'Adana’ya gelin, ciğerimi yiyin'
29 Eylül’de Güvenilir Ürün Platformu tarafından Crowne Plaza Florya’da 5. Uluslararası Güvenilir Ürün Zirvesi ve Feed the Future Ödül Töreni gerçekleştirildi. Zirvede gıda güvenliği, yerli üretim, sıfır atık, gıda israfının önlenmesi ve sürdürülebilir tarım politikaları masaya yatırıldı; geleceğin gıda vizyonu ve üretici-tüketici zincirinin güvenilirliği tartışıldı.
Moderatörlüğünü üstlendiğim oturumda salondaki tüm paydaşların altını çizdiği ortak bir gerçek vardı: Geleceğimiz; toprağı korumaktan, yerel üreticiyi desteklemekten, sıfır atık bilincinden ve en önemlisi güvenilir, izlenebilir ve sürdürülebilir gıda zincirleri kurmaktan geçiyor. Tarladan çatala uzanan o bağ koparsa ne lezzet kalıyor geriye ne de bereket. Celal Toprak ve Elif Aktepe tüm Anadolu’yu dolaşıyor ve farkındalık yaratan toplantılar düzenliyor. Nitelikli üreticileri gündeme taşıyor. Ben de birçok kez katıldım ve çok faydalandım.
Aynı gün akşamında Swiss Otel’de Sürdürülebilir İş Ödülleri töreni de vardı. Sürdürülebilirlik Akademisi tarafından düzenlen yarışma da farklı iş kollarının birbirinden iyi projeleri değerlendirildi. Sürdürülebilirliğe değer katan ve çok yaratıcı işleri görünür kılan bu harika buluşmada ben de Bonna’nın “Sürdürülebilir Gastronomi Buluşmaları” projesi ile heyecanı paylaştım.
Eylül İstanbul’da sanatın, sürdürülebilirliğin mevsimi oldu. Ekim ise Anadolu Gastronomi festivallerinin ayı, hatta 9-10-11 Ekim hafta sonu üst üste binen büyük festivallerle Türkiye’nin festival ajandasının olmadığı gerçeğini de gözler önüne serdi. Adana, Antep, Diyarbakır, Edremit ve Rize aynı tarihte düzenleniyor. Türkiye’nin fuar takvimi tıkır tıkır işlerken, festival takvimi üzerine hiç çalışmamış olması da düşündürücü.
Bunların içinde Adana 10 yıldır aynı tarihte düzenleniyor. Çünkü kentin bir festival takvimi var. Tam bir festivaller şehri, biri bitiyor, biri başlıyor. Festivaller Adana’ya çok yakışıyor.
Bu yıl 9-10-11 Ekim tarihlerinde benim de görevlerimin olduğu Adana Lezzet Festivali Adana’ya yakışır bir içerikle Adana Valisi Sayın Mustafa Yavuz önderliğinde düzenleniyor. Tüm Adana kenetlenmiş, şehri festivale hazırlıyor ve festivalin yarattığı katma değeri arttırmaya çalışıyor.
Adana gastronomik açıdan 24 saat yaşayan bir şehir. Gece boyu tablacılar, börekçiler açık. Türkiye’nin en ünlü kebabı; acılı bir Adana’ya erişmek çok kolay. Şırdancısı, çorbacısı da ayrı bir mesele. Ciğer de Adana’da başka bir şey. Adana’ya gelin ciğerimi yiyin sözünün hakkını sonuna kadar veriyor. Ben Adanalı kadınların arasında büyüdüm, kabul günlerinde. Annemin genç yaşta gelin gittiği Adana’nın tadı hep soframızdaydı. Dolayısıyla ev yemeklerini çok severim. Adana içli köftesi, yüksük ve Tatar Çorbalarını çok severim. Bunlara ulaşmam gün geçtikçe zorlaşıyor. Allah’tan House of Kamer var. Kamer Hanım her gidişimizde annemin bayram sofrası gibi bizi ağırlıyor. Adana için çok büyük bir şans kendisi. Haftaya Adana’dayız, çıkın gelin. Festivalin coşkusunu yaşayın. Türkiye’nin en lezzetli ve dinamik şehrinin güzel sonbaharını yaşayın, Karataş’a uzanın balığın, karidesin cennetine Akdeniz’e… Yaylalara çıkın, Yörük obalarına; yüzyıllardır değişmeyen yaşama tanıklık edin. Toroslar’dan, Çukurova’ya, Akdeniz’e sıcak insanların, edebiyatın, sinemanın kaynağına gelin. Dizilerin de tabii; her dizi de bir Adanalı olduğu gibi, Adana’da çekilen şahane diziler var. Benim favorim bu sezon “Güneşin Doğduğu Yer”