Un sektörü atıl kapasiteyi harekete geçirecek

TUSAF Başkanı Haluk Tezcan, buğday üretim miktarının artış göstermesi ve un ihracatında yeni pazarların oluşmasıyla atıl durumda bulunan 15 milyon tonluk kapasitenin harekete geçeceğini söyledi. Türkiye, yıllık 30 milyon ton un üretim kapasitesinin yüzde 50’sini kullanıyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Mehmet Hanifi GÜLEL

Toplam 30 milyon tonluk üretim kapasitesiyle dünyada ilk sıralarda yer alan Türkiye un sanayi, ancak kapasitenin sadece yüzde 50’sini kullanıyor. Sektör, yeni dönemde buğday üretim miktarının artış göstermesi ve ihracatta yeni pazarların oluşmasıyla atıl kapasiteyi doldurmayı hedefliyor.

2023’ü 3 milyon 600 bin tonun üzerinde ihracatla kapatan sektör, global un ihracatın da yüzde 30’unu tek başına yaptı. Türkiye un sektörünün 9 yıldır dünya un ihracatı liderliğini sürdürdüğünü belirten Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Tezcan, “Ülkemizde son 10 yılda buğday ekim alanlarında daralmalar yaşanmıştı.

Ancak son yıllarda üretim alanlarında verimin artması ile buğdayın stratejik ürün olarak belirlenmesi ve desteklerin artırılmasıyla üretim ciddi bir ivme kazandırıldı. 2021 sezonunda yaşanan kuraklık sebebiyle 17 milyon tona düşen buğday üretim miktarımız, son 2 yıldır verilen desteklemeler ve geçen sezon yaşanan yağışlar ile son 6 yılın en yüksek üretim rakamı olan 22 milyon tona ulaştı” dedi.

Şu ana kadar yağışlarda sorun yok

Üretimde özellikle mısır ve arpadan buğdaya daha fazla yöneliş olduğunu dile getiren Tezcan, “2023 yılının Mart ayına kadar son 60 yılın en kurak dönemini geçirdik. Ancak nisan ayında gelen yağışlarla rekolte beklentilerimiz arttı ve 22 milyon ton rakamına ulaştık.

2024 sezonunda da bu üretim artış eğiliminin devam edeceğini bekliyoruz. Ancak iklim değişikliği ile gelen ciddi bir kuraklık sorunu var. Kuraklık ve aşırı sıcaklar artık tarım ve gıdada en önemli risklerin başında geliyor. Bu risklerle tüm dünya gibi biz de mücadele ediyoruz. 2023/24 ekim sezonunu tamamlayan üreticilerimiz, şu an için yağışlardan memnun. Bizler de heyecanla yeni hasat sezonunu bekliyoruz” diye konuştu.

Türkiye’nin dünya un ihracatının yaklaşık yüzde 30’unu gerçekleştirdiğine dikkat çeken Tezcan, sektörün ihracatta talebi arttırmakta zorlandığını ifade etti. İhracatta bir önceki yılın aynı dönemine göre son çeyrekte değer bazında yüzde 20’nin üzerinde bir artış yaşandığını bildiren Tezcan, “Son 5 yıldır aşağı eğilimde devam eden ihracatımız, 22/23 sezonun da tekrar 3 milyon tonun üzerine çıkmış durumda ve 23/24 sezonunda 4 milyon bandını zorlamasını bekliyoruz.

En büyük ihracat pazarımız uzun yıllardır açık ara Irak. 2022 ve 2023 sezonu karşılaştırıldığında, Sudan ve Sri Lanka gibi pazarlarda da ciddi artış yaşanıyor. 2024 sezonunda sektör olarak yeni pazarlara yol alacağız” ifadelerini kullandı. Sektörün temel sorunlarının atıl kapasite yanında finansmana ulaşım, kaliteli hammadde bulamama ve kalifiye personel olduğunu anlatan Tezcan, tarımda planlı üretim modelinin küçük üreticileri cesaretlendirilip üretimin yanı sıra verimliliği de artıracağını kaydetti.

Tezcan, “Böylece kalitenin öne çıkarılmasıyla hem üreticileri hem de gezegeni gözeten sürdürülebilir bir tarım modeli oluşturulması yolumuzu aydınlatacak ve kendi buğdayımızla ihracat şampiyonu olmamızın önünü açacak. Kalifiye personel sorunumuzu özel sektör, kamu ve STK iş birlikleriyle yeni oluşum ve destekler ile aşabileceğimize inanıyorum” yorumunu yaptı.

Değirmen teknolojisindeki gelişim ihracata yaradı

Sektörün teknolojik gelişmeleri yakından takip etmesinin Türkiye’nin dünya un ihracatında zirvede olmasını sağladığını vurgulayan Haluk Tezcan, Türkiye değirmen sanayisinin değişen ve gelişen teknolojiyi çok iyi takip ettiğini belirtti. Diğer yandan da yeşil mutabakat kapsamında önümüzdeki sezonlarda kaliteyi koruyup verimi yükseltmeye ve karbon ayak izini sıfırlamaya yönelik çalışmalara hız kazandırdıklarını anlatan Tezcan, “Bu dönüşümle katma değerli ürünlerin üretimi ve çeşitliliği gittikçe artıyor.

Türkiye un sanayisi olarak yapmış olduğumuz çalışmalar sayesinde her ülkeye ve talebe göre reçete bazlı ürün üreterek ihracatımızı gerçekleştiriyor, her ülkenin damak tadına göre katma değeri yüksek ürün hazırlayarak, Türk ununu dünya sofralarına sunuyoruz. Sektör olarak dünya pazarındaki liderliğimizi sürdürüyoruz” dedi.