Silikon Vadisi deneyimi

Mehmet Önder / Uyumsoft Başkanı

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

‘Beyin göçü’ kavramını dünya literatürüne kazandıran teknoloji üssü Silikon Vadisi; günümüzde milyar dolarlık yüzlerce dünya markası olan teknoloji firması, onbinlerce dünyanın en iyi mühendisi, onbinlerce start-up projesi ve üzerinde çalışılan fikirleriyle, yılda trilyon dolarları geçen bir ekonomi hacmini oluşturuyor. Etrafımızda gördüğümüz yüksek teknolojilerin tamamına yakını, burada geliştiriliyor. “Değişimin temelinde teknoloji var; teknolojinin temelinde yazılım var ve tüm bunların birikimi Silikon Vadisi’nde”.

Ekip çalışması, odaklanma, disiplin ve hız mevcut 

İstanbul’un Anadolu Yakası kadar (Üsküdar- Gebze arası gibi) büyük bir alana sahip olan Silikon Vadisi, dünyanın en iyi mühendislerini bölgeye çekerek ‘beyin göçü’ almayı sürdürüyor. Ürettiği teknolojileriyle dünyaya yön veren Silikon Vadisi, adeta yetenek fabrikaları üssü gibi 7x24 aralıksız çalışıyor. Silikon Vadisi’nin temeli, 1891 yılında dönemin Kaliforniya Valisi Leland Stanford tarafından kurulan Stanford Üniversitesi’yle atılmış. Silikon Vadisi dünyada, bir işin veya bir fikrin ele alınışı, değerlendirilmesi ve iş modelinin oluşturulmasıyla, bir kültürü ve bir zihniyeti ifade etmektedir. Silikon Vadisi’ndeki ilk izlenim ‘rahat giyim, özgür yaşam, ücretsiz sunulan sosyal imkanlar’ gibi algılansa da, durum aslında hiç öyle değil. Fotoğrafın ilk bakışta görünmeyen büyük bölümünde; ekip çalışması, odaklanma, disiplin ve en önemlisi ‘hız’ mevcut. Burada, başarılı olmak için risk alabilen, ürün geliştirebilen, hızlı tepki verebilen bir yapıya sahip olmak şart. Facebook’un duvarındaki ‘Bitmiş, mükemmelden iyidir – Done is better then perfect’ yazısı, bu kültürün dinamiklerinden birini anlatıyor” 

San Francisco, İzmir’e benziyor 

Teknoloji devleri, üniversiteler ve araştırma kuruluşlarının bir araya geldiği dev bir teknoloji bölgesi olan Silikon Vadisi; Amerika’nın Kuzey Kaliforniya bölgesinin güney kısmında yer alan San Francisco körfezi etrafındaki çok geniş bir bölgenin adıdır. Okyanusla bütünleşen ve dünyanın yaşanabilir 3 şehrinden birisi olarak gösterilen San Francisco’da, yaz-kış aylarında hava durumu 18-32 derece arasında değişiyor. Herkes San Francisco’yu, İstanbul’a benzetiyor olsa da, ben İzmir’e benzettim. Dünyadaki en uzun 7’nci asma köprü Golden Gate Köprüsü ve şehri kuşbakışı görmek için 20 dakika yürüme mesafesindeki Corona Heights Tepesi’ni ziyaret etmek gerekir. Silikon Vadisi bilindiği üzere, San Francisco’nun dışında ve hemen hemen 5 katı büyüklüğündedir. Burada herhangi bir global şirketin binaları; ülkemizdeki bir teknoparkta yer alan binalardan daha büyük bir alanı kaplayabiliyor. Bölgede; Apple, Google, Microsoft, HP, İntel, Yahoo, Facebook, Twitter, Linkedln gibi dünyanın teknoloji devi olan firmalarının, tamamına yakını yer alıyor. Silikon Vadisi’nde, görüntüsü gecekondu evleri gibi olan, kirası çok pahalı olan bir sokağı var. Burada ofisi bulunan bir şirketin, iyi para kazandığı anlaşılıyor. Bölgeyi, Türk şirketleri açışından değerlendirdiğimizde, ODTÜ’nün start-up merkezi var. Türk Telekom’un da aralarında bulunduğu birkaç firmanın ofisleri bulunuyor. Silikon Vadisi’nde, yeterli sayıda Türk şirketi yer almıyor.

Silikon Vadisi’ndeki 2 kişiden 1’ini, Çinli veya Hintli mühendisler oluşturuyor 

Silikon Vadisi’nde, dünyanın iyi yetişmiş mühendisleri çalışıyor. Bölgeyi, Çinli ve Hintli mühendisler domine ediyor. Diğer bir değişle, her 2 kişiden 1 kişi, Çinli veya Hintli mühendislerden oluşuyor. Personel devir hızı 2.5 yıla inmiş durumda. Apple, Twitter gibi bir firmada çalışıp işten ayrılan bir mühendis, başka bir global firmada anında iş bulabiliyor. Onbinlerce kişinin çalıştığı bölgede, Türk mühendislerinin sayı az.

Türk mühendislerinin, ülkemizde hızlı iş bulmaları, yabancı dil sorunu, Silikon Vadisi’nin Türkiye’ye uzak olması gibi nedenlerden dolayı; Türk mühendislerin Silikon Vadisi’nde çalışmaya dair verdiği ciddi bir mücadelesi bulunmuyor.

Oysa Türk mühendislerinin, Silikon Vadisi deneyimi yaşaması, buradaki kültür ve iş modellerini daha sonra ülkemize geri dönerek getirmesi önemlidir. Bu arada, orada olan Türk mühendisleri de, ülkemizde yeterli ilgiyi görerek para kazanamayacağını düşündükleri için geri dönmeyi istemiyor. Aslında, San Francisco dünyanın pahalı 3 şehrinden birisi. Birçok kişi yeterli tasarruf yapamıyor olsa da, yer kürenin en değerli beyinleri Silikon Vadisi eko-sisteminde çalışmayı tercih ediyor. 

Business modeller gelişmeye devam ediyor 

Bölgede, “business modeller” sürekli gelişmeye devam ediyor. Buna dijital taksi servis hizmeti sağlayan Uber’i, örnek verebiliriz. ‘Mobil öncelikli değil, mobil olan bir dünyada yaşıyoruz’ sözü geleceğin iş modellerine ışık tutuyor. Günümüzde Silikon Vadisi şirketleri, bir ürün geliştirirken, öncelikle mobil tarafı dizayn ediyor. Sonra, ürünün gelişmesine bakıyor.

Mobil demek, milyonlarca kullanıcı, çok sayıda ürünle entegrasyon, ucuz veya bedava olmak anlamına geliyor. Mobil olmak; basit ve sade olmayı gerektiriyor. Tekrar Uber’e dönecek olursak, birkaç yıl içinde dünya genelinde ofis ağıyla yaygınlaşırken, 54 milyar dolarlık bir değer elde etti. Apple’nin değerin 650 milyar dolar, Facebook’un 250 milyar dolar olduğu düşünülürse, tek bir global şirket bile, birçok ülkedeki büyük ve orta ölçekli firmaların finansal ve marka değerinin üzerinde olabiliyor.

Silikon Vadisi, bugün olduğu gibi gelecekte de, dünya teknolojilerinin üretilip, dünyanın domine edileceği yer olacaktır. Hatta diğer ülkelerdeki markalar bile, büyük projelerini bu bölgeden anons etmektedir. Günümüzde olduğu gibi gelecekte de, Çin ve Hindistan, bölgenin insan kaynağını domine etmeye devam edecektir. İşbirliklerinin ve rekabetin yoğun yaşandığı Silikon Vadisi, dünyanın teknoloji üssü olmayı sürdürecektir. 

Değişimin temelleri, Silikon Vadisi’nde atılıyor

Dünyanın gelişim ve değişimini dizayn edecek projeler, buradan destekleniyor ve buradan moral kazandırılıyor. Nitekim dünyanın; yaşam şekilleri, siyaseti, ticareti gibi tüm süreçlerinin değişim temelleri, buradan domine ediliyor. Teknolojik altyapı kurgulanıyor; datalar toparlanıyor; anlamlı verilere dönüştürülerek yönetilebiliyor. Dün olduğu gibi bugün ve gelecekte de, enerji projeleri, çevre projeleri, sağlık projeleri, biyomedikal projeleri gibi yüzlerce proje buradan çıkarak, dünya geneline pazarlanıyor olacaktır. Özetle, değişimin temelinde teknoloji var; teknolojinin temelinde yazılım var ve tüm bunların birikimi Silikon Vadisi’ndedir. 

Türkiye’de, Teknoparklar ve Silikon Vadisi yaklaşımı 

Türkiye, ciddi bir yatırım yaparak kurduğu teknoparklarda, bilişim konusundaki doğal kümelerini oluşturdu. Bundan sonra, sektör kümeleri ve rekabetçi kümelerini oluşturması gerekiyor. Diğer taraftan, Silikon Vadisi’nde başarıya imza atan deneyimli kişilerin de Türkiye’ye davet edilerek; yerli firmalarımıza model veya fikir aşılaması yapması gerekiyor. Silikon Vadisi’nde çalıştığı halde Türkiye’ye dönmeyi isteyen Türk mühendisleri olabilir; ilgili kurumların bu süreci yöneterek, tersine beyin göçüyle bu kişileri ülkemize getirmesi ve imkanların burada sunulması önemlidir. Bir diğer konu, yurtdışındaki finansörler ile Türk firmaları bir araya getirilebilir. Teknoparklarda oluşturulacak start-up projelerine mentorluk yapılabilir; projelerin anonsları Silikon Vadisi’nden gerçekleşebilir. Önümüzdeki dönemde yerli yazılım firmaları olarak, eğitim, sağlık, enerji, hava-su, tarım gibi çeşitli konularda iş modelleri oluşturulup, bu projelerin anonslarını dünyaya yapabiliriz. Türkiye’nin de, Hindistan, Çin, Ortadoğu, Türki Cumhuriyetler gibi çeşitli ülkelerden nitelikli beyin göçü transfer etmesine dair, politikalarını da önümüzdeki süreçte hayata geçirmesi önemlidir.

Start-up firmalarının %90’ı batıyor; kimse eyvah mahvolduk demiyor 

Silikon Vadisi ve San Francisco’da kümelenen, onbinlerce start-up firması bulunuyor. Start-up’lardaki projelerin %90’nın batıyor olacağı herkes tarafından bilinse de, girişim sermayesi sağlayan finansörler, bu projelerini aralıksız desteklemeyi sürdürüyor. Proje battığında ise, kimse ‘eyvah mahvolduk’ diye düşünmüyor. Özetle, projesi batan start-up firmaları, hızla yeni bir proje üzerinde çalışmaya yönelirken; para sağlayan finansörlerin; projelere verdiği birkaç milyon dolarlık kaynak destekleri de devam ediyor. Finansör şirketler, günün birinde dünyaya malolacak yeni bir iş modelinin parçası olabilmenin planını kuruyor. Start-up firmaları da, büyük firmalara ne üretebilirim, hangi ihtiyaçlarını karşılayıp onlara ne satabilirim fikrinden yola çıkıyor. Fikirleri olanlar, ofislerde görüşebildiği gibi akşam bir cafede, yemekte veya bir otel lobisinde fikirlerini tartışabiliyor.

Silikon Vadisi’nde 1 kişiye de, 1 milyar dolarlık şirkete de start-up denilebiliyor. Start-uplar genellikle kendilerine şirket hisselerini, ‘nasıl global bir şirkete satabilirim’ hedefini koyuyor. Az olsun benim olsun yerine, büyük olsun hepimizin olsun fikri değer buluyor. Özetle bölgede; sermaye sorunu, girişimci sorunu, lider sorunu, proje adamı sorunu vd bulunmuyor. Başarılmış onlarca proje örneği, önlerinde duruyor. Silikon Vadisi mühendisleri için çözülemez denilen problemleri başarmak, tarif edilmez bir hazzın ve heyecanın altyapısını da oluşturuyor. Dünyanın en iyi mühendisleri burada, saat ve mekandan bağımsız hedeflerine ulaşmak için gece- gündüz çalışıyor. Dünyada ‘Silikon Vadisi’ kültürünün oluşması ve yerleşmesinin ardında, çok uzun yılların birikimi, tecrübesi ve deneyimi yer alıyor. Dönem dönem başka yerlerde de Silikon Vadisi benzeri bir modelin kurulması planlansa da; bu kültürün başka bir yere taşınması hiç kolay olmayacak.