Süper yatta rekor küçük boyda iflas

ABD'den gelen talebin de etkisiyle Türkiye süper yat ihracatında dünyada ikinci sıraya yerleşti. Buna karşın iç pazarda KDV ve ÖTV yükü, kur baskısı ve bağlama yeri yetersizliği küçük tekne üreticilerini çıkmaza sürükledi. YATED Başkanı Murat Bekiroğlu, yerli üreticinin desteklenmesini istedi.

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
Süper yatta rekor küçük boyda iflas

Recep ERÇİN

Türkiye yat ve tekne en­düstrisi, ihracat odak­lı süper yat üretiminde küresel ölçekte yükselişini sür­dürürken, iç pazara çalışan kü­çük ve orta ölçekli üreticiler ağır bir daralma yaşıyor. 24 metre ve üzerindeki süper yat üretimin­de dünyada ikinci sıraya yükse­len sektör, 141 projeyle üretim hattındaki gücünü ortaya koyu­yor.

Ancak 5-15 metre aralığın­daki tekneleri üreten yerli firma­lar, yeniden uygulamaya alınan vergi yükü, döviz kurunun bas­kılanması ve daralan iç talep ne­deniyle ayakta kalmakta zorla­nıyor. Yat ve Tekne Endüstrisi Derneği (YATED) Yönetim Ku­rulu Başkanı Murat Bekiroğlu, 17 Ekim'de başlayacak Boat Show öncesi düzenlediği basın toplan­tısında, Türkiye'nin yüksek kat­ma değerli yat üretimindeki ba­şarısının küçük tekne imalatçı­larına da yayılması gerektiğini belirterek, yerli üreticinin des­teklenmesi çağrısı yaptı.

Türkiye'nin yat üretiminde son 15 yılda önemli mesafe ka­tettiğini belirten Bekiroğlu, 24 metre ve üzerindeki süper yat segmentinde İtalya'nın ardın­dan ikinci sıraya yükseldikle­rini söyledi. Türkiye'nin birkaç yıl önce üçüncü sırada bulun­duğunu ve Hollanda'yı geride bıraktığını kaydeden Bekiroğ­lu, İtalya'nın 562 projeyle ilk sı­rada yer aldığını dile getirdi.

Vergi önce bayraklar kırmızı beyaza dönmüştü

Süper yat üretiminin büyük öl­çüde ihracata yönelik çalıştığını ve Türkiye'ye önemli döviz girdi­si sağladığını anlatan Bekiroğlu, özellikle Avrupa ve ABD'nin sek­törün ana pazarları arasında bu­lunduğunu kaydetti.

Büyük yat üreticilerinin uluslararası pa­zarlara çalışması sayesinde kur kaynaklı baskıyı bir ölçüde yö­netebildiğini belirten Bekiroğlu, aynı koşulların iç pazara bağımlı üreticiler için geçerli olmadığını kaydetti. Son yıllarda Türkiye'de 5-15 metre uzunluğunda tekne üreten çok sayıda küçük ve orta ölçekli üreticisinin ortaya çık­tığını aktaran Bekiroğlu, bu fir­maların ağırlıklı olarak yerli ta­lebe göre yatırım yaptığını ifade etti. Ancak iç pazarın daralma­sıyla birlikte üreticilerin ciddi bir darboğaza girdiğini belirten Bekiroğlu, bazı firmaların iflas noktasına geldiğine dikkat çekti.

İç pazardaki daralmanın temel nedenleri arasında vergi yükü ve döviz kurundaki gelişmelerin öne çıktığını kaydeden Bekiroğ­lu, geçmişte sektörün girişimle­riyle tekne alımındaki ÖTV'nin sıfırlanması ve KDV'nin yüz­de 1'e indirilmesinin talebi des­teklediğini söyledi. Bu dönem­de yaklaşık 7 bin 500 teknenin Türk bayrağına geçtiğini hatırla­tan Bekiroğlu, vergi düzenleme­lerinin hem tekne alımını hem de denizcilik sektöründeki tica­ri hareketliliği etkilediğini dile getirdi.

Geçen yıl vergi yükünün yeniden artırılmasının yerli üre­ticiyi zorladığını ifade eden Be­kiroğlu, KDV ve ÖTV'nin birlikte uygulanmasının tekne fiyatları­nı yukarı çektiğini belirtti. Vergi yükünün fiyatlara yansımasının talebi baskıladığını vurgulayan Bekiroğlu, kurun baskılanması nedeniyle yerli üreticinin ulusla­rarası rekabet gücünün de zayıf­ladığını söyledi.

Vergi geliri artışı yerine kayıp riski

Vergi uygulamalarının yeni­den değerlendirilmesi gerekti­ğini savunan Bekiroğlu, yüksek vergi yükünün tüketiciyi ve üre­ticiyi zorlamasının yanı sıra ka­mu gelirleri açısından da olum­suz sonuçlar doğurabileceğine işaret etti. Tekne alımında Türk bayrağına geçişi teşvik eden ön­ceki düzenlemelerin sektör­de hareketlilik yarattığını belir­ten Bekiroğlu, mevcut koşullar­da tekne alımının zorlaşmasının kayıtlı ekonomik faaliyetleri de olumsuz etkileyebileceğini ifa­de etti.

Bekiroğlu, küçük tekne üreticilerinin desteklenmesi­nin yalnızca imalatçı firmaların ayakta kalması açısından değil, sektörün ihracat kapasitesinin geliştirilmesi bakımından da önemli olduğunu söyledi. İç pa­zarda güç kazanan firmaların za­manla yurt dışına açılabileceğini kaydeden Bekiroğlu, Türkiye'nin yalnızca büyük yat üretiminde değil, farklı tekne segmentlerin­de de küresel rekabet gücünü ar­tırması gerektiğini vurguladı.

135 bin tekneye 26 bin bağlama yeri

Sektörün önündeki bir diğer önemli sorun ise marina ve bağ­lama kapasitesindeki yetersiz­lik. Türkiye'de irili ufaklı yakla­şık 135 bin tekne bulunduğunu, buna karşılık bağlama kapasite­sinin yaklaşık 26 bin seviyesin­de kaldığını belirten Bekiroğlu, altyapı eksikliğinin tekne sahip­leri için maliyetleri artırdığını söyledi.

Yeni marina yatırımla­rının yanı sıra mevcut balıkçı ba­rınaklarının uygun bölümlerinin değerlendirilmesini ve kuru bağ­lama alanlarının yaygınlaştırıl­masını öneren Bekiroğlu, koope­ratiflerle iş birliği yapılarak kü­çük tekneler için daha erişilebilir bağlama imkânları oluşturulabi­leceğini ifade etti.

Marina yatırımlarının böl­gesel kalkınma ve çevre temiz­liği açısından da önem taşıdığı­na dikkat çeken Bekiroğlu, yeni kapasite planlamasında Ege ve Akdeniz kıyılarının öncelikli de­ğerlendirilmesi gerektiğini sa­vundu. Özellikle İzmir'den Kaş'a uzanan kıyı şeridindeki ihtiyacın dikkate alınması gerektiğini be­lirten Bekiroğlu, uygun alanlarda yapılacak yatırımların denizcilik faaliyetlerini daha düzenli hale getirebileceğini kaydetti.

Paslanmaza ek vergi tekne üretimini de etkiledi

Yatçılığın yalnızca tekne üretiminden ibaret olmadığını vurgulayan Bekiroğlu, bir yatın üretildikten sonra 20- 30 yıl boyunca ekonominin farklı alanlarına katkı sağladığını belirtti. Marina işletmeciliğinden bakım-onarıma, akaryakıttan sigortaya, kumanyadan konaklamaya kadar uzanan geniş bir hizmet ağının yatçılıkla birlikte büyüdüğünü ifade eden Bekiroğlu, Türkiye'nin refit ve yat turizmi alanlarında da önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.

Sektörde yerlilik oranının her geçen yıl arttığını belirten Bekiroğlu, polyester, paslanmaz ekipman ve su yapıcı gibi ürünlerde yerli üretimin geliştiğine dikkat çekti. Bununla birlikte paslanmaz çelik ürünlere yönelik ek vergilerin maliyetleri etkilediğini belirten Bekiroğlu, rekabet gücünün korunması için girdi maliyetlerinin de dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

Bosphorus Boat Show 17 Ekim'de başlıyor

Sektörün üretimden ihracata, yan sanayiden marina işletmeciliğine uzanan geniş ekosistemi, 17-25 Ekim 2026 tarihlerinde Ataköy Marina'da düzenlenecek Bosphorus Boat Show'da buluşacak. YATED tarafından organize edilen fuarda 120 firma, yaklaşık 200 tekne ve 500'ün üzerinde markanın yer alması planlanıyor. Bekiroğlu, fuarın yalnızca ürünlerin sergilendiği bir organizasyon değil, yerli üreticilerin desteklendiği ve sektörün tüm paydaşlarının bir araya geldiği bir buluşma merkezi olmasını hedeflediklerini belirtti.

Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL