'Türkiye'nin büyümesi saygıyı hak ediyor'

Türkiye'de yatırım için büyük potansiyel gören Fransız Sanofi, dünyadaki en büyük 3 tesisinden biri olan Lüleburgaz'da ürettiği ilaç çeşidinde ciddi bir artış planlıyor. Sanofi Türkiye Ülke Başkanı Fabrizio Guidi, "Çin ve Kore'den yeni şirketler gelebilir. Biz de yatırıma devam edeceğiz" dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Özlem ERMİŞ BEYHAN

Lüleburgaz, Türkiye'de eczanelerde satılan 7 ilaçtan birinin üretildiği bir fabrikaya ev sahipliği yapıyor. Dünya ilaç devi Sanofi'nin global üretim üsleri içinde ilk 3'te yer alan bu merkeze 610 milyon euro gibi ciddi bir yatırım yapıldı. Sanofi Türkiye Ülke Başkanı Fabrizio Guidi yatırıma devam edeceklerini, bu pazarda büyük bir potansiyel gördüklerini vurguluyor.

Türkiye'nin ilaçta üretimi yerlileştirme projesi Sanofi'nin yatırımlarını da ateşlemiş. 2017 itibarı ile kapasitesi 390 milyon kutu olan Lüleburgaz fabrikası yüzde 68'lik kapasite kullanım oranı ile çalışıyor. Guidi, Bayer için de 2017 sonu itibarıyla bu fabrikada üretime başlayacaklarını ve gelecek yıl kapasiteyi 465 milyon kutuya, kapasite kullanımını ise yüzde 77'ye çıkaracaklarını anlatıyor. Guidi'nin asıl planı ise Türkiye'de üretilen ilaç çeşidini artırmak. Halen eczanelerde satılan 100 TL'lik ilaç çeşidinden 45'inin Lüleburgaz'da üretildiğini anlatan Guidi, "Hedefim bu oranı yüzde 60'ın üzerine taşımak" diyor. Bu yolda yapılacak yeni yatırımın ayrıntısını ise "henüz" paylaşamıyor.

Yatırıma devam edeceğiz biyobenzer üretimimiz artacak

► Zor bir yılı geride bıraktık ve Türkiye yaralarını sarmaya çalışıyor. Ancak bugün baktığımızda Türkiye'nin ihtiyacı olan yabancı yatırımı yeterince çekemediğini görüyoruz. Siz önemli bir yabancı yatırımcı olarak bu resmi, Türkiye ekonomisini nasıl görüyorsunuz?

Öncelikle makro ölçekte baktığınızda, örneğin GSMH açısından Türkiye çok iyi büyüme oranlarına sahip. Nüfus artışına, demografik özelliklere, örneğin genç nüfusun oranına göre Türkiye çok cazip bir pazar olarak öne çıkıyor. Bu perspektiften baktığınızda büyük bir saygıyı hak edecek şekilde, ortaya çıkan tüm zorluklara rağmen Türkiye'nin gelişmesini çok pozitif olarak buluyorum. Geleceğe yönelik beklentilerim de aynı olumlu bakış açısını taşıyor. Sanofi bu büyümeyi çok pozitif bir perspektif olarak alıyor ve Türkiye'ye yaptığı yatırımları devam ettirmeye kararlı. Biz Türkiye'de önemli bir yerel ortak olarak kendimizi konumlandırıyoruz.

► Türkiye'nin potansiyeline bu olumlu bakışınız tamamen demografik nedenlerle mi yoksa başka bir dayanak noktanız var mı?

Hayır, sadece genç nüfus değil, tarihsel olarak da bu böyle. Tarihine baktığınızda büyük bir dayanıklılık görüyorsunuz bu ülkede, büyük geri dönüşler... İnsanlar bu ülkede hep daha iyisini istiyor ve bunun için mücadeleden yılmıyor. Politikayla ilgili bir yorum yapmam ancak ekonomi tarafından baktığınızda, örneğin şehirdeki inşaatları, yeni yatırımları, örneğin yeni havalimanını gördüğünüzde bu potansiyeli anlıyorsunuz. Teknolojide, telekomdaki canlılık çok etkileyici.

► Lüleburgaz fabrikası önemli bir yatırım olarak öne çıkıyor. Yeni yatırımlarınız ne ölçekte olacak?

Lüleburgaz bizim için çok önemli yatırım. Lüleburgaz fabrikasına yaptığımız yatırım 610 milyon euronun üzerinde ve tüm grubun en önemli ilk 3 üretim tesisinden biri. Hem istatiksel hem de stratejik olarak çok önemli bir fabrika. Şimdi ürün bazında yatırımlara hazırlanıyoruz. Jenerik olmayan ürünler de üretmeye başladık. Örneğin insülin gibi. Biyobenzer üretimimizi artıracağız.

► Türkiye'de satılan ilaçların ne kadarı bu fabrikada üretiliyor?

Eczanelerde satılan tüm ilaçlar için söylüyorum; Türkiye'de satılan 7 ilaçtan birini biz Lüleburgaz'da üretiyoruz. Sanofi olarak bu pazarda sattığımız ürünlerin yüzde 86'sını bu topraklarda üretiyoruz. Diğer ilaç firmalarına da üretim yapıyoruz. Hepsini bir araya getirdiğinizde bu 7'de 1 ortaya çıkıyor.

Bayer bize geldi ve ürünlerini fabrikamızda ürettirmek istedi

► İlaç üretiminde size göre Türkiye'nin potansiyeli ne?

Biz Türkiye'deki üretim gücümüzü artırmayı planlıyoruz. Sadece miktar bazında da değil, çeşitliliği de artıracağız. Şu anda Türkiye'de sattığımız ilaç çeşitlerinin değer bazında yüzde 45'ini Lüleburgaz'da üretiyoruz. Hedefim bu oranı yüzde 60'ın üzerine çıkarmak. Bu çok önemli bir adım. Çok ciddi etkileri olacağını düşünüyorum bu çeşitlilik artışının.

► Türkiye'de uygulamaya sokulan yerli üretim programı sizi nasıl etkiledi?Farklı şirketler için de üretim yaptığınızı söylediniz. Orada nasıl bir trend söz konusu?

Yerel bir ortak olmak, yerel bir üretici olmak... Bu en baştan beri Türkiye'deki stratejimiz. Bu yolda biz en majör oyunculardan biri olmak istiyoruz. Burada yatırım yapma sebebimiz hükümetin uygulamaya koyduğu yerli üretim programı değil, biz zaten bu yoldaydık. Daha da ileri gitmek istiyoruz. Hükümetin mümkün olduğu kadar ilacı yerelleştirme talebi bizim için bu nedenle çok uygun düştü. Bizim stratejimize sinerji kattı diyebilirim.

► Yeni firmalar, yatırımlar görecek miyiz bu noktada?

Yeni firma girişi olacak mı bilmiyorum ancak şunu söyleyebilirim ki sağlık şirketleri açısından Türkiye yatırım için çok ilgi çekici bir ülke. Çin, Kore gibi ülkelerden yeni şirketlerin gelişi beklenebilir. Zaten en büyükler burada ve hiçbirinin ilgisinin de azaldığını zannetmiyorum. Bazı şirketler karar aşamasında; kendileri mi üretim yapacaklar ya da üretimlerini hali hazırda Türkiye'de bulunan tesislerde mi yaptıracaklar... Örneğin son olarak Bayer bize geldi ve ürünlerini bizde ürettirmek istediğini bildirdi. Bu yıl sonunda üretime başlayacağız, gelecek sene Bayer'in üretiminin Lüleburgaz fabrikamızın kapasite kullanımında hızlı bir artış yaratacağını hesaplıyoruz.

► Nasıl bir kapasiteden bahsediyoruz?

Sanofi için 2017 itibarıyla kapasite 390 milyon kutu. Bunun 265 milyonunu kullanıyoruz. Standart olarak yüzde 20'lik bir kapasiteyi boş bırakırsınız, güvenlik önlemi olarak. Bayer'in ürünlerinin gelmesi sonrası kapasiteyi 465 milyon kutuya çıkaracağız. Buna uygun yatırımları tamamladık.

► Peki yeni yatırım da planladığınızı söylediniz. Biraz daha ayrıntı verebilmek mümkün mü?

Henüz yatırım planımız tamamlanmadığı için ayrıntı paylaşmam mümkün değil. Ancak üzerinde çalışıyoruz. Bizim için önemli bir yatırım ve yerli ürettiğimiz ilaç oranını yüzde 60'ın üzerine çıkarmamız konusunda bize yardımcı olacak. Tamamlandığında size daha fazlasını anlatırım.

Biyoteknolojide sıçrama parlak Türk beyinlerini geri çekecek cazibeyle mümkün

İlaç sektöründe araştırma geliştirme çalışmalarını cezbedebilmek için tüm dünyada bir rekabet var. Türkiye'nin bu alanda atılım yapması hem sektörün yüksek teknolojili ürünlerin olduğu bir üst faza geçebilmesi hem de yetişmiş parlak gençlerini bu topraklarda tutabilmesi için elzem...

Sanofi Türkiye Ülke Başkanı Fabrizio Guidi biyoteknoloji alanında bu yönde bir atılım gözlemlediklerini anlatıyor. Ona göre Türkiye bu açıdan doğru yolda ancak kapasiteyi artırabilmek için daha gidilmesi gereken yol var. Çok komplike bir süreç ve know how ihtiyacı yüksek.

Guidi bu anlamda Türkiye'nin en büyük avantajının, halihazırda ABD ve Avrupa gibi ülkelerde çalışmalarını sürdüren yüksek eğitimli Türkler olduğunu düşünüyor. Guidi, "Bu çok iyi eğitimli insanları geri çekebilecek bir cazibe ortamı yaratabilirsek, Türkiye'nin ilaçta araştırma ve geliştirmede sıçrama yapmasının önü açılır" diyor.

İlaçları çok ucuza satmak, inovasyon açısından riskli

Türkiye ilaçta tüm bölgenin en ucuz pazarı. Avrupa'da en düşük fiyatlar bizde. Dünyada ilacın en ucuza satıldığı 3 ülkeden biri olmak, halkın ilaca erişimi açısından da ödemeler dengesi açısından da Türkiye'nin lehine. Ancak Sanofi Türkiye Ülke Başkanı Fabrizio Guidi burada inovasyonu önleyen bir yapının oluştuğunun da altını çiziyor. "Bu hassas bir nokta. Hükümet sağlıkta çok iyi bir yönetim gösteriyor.

Bebek ölümleri oranını düşürdüler, ilaca erişimi OECD ortalamasından daha kolay hale getirdiler. Ancak bunu yaparken fiyatları çok aşağı çektiler. Avrupa'daki en ucuz ilaçtan bile yüzde 50-60 ucuz bugün Türkiye'de satılan ilaçlar. Burada bir limit var" diyen Guidi, daha fazla baskının ilaçta inovasyonu, yenilikçi ürünlerin pazara girişini engelleyeceğini vurguluyor.

Peki Eczaneler Birliği'nin sistemin ödemediği özel ve pahalı ilaçları ithal etmesi? Guidi, bu sistemin başka ülkelerde de olduğunu, gerçekten ihtiyacı olan hastalara inovatif ilaçların ulaştırılması açısından bunun önemli olduğunu düşünüyor. "Böyle bir fırsat sunulabiliyor olması çok önemli, elbette kontrol edilmeli, izlenmeli ama böyle bir seçeneğin ihtiyacı olan hastalara verilebilmesini çok doğru buluyorum" diyor.

Japonya'ya ürettiğin ilacı satabiliyorsan...

► Türkiye'den ilaç ihracatı da yapıyorsunuz, orada nasıl hedefler var?

Evet üretimimizin yaklaşık yüzde 10'unu ihraç ediyoruz. 40'ın üzerinde ülkeye ihracatımız var. Japonya da ihracat yaptığımız ülkelerden biri. Japonya'ya buradan antibiyotik ihraç ediyoruz. Bu önemli çünkü Japonya ilaç sektöründe en yüksek standartlara sahip olan pazarlardan biri. Kalite beklentileri çok yüksek. Bu pazara Lüleburgaz'dan ihracat yapabilmek önemli. İhracatımızı artırmayı planlıyoruz.

Sporcu olacakken, CEO oldu

Fabrizio Guidi'nin hayatı hep ilaç sektöründe geçmiş. O, spora gönül vermiş bir CEO. Spor çantası her zaman ofisinde masasının yanında... Hatta kariyerini spor alanında yapacakken bir hocasının etkisi ile biokimya alanına kaymış. Biokimya eğitiminin ardından ilk masterını yine aynı alanda, ikinci masterı ekonomi alanında yapan Guidi, 1999 yılında eğitimini tamamladığı Cenevre'de Sanofi'ye katılmış ve bir daha ayrılmamış... Türkiye'yi çok seviyor. Bu yaz, 3 haftalık bir Ege tatili yaptığını, Türkiye'de yaşamaktan büyük mutluluk duyduğunu anlatıyor.