Erdoğan'dan ABD'ye yanıt

Cumhurbaşkanı Erdoğan, PYD'nin terör örgütü olduğunu defalarca ABD'ye anlattıklarını söyledi. Erdoğan, ABD'ye 'Siz bizimle beraber misiniz yoksa bu terör örgütü PYD ile YPG ile mi berabersiniz?' diye seslendi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ey Amerika! Bizimle beraber misiniz yoksa bu terör örgütü PYD ile YPG ile mi berabersiniz? Bunların hiçbirini bugüne kadar tanıyamadığınız için bölge kan revan içinde" dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde muhtarlarla bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, Suriye'de 400 bin masum insanın canı pahasına kurulan tezgahın amacını çok iyi bildiklerini söyledi.

Silah bırakma aşamasına gelen bölücü terör örgütünün yeniden bölgeyi kana ve yıkıma sürüklemesinin gerisindeki saiklerin de farkında olduklarını ifade eden Erdoğan, "Ama işte burada siz muhtarlarımızın huzurunda bir kez daha söylüyorum, başaramayacaklar" dedi.

'Bal gibi de terör örgütü'

PYD ve YPG'nin terör örgütü olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Birileri yurt dışına gidiyor, bunlar ana muhalefetin temsilcileri. Ne diyorlar? 'PYD, YPG terör örgütü değil'. Bal gibi de terör örgütü. PKK nasıl terör örgütüyse, onlar da aynı şekilde terör örgütü. Ama bu ifadeyi kullananlar ne yazık ki bu terör örgütlerinin avukatları durumundalar."

'Tanıyamadığınız için bölge kan revan içinde'

PKK ile PYD ve YPG'nin bir farkı bulunmadığına dikkati çeken Enrdoğan, şunları kaydetti:

"PKK ile PYD'nin bir farkı var mı? YPG'nin bir farkı var mı? Bütün yazılı kayıtları bunların bizim elimizde. Amerika'ya diyoruz ki 'Bu terör örgütüdür', Amerika'nın yetkilileri kalkıyor 'Hayır biz onları terör örgütü olarak görmüyoruz'. Ey Amerika! Size kaç kere söyledim. Siz bizimle beraber misiniz yoksa bu terör örgütü PYD ile YPG ile mi berabersiniz? Ey Amerika! Ne PKK'yı bize tanıtabilirsiniz, ne PYD'yi bize tanıtabilirsiniz, ne YPG'yi bize tanıtabilirsiniz. Bunları biz gayet iyi biliriz. DAEŞ'i de biz biliriz, bunları da biz biliriz. Ama bunların hiçbirini bugüne kadar tanıyamadınız. Tanıyamadığınız için bölge kan revan içinde."

'O akrep bir gün onları da sokacaktır'

Erdoğan, Suriye'de yaşanan gelişmelerin, "akreple kurbağanın hikayesi" gibi olduğunu belirterek, "O akrep, mutlaka bir gün onları da sokacaktır çünkü onun karakteri böyledir. 'Düşmanımın düşmanı dostumdur' basitliği müttefikliğe yakışmaz. Suriye'de yapılan işin adı, işte budur" diye konuştu.

Türkiye'nin, Suriye'ye yönelik çözüm tekliflerinin hayata geçirilmesinin zamanının geldiğine işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Artık kendi iç güvenliğimizin de bir parçası haline dönüşen Suriye meselesinde bizim, herkesin gayet haklı ve rasyonel bulduğu çözüm tekliflerimizin hayata geçirilme zamanı gelmiştir. Terörün artık mesafesi, sınırı ve sınırları aşan gücünü görmezden gelerek kendi evinde, huzur içinde yaşayabileceğini sananlar, asla temenni etmiyoruz ama, yanıldıklarını göreceklerdir. Türkiye'yi terörle, terör örgütleriyle özellikle bu mücadelede yalnız bırakanlar işte o zaman bizi daha iyi anlayacaklardır ama iş işten geçmiş olacaktır."

'3 milyon insanı evimize aldık, siz ne aldınız'

Suriye'de yaşanan hadisenin artık bir tehcir ve soykırım halini aldığını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mültecileri öcü gibi görenlerin, bu sorunun sebebi olan Esed rejimine kör ve sağır kalmaları ibret vericidir. Ne diyor Birleşmiş Milletler, 'Kapınıza dayananları içeri alın.' Sen ne işe yarıyorsun? Bu kadar rahat bir şeyse, kolay bir şeyse, şu ana kadar Irak ve Suriye olmak üzere 3 milyon insanı evimize biz aldık, siz ne aldınız, hangi ülke ne aldı? 300 kişinin, 500 kişinin, bin kişinin hesabını yapıyorsunuz. Biz 3 milyon kişi aldık."

'İhanete ortak oluyorlar'

Devletin karşısında terör örgütünün yanında yer alarak siyaset yapılamayacağını bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:

"Ana muhalefet partisinin milletvekilleri, terör örgütünün en büyük hayali olan bölgeyi uluslararası müdahaleye açma projesine de destek vererek, daha büyük bir ihanete ortak oluyorlar. Kendi devletinin karşısında terör örgütünün yanında yer alarak siyaset yapılmaz, siyasetçi olunmaz. Dünyanın hiçbir yerinde bunun örneğini görmezsiniz. Kongre kazanabilirsin, delegeleri kazanabilirsin ama milleti kazanamazsın."