ABD: Türkiye ve Brezilya uranyum takasıyla ilgili danışmadı

Amerikalı üst düzey yetkililer, "Eğer bize gelip ellerinde bir taslak anlaşma olduğunu söyleseler ve buna dair düşüncemizi sorsalardı, görüşümüzü iletirdik" dedi

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
WASHINGTON - Amerikalı üst düzey yetkililer, Türkiye, Brezilya ve İran arasındaki uranyum takası anlaşmasıyla ilgili olarak, "Eğer bize gelip ellerinde bir taslak anlaşma olduğunu söyleseler ve buna dair düşüncemizi sorsalardı, görüşümüzü iletirdik. Ancak bunu yapmadılar. Tahran'a gittiler ve anlaşmayı duyurdular. Anlaşmada neler olduğunu, bu duyurudan önce bilmiyorduk, dolayısıyla o zamandan önce, (anlaşmanın) eksikliklerinin neler olduğuna dair yorum yapma fırsatımız olmadı" dedi. 
Amerikalı üst düzey yetkililer, gazetecilere yaptıkları açıklamada, ABD Başkanı Barack Obama'nın Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva'ya gönderdiği mektubun, uranyum takasına dair bir anlaşmada ABD'nin kabul edebileceği koşulların neler olduğuna dair unsurların sıralanması niyetiyle kaleme alınmadığını söyledi.
Yetkililer, "Türkiye ve Brezilya'dan, bizim adımıza müzakere etmelerini istemiyorduk. Eğer bunu yapıyor olsaydık, olası bir anlaşmayı bizim için kabul edilebilir kılacak unsurları belirtirdik. Onların bizim önümüze koyduğu bazı fikirlere ve İran'ın ekim ayından bu yana benimsediği bazı pozisyonlara dair düşüncelerimizi ortaya koyuyorduk" ifadesini kullandı. 
Ancak her iki ülkeden yetkililerle olan görüşmelerinde, "hiçbir haklı gerekçesi olmayan" uranyum zenginleştirme faaliyetine dair kaygılı olduklarını ve bunun BM Güvenlik Konseyi kararlarını ihlal ettiğini açıkça ortaya koyduklarını, Kum kenti yakınlarındaki nükleer tesis konusunu da dile getirdiklerini belirten yetkililer, "Mektupta tekrar tüm bunların üzerinden geçmenin gereği yoktu, çünkü zaten bu konuları hem Brezilya hem de Türk hükümetleriyle konuşmuştuk" dedi.
Yetkililer, "Dolayısıyla bir anlaşmayı bizim açımızdan kabul edilebilir kılacak kapsamlı bir koşul listesi sunma ihtiyacını hissetmedik ve mektupta da bunu yapmadık... Eğer bize gelip ellerinde bir taslak anlaşma olduğunu söyleseler ve buna dair düşüncemizi sorsalardı, görüşümüzü iletirdik. Ancak bunu yapmadılar. Tahran'a gittiler ve anlaşmayı duyurdular. Anlaşmada neler olduğunu, bu duyurudan önce bilmiyorduk, dolayısıyla o zamandan önce, (anlaşmanın) eksikliklerinin neler olduğuna dair yorum yapma fırsatımız olmadı" diye konuştu.
Yetkililer, İran Dışişleri Bakanı Manuçehr Mutteki'nin 7 Mayısta BM Güvenlik Konseyi üyelerinin temsilcilerine verdiği yemek sırasında Brezilyalı büyükelçinin İranlı bakana, bir takas anlaşmasına varıldığı takdirde uranyumun yüzde 20 düzeyinde zenginleştirilmesi faaliyetinin akıbetinin ne olacağını sorduğunu aktararak, bunun, konunun öneminin o tarihte Brezilya tarafından da bilindiğini çok iyi yansıttığını söyledi.
"İran'ın ciddi anlamda müzakerelere başladığına inanmıyoruz"
Yetkililer, Washington'da Türk tarafıyla yaptıkları bir görüşme sırasında da "zaman geçtikçe ve İran'ın elindeki düşük ölçekte zenginleştirilmiş uranyumun miktarı arttıkça, İran'dan 1200 kilogram uranyumun dışarıya çıkarılmasının güven inşası bakımından taşıdığı değerin büyük ölçüde düştüğü" fikrini dile getirdiklerini belirtti.
Türkiye ve Brezilya'nın arabuluculuğunda Tahran'da imzalanan ortak bildiride kabul edilemeyecek ve net olmayan unsurlar olduğunu savunan yetkililer, anlaşmada İran'ın uranyumu yüzde 20 düzeyinde zenginleştirme kararını ele alan bir unsurun bulunmadığını, ayrıca İran'ın, kendileriyle nükleer program konusunu görüşmeye hazır olmadığını öne sürdü.
Yetkililer, Tahran'daki araştırma reaktörüyle ilgili anlaşmayı, sadece bir güven inşası tedbiri olarak nitelerken, anlaşmanın, geçen ekimde İran'a sunulan teklifin amaçlarının gerisinde kaldığını iddia ettiler. Yetkililer, anlaşmanın, İran'ın, uranyum zenginleştirmeyi durdurması talebi konusunda BM Güvenlik Konseyi'ne meydan okumasıyla alakalı ana konuları ele almadığı, konuyu Güvenlik Konseyi'ne getiren temel faktörlerden de ayrı olduğu görüşünü dile getirdi.
Uluslararası Atom Enerjisi Kurumunun (UAEK) uranyum takası konusunda geçen Ekim ayında İran'a teklif sunduğu dönemde bu ülkenin elinde 1200 kilogram uranyum bulunduğunu, şimdiyse bu miktarın 2400 kilogramın üstüne çıktığını ileri süren yetkililer, bunun İran'ın 1200 kilogram uranyumunu yurt dışına gönderse bile nükleer silah yapmak için yeterli uranyuma sahip olacağı anlamına geldiğini iddia etti.
Yetkililer, bundan sonra ne olacağına dairse BM Güvenlik Konseyi'nde İran'a yeni yaptırım kararının alınması doğrultusunda ilerleme sağlamayı umduklarını kaydetti. "Bunun, diplomasinin sonu olmadığını" ifade eden yetkililer, "Yeni tasarının onaylanmasının İran'a ciddi biçimde müzakerelere başlama yönünde teşvik sağlamasını umduklarını" söyledi. Yetkililer, "İranlıların ciddi anlamda müzakereye başladığına inanmıyoruz ve Tahran'daki ortak bildirinin, onların (İran'ın), uluslararası toplumun nükleer program konusundaki endişeleri hakkında ciddi müzakereler yürütmeye hazır olduklarının işareti olduğuna da inanmıyoruz" dedi.
Yetkililer, BM Güvenlik Konseyi'nde İran'a yeni yaptırım tasarısı üzerindeki çalışmaların hızlı biçimde devam ettiğini belirterek, Türk ve Brezilyalı heyetlerden tasarının detayları üzerindeki spesifik düşüncelerini henüz duymadıklarını söyledi.
Tahran'daki araştırma reaktörü konusunun New York'ta yürütülen çabalarla paralel, ancak doğrudan bağlantılı olmadığını ifade eden yetkililer, araştırma reaktörü konusuyla ilgili açıklığa kavuşturulması gereken hususlar bir kulvarda ele alınırken, BM Güvenlik Konseyi'ndeki yaptırım çabalarının da devam edeceğini belirterek, Konsey'in harekete geçmeye hazır olduğunu hisseder hissetmez, tasarıyı oya sunacaklarını kaydetti.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Philip Crowley de "ABD'nin kale direklerini değiştirdiği" eleştirileri konusunda, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'ın, Tahran'daki anlaşmadan önce hem Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu hem de Brezilyalı mevkidaşı Celso Amorim ile yaptığı görüşmelere atıfta bulunarak, her iki bakanın da Tahran'daki araştırma reaktörüne dair bir düzenlemede sağlanacak başarının, Washington'ın, İran'a yaptırım kararı alınması çabalarının sona erdirileceği anlamına geleceği hususuna katılmadığını çok iyi anladıklarını belirtti.
Mektubun ayrıntıları
Öte yandan ABD Başkanı Barack Obama'nın Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva'ya yazdığı mektup Amerikan basınında geniş yer buldu.
Politico gazetesinde yayımlanan Laura Rozen imzalı bir yazıda, mektupta Obama'nın, İran'ın uranyum takası konusundaki olası bir anlaşmaya karşı, Dışişleri Bakanı Clinton ve yönetimin diğer yetkililerine göre çok daha açık göründüğü ifade edilerek, mektuba dair ayrıntılara yer verildi.
Beyaz Saray'ın mektubun gerçekliğini tartışmadığı belirtilen yazıda, mektupta Obama'nın, bir uranyum takası anlaşmasında kabul edilebilir koşulların neler olması gerektiğiyle ilgili dile getirdiği hususların, Tahran'da varılan anlaşmadaki hususlara çok yakın olduğu ifade edildi.
Yazıya göre, Obama, Brezilya Devlet Başkanına, Nükleer Güvenlik Zirvesi sırasında kendisi ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile olası bir takas konusunu görüştüğü için teşekkür etti, ancak İran'ın uranyumunu yurt dışına göndermeye ilişkin istekliliği, Türkiye ve Brezilya ile bu konuda müzakereler yürütme konusundaki motivasyonuna dair duyduğu şüpheyi dile getirdi. Yazıda, mektupta, böyle bir anlaşmaya varılması halinde bunun reddedilmediği ifade edildi.
Mektupta Obama, ülkesinin, İran'ın uranyumunu yüzde 20 düzeyinde zenginleştirme faaliyetini durdurması yönündeki talebinden bahsetmezken, özetle şöyle devam etti:
"İran'a zaten sunulan potansiyel anlamda önemli bir anlaşma var. Geçen nisanda UAEK, İran'a, 1200 kilogram düşük ölçekte zenginleştirilmiş uranyumunu üçüncü ülkeye, spesifik olarak Türkiye'ye emaneten göndermesine olanak verecek önerimizi iletti. Ancak İran 'emanet' anlaşmasının hiçbir zaman peşine düşmedi ve bu reddine dair de hiçbir güvenilir açıklama getirmedi. Bunun, İran'ın nükleer isteklerine dair gerçek soru işaretleri uyandırdığına inanıyorum. Brezilya'yı, İran'ı, nükleer yakıt üretilirken uranyumunu Türkiye'ye 'emanet' bırakması teklifinin getirdiği fırsat üzerinde etkilemeye çağırıyorum. Bu süreç boyunca İran, güven inşa etmek yerine, bu fırsata yaklaşım şekliyle güveni zedeledi. İran'ın Brezilya ile iyi niyetle temas kurmaya hazır olup olmadığını bu nedenle sorguluyorum ve bu yüzden sizi görüşmemizde uyardım." 
Amerikalı üst düzey bir yetkili, Politico'ya yaptığı açıklamada, Obama yönetiminin Türkiye ve Brezilya ile düzenli temas halinde olduğunu belirterek, bu iki ülkenin, uranyum zenginleştirmesi faaliyeti durdurulmadan, Tahran'daki araştırma reaktörüyle ilgili anlaşmanın çok fazla anlam ifade etmediğini çok iyi anlaması gerektiğini söyledi.
İran'ın, eylemlerinin barışçıl niyet taşıdığına dair uluslararası toplumu ikna etmeyi başaramadığını, hatta bu ülkenin bunun tam tersi davranışlarda bulunduğunu öne süren yetkili, dolayısıyla yaptırımlar yolunda ilerlenilmesi gerektiğini belirtti. 
Yazıda, İran'la diyaloğun artırılmasından yana olan bazı kesimlerin, Obama'nın mektubunu, ABD'nin, İran'ın uluslararası yaptırımlardan kaçınmak için ne yapması gerektiği konusunda "kale direklerini değiştirdiği"ne dair bir kanıt olarak gördüğü, ayrıca mektubunun sızmasının, Brezilyalıların, diplomatik zafer olarak gördükleri bir hususun ABD ve diğer büyük güçler tarafından hiçe sayılmasından duyduğu öfkenin bir işareti olduğu ifade edildi.
Başbakan Erdoğan'a benzer mektup gönderilmesi
Washington Post gazetesi de ABD Başkanı Barack Obama'nın geçen nisan ayında Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva'ya yazdığı mektupla ilgili haberinde, "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da benzer bir mektup aldığını" yazdı. Gazete, Obama'nın 20 Nisan'da Brezilya Devlet Başkanı'na 2,5 sayfalık bir mektup yazarak, uranyum takası konusunda geçen Ekim ayında İran'a sunulan, ancak sonuç alınamayan teklifin ana hatlarına değindiğini aktardı.
Mektubun bir kopyasının "PoliticaExterna.com" adlı internet sitesinde yayımlandığının belirtildiği haberde, "mektubun Brezilya için bir çeşit tılsım olduğu ve bu ülkenin, mektubun Lula ve Erdoğan tarafından, 17 Mayısta Tahran'da bir anlaşma üzerinde müzakere ederken, rehber olarak kullanıldığını söylediği" kaydedildi.
"Brezilyalı yetkililerin, ABD'nin, İran'ın uranyumu yüzde 20 düzeyinde zenginleştirme kararını sona erdirmediği gerçeği de dahil olmak üzere, Tahran'da varılan anlaşmaya ve koşullarına itiraz etmesinden dolayı şoka uğradığının" ifade edildiği haberde, Brezilya Dışişleri Bakanı Amorim'in, "hükümetinin ekim ayındaki teklifleri herhangi bir sapma olmadan yerine getirme konusunda cesaretlendirildiğini ve bunu yaptıklarını" söylediği aktarıldı. Habere göre, Amorim, uranyum zenginleştirmesi konusunda ise "Hiç kimse bize, 'eğer yüzde 20 düzeyine zenginleştirmeyi durdurmazsanız, anlaşmayı unutun' demedi" diye konuştu.
Haberde, "Amerikalı yetkililerin ise aynı fikirde olmadığı, üst düzey bir Amerikalı yetkilinin, mektubun belirli bir sorunu ele almak için tasarlandığını söylediği, o dönemde Türkler ve Brezilyalıların, İran'ın uranyumun tek sefer yerine, parça parça gönderilmesi teklifini kabul etmeye meyilli gibi göründüğü" belirtildi.
Habere göre Amerikalı yetkili, "Mektup, onların (Türkler ve Brezilyalılar) yaptığı bir şeye cevap niteliğindeydi, onlara, 'yapmakta olduğunuz şey, bizim önceden uğraşını verdiğimizin çok gerisinde kalıyor' hususunu belirtiyorduk" derken, müzakerelere uzanan günlerde, uranyum zenginleştirilmesine son verilmesi de dahil, neyin yapılmasına ihtiyaç olduğu konusunda Amerikalılar ile Türk ve Brezilyalı meslektaşları arasında "çoklu diyaloglar" olduğunu kaydetti.
"Lula ve Erdoğan'ın Tahran'a, Beyaz Saray'ın 'günü geçmiş' olarak gördüğü bu mektupla gittiğinin kaydedildiği habere göre, Amerikalı yetkili, "Tahran araştırma reaktörü üzerine konsantre oldular. Lula oraya gitmek, bir çeşit rol oynamak istedi" dedi. Gazetedeki haberde, "belki mektupta bir de ek not olmalıydı" ifadesine yer verildi.
Bu konularda ilginizi çekebilir