27 °C

Dağınıklığa son!

Düzenli olmanın ekonomistlere göre bir anlamı var mıdır? Japon ev düzenleme gurusu Marie Kondo’nun dünyaca ünlü Kondo metodu davranış bilimcilerden ekonomistlere herkesi ilgilendiriyor.

Dağınıklığa son!

Geçtiğimiz sene kitabının İngilizcesinin yayınlanmasından (orijinal kitabı 2010 yılında Japonca yayınlanmıştı) birkaç ay sonra, yaşamını ev düzenlemesine adamış yazar Marie Kondo’nun kitabı işletme kitapları listesinde en çok satanlar listesine girmiş. Toplamanın Yaşam Değiştiren Büyüsü bugün Amazon’un çok satanlar listesinde ilk sırada. Kitap, yaşam alanınızı düzenlemek, toplamak ve dağınıklıktan kurtularak hayatı hafifletmenin püf noktalarını anlatmakta. Uygulamaya dönük, sizi hemen harekete geçirecek bir anlatıma sahip. Düzenlemek ve bir daha dağılmayacak bir yerleştirme sistemine geçmek kitabın ana mesajı. Peki, neden bu kitap dünya çapında bu kadar ilgi görüyor? Atlantic.com’da yayınlanan makalede neden toplama üzerine yazılmış bu kitabın geniş kitleler tarafından bu kadar ilgi gördüğünü anlatıyor.

“Amacım size çevrenizi hayatınızı değiştirecek şekilde düzenlemeyi özetlemek” diye yazıyor Kondo manifesto tadındaki kitabının ilk cümlesinde. Hedefe kilitli, Kondo hiç dolandırmadan, doğrudan okurlarını aksiyon almaya yani toplamaya, düzenlemeye ve biriktirilmiş işe yaramayan eşyalardan kurtulmaya çağırıyor. Diğer motivasyon ve kişisel gelişimlerinin vazgeçemediği birçok klişeden arınmış, hiç zaman kaybetmeden konuya giriyor. Fazlalıklardan arının diyor ve bunu derken öğretisine paralel olarak, sadece ihtiyaç duyduğu kelimeleri kullanıyor, fazlasını değil.

Kondo metodu olarak yaygınlaşan bu düzenleme uygulaması, sizi mutlu eden eşyaları hayatınızda tutmanız gerektiğini vurguluyor. Bu eşyaları belirledikten sonra da, pratiğe geçip bunları nasıl yerleştirmeli sorusuna yoğunlaşıyor. Verdiği net, adım adım talimatlarla, eşyalarınızın nasıl kolay ulaşılabilir, kullanılabilir ve zor dağılacak şekilde düzenlenmesi gerektiğini detaylandırıyor.

Çok sayıda gazeteci Kondo metodunu uygulayıp, kişisel deneyimiyle başarısına kefil. Metodun başarısına inanan Kondo fanları, sadece kendileri uygulamakla kalmıyor, 10 yaşının altında çocuklarına bu metodu nasıl öğretecekleri konusunda Kondo’dan tavsiyeler alıyorlar.

Kitabın giriş bölümünde, Kondo danışmanlık verdiği müşterilerine nasıl 1 milyonun üzerinde eşyayı atmalarına yardımcı olduğunu yazıyor. 1 milyon eşya korkunç bir rakam ancak şu da bir gerçek ki hiçbirimiz ne kadar çok eşya biriktirdiğimizin farkında değiliz. Ancak bir evden diğerine taşındığımızda, kıştan yaza geçtiğimizde veya yeni bir dolap aldığımızda yıllar içinde neler biriktirdiğimizi şaşırmış bir şekilde farkına varıyoruz. Hatta bunca eşyanın varlığını unutmuşuz, dolayısıyla bu eşyalar birden yok olsa, farkına bile varmayız. Burada Kondo’nun vurguladığı zorluk, bu eşyaları atma ve farklı bir düzende doğru yere yerleştirmenin bazı psikolojik değişiklikler gerektirdiği üzerine. Neden atmak bu kadar zor? Her şey kafamızın içinde. Kendi kendimize bir eşyayı ya bir gün işimize yararsa diye saklıyoruz, bir de işin kötüsü öyle bir saklıyoruz ki, işimize yarayacağı gün geldiğinde bulabileceğimiz şüpheli! Dağınıklıklar aslında beynimizin aynası; kafa karışıklıklarının, hataların, belirsizliklerin, kararsızlıkların…
Financial Times yazarı Tim Harford, işte bu nedenlerden Kondo’nun metodunun ekonomistlere oldukça ilginç geldiğini yazmakta. Harford’a göre, evimizdeki dağınıklıklar insanların zihinsel hatalarının ürünü.

Kondo birtakım temel davranış bilimi kavramlarına ve zihinsel önyargılarımıza değinerek neden derli toplu olamadığımızı ortaya çıkarıyor. Bazı mantıksız zihinsel alışkanlıklarımızdan dolayı, düzenli olamıyoruz. Kondo metodu ise, pratik çözümlerle bu mantıksız alışkanlıkları kırmayı başarmamız için aracı oluyor. Metodunun Kondo- mania diye adlandırabileceğimiz bir trende dönüşmesinin sebebi de, başarısından kaynaklanıyor.

Kondo, batmış maliyet yanılmacasının üzerinde duruyor. Alınmış bir eşya kullanılmadığında veya atıldığında batmış maliyet veya zarar olarak bize geri dönüyor. Özellikle yeni alıp kullanmadığınız eşyalarda bu maliyet daha da yüksek oluyor çünkü satmaya kalktığınızda daha yüksek bir değere sahip. Kondo, bu konuda net: işinize yaramayan veya kullanmadıklarınızı atın, kullanacak birine verin veya satın. Sadece size mutluluk getiren eşyaları hayatınıza alın. Fırsat maliyeti kavramına odaklanın: o objeleri elinizde tutarak dağınıklık yaratıyor, size mutluluk veren objelerden kendinizi mahrum ediyorsunuz. Fırsat maliyetini düşündüğünüzde, fazlalık eşyaları tutmaktan gelen memnuniyetin onları başkalarına vermeye oranla daha büyük olduğu yanılgısına düşmeyin. Eviniz sizin yaşadığınız alan olsun, istemediğiniz eşyaların değil.
Harford’a göre Kondo, bu metoduyla statüko biası gibi ekonomik konseptleri sorguluyor. Statüko biasına göre, birçok eşyanızı saklarsınız çünkü atmak için geçerli bir sebebiniz yoktur. Kondo bu yaklaşımı tersine çeviriyor ve “eğer ki saklamanız için geçerli bir neden yoksa, sahip olduğunuz her şeyi atın” diyor. Sakladığınız dokümanları düşünün, ne kadarı gerekli belgeler, ne kadarı e-postanızda da olan faturalar, kullanım kılavuzları vs.

Birçoğumuz gelecekte ihtiyacımız olacak şeyler için, bugünden alışveriş eder, evimizin bir köşesine koyarız. Bazen aradan yıllar geçmesine rağmen o şeye bir türlü ihtiyacımız olmaz. Sonuçta geleceğin ne getireceğini kimsenin bilmesi mümkün değildir. Bugünü düşünerek toplayın der Kondo. O pantalonun bir gün içine gireceğinizi düşünmek yanlıştır. Okuduğunuz bir kitabı tekrar tekrar okuyacağınızı düşünmekte! Böyle düşündüğünüz için elinizdeki eşyaları bir türlü veremezsiniz.

Davranış bilimiyle ilgili bir diğer önemli kavram, insanların sahip olduklarını kaybetmekten nefret etmeleridir. Bir gün ihtiyaç duyacakları bir şeyi kaybetmekten sadece nefret etmezler, aynı zamanda bu sahip oldukları şey sırf onların diye onlara daha değerliymiş gibi gelir.

Meşhur bir çalışmada, ekonomist Daniel Kahneman, Jack Knetsch ve Richard Thaler bir kahve kupasını kullanarak, insanların eşyalarına verdikleri değeri o eşyalarının piyasa değerlerinin üzerinde olduğunu kanıtlamıştır. Bu eşyalarımızla kurduğumuz duygusal bağın ürünüdür.

Bu yaklaşımdan bir adım ileri giderek, yeni eşyalar edinirken, alışveriş yaparken çok iyi düşünmemiz gerektiğini anlarız. Kısacası, yarın atmak isteyeceğiniz bir şeyi satın almayın!

Temel hatlarıyla kondo metodu

Ders 1: Odalardan değil, kategorilerden ilerleyin

Toplarken kategorilerden (kitaplar, giysiler, ayakkabılar, vs..) ilerlemek daha sağlıklıdır çünkü tüm evi odalardan bağımsız bir bütün olarak görmenizi sağlar. Oda oda topladığınızda aynı kategorilerin sürekli karşınıza çıktığını görecek, ilerlemekte zorlanacaksınız. Birikmiş eşyalarınızı düzene sokmak için en etkili yöntem, sizin için en az duygusal olan şeylerden en duygusal olan kategorilere geçmek olacaktır. Örneğin, önce giysiler, sonra kitaplar daha sonra fotoğraflar…

Ders 2: Sahip olduklarınıza saygı duyun

Kondo eşyaların hisleri olduğuna inanıyor. Atılmış, sıkışmış, eğri büğrü olmuş eşyalar bu davranışı hak ediyor mu? Biraz saygı diyor. Karman çorman bir çekmeceyi açtığınızda veya birbirine girmiş bir dolaptan aradığınız elbiseye ulaşmaya çalıştığınızda eşyaların duyguları olmasa da, pek acınası bir görüntüleri olduğunu göreceksiniz.

Ders 3: Nostalji arkadaşınızın değildir

Giysileri toplarken, önünüze çıkan fotoğraflarla dolu kutu dikkatinizi çekmesin. Hemen yaptığınız işi bırakıp saatler sürecek nostaljik bir yolculuğa çıkabilirsiniz. Buna izin vermeyin. Aile bireylerinizi düzenleme ve gereksiz eşyaları atma işleminden uzakta tutun. Emin olun atmaya karar verdiğiniz eşyaları bir bir “bunu ben kullanırım” veya “bunu atmaya ne gerek var” diye eleyeceklerdir.

Ders 4: Atmak çok iyi hissettiriyor

Giysilerden başlayın. Müzik yok, televizyon yok, gözler, eller ve zihniniz işinizde. Tüm dolabınızdaki giysileri üst üste yere boşaltın ve bir bir giysileri elden geçirin. Severek mi giyiyorsunuz? Hayır mı? En son ne zaman giydiniz? Ne zamandır giymiyor musunuz? Modası mı geçmiş? Evet mi? Atın. Atın. Atın. Saatler ve bir o kadar çöp poşetleri sonrasında kendinizi nasıl hissediyorsunuz? İyi… değil mi?

Ders 5: Asmayın, katlayın

Atılacaklara karar verdikten sonra, kalanları nasıl yerleştireceğinize sıra geldi. Kondo asmak yerine, katlayarak giysilerin daha mutlu olacağına inanıyor. Kondo’nun farklı katlama yöntemiyle, siz de giysilerinize daha kolay erişeceksiniz. Önce dikey katlayın ve bir dikdörtgen oluşturun. Sonra aşağıdan yukarıya küçük bir paket halinde birkaç kez katlayın. Tişörtten çoraba her şeyi bu şekilde katlayabilirsiniz. Bu yöntemle, çekmecelerinizdeki tişörtleri düzenli sıralar şeklinde origami stili görebilir, hiçbir şeyi görmekte ve almakta zorlanmazsınız.

www.datassist.com.tr

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.