22 °C
Taner BERKSOY
Taner BERKSOY EKONOMİ DÜNYASI tberksoy@pirireis.edu.tr

Sıkışma işaretleri

Güncel veriler Türkiye ekonomisinin önümüzdeki dönemde bir sıkışma noktasına takılabileceğine işaret ediyor. Yılın ikinci çeyreğine ilişkin büyüme verileri ekonomide gözlenen yavaşlamanın artarak devam ettiğini göstertiyor. Yavaşlama trendini besleyen etkenlerin başında özel kesim harcamalarında süregelen zafiyet geliyor. Özel kesim harcamaları büyümeyi belirleyen toplam talep büyüklüğünün en büyük parçaları. Bunların duraklayıp gerilemesi, talebin küçülmesi, büyümenin ivme kaybedip yavaşlaması sonucunu yaratır. 

Özel tüketim harcamaları son dönemlerde oldukça cılız bir performans sergiliyor. Özel yatırım harcamalarındaki cansızlık daha da belirgin. Özel yatırımlarda küresel kriz sürecinde gözlenen gerileme eğilimi bu yılın ikinci çeyreğinde geri dönmüş gibi görünüyor. Dahası, özel kesim yatırım harcamalarında sabit sermaye yatırımı dediğimiz, üretken kapasiteyi genişleten ve daha yüksek bir büyüme potansiyeli kazandıran yatırım harcamalarının görece daha büyük boyutta gerilediği anlaşılıyor. 

Özel tüketim ve yatırım harcamalarındaki duraklama eğiliminin arkasında iki neden var. Beklentilerin ve risk algısının bozulması bunlardan birisi. Finansal piyasalarda uzun süredir devam eden kararsızlığın ve son sıralarda hızla yükselen jeopolitik risklerin yarattığı güvensizlik ortamının risk algısını yükselttiği ve özel harcamalarda gerilemeye neden olduğu anlaşılıyor. İkinci neden ise son dönemde iktisat politikası tercihinin talep daraltıcı yönde yapılmış olmasıdır. Küresel kriz çıkışında görece yüksek düzeylere çıkan büyüme hızı cari açığı da hızla yükseltince frene basma, harcamaları (toplam talep) kısma ihtiyacı duyuldu. Bu uygulama sonucunda özel harcamalar daraldı, büyüme yavaşladı. Büyümenin yavaşlaması masum bir süreç değil. İstihdamı sınırlayıp, işsizliği büyütmek gibi sonuçlar da üretiyor. 

Enflasyon oranları son açıklanan verilerden bir başkası. Aylık ve yıllık bazda fiyatlarda bir artış eğilimi olduğunu gösteriyor bu veriler. Son aylarda enfl asyon oranları TCMB’nin hedefl erinin üstünde seyrediyor. Eylül ayı enfl asyon bulguları bu eğilimin sürdüğüne işaret ediyor. Tüketici fiyatları hemen tüm ürün gruplarında yükseliyor. Basite indirgenmiş bir analizde fiyat artışlarının arkasında iki etken olduğu söylenir. Bunlardan birisi talep tarafından gelen etkilerdir. Her hangi bir nedenle harcamalarda bir artış olduysa talep artar, fiyatlar yükselir, enfl asyon hızlanır. İkinci grup etken ise işin arz boyutuyla bağlantılıdır. 

Mal ve hizmet arzını kısıtlayan her hangi bir gelişme olursa bu fiyatların yükselmesine, enfl asyonun hızlanmasına neden olur. Bizim somut koşullarımız açısından son dönemde fiyatlarda talep çekişli bir yükselme olduğunu öngörmek zor. Bu kışın özel koşullarına bağlı olarak üretimi doğa koşullarından etkilenen ürünlerin arzında bir daralma olduğu, fiyatlardaki artışın da bundan etkilendiğini söylemek mümkün. Ancak, bu etkinin gücünün azalması gereken dönemde (eylül) fiyat artış hızının sürüyor olmasının bu argümanın geçerliliğini sınırladığı da söylenebilir. Öte yandan, enfl asyonun tüm ürün gruplarına yaygın biçimde yükseliyor olması da benzer bir düşünceyi besliyor. 

Görece yüksek tempoda hareket eden enflasyon ile ciddi ölçüde hız kesmiş olan büyüme yan yana gelince sözünü ettiğimiz sıkışmanın hangi alanda gelişeceği görülüyor. Büyümenin harcama –talep zafiyeti nedeniyle yavaşladığına işaret ettik. Büyümenin hızlanıp, istihdamın artması için toplam talebi (harcamaları) büyütecek bir genişlemeci politika kulvarına dönmek gerekiyor. Kamu maliyesi alanında yıllardır devam eden sıkı duruş o alanda böyle bir gevşeme marjının bulunabileceğine işaret ediyor. Ama zafiyetin özel alanda olduğu düşünülürse esas gevşemenin bu tür harcamaları hedeflemesi gerektiği söylenebilir. Bunun yolu da parasal gevşemeden geçiyor. 

Bu tür gevşemenin önünde önemli bir engel var. Harcama-talep artışı sonuçta enflasyonu besleyen bir gelişme. Biz de enfl asyon zaten yüksek. Enfl asyonun zaten yüksek olduğu koşullarda iktisat politikasını fiyat artışlarını kışkırtacak yöne çevirmek ateşle oynamak gibi bir şey. 

Sonuçta, bu günün koşullarında ekonominin büyüme ile enfl asyon kıskacına sıkıştığını söylemek mümkün. Enfl asyonu geriletmeyi hedefl eyen bir politika uygulaması büyümeyi daha da düşürüp, ekonomiyi resesyona götürme riski taşır. Büyümeyi hızlandırmak için kullanılabilecek bir genişlemeci politika uygulaması da zaten yüksek olan enfl asyonu daha da hızlandırma riskini gündeme getirir. Sıkışacağımız nokta budur.