Vize duvarı Türkiye-AB ticaretini kilitliyor
Uluslararası karayolu taşımacılığında vize krizi derinleşiyor. Randevu çilesi ve yüksek ret oranlarına Schengen kalış süresi problemi eklendi. Krizin sadece Türkiye’ye değil Avrupa sanayisine de doğrudan zarar verdiğini vurgulayan sektör temsilcileri, şoförlere ayrı mesleki statü ve esneklik talep ediyor.
Aysel YÜCEL
Uluslararası karayolu taşımacılığında profesyonel sürücü vizelerinde yaşanan kriz her geçen gün daha da derinleşiyor. Yıllardır süregelen randevu alma çilesi ve yüksek ret oranlarına son dönemde Schengen bölgesindeki kalış süresi engelleri de eklenince, sorun Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki dış ticareti doğrudan sekteye uğratan karşılıklı bir krize dönüştü.
Sürücü hareketliliğinin kısıtlanması yalnızca Türk ihracatçısını değil; Türkiye’de yerleşik binlerce Avrupalı sermayeli şirketi ve ham madde bekleyen Avrupa fabrikalarını da doğrudan etkiliyor. Sektör temsilcileri, Avrupa pazarında kalıcı kayıplar yaşanmadan önce krizin çözülmesi için acil adım atılması gerektiğini belirtiyor.
Araçlar bekliyor, maliyetler artıyor
Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Başkanı Şerafettin Aras, vize sorununun artık sadece sürücünün seyahat edememesi meselesi olmadığını, doğrudan taşıma kapasitesini ve teslimat güvenilirliğini sarsan yapısal bir krize evrildiğini söyledi. Vizesi zamanında çıkmayan ya da gün kısıtlamasına takılan sürücünün yerine yenisini bulmanın her zaman mümkün olmadığını belirten Aras, araçların atıl beklediğini, yüklemelerin ertelendiğini ve ihracatçının çok daha yüksek maliyetli alternatiflere yönelmek zorunda kaldığını kaydetti.
Vize krizinin teslimat sürelerini uzattığını ve taşımacılık maliyetlerini artırdığını ifade eden Aras, gecikmelerin ülkeye, yükün niteliğine ve filonun sürücü hacmine göre değiştiğini söyledi. Sahadaki görünümün son derece kritik olduğunu vurgulayan Aras, “Araçlar bekliyor, planlanan yüklemeler kaçırılıyor, teslimat süreleri uzuyor ve maliyetler tırmanıyor” dedi.
Avrupalı taşımacıların bu tür engellerle karşılaşmadığına işaret eden Aras, haksız rekabete dikkat çekerek, “Türk taşımacısının aynı pazarda bu yükü taşıması adil bir rekabet ortamı oluşturmuyor, Türkiye’nin dış ticaretine ciddi bir bariyer koyuyor. Bir KUKK toplantısında yabancı mevkidaşım ‘Ben turist olarak gelsem vize istemiyorsunuz ama sürücüm geldiğinde vize istiyorsunuz’ dedi; oysa ben onun ülkesine vize dahi alamıyorum” diye konuştu.
Fatura yalnızca taşımacıya çıkmıyor
Vize krizinden doğan ekonomik hasarın milyar dolar seviyesinde olduğunu, ancak kesin kayıp için kapsamlı bir analiz yürüttüklerini bildiren Aras, sefere çıkamayan filoların sabit maliyetleri, kaçırılan terminler, aksayan üretim planları ve müşteri kayıplarının faturayı büyüttüğünü söyledi. UND’nin gümrük, vize ve sınır beklemelerinin ekonomiye maliyetini bilimsel verilerle ortaya koyacak bir etki analizi hazırlığında olduğunu bildirdi.
Avrupa’daki üretim de etkileniyor
Krizin sadece taşımacıyı değil; ihracatçı, sanayici ve nihayetinde Avrupalı tüketiciyi de etkilediğini vurgulayan Aras, Türkiye’de faaliyet gösteren binlerce Avrupa sermayeli şirketin ham madde ve ara mallarını Türk tırlarının taşıdığını hatırlattı. Aras, “Türk sürücüsünün önüne çıkarılan engeller, Türkiye’deki Avrupalı üretimi ve Avrupa’daki montaj hatlarının tedarik güvenliğini doğrudan baltalıyor. Türk sürücüsünün vize meselesi sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın da üretim ve tedarik güvenliği sorunudur” dedi.
90/180 gün kuralı krizi katladı
Giderek büyüyen ve derinleşen krizin en kritik halkalarından birini kalış süreleri oluşturuyor. Schengen bölgesinin 29 ülkeye ve 4 milyon kilometrekareyi aşkın alana ulaştığını aktaran Aras, mesafelerin uzamasına rağmen profesyonel sürücülerin turistlerle aynı 90/180 gün kuralına tabi tutulmasının sistemi kilitlediğini belirtti. Grevler, yol çalışmaları, sürüş yasakları ve sınır kuyrukları nedeniyle şoförlerin zorunlu beklemeler yaşadığını hatırlatan Aras, “Sürücümüz ilerleyemiyor ama süre işlemeye devam ediyor. Dijital Giriş/Çıkış Sistemi ile birkaç günlük gecikme bile sınır dışı veya giriş yasağı riskine yol açıyor. Profesyonel sürücüler ayrı bir kategoriye alınmalı ve 90/180 gün kuralı lojistiğin gerçeklerine göre yeniden düzenlenmelidir” diye konuştu.
“Schengen bölgesi 4 kattan fazla büyüdü, kalış süresi yetersiz kaldı”
Türkiye’nin dış ticaretinin omurgasını lojistiğin oluşturduğunu ve toplam ihracatın değer bazında yaklaşık yüzde 40’ının karayoluyla taşındığını belirten DEİK Lojistik İş Konseyi Başkanı Fatih Şener, vize ve kalış sürelerinde yaşanan tıkanıklığı aktardı.
Şener, Schengen bölgesinin 1 milyon kilometrekareden 4,5 milyon kilometrekareye ulaştığına dikkat çekerek, kalış süresi taksimetresinin artık Almanya yerine Bulgaristan sınırında işlemeye başladığını ifade etti. Yollardaki sürüş yasakları, eylemler ve sınır beklemeleri sebebiyle seferlerin tanınan sürede tamamlanmasının imkânsız hale geldiğini vurgulayan Şener, yükün gecikmemesi için zaman zaman şirket patronlarının direksiyona geçtiğini kaydetti.
Şener, Avrupa’daki marketlerin sonsuza dek beklemeyeceğini ve gecikmeler yüzünden raflara rakip ülkelerin mallarının girebileceğini, bunun da ihracatı doğrudan vurduğunu dile getirdi. 2030 yılındaki 500 milyar dolarlık ihracat hedefine odaklanırken bu sorunların geride kalması gerektiğini söyleyen Şener, Schengen yetkililerinin Türkiye’deki şoför sayısını 250 bin sandığını, oysa AB hattında sadece 25 bin sürücünün görev yaptığını belirtti. Türk şoförlerin herhangi bir yasa dışı göç riski oluşturmadığını vurgulayan Şener, son 50 yılda tırını bırakarak iltica eden tek bir sürücü örneğinin dahi bulunmadığının altını çizdi.
Sürücülerin kullandığı araçların Avrupa menşeli olduğunu ve AB’ye yapılan ihracatın yaklaşık yüzde 50’sinin Türkiye’deki yabancı sermayeli firmalarca gerçekleştirildiğini hatırlatan Şener, dönüş yolunda da yine Avrupa’nın yüklerinin bölgeye taşındığını aktardı. Kurallara uyan ve mesleği tasdikli şoförlerin deniz ve hava personeli gibi değerlendirilmesi gerektiğini savunan Şener, devlet güvencesiyle gri pasaport ya da D tipi vize sağlanarak kalış süresi kısıtlamalarının kaldırılmasını talep etti.
“Sürücü turist değildir”
Bakanlıklar ve uluslararası kurumlar nezdinde temasları aralıksız sürdürdüklerini kaydeden Şerafettin Aras, Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya konsolosluklarıyla yürütülen vize başvuru modellerinin bürokrasiyi azaltsa da kotalar nedeniyle köklü çözüm olmadığını ifade etti. Aras, “Biz ayrıcalık peşinde değiliz. Avrupa’nın üretimini ve karşılıklı dış ticareti taşıyan sürücülerin hakkını istiyoruz. Sürücü turist değildir ” dedi.