26 °C
Ali Ekber YILDIRIM
Ali Ekber YILDIRIM TARIM DÜNYASINDAN aey@dunya.com

Sütte ithalatın yolu açılıyor mu?

Hükümet, kırmızı et fiyatına odaklanırken çiğ sütü adeta unuttu. Kırmızı et fiyatını düşürmeye yönelik ithalat politikası başarısız olurken, ihmal edilen çiğ süt üretiminde sorunlar çığ gibi büyüdü.

Merkez Bankası'nın 2018 Yılı ilk enflasyon raporunda çiğ süt fiyatındaki artış gıda enflasyonunun en önemli nedenlerinden birisi olarak gösterildi. Önlem olarak, çiğ sütte referans fiyatın belirlenmesi yetkisi Ulusal Süt Konseyi'nden alınarak Gıda Komitesi'ne verildi.
Alınan kararlar, uygulanan politikalar süt ithalatına zemin hazırlıyor. Yakın gelecekte "gıda enflasyonunu artırıyor, fiyatı düşürmek lazım" denilerek ithalat yapılırsa kimse şaşırmasın.

Gıda enflasyonun en önemli nedeni olarak gösterilen çiğ sütte gerçekte neler oluyor?

Üretimde ırk değişimi

Kırmızı et fiyatı artıyor diye bir yandan besilik ve kasaplık canlı hayvan ve karkas et ithal edilirken bir yandan da çiğ süt üretiminde hayvancılığında ırk değişimine gidildi.

Süt ineği olarak bilinen Holstein ırkı inekler gözden düşerken, et ve süt ırkı olan Simental gözde inek oldu. Yeni yatırım yapanlar, işletmesini yenileyenler Simental alarak üretim yapıyor.

Büyük oranda ithal edilen Simental ırkı inekler için her türlü destek sağlanıyor. Türkiye, Almanya'dan sonra Simental ırkı ineğin en çok olduğu ikinci ülke konumunda. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2010 yılında 25 bin 14 baş damızlık hayvan ithal edilirken bunun sadece 134 başı Simental ırkıydı. 2016 yılında ise Türkiye 70 bin 442 baş damızlık hayvan ithal etti. İthal edilen hayvanların 44 bin 87 başı Simental oldu. Damızlık hayvan ithalatında Simental ilk sırada.

Türkiye, bu ırk değişimi ile çiğ süt üretiminde ciddi bir düşüş yaşamadı. Fakat istenen üretim artışını da sağlayamadı.

Kırmızı et fiyatı sütü ikinci plana itti

Kırmızı et fiyatının cazip seviyelerde olması, bazı işletmelerin çiğ süt üretimi yerine kırmızı et üretimine yönelmesini sağladı. Yüksek girdi maliyetleri nedeniyle üretimi sürdürmekte zorlanan işletmeler, kırmızı et fiyatının yüksek olmasını fırsat bilerek süt ineklerini kestirdi. Bu da üretimi olumsuz etkileyen faktörlerden biri.

Devletin verdiği düşük faizli kredi ile sektör dışından çiğ süt üretimine yatırım yapan işletmelerin bir bölümü bu işi sürdüremeyince sektörden çekilmesi de üretimi olumsuz etkiliyor. Çiğ süt üretimini artıracak ve piyasada istikrarı sağlayacak kooperatif ve üretici örgütlerinin yeterince desteklenmemesi nedeniyle sektörde güçlü bir örgütlenme yapısı kurulamadı. Tire Süt Kooperatifi Başkanı Mahmut Eskiyörük, diğer kooperatif ve üretici örgütlerinin çabası ile Faruk Çelik'in bakanlığı döneminde çiğ sütünü üretici örgütlerine veren üreticiye daha yüksek prim verilmeye başlandı. Geçen aya kadar çiğ sütte litre başına 4 kuruş, örgütlü üreticiye ise litre başına 8 kuruş olan prim yarı yarıya düşürüldü. Çiğ süt primi litre başına 3 kuruş, örgütlü üreticiye ise 4 kuruş olarak ödenecek. Prim desteğinin düşmesi üretimi olumsuz etkileyecek.

Fiyatı Gıda Komitesi belirleyecek

Edindiğimiz bilgilere göre, Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba'ya Ulusal Süt Konseyi'nin Eylül'de çiğ süt referans fiyatını 1 lira 30 kuruştan 1 lira 40 kuruşa, Ocak’ta ise 1 lira 53 kuruşa yükseltilmesinden duyduğu rahatsızlığı bildirdi. Şimşek, enflasyonla mücadelenin temel hedef olduğunu ve bundan sapmamak için fiyat artışının yanlış olduğunu ifade ettiği ve bundan sonra çiğ süt fiyatının Merkez Bankası'nın koordinasyonunda çalışmalarını sürdüren Gıda Komitesi'ne verildiğini bildiriyor.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın 31 Ocak 2018 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan "Çiğ Sütün Sözleşmeli Usulde Alım Satımına İlişkin Yönetmeliği" değişikliği ile çiğ süt referans fiyatının belirlenmesi Ulusal Süt Konseyi'nden alınarak Gıda Komitesi'nin onayına bırakıldı.

Gıda Komitesi bugüne kadar kırmızı et, hububat, bakliyat, yem ve benzeri ürün gruplarında fiyatı düşürmek için hep ithalat seçeneğini tercih etti. Benzer bir uygulama sütte de ithalat kapılarını açabilir.

Kuraklık korkutuyor

Bugün kırmızı ette yaşanan krizin temelinde bundan 10 yıl önce yaşanan kuraklığın yıkıcı etkisi olduğu unutulmamalı. Çiftçinin kabusu olan kuraklık yine kapıda. 2007-2008 döneminde yaşanan kuraklık yem fiyatlarını yüzde 100 artırmış, o dönem çiğ sütün litresi 80 kuruştan 40 kuruşa düşmüş ve 1 milyon süt ineği kesilmişti. Hükümet, bu büyük krizi aşmak için ithalat kapılarını açtı. Sıfır faizli krediler, milyarlarca liralık destekler ithalata gitti. Kriz döneminde çiftçiye verilmeyen destek ve krediler yurtdışındaki çiftçilere aktarıldı.

Tam 10 yıl sonra yeni bir kuraklık krizi yaşanırsa ne çiğ süt üretimi kalır ne de hayvancılık. Türkiye, sütte de ithalatçı olur.

Özetle, bütüncül bir hayvancılık politikası olmayan Türkiye, günübirlik uygulamaların, yanlış politikaların faturasını ödüyor. Böyle giderse ödemeye devam edecek.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.