İşveren, istihdam korumada "savaş ayarı” bekliyor
Emek yoğun 5 sektörde istihdamın korunması amacıyla hayata geçirilen çalışan başına 3 bin 550 TL’lik destek programında “savaş ayarı” talep ediliyor. TGSD, teknik hesaplama hataları ve mücbir sebepler nedeniyle desteğin “ulaşılamaz” hale geldiğini belirterek, uygulama kuralına yüzde 3’lük bir esneklik eşiği eklenmesi için KOSGEB Başkanlığı’na bir mektup sundu.
Nurdoğan A. ERGÜN
Üretimde yaşanan darboğazın üstüne bir de Orta Doğu’daki tırmanan gerilim nedeniyle pazar kaybeden hazır giyim sektörü, istihdamı korumak için KOSGEB desteğinde “savaş esnekliği” istiyor. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Toygar Narbay, “Dışsal şoklar varken, teknik kurallar esnetilmeli. Yüzde 3 tolerans hayati önemde” dedi.Aslında istihdam koruma destek programına başvurular 30 Nisan tarihinde sona erdi.
Ancak Toygar Narbay’a göre, başvursa dahi çoğu işletme primde 30 gün kriterini tutturamayacağı için bu desteklerden yararlanamayacak. İhracat pazarında yaşanan kayıpların işletmelerin kontrolü dışında geliştiğini o nedenle pakete “savaş” ayarı yapılabileceğini söyleyen Narbay, KOSGEB tarafından hayata geçirilen çalışan başına 3 bin 550 TL’lik istihdam desteğinin, teknik bir hesaplama hatası nedeniyle “ulaşılamaz” bir teşvike dönüşme riski taşıdığına işaret etti. Başvuruları 30 Nisan itibarıyla sona eren destek paketinde, işletmelerin 2026 yılı boyunca desteği alabilmesi için devamsızlıktan arındırılmış net 30 günlük prim gününü yakalaması bekleniyor.
Bu nedenle de teknik hesaplamalardan ve doğal devamsızlıklardan kaynaklanan farkın tolare edilmesi için uygulama kuralına yüzde 3’lük bir esneklik eşiği eklenmesi talep ediliyor. Bu talebi, bir mektupla KOSGEB başkanlığına sunan TGSD, Bakanlık düzeyinde de girişimlerde bulunacak. Destek ödemelerinde ise resmi bir takvim bulunmazken, takvimin mayıs ayı içerisinde netleşmesi bekleniyor.
“Yüzde 3 sistemi gevşetmez, sahaya uyarlar”
İhracat pazarlarında yaşanan kayıpların işletmelerin kontrolü dışında geliştiğini belirten Narbay, bu durumun bir “force majör” (mücbir sebep) olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Narbay, “Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu’daki istikrarsızlık, Arap coğrafyasına olan ihracatımızı daraltırken, İsrail ile ticaretin haklı nedenlerle durdurulması da sektörü etkiledi.
Bu dışsal şoklar yaşanırken, istihdam desteği için konulan ‘sıfır hata’ kuralı gerçekçi değil. Savaşın etkilerini göğüsleyen firmalara sahadaki gerçeklere uygun bir esneklik sağlanmalı” diye konuştu.
Takvim yapısı ve mavi yaka çalışma düzeni nedeniyle oluşan yüzde 1,9’luk doğal sapmanın üzerine savaş ve kriz etkileri de eklendiğinde, desteğe erişimin imkansızlaştığını söyleyen Narbay, “Başvurular 30 Nisan’da bitti ancak birçok firmamız, sırf bu matematiksel kurgu ve dışsal etkiler yüzünden destekten fiilen yararlanamayacak. Talebimiz olan yüzde 3 tolerans, sistemi gevşetmek değil, savaşın ve takvimin yarattığı teknik mağduriyeti gidermek, sahadaki gerçeklere uyarlamak olur” ifadelerini kullandı.
Mavi yakada takvim etkisi yaşanıyor
Beyaz yaka ve mavi yaka arasındaki ücretlendirme farkının destek kriterlerinde göz ardı edildiğini söyleyen Narbay, “Beyaz yakalıda devamsızlık prim gününü doğrudan etkilemezken, saat ücretli çalışan mavi yakalıda bir günlük devamsızlık doğrudan prim kaybı demek. Bu, destek hedeflerinin belirlenmesinde kritik sonuç doğuruyor.
30 gün çeken aylarda bir gün devamsızlık yapan bir çalışan, 29 gün prim üretiyor. 31 gün çeken aylarda ise aynı çalışan, bir günlük devamsızlığa rağmen aylık prim tavan gün sayısı olan 30 gün prim üretebiliyor. Şubat ayı 28 gün çektiğinde ise devamsızlık yoksa, sistem 30 gün prim kabul ederken, bir günlük devamsızlıkta çalışan 27 gün prim üretiyor. Bu teknik fark, işletmelerin performansını değil, takvimi cezalandırmak anlamına geliyor” dedi.
Program’ın 2025 yılı Kasım-Aralık aylarının net prim gününü kabul ederek 2026 yılı için bir hedef koyduğunu dile getiren Narbay, “İşletmeler ancak devamsızlıktan arınmış net 30 günü yakalarsa desteği alabilecek. Bu durumda işletmenin gerçek hayat içindeki doğal devamsızlıkları hesap dışında bırakılmış olacak. Oysa aynı çalışan yıl boyunca her ay yalnızca bir gün devamsızlık yapsa bile, yıllık toplamda hedefin altında kalabiliyor” açıklamasını yaptı.
“Devamsızlık sektörün doğal yapısında var”
Emek yoğun sektörlerde devamsızlığın teorik değil, fiili bir olgu olduğuna işaret eden Narbay, özellikle kadın istihdamının yoğun olduğu hazır giyimde devamsızlık oranlarının yüzde 5 seviyelerinde seyrettiğini hatırlattı. Narbay, desteğin kapsayıcı olması için “Mesele yalnızca bir teşvik parametresi değil, emek yoğun sektörlerde istihdamın korunması, büyük işletmelerin dayanıklılığının sürdürülmesi ve sektörel ekosistemin ayakta kalması meselesi. Bu nedenle KOSGEB desteğinde yüzde 3’lük makul tolerans tanınması, destek mekanizmasının amacına daha güçlü hizmet edecek bir düzenleme olacaktır” yorumunu yaptı.
“Hedef, işletme ölçeklerini büyütmek olmalı”
İstihdam koruma destek programında son yapılan düzenleme ile büyük işletmeler de destek kapsamına alındı. Bu piyasada “olumlu” karşılansa da desteklerin ölçek büyütecek nitelikle olması isteniyor. TGSD Başkanı Toygar Narbay, konuyu şöyle özetledi: “Büyük ölçekli işletmelerin sektördeki rolü stratejik.
Sayıca sınırlı olmalarına rağmen, yüksek istihdam kapasitesi, tasarım, pazarlama, markalaşma ve yabancı alıcıları Türkiye’ye çekme güçleri sayesinde yalnızca kendi faaliyetlerini değil, tüm tedarik ekosistemini ayakta tutuyorlar. Büyük işletmelerin dayanıklılığındaki zayıflama, orta ve küçük ölçekli firmalara da zaman içinde doğrudan yansır. Bu nedenle destek politikalarının yalnızca mevcut sıkışmayı hafifletmesi değil, aynı zamanda işletme ölçeklerini büyütmeyi teşvik eden bir perspektifle kurgulanması gerekiyor.”