3 °C
Aydın Eroğlu
Aydın Eroğlu Analiz aydineroglu@borsaanalizci.com

Türkiye daha büyük bir krize mi gidiyor?

Bugün 10:00'da Eylül ayı sanayi üretimi verisi açıklanacak. Önceki veri % 1.7 iken, beklenti % -2 düzeyinde bulunuyor. Sanayi üretimi tahmincileri en çok yanıltan verilerden birisidir. Ama Eylül ayında düşüş beklentisi gerçekleşecektir diye düşünüyorum. Bir süre gelebilecek eksi büyümelere hazırlıklı olmalıyız. Lakin döviz kurlarındaki geri çekilme ithal girdi fiyatlarına, enflasyona ve kredi faizlerine de yansımaya başlarsa, sonraki aylarda beklentilerden daha makul düşüşlerle bu süreci atlatabiliriz.

Ama yine de çok zor bir sürecin içindeyiz. Sosyal medya paylaşımlarında bilinen bir çok yorumcu finansal ve ekonomik krize doğru yelken açtığımız uyarıları yapıyorlar. Çok derin bir krize gireceğimizi yazıyorlar. Açıkçası bu risk yok değil. TCMB'nın şu an inmiş olduğu brüt 67 Milyar Dolar civarı rezervin daha da altına inecek olursak, seçimlere yönelik oy ulufelerini dağıtmaya başlarsak, harcama kısıcı önlemler yerine, yine para saçmaya, sıkı para politikasından uzaklaşmaya başlarsak ki bazılarını yapmaya başladık, bu takdirde bunun faturasını öderiz.

Açıkçası ben de bu risklerden çekiniyorum. Ama nedense yine de 1994 ve 2001'deki gibi bir krize girecekmişiz gibi gelmiyor bana. Misal konut sektöründe çok sert talep düşmesi yaşanıyor diyoruz. Ama talepten çok daha fazla konut üretimine gittiğimizi unutuyoruz. Son 5-6 yıldır yaşanan konut talebinin, içinde oturmak isteyen insanların taleplerinden ziyade, alışık olmadığımız şekilde ciddi düşen konut kredisi faizleri ve uzun vadeler nedeniyle sürekli artan fiyatlardan kar edeyim diye düşünen yatırımcılardan geldiğini görüyoruz.

Tabii ki kredi faizleri, aynı zamanda kurlar da yükselince konut fiyatlarındaki artışlar durdu. Hatta iki yıldır fiyat düşüşleri yaşanmaya başlayınca, yatırım nedeniyle alıma yönelen talep sahipleri kayboldular. Sadece bu taleplerin kaybolması yaşanmadı. Aynı zamanda karlı satarım diyerek konut alanlar da kredi faizlerini ödeyemeyeceklerini görünce, ellerindeki konutları satmaya yöneldiler. Hal böyle olunca sektör sert şekilde durgunluğa girdi. Lakin yine de projelerdeki fiyatlara bakınca hala bana ciddi bir kriz görüntüsü vermiyor. Çünkü çok uçuk metre kare fiyatları görüyoruz. Arsa ya da daire ne olursa olsun inanılmaz değerler isteniyor. Eğer gerçek bir kriz olsa, o zaman yarı yarıya fiyat düşüşleri de yaşanması gerekirdi. Şu an bence, bir fırsatçılık var! Talep daralması nedeniyle sıkışanlar, ellerindeki projeleri mümkün olduğunca fazla değer düşürmeden devlete ya da bankalara yıkmaya çalışıyorlar. Neymiş % bilmem kaç iskonto yapılarak kamu tarafından alınacakmış. O bilmem kaç iskonto hangi fiyata göre yapılacak peki? Mağazaların indirim yapıyoruz demeden önce yükselttikleri fiyatlar gibi, uçuk proje bedelleri isteyeceksin, sonra da üzerinden % 40 indirim yapıp devlete satayım diyeceksin. Ya da devlet bu şekilde alsam mı diye düşünecek.

Neden peki? Yoksa konut sektörü batar, doğal olarak da üretici ve alıcıları fonlayan bankalar da krize girerler korkusundan. İyi de karlı alış verişlerinde bunun karlarını bize yani halka veren var mı ki, işler bozulunca fatura devlete ve dolayısı ile halka yıkılmaya çalışılıyor? Eğer gerçek bir kriz varsa, geçmiş yıl karlarına sayacaklar ve zararı göze alarak ciddi fiyat indirimleri yaparak satışlarını açmaya çalışmalılar. Bu şekilde sıkışınca yükü devlete yık olmaz. Eğer olursa, o zaman işte bir çok uyarı paylaşanların uyarıları gerçek olur ve ülke olarak çok ciddi bir finans ve arkasından ekonomik krize gireriz. O zaman da o istemediğimiz IMF misali kurumları biz kendimiz davet etmek zorunda kalırız. Yeni kur ve faiz atakları, zirveleri görürüz.
Yani demem o ki, konut sektöründeki arsa ve ev fiyatlarına bakınca, o kadar da aşırı korkuya gerek olmayabilir gibi geliyor bana. Sıkıntıları varsa, gerçek manada fiyatlarını indirsinler ve satsınlar da görelim.

Daralmanın nedenleri önemli!

Gelen talep daralması ve büyüme oranlarındaki sert düşüşler de kriz korkusu yaratıyor. Lakin şunu da gözden kaçırmamak lazım. Aniden 7.00'leri ve 8.00'leri geçen Dolar ve Euro nedeniyle üretici, tüketici, ithalatçı ve ihracatçının da ne oluyor diyerek işlemlerini durdurduklarını göz ardı etmeyelim. İthalat ve ihracatta aşırı kur artışı nedeniyle fiyatlama yapılamadı bir süre. Mal satacak yerine koyabilecek mi, yüksekten ithalat yapacak ama ya kurlar hızla düşer de yüksek fiyatla aldığı mallar elinde pahalı kalırsa korkusu ticaretin kur oynaklığı nedeniyle bıçak gibi kesilmesine neden oldu. Hatta bir ara bir çok ithalat bağımlısı sektörde satışların bile durdurulduğunu duyduk. Ama sonrasında kurlarda yaşanan hızlı geri çekilme yeniden ticaretin başlamasına imkan verdiğini düşünüyorum. Kısacası daralmanın en önemli nedeni talebin kur oynaklığı nedeniyle durmasından kaynaklanmıştı. Bu ve altındaki kurlarda yeniden talep artışları başlayacaktır. Belki arada bir kaç ay daralma yaşanabilir ama sonrasında V'ye yakın bir toparlanma başlayabilir görüşündeyim.

Tabii bir de AB, ABD ilişkilerinde pozitif gelişmelerin etkilerini de unutmayalım. Arap ülkelerinden ne bileyim, Kanal İstanbul gibi projelere 30 Milyar Dolar yap işlet devret katılımı duyabiliriz. Arka planda yapılan bazı pazarlıklar nedeniyle ABD ile pozitif rüzgarların estiğini de görmeye başlayabiliriz. PKK elebaşılarının başlarına konulan ödüller sonrasında, dün gece gündeme düşen FETÖ elebaşının iadesi ya da ABD'den sınır dışı edilmesi gibi gündemleri duyabiliriz. Yeniden yeni bir Barış Süreci başlayabilir. Kısacası her şey görüldüğü gibi ilerlemez. Türkiye bir çok yeni hikaye yaratma kapasitesine sahip bir ülkedir. Kendi kendini krize sokmakta ısrarcı olmazsa, içine düştüğümüz daralmadan kolaylıkla da çıkabiliriz. Ama ille de savuracağız, para saçacağız, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü hiçe sayacağız demeye devam edersek, o zaman tabi ki korkularına sahip olan kişilerin beklentisindeki derin krizden kaçamayız.

Diğer bir konuda da, son üç yıldır yaşadıklarımız nedeniyle, ülkeden kendi insanımızdan bile yurt dışına ciddi boyutta sermaye çıkışları yaşandı. Ama üç yıl geçmesine rağmen, görüldüğü gibi iç savaş yok, insanların bankalardaki paralarına, dövizlerine el konmadı! Gelişmiş batı ile kopma noktasına gelen ilişkiler gördüğünüz gibi yeniden düzelmeye başladı. Bunları neden böyle yazıyorum, çünkü eminim bu süre içinde bu yazdıklarım sizlerin de kulaklarına gelen korkulardan bazılarıydı. Ama bakın böyle şeyler yaşamadık. Şimdi de tersine beyin göçü için bilim adamlarına ailelerini de kapsayan fon ve yüksek maaşlar verilmesi konusunda yönetmelik çıkartıldı.

Kısacası sadece korkarak ailesini ve parasını dışarıya kaçıran kendi insanlarımızdan bile geri dönüşler başlasa, bu bile finansal rahatlamanın sürmesine, kur seviyelerinin düşüş baskısının sürmesine imkan yaratır. Dediğim gibi, 6.50'de iken yazdığım yazımda kurların 5.50 - 5.00 aralığına inmesini beklediğimi, hatta geçici olarak 5.00 TL altını bile göreceğimizi düşündüğümü, ama TCMB döviz alımı yaparak rezervlerini arttırması gerektiğini yazmıştım. TCMB bunu yaparsa, rezervlerin kurlar düşerken arttığını görmek de rahatlık sağlayacaktır.

Dünya mortgage krizi yaşarken faizsiz bol likidite dönemini hızlı bir konut gelişimi ve kentsel dönüşüm için kullanmış olmamız yanlış değildi. Yanlış olan sadece inşaat sektörü odaklı gitmeye devam etmemizden kaynaklanıyor. İnşaat sektörü ekonomi için çok önemlidir bu doğru. Ama asıl önemli olan gıda, sanayi, ilaç ve teknoloji üretmekte, istihdam arttırıcı yatırımlar yapmakta yatar. Esas olan üretimdir. Yoksa gördüğünüz gibi gereğinden fazla inşaata yüklenirseniz, günü gelir bu hata diğer tüm sektörleri de krize sokabilir.

Bence asıl sanayi üretimini ve tüm üretim yatırımlarını desteklemeliyiz. Bankaların sermayelerine destek çıkmalıyız. Ama konut sektöründe ayağını yorganına göre uzatmamış olanların ise gerekirse batmalarına göz yummalıyız. Sonuçta konutta üreten de alan da, imkanlarına göre bunu yapması gerektiğini bilmelidir. Rant peşinde koşarak risk alanların risklerle yüzleşmesini de bilmeleri, gerektiğinde batışı da yaşamaları gerekir.

Sözün özü, tabii ki yanlışlarda ısrar tüm ülkeyi derin bir krize sokar. Ama ben bu krizi yaşamayacağımız görüşündeyim. Gelişmelere bakarak, daha derin bir kriz yaşamadan düze çıkacağımız inancındayım. Umarım gereğinden fazla iyimser bakmıyorumdur. Yoksa ciddi bir yanılgı yaşamış olurum.

Hepinize bol kazançlar ve iyi bir hafta sonu diliyorum.

Dunya.com

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.