Rekor fiyat ‘altın korumalı’nın fişini çektirdi
Merkez Bankası’nın, fiziki altından TL mevduata geçenler için üstlendiği fiyat farkı yükümlülüğünü de içeren “değerleme hesabı”ndaki zararı ayın ilk 20 gününde 350,7 milyar TL büyüyerek 1,2 trilyona ulaştı. Merkez Bankası, yastık altı altınların finansal sisteme kazandırılmasına ilişkin Mart 2022 tarihli tebliği yürürlükten kaldırdı.
Merkez Bankası’nın yastık altı fiziki altınların sisteme kazandırılmasına yönelik altın korumalı mevduat uygulamasına son verme kararının arkasında yeniden yükselişe geçen altın fiyatları paralelinde hızla büyüyen değerleme zararı çıktı. Altındaki yeni tırmanış dalgası Merkez Bankası’nı harekete geçirdi. Kur korumalı mevduat (KKM) uygulamasının yükü tamamen tasfiye edilmişken, Merkez Bankası’nın, fiziki altından TL mevduata geçenler adına üstlendiği fiyat farkı yükümlülüğünü de içeren “değerleme hesabı”ndaki zararı, bu ayın ilk 20 gününde 350,7 milyar TL büyüyerek 1 trilyon 175 milyar liraya ulaştı. Değerleme hesabındaki zararının büyümesi üzerine banka, altındaki yeni fiyat rallisinin faturasını taşımamak için önlem aldı. Büyük oranda altın korumalı mevduat uygulamasına bağlı olarak bilançoda yeni bir kara delik ortaya çıkınca, dört yıldır uygulanmakta olan olağanüstü dönem enstrümanının fişi cumartesi sabahı kalıcı olarak çekildi. Merkez Bankası’nın fiziki altınların finansal sisteme kazandırılmasına ilişkin Mart 2022 tarihli tebliği yürürlükten kaldıran kararı 22 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.
Merkez Bankası bilançosunda “değerleme hesabı”, elindeki döviz ve altın varlıklarının piyasa fiyatlarındaki değişimler ile KKM, altın korumalı mevduat hesabı gibi enstrümanlar dolayısıyla üstlendiği kur/fiyat garantileri nedeniyle kâğıt üzerinde uğradığı anlık kâr veya zararı gösteren bilanço kalemi. Bu kalem, en basit ifadeyle; Merkez Bankası’nın piyasa hareketleri karşısında henüz kesinleşmemiş, bekleme odasında duran “güncel kur ve fiyat farkı faturasını” gösteriyor. Bu hesabın eksi (-) yönde büyümesi, gelecekte kesinleşecek zararın ve piyasaya sürülecek (basılacak) taze TL miktarının arttığı anlamına geliyor.
"Altın korumalı”da amaç neydi?
2022 yılının olağanüstü kriz şartlarında hayata geçirilen “Altın Cinsinden Fiziki Varlıkların Finansal Sisteme Kazandırılması” uygulaması, vatandaşın yastık altındaki bilezik, çeyrek, külçe vb. fiziki altınını yetkili kuyumcular veya bankalar aracılığıyla sisteme teslim etmesi esasına dayanıyordu. Teslim edilen altınlar saf karşılığı üzerinden Türk Lirası’na çevriliyor ve vatandaş adına vadeli TL mevduat hesabı açılıyordu. Bu sistemde işleyiş ve Merkez Bankası bilançosunu vuran mekanizma şu şekilde kurulmuştu: Çifte kazanç vaadi: Bankalar vatandaşa piyasa koşullarında standart bir vadeli mevduat faizi (örneğin yüzde 40-50) uyguluyordu. Merkez Bankası ise bu dönüşümü ödüllendirmek adına hesap sahibine ekstra bir “ilave getiri” veya “ek prim” ödemesi taahhüt ediyordu. Ucu açık altın garantisi: Sistemin asıl tehlikeli bacağı ise vade sonundaki koruma kalkanıydı. Vade bittiğinde, altının gram fiyatındaki artış oranı bankanın ödediği standart faizi aştığı takdirde, aradaki devasa fiyat makası farkı doğrudan Merkez Bankası tarafından matbaada basılan taze Türk Lirası ile hesap sahibine ödeniyordu. Böylece küresel piyasalardaki jeopolitik krizler, Fed kararları veya ons altın hareketlerinin yarattığı tüm mali risk, kamunun ve dolaylı olarak vergi mükelleflerinin üzerine yıkılmış oluyordu.

Bardağı taşıran son damla
Aralık 2021’deki kur krizinin ardından başlatılan kur korumalı mevduat (KKM) uygulamasının ardından Mart 2022’de de altın korumalı mevduat uygulaması başlatılmıştı. KKM’ye 23 Ağustos 2025 itibarıyla son verildi. Kapatılan KKM havuzu 4 milyon TL gibi sembolik bir düzeye inmiş bulunuyor. Dolayısıyla değerleme hesabındaki zarar büyük oranda altın korumalı mevduat kaynaklı. Temmuz 2025’te sadece -87 milyar TL olan değerleme hesabı, altın fiyatlarındaki rekor tırmanış paralelinde yükselerek Şubat 2026’da -1 trilyon 791,5 milyar TL ile tarihi zirveyi görmüştü. Orta Doğu’da sıcak savaşın başlaması ve sonrasında devam eden belirsizlik sürecinde altın fiyatları, petroldeki yükselişle ters orantılı olarak ve beklenenin tersine düşüşe geçince değerleme zararı da haziranda 766,2 milyar liraya geriledi. Temmuz sonunda eksi (-) 824,8 milyar lira olan değerleme hesabının, ağustos ayının ilk 20 günündeki hızlı büyüme ile yeniden 1 trilyon lira sınırını aşması acil müdahaleyi getirdi. Bankaların altınını bozduran vatandaşa verdiği standart faiz ile altının piyasa fiyatındaki yükseliş arasındaki devasa fark, doğrudan Merkez Bankası’nın yükümlülüğüydü. Küresel ralli basılan TL’leri yutmaya başlayınca, kamu bütçesini korumak için koruma kalkanı söküldü. “Diğer Kalemler” kalemi de sinyal verdi. TCMB Analitik Bilançosu’nda KKM ve altın dönüşümlü işlemlerin likidite hacmini gösteren “Diğer Kalemler” havuzu 2,95 trilyon TL ile zirvede çakılmıştı. Sistemin devlete artık yeni altın kazandırmaması, sadece değerleme hesabı üzerinden zarar üretmesi sistemi sonlandırmayı gerektirdi. Bu sabahtan itibaren piyasalar, devlet korumasından mahrum kalan altının serbest piyasa dinamiklerini ve bankaların saf TL mevduat bulmak için girişecekleri yeni faiz yarışını fiyatlamaya başlayacak.
Zararı gözüküyor, hacmi bilinmiyor
Fiziki altından dönüşen birikimler kıymetli maden depo hesaplarında değil, doğrudan TL mevduat içinde yer alıyor. Yastık altı, rafineri veya kuyumcu aracılığıyla bankaya teslim edilen fiziki altından TL mevduata dönüşen tutar, Merkez Bankası tarafından kamuoyuna bağımsız tek bir hacim rakamı olarak açıklanmıyor. Banka, bu veriyi doğrudan Döviz Dönüşümlü KKM (DDKKM) istatistiklerinin içerisinde entegre olarak takip ediyor. Fiziki altınlar sisteme sokulduğu an saflaştırılarak Merkez Bankası’na satıldığı için, toplam DDKKM stokunun ne kadarının “fiziki” ne kadarının “kaydi döviz” olduğu ayrımı sadece bankalar arası iç raporlamalarda kalıyor.
Piyasaya etkisi beklenmiyor
Bu sistemde kur ve altın fiyatı artışlarından kaynaklanan tüm finansal risk Merkez Bankası’nın üzerinde bulunuyordu. Bankalar ise bu süreçte sadece birer “aracı” konumundaydı ve herhangi bir kur riski taşımıyorlardı. Alınan son kararla birlikte Merkez Bankası bu riski tamamen sıfırlamış oldu. Fiziki altından TL mevduata dönüşen hesapların tamamen tasfiye edilmesine ilişkin kararın yeni haftada finansal piyasalar üzerinde hiçbir majör ya da sarsıcı etkisi beklenmiyor. Uzmanlara göre bu adım piyasalarca sadece teknik bir mevzuat temizliği olarak fiyatlanacak. Geçmişte bu hesapta duran paralar zaten çoktan standart TL mevduata ya da fiziki altına döndüğü için, işlem haftasında döviz kurlarında veya gram altın fiyatlarında bu karara bağlı bir oynaklık öngörülmüyor. Kararın yeni bir döviz talebi veya altın alım dalgasını tetiklemeyeceği belirtiliyor. Yeni haftada piyasalar yine küresel gelişmeler, Merkez Bankası’nın 10 Eylül’deki faiz kararına ilişkin beklentiler, enflasyon görünümü ve küresel ons altın fiyatlarındaki dinamikleri fiyatlamayı sürdürecek.