Contemporary Istanbul’da odak Asya
23-27 Eylül’de “Focus: Asia” temasıyla kapılarını açacak Contemporary Istanbul’un 21’inci edisyonu, bu yıl galeri sunumlarının yanı sıra Tersane Istanbul’un farklı noktalarına yayılan özel projeler ve sanat deneyimleriyle ziyaretçilerini karşılıyor. 16 ülkeden 70 çağdaş sanat galerisini bir araya getiren etkinlik, farklı coğrafyaların güncel sanat yaklaşımlarını İstanbul’da buluşturacak.
Her yıl ilgiyle karşılanan Contemporary Istanbul, bu yıl “Focus: Asia” ile Asya’nın farklı sanat sahnelerine uzanıyor. Galerilerin yanı sıra kurumları, koleksiyonları, sanatçıları ve kültür profesyonellerini de bir araya getirecek fuar, yeni diyalogların önünü açmayı amaçlıyor. CI21’de fuarın tüm içeriği galeri stantlarının dışına taşınarak Tersane Istanbul’un farklı noktalarına yayılıyor. Büyük ölçekli yerleştirmelerden mekana özgü çalışmalara, uluslararası sunumlardan interaktif projelere uzanan program, ziyaretçiye tek bir rota yerine farklı karşılaşmalar üzerinden keşfedilen bir fuar deneyimi sunuyor. Bununla aynı zamanda, partnerlerin yalnızca fuarı destekleyen markalar değil, sanatçıların farklı bağlamlarda izleyiciyle buluşmasına katkı sağlayan ve kültürel ekosistemin aktif katılımcıları olarak konumlanması amaçlanmış.
Johnny Depp heykelinden Mustafa Horasan anmasına
CI21’in özel projelerinde sanatçıların pratiği ile Tersane Istanbul’un tarihsel ve mimari karakteri arasında yeni ilişkiler kuruluyor. Japon sanatçı Chisato Matsumoto, geleneksel shibori tekniğinden hareketle geliştirdiği “Sail of Light” ile kumaş, ışık ve hareketi bir araya getirerek Tersane’nin denizcilik mirasına göndermede bulunan anıtsal bir yerleştirme sunuyor.
Tersane’nin kıyı hattında ise Sheikh Rashid Al Khalifa’nın, küratörlüğünü Marc-Olivier Wahler’in üstlendiği “Inhabited Crate” adlı büyük ölçekli çalışması yer alıyor. Çelik, ışık ve geometrinin bir araya geldiği eser, izleyicinin hareketiyle değişen, çevresiyle birlikte deneyimlenen bir yapı kuruyor. “Focus: Asia” kapsamında Artvisor tarafından sunulacak sergi, Gutai hareketinin öncü isimlerinden Shozo Shimamoto’nun kağıt işleri ve resimlerini bir araya getiriyor. CI21’in uluslararası sanat kurumlarıyla kurduğu ilişki de özel sunumlarla devam ediyor. MIA Art Collection, kadın sanatçıların görünürlüğünü merkeze alan seçkisiyle kimlik, toplumsal cinsiyet ve temsil kavramlarını farklı medyumlar üzerinden ele alırken; SIGG Art Foundation, 2025’teki koleksiyon sergisinin ardından CI21’e Johnny Depp’in “The Bunnyman” adlı heykeliyle geri dönüyor. Sanatçının oğlunun çocukluk çiziminden ve kendi çocukluk rüyalarından doğan eser aile bağları, hayal gücü ve kişisel hafızadan beslenirken, dönüşüm karşısında dayanıklılık fikrini merkezine alıyor. Contemporary Istanbul, yakın zamanda kaybettiğimiz sanatçı Mustafa Horasan’ı da özel bir sunumla anıyor. Sanatçının beden, bellek, arzu, kırılganlık ve dönüşüm etrafında şekillenen pratiğine odaklanan proje, Horasan’ın bıraktığı sanatsal miras üzerine yeniden düşünmek için bir alan açıyor.
Özel projelerde zanaat etkisi
Fuarda sanatçılarla geliştirilen özel projeler, mekana özgü çalışmalar ve özgün sunumlar da yer alıyor. Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman küratörlüğündeki “Garip Şeyler Oluyor”, hızlanan teknolojik ve toplumsal dönüşümlerin beraberinde getirdiği belirsizlik ve yabancılaşma duygusunu odağına alıyor. Akbank Sanat tarafından sunulan sergi; Nazif Topçuoğlu, Gülin Hayat Topdemir ve Esra Ödoğan’ın yapıtlarını bir araya getiriyor. Freud’un ‘tekinsiz’ kavramından hareketle tanıdık olanın nasıl yabancılaşabileceğini; melankoli, merak ve bilinmezlik üzerinden ele alıyor. İspanyol sanatçı Jaume Plensa’nın yaklaşık yedi metre yüksekliğindeki “Juana” adlı eseri, sanatçının İstanbul’da kamusal alanda sergilenen ilk yapıtı olarak izleyiciyle buluşuyor. Jaume Plensa Studio işbirliği, Galerie Lelong & Co.’nun desteği ve aracılığı, Levent Çalıkoğlu’nun küratöryel yönlendirmesi ile gerçekleşen yerleştirme, Tersane Istanbul’un gelişen kamusal sanat programının önemli adımlarından biri olarak karşımızda. Sanat ve teknolojinin kesişiminde ise BMW, A.A.Murakami’nin “SYMBIOSIS” adlı sürükleyici yerleştirmesini Art Basel Basel’deki sunumunun ardından İstanbul’a taşıyor. Işık, sis ve baloncuklarla sürekli dönüşen çalışma, teknoloji, doğa ve insan deneyimi arasındaki ilişkiyi araştırıyor. Murat Palta ve Ardan Özmenoğlu tarafından CI21 için geliştirilen iki çalışma ise izleyiciyi doğrudan yapıtla ilişkiye davet ediyor. Palta’nın interaktif çalışması ziyaretçiyi eserin bir parçası haline getirirken, Özmenoğlu’nun yeni işi “Laundromat” projesinden hareketle şekilleniyor. Konstantin Chaykin ile gerçekleştirilen proje ise sanat, zanaat ve mekanik yaratıcılığı bir araya getiriyor. Çinli sanatçı Lin Fanglu’nun “She’s Bestowed Love” adlı mekana özgü tekstil yerleştirmesi ise, geleneksel Bai tekstil pratiklerinden ilham alarak sevgi, dayanıklılık ve kadın gücü kavramları etrafında kültürel miras ile çağdaş sanat arasında bir bağ kuruyor.
Ruzy Gallery’den anıtsal heykeller
Arne Quinze, Anne von Freyburg, Pablo Tomek, Peter Cvik, Danyil Rovenchyn, Marta Syrko, Çağatay Odabaş, Studio Pinprick, Tomo Campbell ve Tom Fellows’un eserlerinden oluşan uluslararası bir seçki sunan Ruzy Gallery, fuarın dikkat çeken isimlerinden. Galerinin fuardaki katılımının öne çıkan eserlerinden biri ise Belçikalı sanatçı Arne Quinze’in Lupine Alpestris (2022) adlı anıtsal heykeli. Sanatçının Türkiye’deki ilk kamusal alan yerleştirmesi olan 3,5 metre yüksekliğindeki alüminyum eser, Tersane Heykel Parkuru’nda, Jaume Plensa ve Sheikh Rashid Al Khalifa gibi uluslararası ölçekte tanınan sanatçıların eserleriyle diyalog içinde yer alıyor.