25 °C

'Bizim için elbise dikiliyor ama ölçümüz alınmıyor'

Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir, "Bu ülkenin işletmelerinin yüzde 98’i KOBİ ise bunu senin oturup KOBİ’lerle konuşman lazım. Bizim için elbise dikiliyor ama ölçümüz alınmıyor!” dedi

'Bizim için elbise dikiliyor ama ölçümüz alınmıyor'

huseyin-gokce.png

Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir, yeni teşvik paketinin çok önemli unsurlar içermekle birlikte, hazırlık aşamasında reel sektöre danışılmamasından yakındı. Mevcut mesleki eğitim sistemiyle eskiden kalifiye eleman bulamayan sanayicinin şimdi hiç eleman bulamadığını belirten Özdebir, Kredi Garanti Fonu (KGF) başvurularında sistemin değişmesi gerektiğini, KGF’den teminat alındıktan sonra bankalara kredi için başvurmanın şirketlerin elini rahatlatacağını söyledi. Özdebir, Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) oranı sıfırlanacak ithal ürünlerle ilgili bir liste yayınlanacağını belirterek, Türkiye’de üretilen ürünlerin vergisinin sıfırlanamayacağını bildirdi. 

İstihdam odaklı olacağı belirtilen yeni teşvik paketini nasıl buldunuz?

 Uzun süredir sanayi, üretim ve yatırımın gündemin birinci maddesi olması gerektiğini söylüyorduk. Bu paketi temel olarak taleplerimize olumlu verilmiş bir cevap olarak nitelendiriyoruz. Teşvik paketinde alınan tedbirlerin sanayiye pozitif ayrımcılık olduğunu söyleyebiliriz. Teknolojik yatırımların 5. Bölge imkanlarından yararlandırılmasının da çok olumlu bir karar olarak söyleyebiliriz. Ancak bazı eksik yönleri de bulunuyor. Benim için iyi olan, senin için kötü olabilir. Bunların etki analizlerinin yapılması, kimin yararına, kimin zararına bakılması, çalışılması lazım. Bizim için elbise biçiyorlar, ama bizim ölçümüzü almıyorlar. Bizim zevkimizi sormuyorlar. Bu ülkenin işletmelerinin yüzde 98’i KOBİ ise bunu senin oturup KOBİ’lerle konuşman lazım. Büyük şirketlerin derdi başka, OSTİM’deki sanayicinin derdi başka. Türkiye’de 12 tane sanayi odası var, sanayici nadir bulunan elementlerden bir tanesi. 

Sizce en olumlu unsurlar hangileri? 

Pakette yaraya merhem olacak şeyler var ama uygulamasına bakmak lazım. Örneğin KKDF’nin kaldırılması herkesin istediği bir şeydi. Sanayici malzeme, yatırım malı, ara malı getiriyor ve bunlara yüzde 6 KKDF ödüyor. İşe baştan yüzde 6 dezavantaj ile başlıyor. Piyasalar sıkışmış, insanların paraya ihtiyacı var. Sanayinin rekabet gücünün artırılması açısından böyle bir maliyetin kaldırılması güzel bir şey. KKDF vadeli alımlarda tahakkuk ediyor ancak insanlar bundan kaçınmak için peşin ödemeyi tercih ediyordu. Negatif faizin olduğu ülkelerde onların Eximbank destekleriyle 24 aya kadar vade sağlanabiliyor. Ancak sanayici bu imkandan yararlanamıyordu. KKDF’si sıfırlanacak ürünlerle ilgili bir liste yayınlanacak. Listeyi hazırlarken, rekabeti bozmamak lazım. Türkiye’de üretilen ürünlerin fon kesintisi kaldırılmamalı. Liste belirlenirken, işin içinde olanların üretim yapan insanların fikirlerini almak gerekiyor. 

Birinci ve ikinci bölgelere yeni teşvikler geldi 

Birkaç ay önce Ekonomi Bakanlığı’na ve Sanayi Bakanlığı’na yazı yazmıştık. 2 bin 400 kalem mal yerli üretimlerinde yüzde 15 avantaj sağlayatırımını destekleyin” demiştik. Bunlar orta üst düzey teknoloji ürününü 6’ncı Bölge’de üretemezsiniz, çalıştıracak eleman bulamazsınız. Beşeri sermayenin müsait olduğu yerde yapmalısınız. Birinci gruptaki illerde yatırıma katkı payı sıfırdı bunu 50’ye çıkardılar. Vergi ve istisnaları artırıldı, süreyi uzattılar. Bu temmuz ayına kadar yapılacak yatırımlarda asgari ücret tutarında ödeme yapılacak, bunlar güzel destekler. 

Aktif istihdam desteğini nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Aktif istihdam destekleri, insanların meslek öğrenmesi açısından da iyi. Burada başka sıkıntılar da var. Bu eğitim sisteminde değişiklikler gerektiriyor. Mesleki eğitimin imalat sanayini ilgilendiren alanlarında reform yapılması lazım. Milli Eğitim Bakanlığı ile çalışıyoruz, kanun değişikliği gerekiyor. AB’de gençler arasında işsizlik oranı yüzde 22 civarında. Yüzde 50’ye kadar çıkan ülkeler var. Bunun bir istisnası yüzde 7.5 ile Almanya. Bizim mesleki eğitimde model tamamen bize uymaz, üzerinde değişiklikler yapılması lazım. 

etgnfb.jpg

Eskiden kalifiye eleman bulamıyorduk, şimdi çalıştıracak eleman da bulamıyoruz. Sanayide çalışmak ayrı disiplin ve alışkanlık gerektiriyor. Bizde okuma imkanı bulamayan çocuklar mesleği eğitime yönlendiriliyor. Veya üniversiteyi kazanamayan çocuklar ailesi tarafından meslek sahibi olması amacıyla sanayiye gönderiliyor. Bugün sanayide en hafif bedeni çalışmanın olduğu iş CNC operatörlüğü. Oysa bizim gençler, hayatı boyunca 8 saat tezgahın başından ayrılmadan kalmadı ki hiç. Daha ilk gün eve dönerken, lanet okuyarak gidiyor. 

Sanayideki üretim yarışı içinde sistemin parçası olabilmek için insanlara meslekle beraber çalışma disiplini ve alışkanlığı kazandırmamız lazım. Alman eğitmenler, mesleki eğitimde öğrenci değişimi kapsamında gelen gençleri, “Bunlar Almanya için son derece önemli, çok değerli insanlar, ülkemiz için üretim yapacaklar” diye tanıtıyorlar. İşte aramızdaki fark bu. Yüksek katma değerli üretim, inovasyon, Ar-Ge bu kafalarla yapılmaz. 

Tasarrufun artırılması çağrıları ve önlemlere neler söyleyeceksiniz? 

Uzun zamandır siyasetçinin gündeminde sanayi yoktu. Tamamen üvey evlat muamelesi gören sektör haline geldi. Yıllarca aşırı değerli TL ile dünyayla rekabet edemez hale geldi. Önceden İtalya’ya dişli kutusu ihraç eden sanayici artık oradan komple ürün ithal etmeye başladı. 

Ülke olarak hak etmediğimiz lüksü yaşar hale geldik. Biz bu kadar zengin bir ülke değiliz, arabalar, evler aldık ama bundan sonra da tasarruf açığı var diyoruz. 

Harcamalar kamçılandıkça tabii ki açık olur. Arkasından iki yıl cari açığı frenleyeceğiz diye piyasayı yavaşlattılar. Böyle olunca gelir azaldı. Tasarruf için geliri artırmak lazım. Sen üretimi azaltınca gelir de azaldı. Sanayi üretimi gerileyince akılları başlarına geldi. şırı değerli TL ile ithal ürünü ucuz hale getirdik. Dolar TL’ye yaklaşmıştı. Bu şartlar altında, bu ülkenin verimliliğiyle, rekabetçilik şartlarıyla, teknolojisiyle yarışabilmen mümkün değil. 

Bir taraftan ‘Tobin Vergisi’ni tartıştık, gelen paradan vergi alalım dedik. O zaman indir faizleri gelmesin. Yabancı para cinsinden borçlanmayana enayi demeye başladılar. Faiz düşük, şartlar iyi herkes dışarıdan borç aldı. Herkes gitti, bütün sanayiciler önce ithalatçı oldu. Sonra arsa rantını keşfettiler, inşaatçı oldular. 

Eskiden mevcuttu idare etmeye çalışanlar, şimdi muhafaza edememekten şikayetçi, insanlar kar edemiyorlar. Zaman içinde tedrici olarak yükselmesine izin verilseydi, TL reel efektif kur olarak bakıldığında değerliydi. Makas iyice açılınca herkes yere düştü. İthalatçı açısından güzel günlerdi onlar. Ben bu ülkenin demirbaşıyım. Tüccar bugün oradan alır, yarın içeriden alır, öbür gün başka yerden alır çarkı çevirir. Dışarının malını değil öncelikle benim koruması lazım. 

Sanayicinin ihtiyaç duyduğu elemanlar sizce nasıl yetişecek? 

Milli Eğitim Bakanlığı ile çalışıyoruz. İki tip insana ihtiyacımız var. Ar- Ge inovasyon yapacak, merak sahibi gençler. ASO teknik kolejinde bunları yetiştiriyoruz. Sanayinin tabanını oluşturan, operatör diyebileceğimiz, her gün aynı işi tekrarlayabilecek sabra sahip olan insanlara da ihtiyacımız var, kaynakçı, tornacı, hurdacı gibi….Tabii bunlara sanayi kültürü, eğitimi de beraberinde verilmesi lazım. Dual sistemde 4 sene devam edecek. Bu dönemde haftada iki gün okul, üç gün işletmeye gidecek. Böyle olunca gençler zaten sistemin parçası oluyor. Böylece 4 sene boyunca çalışmalar da alışmış oluyor. Birden bire yabancı ortamda tezgah başında nöbet tutmak zorunda kalmıyor.

Nurettin Özdebir'in dikkat çektikleri

Düne kadar, “Tasarruf yapmalıyız” diyorduk... Dünkü paketle, “Harcamalıyız” demeye başladık… Düne kadar, “Yatırımları ‘yüksek faiz’ engelliyor” diyorduk... Dün aldığımız kararlarla, “Yatırımları iç talep eksikliği ve üreticinin sırtındaki yük fazlalığı engelliyor” demeye başladık... 10 yıllardır süren/sürdürülen bu dengesizliktir beklentileri, dolayısıyla yatırımları, dolayısıyla üretimi, dolayısıyla ihracatı, istihdamı ve dolayısıyla büyümeyi ve tüm ekonomiyi aşağı çeken... “Bizim için elbise dikiliyor ama ölçümüz alınmıyor!” diyerek kronikleşen bir başka hastalığımızı hatırlatan ASO Başkanı Nurettin Özdebir’e yeni paketten beklentileri sorduk… Yanıtlarından, daha derinlemesine atılması gereken, çok daha önemli adımların olduğunu anladık.