Yüklü faiz Hazine’ye rekor nakit açığı verdirdi
Kamuda harcamaların kısılmasıyla ilk sekiz ayda elde edilen rekor tutardaki faiz dışı fazlaya rağmen, yüklü faiz ödemeleri ciddi boyutta nakit açığına yol açtı.
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre ocak-ağustos döneminde Hazine’nin nakit bazda gelirleri geçen yılın eş dönemine göre yüzde 35,7 artışla 11 trilyon 9,8 milyar, harcamaları ise yüzde 31,9 artışla 12 trilyon 418,1 milyar lira oldu. Özelleştirme ve fon geliri olarak 4,1 milyar liralık da giriş kaydedilen bu dönemde Hazine nakit dengesi 1 trilyon 404,2 milyar lira açıkla bağlandı. Nakit açığı geçen yılın aynı dönemindekinin yüzde 9,9 üstünde gerçekleşti. Bunun ilk sekiz aylık dönemler itibarıyla şu ana kadarki en yüksek nakit açığı olduğu belirlendi.
Yüksek açığın kaynağı rekor faiz ödemeleri
İlk sekiz ayda verilen yüksek nakit açığı tamamen, rekor düzeyde gerçekleşen faiz ödemelerinden kaynaklandı. Hazine’nin bu dönemdeki nakit harcamalarının 10 trilyon 503,4 liralık bölümünü oluşturan faiz dışı harcamalar önceki yıla göre artış yüzde 30 ile enflasyonun biraz altında arttı, başka bir deyişle “reel” olarak az da olsa geriledi.
Buna karşılık faiz ödemeleri yüzde 43,4’le yıllık enflasyonun çok üzerinde bir artışla 1 trilyon 914,7 milyar liraya ulaştı. Bunun da ilk sekiz aylık dönemler itibarıyla tüm yılların en yüksek faiz ödemesi olduğu belirlendi. Geçen yılın aynı dönemine göre 579,9 milyar lira daha fazla faiz ödemesi gerçekleştirildi. Ocak-ağustos dönemleri itibarıyla faiz ödemelerinin geçen yıl nakit bazda toplam giderler içindeki yüzde 16,4 olan payı, bu yıl yüzde 17,4’e çıktı.
Hazine’nin faiz dışı dengesi ocak-ağustos döneminde geçen yılın aynı dönemindekinden 473,6 milyar lira daha fazla olmak üzere 506,5 milyar lira fazla verdi. Sekiz aylık dönemler itibarıyla faiz dışı fazlanın rekor artışa rağmen, faiz ödemelerindeki artıştan düşük kalması nedeniyle Hazine’nin nakit açığı 126 milyar liradan fazla büyüdü.
İç ve dış borçlanmada stratejik makas değişimi
Hazine’nin borç karma kompozisyonu incelendiğinde, yerel piyasalar ile uluslararası piyasalar arasında keskin bir stratejik değişim yaşandığı görülüyor. İç borçlanma kullanımı geçen yıla göre yüzde 46,1 artışla 3 trilyon 852,1 milyar TL’ye ulaşsa da iç borç geri ödemeleri yüzde 273,8 gibi olağanüstü bir sıçramayla 2 trilyon 635,6 milyar TL’ye fırladı. Eski iç borç anapara ödemelerinin bu derece katlanması, Net iç borçlanmayı yüzde 37 azaltarak 1 trilyon 216,5 milyar TL’ye çekti.
Hazine’nin net iç borçlanmayı düşürmesi, yüksek yerel faiz ortamında iç piyasayı daha fazla sıkıştırmama ve faiz baskısını azaltma stratejisinden kaynaklandı. İç piyasadaki bu tıkanıklığa karşılık Hazine yüzünü dış kaynaklara döndü. Sekiz ayda 412,8 milyar liralık itfaya karşılık 470,3 milyar liralık yeni kullanım sonucu net dış borçlanma, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 73 oranında agresif bir artış göstererek 57,5 milyar TL’ye yükseldi. Bu artış, iç piyasadaki likidite sıkışıklığını dış finansman kanallarıyla dengeleme çabasını yansıtıyor.
Yıllık gerçekleşme tahmini 2,8 trilyon
Geçen yıl eylül ayında hazırlanan Orta Vadeli Program’da (OVP) 2026’nın tümünde faiz ödemeleri 2 trilyon 741,7 milyar TL olarak öngörülmüştü. Ödemeler ilk sekiz ayın sonunda 2 trilyon TL’ye yaklaşırken, yeni açıklanan 2027-2029 dönemine ait OVP’de bu yılın tümündeki faiz ödemelerinin 2 trilyon 824,9 milyar liraya ulaşacağı tahmin edildi. Bu hedefin aşılmaması için yılın geri kalan dört ayındaki faiz ödemelerinin 910 milyar TL’de kalması gerekiyor.
Bu da Hazine’nin ilk sekiz ayda ortalama 239 milyar TL olan faiz ödemesinin kalan dönemde 227 milyar TL’ye düşmesi demek. Ancak özellikle yüzde 146’ya ulaşan iç borç döndürme oranı ve yüksek faiz ortamı nedeniyle sonraki aylarda faiz yükünün azalması bir yana, kümülatif olarak artması olası. Yeni OVP projeksiyonlarına göre faiz ödemelerinin 2027’de 3 trilyon 975 milyar, 2028’de 4 trilyon 693,9 milyar ve 2029’da 5 trilyon 244,8 milyar liraya ulaşacağı öngörülüyor.
Sürat tekerine dönen borçlanma trafiği
Geçmişten devralınan ağır borç yükünün bütçeyi esir almasıyla yılın ilk sekiz ayında 1,4 trilyon lirayı aşan rekor nakit açığının neredeyse tamamı yine piyasadan yapılan yeni borçlanmalarla kapatılabildi. Hazine’nin taze kaynaklarının büyük kısmını eski borçların anapara ödemelerine yatırmak zorunda kaldığı bu tablo, kamuda harcamaları kısmanın tek başına faiz yükü karşısında çaresiz kaldığını net bir şekilde ortaya koydu.
Hazine’nin, finansman tablosuna bakıldığında, devasa nakit açığını kapatabilmek için piyasada çok yoğun bir borç trafiği yönettiği görülüyor. İlk sekiz ayda Hazine, piyasalardan toplam 4 trilyon 322,4 milyar TL tutarında taze brüt borçlanma gerçekleştirdi. Ancak bu taze kaynağın 3 trilyon 48,4 milyar TL’si, vadesi gelen eski borçların anapara ödemelerine gitti. Bunun sonucunda Hazine’nin elinde net finansman sağlayacak 1 trilyon 274 milyar TL’lik net kaynak kaldı.
Piyasadan sağlanan net borçlanma, rekor nakit açığını kapamaya tek başına yetmediği için finansmanda borçlanma dışı kurumsal kaynaklar ve likidite havuzları devreye sokuldu. Net borçlanma dışında en büyük finansal destek 85,6 milyar TL ile kasa/banka kullanımı kaleminden geldi. Kurumsal kaynaklardan bütçeye sıcak para akışı olarak TMSF’den yaklaşım 34 milyar TL aktarılırken, devirli garantili borç geri dönüşlerinden de 10,6 milyar TL tahsil edildi. Kur farklarından gelen 60,6 milyar lira ile kasa/banka bakiyesinde azalma 24,9 milyar lirada kaldı.
