25 °C

Hobiniz var mı?

Edindiği hobiye tutkuyla sarılanlardan mısınız, yoksa çarçabuk sıkılanlardan mı? Yeni bir hobi edinirken şunu unutmayın: İşimizle hiç ilgisi olmayan hobiler, bize ilham verir, yaratıcılığımızı geliştirir; duygusal durumumuzu yükselterek hayata daha olumlu bakmamızı sağlayabilir...

Hobiniz var mı?

AYŞE NAZMİYE UÇA

Yelken yapmak, dağcılık, resim yapmak, bir müzik aleti çalmak veya bir filmde yahut sokakta gördüğünüz ve büyük heves duyduğunuz, sizi sizden alan bir konu. Belki de sadece moda olduğu için yapmaya başladığınız şeyler.

İletişim araçlarının çokluğu ile yüzlerce hobi, ilgi alanı ile çevrilmiş durumdayız. İstesek bunlardan birçoğunu yapabiliriz. Hatta dünyanın en büyük üniversitelerinin açtığı online kurslara katılarak, çok değil, bundan bir 15 yıl önce hayal olan bir çok şeyi öğrenme, yapma, yapma yeteneğini elde etme olanağımız var. Seçenekler o kadar çok ki bunların hangi birini yapabileceğimizi düşünmek bile zaman alan bir konu.

Hobi olayına karşı insanlar çeşitli düzeylerde yaklaşıyor: 

- Hobileri sadece “yapmayı istemek” olanlar: Sadece yapmayı isteme düzeyinde kalarak normak hayatını sürdürenler vardır. Bu kişiler gençliklerinde bunu yapmak istediklerini söyleyerek, yaşlılıklarında da sadece aynı konuya geçmiş zaman eki koyarak “Ben piyano öğrenmeyi çok istemiştim”, “İtalyanca konuşmayı çok istemiştim” diyerek hayatlarını sonlandırırlar. Genel yapı itibarıyla, hayatlarında arkalarına saklanacakları bir duvar inşa etmeyi sever böyle insanlar. Sanki o “yapmayı istediği” şeyi yapmış olsaydı hayatı çok değişecekti gibi bir psikoloji içine girmişlerdir.

- Çok çabuk sıkılanlar: Hobi alanı olarak seçtiğimiz bir konuya balıklama dalıp, bununla ilgili alet edevatı, kitapları alıp çok kısa bir süre sonra kenara atanlar vardır. Bunu bilhassa, altı ayda bir iş değiştirmesiyle ünlenmiş Z Kuşağı üzerinde gözlemleyebiliyoruz. Arayış içindeler. Kendilerini bir alanda kanıtlamak istiyorlar, ama hangi alanda? Bu konuda da kararsızlar. Bir şeyleri başararak kendilerini sosyal çevreye kanıtlama peşindeler…

- Hobiyi hastalık hâline getirenler: Bir de hobiyi ciddiye alıp artık hobi olmaktan çıkaranlar vardır. Oysa ki “tutku” ile “saplantı” arasında çok ince bir çizgi vardır. Tutku nerede başlar, saplantı nerede biter; bunun sınırlarını bazen insan çizemeyebilir. Ancak eğer uçak maketi hobiniz varsa ve eğer kendinizi orijinal ebatlarında bir Boeing maketi için evinizde yer olmadığı için üzülürken bulmuşsanız, artık saplantı içinde olduğunuzu düşünebilirsiniz.

Heves mi? Tutku mu?

Genellikle kendimize bir hedef seçtiğimiz zaman büyük bir heves ile başlanır, bu dağcılık ise dağcılık malzemeleri alınır, bununla ilgili gruplara kurslara yazılınır. Fakat bir süre sonra bu işin zor olduğunu düşündüğümüz bir nokta gelir. Yeni bir mesleği, yeni bir ilgi alanı öğrenmek göründüğü kadar kolay olmayabilir.

Bir hobiye heves etmek ile onu tutkulu bir şekilde sevmek arasında fark var. Heves duyduğumuz bir konu ilgimizi çeker, yapmak için içine çekiliriz. Birkaç yıl önce çevremdeki birçok kişi gibi yelken öğrenmeye heves ettim. Kursa yazıldım, sadece iki kez gittikten sonra bu konuya uzun zamanlar harcayacak kadar sevmediğimi anladım. “Seni seviyorum, sana hayranım, cumartesi yağmurlu olmazsa buluşalım” şeklinde bir sevgiymiş ki kısa sürede vazgeçtim. Oysa tutku ile bağlanmak başka bir şey; onun için vakit harcamaya değerli bulmak, zaman yaratmak, yaratılan zamanları kayıp olarak görmememek bambaşka bir şey. Tutku ile bağlandığınız bir hobiniz varsa zaten zamanı ve mekânı unuttuğunuz anlar yaşarsınız. Bu noktada bir ikilem daha başlar: Artık hobiden çıkıp profesyonel bir uğraşa mı dönüşecek tutkunu olduğunuz şey; yoksa belli bir seviyeden sonra yerinde saymaya mı devam edecek? Ne kadar yüksek bir seviyeye erişirse erişsin, hobideki o amatör ruhu koruyabilmek çok önemli! Fakat siz yine de, o Boeing maketi için depo kiralamayı pek düşünmeyin…

Şirketler 'yaratıcı hobi'leri destekleyebilir mi? 

Yaptığımız işi gözü kapalı yapmaya başladığımızda ya da çok uzun yıllar yaptığımızda heyecanımız söner. Hobiler bizim yaratıcılık tutkumuzu ateşleyebilir. Steve Jobs’un noktaları birleştirmekle ilgili çok meşhur sunumunu bilirsiniz. Pahalı bir koleje giden Jobs, bir süre sonra bu okulun onun ihtiyaçlarını karşılamadığını ve ailesinin birikimini boşa harcadığını fark eder. Okulu bırakmaya karar verir, böylece almak zorunda olduğu zorunlu derslere değil de seçmeli derslere yönelebilecektir. O da, kaligrafi dersi alır. Böylece, Mac’in o meşhur tipografisinin temelleri atılır. Bu temelden birkaç yıl sonra Steve Jobs, Apple’ı kurduğunda 20 yaşındadır. Sanatın çeşitli dalları ile uğraşanlar bilmedikleri konuları öğrenmek için farklı hobilere yönlenebilirler. Romancılığı ile meşhur birisi, sinemaya merak salabilir. Birbirinden çok zıt disiplinler gibi görünseler de, belki sadece noktaların birleştirilmesi gerekir. Şirkete alınan yeni cevherler (resim ile ilgilenen, konservatuvar ile ilgilenen, fotoğraf veya tiyatro gibi konulara ilgisi olanlar) diğer kişilerdeki cevherlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Personeli sadece kendi işinde bırakmak, uzun süreçte motivasyonunu tek bir damardan besliyor. Motivasyon noktalarını arttıran bir detay da, dış etkenlerin arttırılmasında gizlidir. İşimizle hiç ilgisi olmayan hobiler, bize ilham verir, yaratıcılığımızı geliştirir; en azından duygusal durumuzu yükselterek hayata daha olumlu bakmamızı sağlayabilir.

• Sosyal sorumluluk projesi yürütmek
• Resim çizmek
• Dikiş dikmek
• Bir tiyatro kursuna gitmek ve hatta bir temsilde yer almak
• Bir grup eşliğinde sergileri gezmek ve sergi çıkışında bu konuda sohbet etmek
• Blog yazmak
• Kitap yazmak
• Uzmanı olduğumuz bir konuda öğretmenlik yapmak... Sizinki ne?

Emekliliği beklemek şart değil

Yazıyı yazarken vapurdaki arkadaşıma hobisi olup olmadığını sordum. “Hobim yok, ama olacak” dedi 50’li yaşlardaki bey. Ben onun bu kararlılığına şaşırmışken, ekledi: “Emekli olunca olacak” dedi, “emekli olduktan sonra yapmak istediklerim var.” Bir hobimiz ya da istediğimiz şeyleri yapmak için emekli olmayı beklemek çok mantıklı olmayabilir oysa. Emekli olduktan sonra, “Ben gençliğimde yapmak istemiştim ama şimdi çok geç oldu artık” diyebiliriz büyük olasıkla. Hiç hobi edinmemiş olmak, en hobi savruğu insandan daha kötü durumda olmaktır. Yaşadığı hayatı değiştirebileceğine veya o hayata yeni bir şeyler katabileceğine asla inanmaz. İş hayatında verimli olmaz, evde mutlu olmaz, sosyal çevresine bir şeyler katmaz… Yaşam enerjinizi de çalar! Eğer hiç hobi edinemiyorsanız, bari bu tarz insanlardan uzak durmayı hobi edinin…

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız. Daha önce üye olmadıysanız lütfen üye olunuz.
Giriş Yap Üye Ol!

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.