13 °C

Diploma değil, bilgi uğruna üniversiteye gitme zamanı

Online eğitimler üniversite diploması almak isteyenler içinideal bir çözüm olmayabilir.

Diploma değil, bilgi uğruna üniversiteye gitme zamanı

degisim_yelpazesi.jpg



Daha dün gibi, öğretim denince akla kara tahta ve tebeşirin geldiği günler. Teknolojiyle beraber artık bu da değişiyor. El emeği gerektiren tahtada ders anlatmanın yerini PowerPoint sunumlar ve grafikler, ekran üzerinden projeksiyon sistemleri, video ile vaka sunumları, görseller ve elektronik kara tahtalar alıyor. Öğrencilerin not tutması da teknoloji ürünleriyle kağıtsız-kalemsiz bir şekle bürünüyor. Tablet ve dizüstü bilgisayarlarına her türlü notlarını iliştirebiliyor, hocalarının ders notlarına yine sanal ortamdan ulaşabiliyorlar. Sürekli internete bağlı olmak yeni terminolojileri direkt online sözlüklerden bakmayı da mümkün kılıyor. Üstelik bu teknolojik araçlar sayesinde ille de derse sınıfta katılma gerekliliği de ortadan kalkıyor.

Öğretimin bu yeni yüzü akademisyenlerin işini hem kolaylaştıran hem de zorlaştıran bir durum. Web bazlı sınıflarda ders vermek büyük bir kolaylık iken, sınıf içi interaksiyonu sağlamak, ödevleri kontrol etmek, geribildirim vermek ve konuların iyice kavranması için grup çalışmasını desteklemek aşılması gereken sorunlar olarak karşımıza çıkıyor. Bir diğer kolaylık, hocaların ders notlarını slidelar veya pdf dosyalar halinde internette paylaşabilmesi, ayrıca ders anlatımlarını videoya çekip öğrencilerin tekrar tekrar dinleyebilmesi için olanak sağlaması. Öğrenciler bu anlamda hocalarından artık daha fazla destek alabiliyor, ders notlarını daha detaylı bir şekilde kendi zaman ve mekan tercihleri doğrultusunda sindirebiliyor.  

Modern eğitimin imkânları öğrenciyi sınıf dışında da eğitmek ve öğrenim kalitesini arttırmak için gerekli donanıma sahip. Bugünün öğrencilerinin X ve Y nesil üyeleri olduğunu hesaba katarsanız eğitimin dönüşümü hedef kitlesine ulaşıyor. Peki ya eğitmenler, akademisyenler? Teknolojiyle barışık olanlar için bu imkânlar bir avantaj ancak teknoloji kullanımına alışık olmayan akademisyeni zor günler bekliyor.

Tipik bir online sınıf büyüklüğü 30 ila 100 arasında değişmekte. Geçtiğimiz yıllarda önde gelen Amerikan üniversitelerindeki öğretim üyeleri online eğitimi bambaşka bir boyuta taşıdılar: Üniversitelerinde verdikleri derslerin bir kısmını internet üzerinden dünyanın her yerinden yüzlerce insana ulaştırıyorlar. Bu tür derslere verilen genel isim: MOOC - Massive Open Online Courses yani Kitlelere Açık Online Kurslar.



En büyük kurs platformu; Coursera

Üniversite seviyesinde dersler verilen Coursera en büyük MOOC platformu. Stanford Üniversitesi'nde bilgisayar mühendisliği alanında ders veren Profesör Andrew Ng Coursera'nın kurucularından. Platformun geçen Nisan ayında kurulmasından Ağustos ayına kadarki sadece birkaç aylık sürede 1 milyon kişi ders almak üzere kayıt olmuş. Aralık itibarıyla 2 milyon, Şubat 2013'te ise, 2.7 milyon kişinin ders aldığı bir site haline gelmiş. Çoğu Amerika kökenli 70'e yakın üniversiteden öğretim görevlisi Coursera üzerinden 325'in üzerinde ders vermekte. Brown, Columbia ve Princeton gibi Amerika'nın en prestijli üniversitelerinin (IVY LEAGUE) akademisyenlerinin katılımıyla oluşturulan zengin bir ders içeriği dünyanın her yerinden ilgili öğrencilerin kullanımına açılıyor.
İşletme alanında 31 ders bulunmakta. Diğer bilim alanındaki derslere de katılım çok yüksek: örneğin Stanford Üniversitesi hocası Seastian Thrun'un Yapay Zeka konulu dersine 160.000 kişi katılmış. Finansa Giriş dersine katılanların sayısı ise 120.000.
Coursera bünyesinde Ingilizce, Fransızca, Italyanca, Ispanyolca ve Çince'nin olduğu 5 farklı dilde eğitim verilmekte.

Harvard, Berkeley ve MIT işbirliğiyle edX

Bir diğer MOOC programı ise, California Üniversitesi Berkeley'in MIT ve Harvard ile ortak yürüttüğü eğitim programı edX. EdX'in kapsamı daha geniş. Çok çeşitli konuda online kurslar verilmekte. Bu dersler ücretsiz olarak öğrencilerin ilgilendikleri, kendilerini geliştirmek istedikleri konularda verilmekte ve derse katılan öğrencilerin birbiriyle etkileşim halinde olmasını amaçlamakta. Bu derslerin sonunda kredi almak veya birbiriyle ilintili dersleri tamamladıktan sonra diploma almak gibi bir durum söz konusu değil. Ders sonunda öğrenci bir not ve katıldığına dair bir sertifika alıyor.

Coursera ve edX'te derslerin başlangıç ve bitiş tarihleri önceden belirlenmiş. Derslerin hangi günler yapılacağı, ödevlerin hangi günlerde teslim edilmesi gerektiği ders programıyla beraber ders kataloğunda yazılı. Çoğu ders 6 ila 10 hafta arası sürüyor. Bir diğer MOOC olan Udacity'de öğrenciler ders notlarına istedikleri gibi ulaşabiliyorlar. Derste takip edilecek tüm videolar ve notlar siteye yüklenmiş oluyor, öğrenciler kendi çalışma programlarını kendileri ayarlıyor, ödevleri bitirdikçe teslim ediyorlar.
Bu kadar çok sayıda öğrencinin katıldığı derslerde ödevlerin okunması ve değerlendirilmesi çok zaman alıyor. Tüm işyükünü dersi veren akademisyenin üzerinden almak için öğrencilerin birbirlerini belli kriterlere göre değerlendirdiği yöntemler de uygulanıyor.

Ne dersler alabilirim?

Peki milyonları bilgisayar başına kilitleyen, öğrenme isteğini körükleyen bu dersler neler? Dersler bilgisayar programlamadan matematiğe, nörobilimden finansa, gitar çalmaktan klasik müzik bestelemeye kadar birçok farklı uzmanlık alanında, farklı bilgi ve deneyim seviyelerinde öğrenci ve profesyonellere yönelik tasarlanmış. Yaratıcılık, teknoloji girişimciliği, sürdürülebilir tasarım ve ürün yönetimi Stanford Üniversitesi tarafından verilen işletme derslerine örnek. İlaçların bulunuşu ve ticarileştirilmesi, genler ve insan davranışları arasındaki bağ, sağlıklı beslenme ve yemek yapma, hayvan davranışları, hücre bilimi gibi biyoloji ve yaşamı birbiriyle birleştiren birçok ders konusu dikkat çekiyor. Kişinin mesleki gelişimine destek olan birçok pratik ders de var MOOC bünyesinde: web tasarımı, Google'ı anlayarak medyayı anlamak, içerik stratejisi yönetimi, proje yönetimi, SaaS gibi teknolojinin iş yaşamımıza egemen olmasıyla gündeme gelen popüler konular da mevcut. Bir de eğitim ve mesleki alanınız ne olursa olsun, ilginizi çekecek öğrenmek isteyeceğiniz konular var: Harvard Üniversitesi öğretim görevlileri yemek yapma sanatıyla bilimi bir derste birleştirmeyi başarmış, Harvard araştırmacıları geçtiğimiz sene kapanan dünyanın en ünlü restoranlarından El Bulli'nin aşçısı Ferran Adrian ile beraber çalışarak basit veya sofistike bir yemek yapımının kimya, fizik ve biyoloji yönünden ne anlamlara geldiğini, yemek pişirme tekniklerinin gıdalara ve insana etkilerini tartışıyor. Bu ders yemekle ilgili olan, yemek yapmayı ya da sadece yemeyi seven herkese yararlı olabilir. Bir de genel kültürü, insan yapısını ve davranışını anlamaya yardımcı olan sosyal bilimler dersleri var: Mantığa Giriş, Felsefenin Temelleri, Yunan ve Roma mitolojisi ilgi çekici konular arasında.



MOOC'leri bu kadar ilgi çekici kılan ne?

Bugün 180 milyon öğrenci 20.000 üniversitede eğitim görmekte. Yüksek okullara ilgi gün geçtikçe artıyor. 2025 yılı itibarıyla öğrenci sayısının 260 milyonu bulacaği öngörülüyor.
Üniversite eğitimi bedelleri her geçen gün artmakta. Kaliteli bir eğitim almak için özel okullara ödenen ücretler ders başına bin dolardan on bin dolara kadar uzanıyor.  Bu ücretleri ödemekte zorlananların aynı veya benzer kalitede eğitime ulaşmasını online eğitimler sağlıyor. Üstelik dünyanın sayılı üniversitesinde verilen derslere, akademisyenlerin konuyla ilgili know-how'ına ve görüşlerine evinizin ortamından herhangi bir ücret ödemeden ulaşmanın lüksünü yaşıyorsunuz.
Bu eğitimler üniversite diploması almak isteyenler için ideal bir çözüm olmayabilir. Ancak, belli konulara ilgi duyanların, hem çalışıp hem okuyanların, belli bir meslek veya uzmanlık alanı konusunda kararsız kalanların hedeflerini belirlemesi ve yeteneklerini geliştirmesi için uygun bir alternatif. MOOC'lerde sistem tamamen bireyin çalışma azmiyle yürüyor.

Sistemin en güzel yanı ekonomik eşitsizlikleri ortadan kaldırma amacı gütmesi. Bilgi isteyene ve çalışana bilgisayarı uzaklığında. Üstelik herhangi birinin değil, konunun uzmanının bilgisi. Teknolojinin en büyük yararı bilgiyi paylaşılabilir, aktarılabilir ve böylece geliştirilebilir hale getirmesi. Üniversite eğitimini karşılayacak güçte olmayan ancak öğrenmek isteyen kişilere önemli bir imkan yaratıyor teknolojik eğitim araçları.
MOOC'lere para yatıran yatırımcılar ileride bu açık eğitim sistemlerinin ticari fırsatlara döneceğine inanmakta. MOOC uluslararası medyanın dikkatini çekmiş durumda. Günden güne seçkin üniversitelerden daha fazla sayıda öğretim görevlisi ders verenler arasına katılıyor. Bu tür teknolojik e-öğrenme araçlarının kalitesinin artması genel anlamda eğitim kurumlarının, üniversitelerin kendilerini iyileştirmesine, rekabet ortamı sayesinde hedeflerini yükseltmelerine sebep olacaktır. Bilginin paylaşıldığı, öğrenmek isteyen insanlarının yollarının açıldığı global bir eğitim sistemi dünyayı daha medeni ve yaşanabilir kılacaktır.

www.datassist.com.tr

 

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap