"Dünya buluttan nem kapıyor 'alarmist' olmaya gerek yok"

Giresun'da Para Politikaları konulu bir konferans veren TCMB Başkanı Erdem Başçı TL'nin seviyesinden daha çok piyasada görülen volatilenin kendilerini rahatsız ettiğini söyledi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

 

Ece CEYHUN
Murat GÜRSOY

GİRESUN - Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, mayıs ortasından beri Türkiye'den 7.9-8 milyar dolar çıkış yaşandığını bunun üçte ikisinin de yurtdışı kaynaklı olduğunu belirterek kalan üçte birlik kısmın ise iç sebeplerden kaynaklanmış olabileceğini
söyledi. Başçı, hem kurda hem faizde yükseliş yaşanan dönemi alarmist dönem olarak tanımlayarak "Alarmist tavra ihtiyaç yok" dedi. Gelecek hafta yapılacak Fed toplantısından çıkacak mesajın önemli olduğunu ve Bernanke'nin açıklamalarının piyasaları sakinleştireceğini aktaran Başçı, dünyadaki durumu değerlendirirken "Hassas bir yapı var, buluttan nem kapan bir dünyadayız" ifadesini kullandı. Konuşmasında faiz
koridorunun üst kısmında bir değişiklik yapmayacaklarını, kura doğrudan müdahaleye ihtiyaç görünmediği mesajını da veren Başçı, gerekirse günlük olarak likidite politikası ile piyasalara yön vereceklerini bildirdi.

Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Erdem Başçı, Giresun'da DÜNYA Gazetesi ile Giresun Ticaret ve Sanayi Odası'nın davetlisi olarak Para Politikaları konulu bir konferans verdi. Moderatörlüğünü DÜNYA Gazetesi'nin Baş yazarı Osman Saffet Arolat'ın yaptığı
toplantıda Başkan Başçı, panik olunmasına gerek olmadığı vurgusunu yaparak 18 Haziran'da yapılacak Fed toplantısının ardından 19 Haziran'da Fed Başkanı Bernanke'nin
basın toplantısıyla yurtdışı kaynaklı belirsizlikleri azaltacağını ve Fed'den tahvil alımlarına yönelik gelecek mesajların küresel piyasalarda bir rahatlamaya sebep olacağı öngörüsünde bulundu. Başçı, çarşamba gününden sonra TL'nin ve TL tahvillerinin cazibesinin yeniden artacağı değerlendirmesini yaptı.

Açıklamalar piyasada yankı buldu

Başkan Başçı'nın açıklamaları piyasada da yankı bulurken, kur geriledi. Başkan'ın ROM mekanizmasının yardımı ve önceki gün yapılan 1 günlük sıkılaştırmanın etkilerinin olumlu şekilde aldıklarına yönelik söylemi, söz konusu mekanizmaya olan inancını ifade etmesi 18 Haziran'da yapılacak PPK toplantısında faizlerde bir değişiklik yapılmayacağına dair görüşleri kuvvetlendirdi. Analistler, TL'deki büyüme dinamikleri açısından rahatsız edici olan volatilite azalana kadar döviz ihalelerinin ve TL piyasasında sıkılaştırmanın süreceğine dair görüşlerini tekrarladılar. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, konuşmasının ilk bölümünde yılın ilk çeyreğinde ekonomik büyümenin toparlanmaya başladığını ve yılın ikinci çeyreğinde toparlanmanın hız kazanmasının beklendiğini kaydetti. Enflasyonun, ağustos ayından itibaren baz etkisinin de katkısıyla düşmeye başlayacağını da aktaran Başçı, cari açık rakamlarının orta vadeli program öngörüleri ile uyumlu seyrettiğini anlatarak "Merkez Bankası, küresel risklerin ekonomimiz üzerindeki etkilerini giderebilmek amacıyla elindeki araçları en uygun şekilde kullanmaya devam edecektir" mesajını verdi.

Yaklaşık 8 milyar dolar çıktı

Başkan Başçı, mayıs ortasından beri yurtdışında Fed'in erken çıkış stratejisine daha erken başlayacağı korkuları ile Türkiye'den de kısa vadeli yaklaşık 8 milyar doların
çıktığını söyledi. Başçı, "Mayıs başından itibaren 7.9-8 milyar dolar civarında bir toplam çıkış var. Bunun önemli kısmı para piyasasından. Yani swap işlemleri dediğimiz
pozisyonlarını kapatıyorlardı. Son günlerde de bir miktar tahvil piyasasından çıkış var. Ama tedirginlik verici büyük rakamlar değil. Daha ziyade fiyat etkisi görüyoruz"
dedi. Borsa İstanbul'da ise fiyat etkisinin büyük ama miktarın küçük olduğunu belirten Başçı, çıkan paranın üçte ikisinin yurtdışı kaynaklı kalan üçte birlik kısmın ise iç sebeplerden kaynaklanmış olabileceğini söyleyerek, "Üst bandı değiştirmeye gerek yok" şeklinde konuştu.
Başçı, çıkışların yerleşiklerin döviz satışı ile karşılandığını, bankalarında rezerv opsiyon mekanizmasından 2 milyar dolar kullandığını da belirtti. 1 günlük sıkılaştırma
piyasaya yetti Daha önce en uzun 8 günlük en kısa 3 günlük sıkılaştırmalar yaptıklarını da hatırlatan Başçı, "1 günlük ek sıkılaştırma yeterli gibi duruyor" diye konuştu. Faiz koridoru ile ilgili parametrik değişiklik ihtiyacı olursa da PPK'nın bunu her ay değerlendirdiğini hatırlatan Başçı, "Gerekirse ilerde yine yapabiliriz" diye konuştu.
Paniklemeye gerek olmadığına değinen Başçı, doğrudan müdahalenin de çok nadir kullanılması gereken bir opsiyon olduğunu belirterek, gerekirse her an yine bir sinyal niteliğinde gün içi döviz satımı yapabileceklerini vurguladı. Başçı, "Bunun bizim için şöyle bir faydası da var; TL temmuz sonuna doğru biraz bollaşacak, temmuzda mali tatil söz konusu. Hazine ödemelerini yapacak, dolayısıyla piyasaya bol miktarda para çıkacak
ama vergi bir süre alınmayacak, likidite bollaşacak. O yüzden şu anda döviz satartak bunu yumuşatmakta zarar yok. Orada dikkatli bir şekilde likidite projeksiyonlarına
bakarak TL likidite yönetiminin parçası olarak döviz satışları görebiliriz ama sinyal etkisi daha ağır basıyor tabii. Seviyeyi şu anda hedeflemeye gerek yok. Çünkü aşırı
değerli TL çizgisinden oldukça uzağız" diye konuştu.

'Alarmist' diyerek neyi kast etti?

Başçı 'alarmist' diyerek ne kastettiğini de şu ifadelerle açıkladı: "Faizlerin yükselmesini de isteyen olur, makul seviyede seyretmesini isteyen de olur. Aynı şekilde dövizin çok yükselmesini isteyen faizin çok yükselmesini istemeyebilir. Burada esas riskli olan hem dövizin hem faizin yükseldiği dönemler. Bu da küresel panik davranışı sırasında oluyor. Buna ben ısrarla alarmist bir yaklaşım diyorum. Alarmist yaklaşımda konuyu biraz normal mecrasından çıkartıp büyütmek. Küresel düzeyde bu şöyle oluyor: 'Duydunuz mu? Parasal sıkılaştırmaya gidecekmiş Amerika, perişan olduk'. Bunu sürekli
söylerseniz, televizyonlarda, köşe yazılarında abartarak söylerseniz bu yavaş yavaş paniğe ve korkuya dönüşüyor. Merkez bankalarının görevi de paniği önlemek. Bu tür durumlarda paniği önlemek, devreye girmek."

Osmanlı'nın bile en düşük faizi

[PAGE]

Osmanlı'nın bile en düşük faizi

Başçı, Türkiye'nin risk priminin tarihi olarak en düşük seviyeye gerilediğini vurguladı. Yıllık enflasyon beklentilerinin de yüzde 6 civarında şekillendiğini söyleyen Başçı, "Reel faizin Türkiye'de şu an sıfıra yakın bir yerde seyrettiğini görebiliyoruz. Bu Türkiye'nin tarihinde belki ilk defa oluyor. Osmanlı dönemini de alabilirsiniz. Tarihçiler o zaman faiz neymiş diye baktıklarında çok daha yüksek faiz oranları ile karşı karşıya kalıyoruz. O zamanda değişik usullerle; para vakıfları kanalıyla bu şekilde tasarruflar değerlendirildiği için para vakıflarının getirisine bakıyorsunuz oldukça yüksekmiş. Şu anda bu Türkiye tarihinde ilk defa oluyor. Sıfıra yakın bir reel faiz" dedi. Başçı, soru-cevap bölümünde faizlerle ilgili bir soruda ise "Küresel reel faizlerin eksi olduğu dönemlerde bizde de eksiydi. Küresel reel faizlerin 10 yıllık vadede artıya geçtiği dönemde bizde de 10 yıllık vadede artı seviyede. Fonlama maliyeti yüzde 4.5'un üzerinde" dedi. Küresel konjonktür ya da iç dinamikler değişirse gereken değişikliklerin her ay yapılabileceğini de aktaran Başçı, "Yabancıya hiçbir garanti verilmiyor ancak, toplu  halde panik davranışı olur, aşırı oynaklık olursa korku davranışının tetiklediği baskıları bertaraf etmek için oynaklık müdahalesi
yapılabiliyor" dedi.
Başçı ayrıca döviz kurlarındaki oynaklığın enflasyona olan katkısının da her geçen dönemde biraz daha azaldığına işaret ederek "Döviz kurlarındaki yüzde 10'luk bir
hareketin enflasyona 1-1.5 puan katkı yaptığını bunun da 12 ay zarfında gösterdiğini işaret ediyor. Bu daha da aşağı gidebilir. Bu geçiş parametresi. Eskiden bu yüzde
50'ler mertebesindeydi kademeli bir şekilde yüzde 10-15'lere kadar düştü" bilgisini verdi.

Kamu borcu/milli gelir % 35'in altına iner

Konuşmasında 'Türkiye'de Hazine borcunu ödeyebilir mi?' sorusunun çok geride kaldığını
ve 2002 yılında yüzde 74 olan kamu borcunun milli gelire oranının kademeli olarak yüzde 36'nın altına indiğini kaydeden Başçı, "Kamu borç yükünün milli gelire oranının bu yıl yüzde 35'in bile altına düşebileceğini tahmin ediyoruz" diye konuştu.

Giresun ulaşım yatırımlarının tamamlanmasına odaklandı

[PAGE]

Giresun ulaşım yatırımlarının tamamlanmasına odaklandı

Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu, mevcut bölgesel ve sektörel teşvikin Giresun'a arzu edilen yatırımcı kitlesini çekemediğini belirterek "Gözüken o ki, teşvik tek başına yatırım yapmaya yeterli bir unsur değilmiş" dedi. Ulaşım konusundaki altyapı eksikliklerinin tamamlanmasını beklediklerini ifade eden Çakırmelikoğlu, havalimanı, Dereli  ve Eğribel karayolu ile demiryolunun tamamlanmasının il için önemine işaret etti. Çakırmelikoğlu'nun verdiği bilgiye göre havalimanının 2014 yılında faaliyete geçmesi beklenirken, Erzincan, Gümüşhane, Giresun ve Trabzon arasındaki demiryolu ağının da 2016 yılında tamamlanması planlanıyor. Dereli ve Eğribel karayolunun tamamlanması ile de Güneydoğu,  Akdeniz ve İç Anadolu bölgesine yapılan ticarette lojistik maliyeti avantajı sağlanacak. Çakırmelikoğlu, ayrıca 1990-2005 yılları arasında büyük yatırım kaybına uğruyan ilde 2005 yılında 5084 sayılı Teşvik Kanunu ile göçün önlendiğini anlatarak "5084 sayılı Teşvik Kanunu 25-30 civarında tekstil işletmesi, orta ölçekli gıda üretim tesisleri ve metal üzerine imalat yapan yatırımcıları ilimize kazandırmıştı. Ancak 5084 sayılı teşvik uygulaması 2012 yılı sonu itibariyle geçerliliğini yitirmiş olup bundan sonra teşvikten istifade edemeyecek olan mevcut yatırımcılarımızın geldikleri illere geri taşınacağı endişesini taşıyarak, istihdam sorununun had safhaya çıkacağını düşünüyorum. Devletimizin yeni teşvik için mayıs ayında istihdam teşvik uygulamasını TBMM'den geçirerek Cumhurbaşkanımıza onaya gönderilmiş olduğu, duyumunu aldık. Bu haber iş dünyamıza büyük bir moral olmakla birlikte teşvikin bir an önce uygulamaya geçmesini beklemekteyiz" açıklamasında bulundu. Giresun teşvikte 5'inci bölgede.

Biz müdahale etmek zorundayız, çünkü özel sektörün borcu var

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, yine bir soru üzerine "Ben bugün Avustralya Merkez Bankası Başkanı olsaydım kurlar beni hiç ilgilendirmez diyebilirdim. Nitekim diyorlar da. Avustralya'da Yeni Zelanda da hiç müdahale etmiyorlar. Çünkü kendi paraları üzerinden borçlanıyorlar. Dolarizasyon dediğimiz hadise yani reel sektörün döviz ile borçlanma hadisesi yok. Bazen çok ciddi şekilde kur yüzde 40-50 düşebiliyor yine aynı şekilde takip eden yıllarda yüzde 40-50 yükselebiliyor. İhracatçı da ithalatçı da kendisini finansal araçları kullanarak koruyor. Olağanüstü oynak kur rejimi altında yaşıyorlar ve alışmışlar. Merkez Bankası da bir şey yapmıyor. Bizde neden zaman zaman devreye girmek gerekiyor. Çünkü bizde reel sektörün döviz cinsinden borcu var. Döviz kredisi kullanmak hane halkı için yasaklandı. O bir rahatlık getirdi ama firmaların hala döviz cinsinden borcu var. Ne zaman enflasyon düşerse, nominal faizler ne zaman
düşerse, ne zaman tahvil piyasası derinleşirse o zaman bankalarımızda uzun vadeli TL
kredi verecekler. O noktaya gelmek içinde zamana ihtiyaç var ve o gün gelene kadar Merkez Bankası kayıtsız kalamaz ve aşırı oynaklıklarda devreye girer. Girmesi de gerekir. Yoksa yerleşiklerin davranışları da değişebilir ve pozisyon kapama eğilimine girebilirler. Ama bu oynaklık müdahalesi olursa sağlıklı bir şekilde devam ederiz.  üdahale ile oynaklıkta istediğimiz sonucu aldık" açıklamasını yaptı.

En çok dolar ve faiz lobisi sorusu geldi

Başkan Erdem Başçı'ya Giresun'da 40 soru soruldu. Bunlar arasında en çok bir günlük sıkılaştırma, rezerv opsiyon mekanizması, yabancı çıkışı konularında yoğunlaşırken cari açık gibi temel makro ekonomik verilerle ilgili sorular da geldi. Başçı, son
dönemde gündemde öne çıkan bazı söylemlere ilişkin sorularla da karşılaştı. Başçı, 'faiz lobisi kimdir?' sorusuna gerekli açıklamaların yapıldığını belirtirken 'Dolar 1.80'in altını görür mü? 1.90'ın üzerine çıkar mı? 1.90 TL'nin üzeri sizi neden rahatsız ediyor?' sorusuna "Bu oynaklığa yapılan müdahaledir" diyerek kurun piyasada serbest dalgalandığını, kendileri için önemli olanın reel efektif kurda 120 endeks
değeri olduğunu kaydetti. Gezi  Parkı olaylarının ekonomiyi nasıletkileyeceğine yönelik bir soruyu okurken Osman Arolat'ın "Bir cevaplanamayacak soru" yorumuna "Doğru tespit" diyen Başçı, ardından gelen altın fiyatlarının seyrinin ne olacağı sorusuna ise yine espriyle "Bu konuda hele hiçbir şey söyleyemem. En riskli konu altın fiyatları zaten"
cevabını verdi. Başkan ses düzeninde yaşanan aksaklık üzerine mikrofona müdahale ederken salonu kahkahaya boğdu. Başçı, mikrofonu önce kapatır ardından kontrollü bir şekilde yeniden açarken "Demek ki zaman zaman Merkez Bankası'nın müdahalesine ihtiyaç var" dedi.