"Masaya yumruğu değil vizyonumu koyuyorum"
8 Mart benim için sadece bir “kutlama” günü değil aynı zamanda ekonomik gücün kadınlar tarafından yeniden tanımlandığı bir eşik demek. Dolayısıyla risk almayı, yeniden başlamayı, masaya yumruğumu değil vizyonumu koymayı seçmeyi tercih etmeyi kadın gücüyle bağdaştırabiliyorum.
TOBB Mersin Kadın Girişimciler Kurulu Başkan Yardımcısı Fatma TEMEL
Şahsım adına girişimciliği bir unvan gibi değil daha çok bir refleks gibi yaşıyorum. Risk almayı, yeniden başlamayı, masaya yumruğumu değil vizyonumu koymayı seçiyorum.
Çünkü kadın olmak, iş dünyasında çoğu zaman iki kat çalışmak anlamına geliyor ancak yol bununla da bitmiyor. Aynı zamanda iki kat dayanıklılık, sezgi ve stratejiye sahip olmanız farklı bir ifadeyle her zaman hazır olmanız gerekiyor. Dolayısıyla biz kadınlar iş kurarken yalnızca şirket kurmayız. Bir düzen kurarız. Bir sistem inşa ederiz. İnsan yetiştirir, ekip büyütür, kriz yönetir, finans okur, pazar kokusunu alırız. Çoğu zaman tüm bunları görünmez bariyerlerin arasından geçerek yaparız.
Kadının ruhunu kattığı bir ekonomi daha adil ve çevik
Bu yüzden 8 Mart benim için sadece bir “kutlama” günü değil aynı zamanda ekonomik gücün kadınlar tarafından yeniden tanımlandığı bir eşiği temsil ediyor. DÜNYA Gazetesi’nin 46 yıldır Türkiye ekonomisinin nabzını tutan yayın çizgisi içinde kadın girişimciliğini merkeze alan bu özel çalışması, tam da bu yüzden kıymetli. Girişimcilik ise benim için sadece bir şirket kurmak değil, bir dünya kurma anlamı taşıyor. Türkiye ekonomisi girişimcilikle yükseldi, evet. Ama artık oyunun kuralı da değişti. Kadınların ruhunu kattığı bir ekonomi sadece daha “adil” değil, çok daha çevik, çok daha sezgisel ve çok daha sarsılmaz. Kadın girişimci, sadece istihdam yaratmaz dokunduğu her iş modelini de bir kaldıraç gibi toplumsal bir dönüşüme çevirir.
Öte yandan bu işin rakamsal verilerine baktığımızda tabloyu daha net okuyabiliyoruz. 2025 verilerine göre kadın girişimci oranımız yüzde 18,2. Ocak 2026 itibarıyla TOBB verilerinde gördüğümüz o kıpırtı ve anonim şirketlerdeki yüzde 14,1’lik, kooperatiflerdeki yüzde 26,4’lük kadın imzası bize şunu haykırıyor: Kadınlar artık sadece masada değil, masayı kuran iradenin ta kendisi! Ancak yetmez. O masayı büyütmek, o sesi dünyaya duyurmak için daha çok mentora, daha cesur finansal araçlara ve en önemlisi birbirimizin elini tutmaya ihtiyacımız var.
Şahsım da bu bitmeyen dönüşümün tam kalbinde, bir kadın girişimci olarak “onja.kobi” ile yol yürüyor. Bizim mutfağımızda “hazır reçeteler” yok. Biz, her işletmeye bir sanat eseri gibi yaklaşıyor, “terzi işi” stratejiler dokuyoruz. KOBİ’ler bu ülkenin omurgasıysa, biz o omurgayı Sanayi 4.0 ile ayakta tutan, dijital ve yeşil dönüşümle modernize eden yol arkadaşlarıyız. Bu nedenle, bizim için başarı sadece bir teşvik dosyasının onaylanması değil. Başarı, o kaynağın fabrikada bir makineye, bir kadının istihdamına, bir markanın yurt dışındaki gururuna dönüşmesini ifade etmeli.
“Nasıl olur?” sorusuna cevap vermek değerli
Girişimcilik yolculuğum, ilk günden bu yana “Olur mu?” sorusuna değil, “Nasıl olur?” sorusuna odaklanarak ilerledi. Kaynak bulmak zor olduğunda model geliştirdim. Kapılar kapandığında alternatif pazar aradım. Çünkü kadın girişimcinin en büyük avantajı esnekliği, sezgisi ve kriz anında bile strateji kurabilme refleksi. Bu perspektif göz önünde bulundurulduğunda girişimciliği bir cesaret hikâyesi olarak değil, bir sorumluluk alanı olarak görüyorum.