25 °C
Zuhal Gürçimen
Zuhal Gürçimen İŞ'te topuk sesleri zuhal@zuhalgurcimen.com

Ya Kötüler Kazanırsa?

Sevgili okurlar,

Dört bölümden oluşan bir yazı dizisine başlıyoruz.

‘’İş Yaşamında İyilik ve Kötülük’’ konusunu irdeleyeceğimiz yazı dizisinde sevgili Nörolog Dr.Timur Yılmaz ile her hafta, farklı bir açıdan kavramları değerlendiriyoruz.

‘’İyilik ve Kötülük’’ kavramlarını ‘iş’ özelinde derinleştirmeden önce, bu ilk yazımızda konuların genel anlamlarına bakıp yaşantımızdaki yerlerine odaklandık.

Yaşadıklarımızdan öğrendiklerimiz bizi iyi ve kötü yapar mı?

Yoksa içimizdeki potansiyel mi yaptığımız işe iyilik veya kötülük olarak yansır?

Peki bazı başarılar için acımasız olmak mı gerekir? Yoksa acımasız insanlar mı daha başarılı olur?

Bu soruların yanıtlarını arayacağımız dizide, bendeniz alışkanlıklarımızın ve davranış şekillerimizin iş hayatımıza yansımaları üzerine paylaşım yaparken, Dr. Timur Yılmaz, beyin kimyamızın aynı davranışlarımızı nasıl etkilediğinden bahsediyor sizlere.

Bir İnsan Kaynakları Profesyoneli ve Kariyer Danışmanı olarak, insanın sahip olduğu yetkinlikler üzerine çalışıyorum.

Yaratıcılık, liderlik, iletişim gibi… Elbette bu yetkinliklerimizin etkilediği davranışlarımız da bizim başarılarımızı etkiliyor. Sabırsız olmak, titiz davranmak, karşı tarafı etkin dinlemek gibi… Bir de hepsinin üzerini bir çatı gibi örten ve bunların belirleyicisi olan kişilik özelliklerimiz var. İnsanların hakkına saygı göstermek, her şeyi öncelikle iyi tarafından almak veya başkalarına güvenip güvenmemek gibi…

Yaşamla ilgili bir bakış açısı oluşturup, başımıza gelen olayların tesadüfen ‘başa’ geldiğini düşünmek veya ‘kader yolumuzu’ kendimizin çizdiğine inanmak gibi sahip olduğumuz alışkanlıklarımız var aynı zamanda.

Demek ki hepsini belirleyen, düşüncelerimizi etkileyen inançlarımız ve öğrenilmiş durumlarımız bulunuyor.

İyilik ve kötülük ise bedende dolaşan kan gibi, hepsinin içinde sebep veya sonuç olarak yer alıyor. Yetkinliklerimiz, kişilik özelliklerimiz ve davranışlarımız başarımızı etkilerken, bizi heyecanlandıracak sonuçları almamız konusunda da aynı zaman temel parametreler olarak ortaya çıkıyor.

Peki, iyi ve kötü insan olmak neyin sebebi veya sonucudur?

Bakalım Doktorumuz bu konularda neler anlatıyor?

Dr.Timur Yılmaz

İyilik -kötülük ve beyin

 İlk başta şunu belirtmekte fayda var. İyilik ve kötülük, bilim penceresinden anlatılan bir konu değildir. Ahlak sınırları içerisindedir. Hatta son derece tutarsız bir konudur. Neyin ne zaman iyi yada kötü olacağı son derece muallakta bir konudur. Önce iyiliğin ve kötülüğün bu görecilgi üzerine biraz konuşalım

İnsan öldürmek şüphesiz korkunç bir olaydır. Bir vatandaşın, sokaktan geçenleri, bir keskin nişan silahı ile vurmasına kötü demek kimseyi rahatsız etmeyecektir. Ama aynı vatandaş bu eylemi üstünde bir üniforma ve bayrak varken savaş alanında yaparsa madalya bile alabilir.

Yani ikisi de insan öldürmek olan benzer davranışlar bu durumda ahlaken zıt kutuplara düşebilirler .

Öte yandan;

Bazen de tam zıt davranışlar aynı tarafa düşebilmektedir. Mesela, çölde devesini bağlamak için kuma bir sopa saplayan birisi, başkası da devesini bağlayabilsin diye bu sopayı orada bırakması, iyi bir davranışa örnektir. Bu sopayı, kimsenin ayağı takılmasın diye oradan çekmek yine iyi bir davranışa örnektir.

Bu iki örnek, insan duygu düşünce ve davranışlarının etik bir inceleme ile iyi ve kötüye ayrılamayacağına bir delildir.

Bu durumda anlayacağınız üzere, beynimizde iyi ve kötü ile ilgili bir bölgemiz yok. Duygularımız, isteklerimiz, davranışlarımız için yerler var …. Ancak, iyi ve kötü diye sınıflandırılmamış.

Bilinçli -bilinçsiz, faydalı -zararlı, dürtüsel-kontrollü gibi sınıflamalar yapılabilir.

Demek ki, doğada ve biyolojide iyi - kötü gibi kavramlar yoktur. Bir belgeselde siz eğer aslanın belgeselini izliyorsanız, anne aslanın ceylanı yakalamasını istersiniz. Yavruları açlıktan ölmesin diye. Tam tersine ceylanın belgeselini izliyorsanız o zamanda ceylan kurtulsun istersiniz. Bu durumda iyilik ve kötülük bir bakış açısıdır hatta bir yorumlama şeklidir denebilir.

İşte beyin tam olarak burada devreye giriyor. Yorum, bakış açısı, niyet, seçim, tercih gibi konular için beynimizde bölgeler var. Bütün bu saydıklarım aslında iyi ve kötünün merkezi sayılmasada ; yapılacak bir davranışın nerede nezaman hangi amaç için yapılacağını yada yapılmaması gerektiğini yönlendiren yerlerdir.

Bu bölge PREFRONTAL korteks dediğimiz bölgedir. İnsanı insan yapan bölge. Mukayese yapma, değerlendirme, bir davranışı sergileyip sergilememekten sorumlu olan bölge. Niyetlerimizin , tercihlerimizin , kararlarımızın olduğu bölge.

Bu bölge dürtülerimizin üzerinde duran, onları durduran yada başka bir yöne kanalize eden bölgemizdir aynı zamanda. Tuvaletimiz geldiği zaman HAYIR ŞİMDİ ALTINA yapamazsın diyen bölgemiz. Yada bir suç işlenebilecek duruma gelindiğinde geride duran bölgemiz.

Yapılan birçok çalışma Prefrontal korteksimizin kanlanmasını artıran nefes egzersizlerinin yada sporların yada beslenme şekillerinin davranışlarımıza olan ALTURİSTİK (yani faydacı) etkilerini göstermiştir. Yani iyilik ve kötülüğün doğrudan beynimizde bir yeri yada doğada bir yeri olmasa bile; davranışlarımızdan sorumlu olan prefrontal korteksimiz hem neye iyi yada kötü dediğimizi belirliyor hemde hangi davranışlarımızı sergileyeceğimize yada sergilemiyeceğimize karar veriyor.

Bu anlamda özetleyecek olursak,

1-Doğada iyi ve kötü gibi kavramlar yoktur. Hayatta kalmak, çoğalmak, korunmak gibi temel dürtüler vardır.

2-İnsan, kendi kurgusuna dayanarak kimi zaman bazı şeylere iyi der, kimi zaman kötü.

3- Bu kurguyu PREFRONTAL korteksimiz ile yaparız ve neye iyi yada kötü dediğimiz buraya etki eden herşey ile değişebilir. Uykusuzluk , açlık, savunma, aşk gibi durumlar bu bölgenin yapısını değiştirerek neye iyi yada kötü dediğinizi değiştirir.

4- Beynimizde iyi ve kötü için yerler olmasa da; davranışlarımızı, duygularımızı , düşüncelerimizi etkileyen birçok faktör olabilir. Bunlardan hangilerini sergileyip sergilemiyeceğimizi yine belirleyen bölge prefrontal korteksimizdir.

Dr. Timur Yılmaz’ın da değindiği bu bilgileri, yaşamımızın içinde, çok önemli bir yer tutan iş dünyasına yerleştirdiğimizde birbirine tezat düşen durumlara açıklama getirmeye çalışıyoruz.

1-Çocuğuna karşı ilgili bir babanın astlarını fırsat vermeyen yönetici olması, sosyal sorumluluk projeleri için çalışan bir insanın iş arkadaşına mobbing yapması gibi.

2-Beynimizde yaşadıklarımız, davranışlarımızın şekillenmesine sebep olurken, yaşam biçimimiz de beynimize ne kadar iyi baktığımızı belirliyor. İnsanın iyiliği ve kötülüğü içinde bulunduğu şartlara ve fiziksel koşullarına göre de şekillenen bir durum olarak karşımıza çıkıyor.

Fiziksel olarak yaşadığımız bir sağlık problemi belkide hepsinin belirleyicisi oluyor ve bütün davranışlarımızı değiştirebiliyor.

Bugün iyilik ve kötülük konusunda yaptığımız genel değerlendirmeden sonra, önümüzdeki hafta devam edecek olan yazımızda bu son bölümdeki soru ve konulara yanıt aramaya devam edeceğiz.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap