19 °C

cellatlığa soyunan kurban

Elçin Poyrazlar’ın “Mantolu Kadın”da sadece başarılı bir detektif ya da komiser hikâyesine yoğunlaşmak yerine, hikâyeyi bir kadının, bir kurbanın bakış açısından da anlatmasını sevdim.

cellatlığa soyunan kurban

ÇİĞDEM SİRKECİ

Elçin Poyrazlar imzasını taşıyan “Mantolu Kadın” hep kitap etiketiyle geçen aylarda yayınlandı. Romanın iki kadın kahramanı ve hikâyeleri, gazetelerde okuduklarımızdan, çevremizde şahit olduklarımızdan, kulağımıza çalınanlardan çok farklı görünmüyor ilk başta.

Kurban rollerine hapsolmuş debelenirken yolları kesişen kahramanlarımız özgürlüğe koştuklarını sanarken hayat acı sonlarla bekleyecektir onları.

Hikâyemiz bir apartman otoparkında avukat Mustafa Şenyılmaz'ın cesedinin bulunması ile başlıyor. Polisiye romanlardan âşina olduğumuz üzere, bu öyküde de büroda pek sevilmeyen, birtakım nedenlerle terfisi engellenen, ancak işinde çok başarılı olduğu için saygı duyulan bir sıra dışı başkomiserimiz - Aydın Andız - ve onun toy, algıları zayıf ama iyi niyetli yardımcısı - İsmail Ataklı – bulunuyor.

İkili daha ilk cinayeti çözemeden benzer bir cinayet daha işlenir; bu sefer kurban başarılı bir doktordur. İkinci cinayet yeni ipuçları sağlayacaksa da yeni soruları da beraberinde getirecektir: Görünürde ortak tek bir noktaları bulunmayan, mesleklerinde başarılı bu iki ismi, ölüm şekillerinde birbirine bağlayan nedir?

Yazar Poyrazlar romanın anlatısını, kadın kahramanlardan birinin ağzından yazılan bölümlerle desteklemiş, daha doğru ifade etmek gerekirse bu şekilde hikâyeyi derinleştirmiş. Bu konuda kanımca başarılı da olmuş. Güzeller güzeli liseli G'nin, üniversiteye devam etmek yerine aile baskısı ile evliliğe adım atmasını, evlendikten sonra onu görünürde okuması için destekleyen kocasının tamamen kendi kariyeri ve statüsü üzerine kurduğu dünyada onu hiçe saymasını, G'nin hayal kırıklıklarını, giderek kendi içine kapanmasını, iç dünyasını yakından gözlemliyoruz.

G, kaçamadığı, kopamadığı bu kozadan çıkış umudunu, yaşadıkları taşra kentinde rastladığı bir komşu kadına bağlayacaktır. Eşinden şiddet gören ve sesini çıkaramayan bu kadınla bir kaçış planı yapacaktır. Ancak, kadının kocasının onları otogarda yakalaması ile bu macera başlamadan sona erecektir. Depresyona giren G, doktor eşinin yardımıyla bir süre sonra toparlayacak, ancak eşinin cebinde bulduğu anahtarın izini sürerek çıkacağı yolculukta hayal bile edemeyeceği bir gerçekle, göz kamaştıran bir kariyerin arkasına gizlenen korkunç bir adamla yüzleşecektir.

Yazar Elçin Poyrazlar, ODTÜ İşletme Bölümü'nü bitirdikten sonra Belçika'da Avrupa Birliği ve Uluslararası İlişkiler üzerine yüksek lisans yapmış. Ekonomi-politika doktorasını yaparken akademisyenliği bırakıp gazeteciliği seçmiş. Cumhuriyet'in Brüksel ve Washington temsilciliklerinin ardından çeşitli medya kuruluşları için çalışmış. İlk polisiye romanı "Gazetecinin Ölümü" 2014'te, ikincisi "Kara Muska" 2016'da yayımlanmış. Londra'da yaşayan yazar, İngiltere Polisiye Yazarları Derneği üyesi ve Türkiye'de Polisiye Yazarları Birliği'nin kurucularından.

Açık olmak gerekirse "Mantolu Kadın" okuduğum ilk Elçin Poyrazlar romanı. Yazarın sadece başarılı bir detektif ya da komiser hikâyesine yoğunlaşmak yerine, hikâyeyi bir kadının, bir kurbanın bakış açısından da anlatmasını sevdim. Yeni yıla farklı bir okuma deneyimi ile başlamak isteyen okurlara tavsiye ederim.

MANTOLU KADIN, Elçin Poyrazlar, hep kitap, 192 s.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap