16 °C

Verimi artırmanın yolu araziye değil tarıma yatırımdan geçiyor

Milyarlarca insanı doyurmaya çalışan dünyamızda arz ve talep dengeleri oynayarak verimli arazilerinin fiyatlarını yükseltiyor. Avrupa'dan Afrika'ya kadar birçok yerde tarım arizelerinin fiyatları hızlı bir artış içinde

Verimi artırmanın yolu araziye değil tarıma yatırımdan geçiyor

HİLAL SARI

 

İSTANBUL -  Dünya nüfusu hızlı şehirleşme süreciyle tarım arazilerini terk ediyor. Bu eğilime paralel olarak, artan nüfusu doyurmak için ise daha fazla tarım arazisi kullanılıyor. 2002-2012 arasındaki 10 yıllık dönemde dünyada tarım arazilerinin fiyatı ortalama yüzde 20 yükseldi. Romanya'daki tarım arazilerinin değerindeki artış yüzde 37.8 ile dünya ortalamasının çok üzerindeyken, Macaristan yüzde 27.8 ve Mozambik yüzde 25 fiyat artışı ile Romanya'yı takip etti. Ortalama arazi değeri 2012 yılında hektar başına 13 bin 257 dolar oldu. Milyarlarca insanı doyurmaya çalışan dünyamızda arz ve talep dengeleri oynayarak verimli arazilerinin fiyatlarını yükseltiyor. Avrupa'dan Afrika'ya kadar birçok yerde tarım arizelerinin fiyatları hızlı bir artış içinde. Ancak bazı uzmanlar, gıda üretiminde verimliliğin artması için tarım arazisi satın almak yerine, askeri led teknolojileri, insansız gözetleme uçakları ve uzaktan toprak görüntüleme gibi çiftçiliğe ve sürdürülebilir sulama sistemlerine yatırım yapılması gerektiğini belirtiyor. Bu yüzyılın sonlarına doğru 10 milyardan fazla insanın yeryüzünün sağladıklarıyla doyması gerekecek. Fakat sınırları olan gezegenimizde gıda üretimi için gerekli tarım arazileri artmadığından, arz ve talep dengeleri oynayarak verimli arazilerinin fiyatlarını yükseltiyor olacak. Afrika ve Asya'daki politik istikrarsızlıklar, sıradışı hava koşulları ve yükselen küresel yakıt maliyetleri yatırımcılar için belirtsizlik yaratıyor. Financial Times'da yer alan ve İngiltere Dünya Anıtlar Fonu yöneticisi Jonathan Foyle tarafından kaleme alınan analize göre dünya nüfusu hızlı şehirleşme süreciyle tarım arazilerini terk ediyor fakat diğer yandan artan nüfusu doyurmak için daha fazla tarım arazisi kullanılıyor. Geçen on yılda (2002-2012) yılları arasında tarım arazilerinin fiyatlarının ciddi artış kaydettiği belirtilen verilere göre küresel tarım arazilerinin fiyatı ortalama yüzde 19.9 yükseldi. Romanya'daki tarım arazilerinin değerindeki artış yüzde 37.8 ile dünya ortalamasının çok üzerindeyken, Macaristan yüzde 27.8 ve Mozambik yüzde 25 fiyat artışı ile Romanya'yı takip ediyor. Bir tarım arazisinin ortalama değeri 2012 yılında hektar başına 13.257 dolarken, İrlanda, Yeni Zellanda, Danimarka, İngiltere ve Almanya'daki tarım arazileri bu küresel ortalamanın çok üzerinde fiyatlanırken, Romanya, Mozambik ve Macaristan gibi ülkelerde yüksek fiyat artışlarına rağmen tarım arazi fiyatlarının nispeten daha uygun olduğu belirtiliyor.

Sulanabilen tarım arazisi çok yetersiz

Birleşmiş Milletler ve Dünya Tarım Örgütü verilerinden yararlanılarak hazırlanan analize göre 1961 yılında dünya nüfusunun yüzde 70'e yakını tarım arazilerinde yaşarken, şimdi bu oranın yüzde 50'lere düştüğü, 2050 yılında ise yüzde 30'a gerileyeceği öngörülüyor. 2011 yılı verileriyle dünya üzerinde toplam 318.3 milyar akre (128.8 milyar hektar) sulanabilir arazi olduğu, bu rakamın 1961'lere göre iki katının üzerine çıktığı belirtiliyor. Öte yandan toplam tarım arazilerinin yüzde onluk bir kısmında bile sulama yapılamadığı, sulanmayan tarım arazilerinin toplam 4 trilyon 593 milyar akre (1 trilyon 858 milyar hektar) , sulanabilir arazilerin ise sadece 318.3 milyon akre (128.8 milyar hektar) olduğu belirtiliyor.

Çinliler geleceği öngörüp tarım arazisine yatırım yaptı

Geleceğin Hasatı: Gelecek Tarım Devrimi (The Next Agricultural Revolution - 2010) adlı kitabın yazarı Christophe Pelletier “Stratejik olarak Çinliler çok akıllı davrandı. Geniş nüfusları için gıda güvenliği istediler. Bu sebeple yirmi yıl önce Afrika'dan tarım arazisi almaya başladılar. Dahası ekonomik güvenliklerini sağlamak için Çinli vatandaşları burada küçük yatırımlar yapmaları konusunda teşvik ettiler ve yerel politikalara dahil olmadılar. Son istedikleri şey bir devrim gerçekleşmesi ve tarlalarının yanıp küle dönmesiydi. Yani ilgilendikleri daha uzun bir vadede tarlaları ve üzerinde yaşayan yerel halk için bir kazan-kazan durumuydu.” sözleriyle küresel tarım yatırımları hakkında önemli bir noktaya değiniyor.

Şehirlere göç geleneksel çiftçiliğin geleceğini değiştiriyor

Kazanç imkanları çok doygun olmadığı için insanları taram arazilerinde tutmak zor bir şey. Dünyanın açlık sınırının yaşayan nüfusunun üçte ikisinin küçük çiftçilerden oluştuğu belirtilen habere göre, bu durum genelde şehirleşme rahatlığı ve istihdam için tarımsal düzenlemelerin yapılmamasından kaynaklanıyor.

Birleşmiş Milletler verilerine göre 2046 yılında şehirlerde yaşayan dünya nüfusunun oranı yüzde 65'i bulacak. Kırsaldan şehirlere nüfusun akın ediyor olmasının çiftçiliğin ve tarımın geleceğinde büyük etkileri olduğu belirtiliyor. Örneğin Filipin ler'de 600 yıllık Cordilleras böl gesindeki pirinç terasları turizm görsellerini süslese de, şimdi bu terasların kenar kısımlarının ba kımsızlıktan çökmeye başladığ belirtiliyor. Uganda'da Wamala gölü etrafındaki sazlık çiftçile rinin tası tarağı toplayıp bölgey terkettiği, dünyanın hiçbir yerin de bulunamayan çiçekleri yetiş tirmek için kimsenin geride kal madığı belirtiliyor.

Analizde gıda güvenliği için toplumlara bağımlı olup olmadı ğımız sorgulanıyor. 1961 yılından bu yana tarım alanlarının sade ce 38 milyon akre artmış olmas ve toplam tarım arazisinin sadece yüzde 15'inin sulanıyor olması bu alanda ciddi bir verimlilik artışı yaşanabileceğini gösteriyor. Başka bir değişle bugün gıda üretimi zincirinde yüzde 40'lık bir fire yaşanmasına rağmen 9 milyar insanın doyabildiği tarlalar, verimlilik artışı yaşandıktan sonra yeterli olabilecektir. Öte yandan Pelletier kitabında tarlalarda, yol kenarlarında, fabrikalarda ve evlerde yaşanan bu gıda firesinin toplam maliyetinin 900 milyar dolar olduğunu belirtiyor. Pelletier, tarım arazisi satın almak yerine, askeri led teknolojileri, insansız gözetleme uçakları ve uzaktan toprak görüntüleme gibi çiftçiliğe ve sürdürülebilir sulama sistemlerine yatırım yapılması gerektiğini belirtiliyor.

Enerji ağırlıklı nitrat gübrelemede her bir kalorilik gıda için 2 kalori enerji gerekiyor. Ve bu nitratların yüzde 40'a kadarı topraktan yağmur sularıyla yıkanıp gidiyor. Dolayısıyla gübrelemeye tam olarak nerede ihtiyaç duyulacağını belirleyecek sistemlere yatırım yapmanın daha akıllıca olduğu belirtiliyor.

Yapay değil doğal çiftçilik

Öte yandan tarımcılığın çevresel boyutu ve yapay toprak zenginleştirme de ayrı bir etik tartışma yaratıyor. ABD'li şair ve çiftçi Wendell Berry “Çiftçiler değerli ürün yaratıyor, katma değer elde ediyorlar evet, fakat ayrıca açık alanları koruyorlar, manzarayı koruyorlar” diyor. Bu muhafaza etme halinin devam etmesi yeşile muhtaç gezegen için herkesi memnun ediyor. Virginia'daki Polyface Çiftliği en eski usüllerle kitlesel çiftçiliğe karşı direniyor. Şehirleşme sonucu ortaya çıkan ‘özgür tavuk' gibi kavramlar böyle çiftliklerde gerçek anlamda gözlemlenebiliyor. Hindistan'da eskiden maden arazisi olarak kullanılmış kurak topraklarda arsız pongamya ağaçları dikildiği ve bu ağaçtan yağ elde edildiği belirtiliyor. İnek sahipleri ise bu tarlarala hayvanları getirerek, doğal gübre sağlıyorlar.

Çiftçilikle uğraşmanın insan hayatına sağladığı manevi etkileri ise Japon çiftçi ve filozof Masanobu Fukuoka sözlerinde yineliyor: “Çiftçiliğin nihai amacı mahsül yetiştirmek değil, insanlık yetiştirmek ve onu mükemmelleştirmektir.”

Çin orta sınıfı doyurma telaşıyla gözünü gıda şirketlerine dikti

Çin'in uluslararası gıda üreticilerini satın alma iştahı bu yılın başından beri hızla yükseldi. Ülkenin bu sektöre ilgisinin hızla artışı dünyanın en büyük ikinci ekonomisinin büyüyen orta sınıflarını doyurma ihtiyacının büyümesinden kaynaklanıyor. Thomson Reuters verilerine göre yıl başından bu yana gıda sektöründeki yurtdışı satın alma ve birleşmelerin toplamının yüzde 17'sini Çin'ın alımları oluşturuyor. Ülkenin enerji ve elektrik ihtiyacıyla paralel şekilde artan gıda ihtiyacı Avustralyalı şarap üreticisi Hollich, İsrailli peynir ve tüketim gıdaları üreticisi Tnuva gibi gıda devlerini, ve tarımsal ham maddelerin dünyadaki akışını sağlayan, fiyatlamasında etkili olan şirketleri hedef alıyor. Çin'in gıda şirketlerinis atın alma rallisi ABD'li domuz üreticisi Smithfield Foods'un, WH grubu olarak bilinen Shuanghui International tarafından 7 milyar dolara alınmasıyla başladı. Satınalmanın bir Çinli şirketin en büyük yurt dışı satın alması olduğu belirtiliyor.

 

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.