti. İşgücü ödemelerinin cari gayrisafi katma değer içindeki payı yüzde 36,6, net işletme artığı/karma gelirin payı ise yüzde 44,3 oldu.