20 °C

Paslanmaz çelikten üretilen ayna ile şiddeti engelleyecek

Franke Türkiye, Türkiye’de yatay büyüme kararı aldı ve yeni iş alanlarına adım attı. Yeni ürünlerin ortak özelliği sürdürülebilirliği ön plana çıkartıyor olmaları

Paslanmaz çelikten üretilen ayna ile şiddeti engelleyecek

didem-eryar-unlu-008.png

İsviçreli Franke, daha önceleri temsilcilik bazında çalıştığı Türkiye pazarına, 1999 yılında yüzde 100 yabancı sermaye ile Kartal'da kurulan merkezle adım attı. Grup, 2004 yılında Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulan fabrikasında üretim yapıyor. 2005 yılında davlumbaz devi Faber'in satın alınmasıyla, dünyanın en büyük beşinci davlumbaz üretim fabrikası olan Manisa'daki Faber fabrikası da, Franke Türkiye bünyesine girdi. 

Franke 2012 yılında Türkiye'nin en çok ihracat yapan ilk 300 firması arasında yer aldı. Bugün de Türkiye eviye ve ankastre cihaz pazarının en önemli oyuncularından biri konumunda. Franke Güney Doğu Avrupa, Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Kafkasya Bölge Direktörü Özgen Özkan, Türkiye, dışında 14 ülke, yedi şirket ve iki fabrikadan sorumlu. Bu bölgelerin ürün gamlarını, pazarlama aktivitelerini ve stratejilerini Türkiye belirliyor. Sorularımızı yanıtlayan Özkan, 2014 başında Türkiye’deki şirketi dikey büyümeden yatay büyümeye geçirme kararı aldıklarını ve bu kapsamda üç yeni faaliyet alanının hayata geçtiğini söylüyor. Bunlar, “Solid surface” adı verilen akrilik kaplama yüzeyleri; halka açık mekanlar için paslanmaz çelik banyo malzemeleri ve İsviçre armatür pazarının yüzde 40’ına sahip olan KWC ürünlerinin Türkiye’de dağıtımı. Özkan’ın özellikle vurgulamak istediği konu ise, Franke’nin tüm bu yeniliklerinde “sürdürülebilirlik” kavramının vazgeçilmez önem taşıyor olduğu. 

“Solid surface” adı verilen akrilik kaplama yüzeyleri doğal mineraller ve akriliğin birleşmesi ile elde ediliyor. Yüzey, yenilenebilir özelliğe sahip olduğundan, aynı zamanda dayanıklı ve uzun ömürlü. 
Dünyada en iyi malzeme olarak tanımlanan paslanmaz çelik ise, yüzde yüz geri dönüşümlü, kolay temizlenebilir, diğer madenlere göre daha dayanıklı ve sert, esnek ve ısıya dayanıklı bir ürün. 

1874 yılında kurulan ve lüks armatür alanında İsviçre’nin en önemli markalarından biri olan KWC ise misyonunu “dünyanın en değerli emtiası suya gereken değeri vermek” olarak tanımlıyor. 

Aslında bu ürünler, Franke Artemis Grup Sahibi ve Başkanı Michael Pieper’ın sözlerini doğrular nitelikte: “Sürdürülebilirliği mümkün kılacak şekilde düşünmek ve hareket etmek gereklidir. Ofisten üretime kadar her yerde, yaptığımız her şeyin ekolojik, ekonomik ve sosyal yönlerini göz önünde bulundurmalıyız. Sürdürülebilirlik gelecek kuşaklara adil davranmak demektir. Yaptığımız her şeyin çocuklarımıza karşı vicdan azabı duymadan aktarabileceğimiz şekilde yapılması gerekir.”

Özcan Özkan’a kulak verelim ve Franke Türkiye’nin projelerini dinleyelim: 

Yeni faaliyet alanları 

“Franke Türkiye olarak, eviye, davlumbaz gibi ev ürünlerine odaklanıyorduk. İşimize yeni faaliyet alanları eklemeye karar verdik. Geçen sene başında akrilik kaplama yüzeylerle işe başladık. 2015’in ilk çeyreğinde geçen senenin ilk çeyreğine kıyasla bu alandaki büyüme oranımız yüzde 80 olarak gerçekleşti. Diğer yandan İsviçre’nin 141 yıllık geçmişe sahip olan KWC markasını Türkiye pazarında dağıtacağız. İsviçre’de armatür pazarının yüzde 40’ına sahip olan KWC ürünleri çok lüks ve en üst düzey tüketici grubuna hitap ediyor. Yaptığımız analizler doğrultusunda ürünün satılabilir olduğunu gördük. Paslanmaz çelik banyo malzemelerini ise halka açık veya kullanım sıklığı olan yerler için tasarlıyoruz. Paslanmaz çelik banyo malzemelerini Türkiye pazarında beş senedir satıyorduk. Bugün ise bu ürünlerin pazarlamasını yapmaya karar verdik. Türkiye bu ürünün öneminin farkında ve bu kalitede ürünleri hak ediyor. Burada en önemli alanlar 3. havaalanı, hastaneler, okullar.” 

Bir sosyal sorumluluk projesi 

“Gerek ekonomik gerekse sosyal nedenlerden dolayı, dünya genelinde şiddete eğilimde artış izliyoruz. Ülkeler bu durumla mücadele etmeye çalışıyor. Devletler, STK’lar, eğitim birimleri insanları eğitmeye çalışıyor. Vandal yaklaşımların önlenmesi için tüm bunlar gerekli, ama halka açık yerlerde herhangi birinin bu tür bir aktivitede bulunması durumunda, o ortamın, o kişiye engel olacak, caydırıcı bir şekilde tasarlanması lazım. Biz halka açık yerler, AVM’ler, hastaneler ve okulların tuvaletleri ile ilgileniyoruz. Bugün stadyumlarda tansiyonun yüksek olduğu bir maç varsa, lavabolar, tuvalet aksesuarları, camlar kırılıyor. Kırık bir cam parçasının bıçaktan daha keskin olduğunu biliyoruz. Aslında işin iki boyutu var. Bu hareketler hem insanlara, hem de ortama zarar veriyor. Dolayısıyla bu tür yerlerin bu durumlara engel olacak şekilde tasarlanması gerekiyor. Özel paslanmaz çelik ve yerinden sökülmeyen armatürler kullanıldığında, bunların caydırıcı etkisi oluyor. Avrupa’da aynaların büyük bir bölümü parlatılmış paslanmaz çelik. Çizilebilir ama kırılmaz. Doğal olarak ortam şiddete izin vermiyor. Bu aslında her şeyden önce bir sosyal sorumluluk projesi.” 

Sürdürülebilirlik önem kazanıyor 

“Bu ürünlerin bugün gündeme gelmesi ülkenin gelişmişliği ile ilgili. Ülkedeki gelişmişliğin artması, binaların kalitesinin yükselmesi, insanları yeni çözümler aramaya itiyor. Daha önce ihtiyaç duyulmayan konular gündeme geliyor. Franke paslanmaz çelikte dünyanın en büyük üç üreticisinden birisi. Paslanmaz çelik banyo malzemeleri aslında proje ürünleri. Eskiden en ucuz ürün aranırdı, bugün ise bina sahibi ürünün bakımından da sorumlu olduğunu biliyor. Ürünün güvenli olması, az bakım gerektirmesi, ne kadar sağlam olduğu, ne kadar enerji harcadığı önem kazanıyor. Türkiye'de bu yönde bilinç artıyor. Ürünün ilk satın alma maliyeti yerine, kullanım hayatı boyunca toplam maliyetine bakılıyor. Dolayısıyla ürünün sürdürülebilirliği ön plana çıkıyor. Franke sürdürülebilirlik konusunda çok hassas. Şirket yöneticilerinin kullanabilecekleri otomobiller bile karbon monoksit salımı ile sınırlı. Şu anda limit 122 mg..” 

Uzmanlık ve kişiye özel çözümler 

“Pazar genel anlamda çok iyi değil. Büyük şehirlerdeki kentsel dönüşüm nedeniyle, renovasyonda durgunluk yaşıyoruz. Bu da bizi projelere kaydırıyor. Projelerle birlikte adetlerimiz artıyor, ciromuz artıyor, ama karlılığımız negatif etkileniyor. 2014’ün son çeyreğinden itibaren dövizin durumu, seçim süreci yüzünden insanlar paralarını harcamama eğilimine girdiler. Franke’nin büyümeye devam etmesinin temel nedeni de, hem sahip olduğu uzmanlık, hem de kişisel çözümler sunma esnekliğine sahip olması. Paranın yönetimi konusunda globalleşme yaşansa da, bireyselliğin yoğun bir şekilde ön plana çıktığını görüyoruz. Kişiye değer veren; yeşile saygı duyan, devamlılık, sürdürülebilirlik içeren ürünler tercih ediliyor. Ürünün az elektrik, az su tüketmesi kadar; ne kadar dayanıklı olduğu, ne sıklıkla bakım gerektirdiği de önem kazanmaya başladı. Franke’nin bugün ABD’de, Çin’de, Güney Afrika’da, Ortadoğu’da üretimi var. Bunlar yerel ihtiyaçları karşılamak adına yapılmış tesisler. İyi bir markaysan bunları yapmak zorundasın.”

Franke, Türkiye'nin 2023 vizyonunu şimdiden yakaladı

1911 yılında İsviçre'de kurulan Franke, bugün 5 kıtada mutfak sistemleri; endüstriyel mutfaklar ve yiyecek sistemleri; profesyonel kahve sistemleri; paslanmaz çelik sıvı içecek tankları ve içecek sistemleri; paslanmaz çelik banyo malzemeleri ve sistemleri olmak üzere 5 farklı başlık altında faaliyetlerini sürdürüyor. Franke, 1999 yılına kadar temsilcilik bazında çalıştığı Türkiye pazarına, eviye ve armatür ile adım attı. Bugün ise faaliyetlerine ankastre ocak, fırın, aspiratör, davlumbaz, bulaşık makinesi, çamaşır makinesi, mikrodalga fırın, buharlı fırın, mikrodalga kombi fırın, ankastre ve solo buzdolapları, çelik tezgahlar, çelik banyo malzemeleri, banyo armatürleri ve Solid Surface akrilik tezgahları ile devam ediyor. Eviye ve ankastre cihaz pazarının satış bazında yüzde 40; cirosal bazda ise yüzde 55’ine sahip. Özgen Özkan, “Türkiye’nin 2023 hedefi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmek. Türkiye, Franke için ilk 10’dadır. Türkiye’nin 2023 vizyonunu Franke şimdiden yakaladı. Grup yatırım açısından Türkiye’ye sıcak bakıyor. Türkiye’nin en büyük avantajı lojistik. Nakdin çok değerli olduğu dünyada herkes minimum stokla çalışmak zorunda. Bu da herkesi kendine yakın yerlerle alışveriş yapmaya itiyor. Dolayısıyla,Türkiye Avrupa için, Avrupa da Türkiye için çok önemli. Aslında dünyada ticaret yapan, aklı olan herkes için Türkiye çok önemli” diyor.