13 °C

'Bürokrasi önemli projelerde önümüzü tıkıyor'

Özel sektör tarafından üretilen önemli projelerin önünün bazı bürokratlar tarafından tıkandığını kaydeden OSTİM Başkanı Orhan Aydın, tüm ülkeyi havadan kontrol edecek zeplin projelerinin bürokrasi yüzünden 3 yıldır rafta beklediğini söyledi.

'Bürokrasi önemli projelerde önümüzü tıkıyor'

Hüseyin GÖKÇE - Ferit PARLAK

OSTİM Başkanı Orhan Aydın, Türkiye’de özel sektör tarafından üretilen önemli projelerin önünün bazı bürokratlar tarafından tıkandığını, bu konuda büyük şüpheleri olduğunu söyledi. 

Aydın, insansız hava araçlarının 20 katı kadar sürede havada kalabilen ve 24 saat kayıt özelliği olan zeplin projesi geliştirdiklerini ancak 3 yıldır bürokrasi yüzünden bunu geçiremediklerini bildirdi. Mevcut üniversitelerin proje üretemediğini, kendi ürettikleri projelerin de hayata geçirilmesine yardımcı olmadıklarını belirten Orhan Aydın, 2018 yılında eğitime başlamak üzere OSTİM Teknik Üniversitesi’ni kuracaklarını kaydetti. 

Ankara Sohbetleri’ne konuk olan OSTİM Başkanı Orhan Aydın, Ankara Temsilcimiz Ferit Parlak ve Ankara Haber Müdürümüz Hüseyin Gökçe’nin sorularını cevaplandırdı. 

► Son dönemde yaşadıklarımıza baktığımızda savunma sanayiinin önemini bir kez daha anlıyoruz. Bu kapsamda OSTİM’in en önemli unsurlarından birisi olan sektörün içinde bulunduğu durumu, sıkıntıları, engellemeleri değerlendirebilir misiniz? 

Savunma sanayimiz, diğer sektörlerde olmadığı kadar yerli üretim gerçekleştirdi. Aslında bu refl eks 1970’li yıllarda başladı. Kıbrıs harekatında ambargo yiyince, bugün olduğu şekliyle dost gibi görünenler farklı davranınca, Türkiye ciddi bir karar verdi. TSK Güçlendirme Vakfı, ASELSAN ciddi atılım yaptı. Bu tabii Erbakan’ın başlattığı ağır sanayi kaynaklı bir çalışmanın sonucuydu. Bunları kendimiz yapamadığınız sürece özgür olamazsınız demişti ama Erbakan Hoca’yı kimse anlamamıştı. Ancak ben o tarihlerde Sanayi Bakanlığı’nda çalıştığım için heyecanı yaşadım. 

TÜMOSAN o tarihte tasarlanmıştı. Ancak birçok proje siyasi çekişmeler yüzünden sonlandırılamadı. Özal döneminde Savunma Sanayii Müsteşarlığı bağımsız bir kurum olarak kuruldu ki bu kırılma noktasıdır. İnsansız hava araçları, HÜRKUŞ, yerli tank, yerli motor, helikopter gibi bir çok ürünü kendi imkanlarımızla yapmaya soyunduk. Buradaki süreçte ciddi stratejik planlama var. 

► Günümüzde de bazı projelerde engellemelerle karşılaştığınızı biliyoruz. Nasıl çözülür? 

Bir şeyler üretirken, sonuca ulaşamadığınızda nerede tıkandığınızı soracak yer bulamıyorsunuz. Türkiye’de raylı sistemi niye üretemiyoruz? diye soracağınız bir kurum yok. Sağlık gereçlerini niye hep dışarıdan alıyoruz? Enerji teknolojilerinin tamamında niye dışa bağımlıyız diye kime sorayım? 

Birçok alanda bugün yükte ağır, pahada hafif işler yapıyoruz. Yani zaten başkalarının yapmadığı düşük teknolojili işler. Savunma sanayinde ciddi hedefl er kondu ve mesafe de alındı. Bu coğrafyada kalmamızın en önemli şartlarından birisi ihtiyaçlarımızı kendimiz üretmemiz, yoksa başkasından satın alınan araç gereçle yaşamayız.

Şu anda Ankara ve OSTİM Türk savunma sanayinde özellikle havacılık alanında ekosistemin en tanımlı yeri. ASELSAN, TAI, FNSS, MKE (Ankara yakını), HAVELSAN, ROKETSAN gibi sektörün ana firmalarının Ankara ve çevresinde kurulması, OSTİM’de bunun yan sanayisinin gelişmesine yol açtı. Başka bir ifade ile onların küçük işletmelerebizim de iş verecek büyük işletmelere ihtiyacımız var. Savunma sanayiine iş yapmak kolay değil, bu yüzden ana firmalar KOBİ’leri eğitim, kalite standardına ilişkin yol gösterme gibi işlevleri de oluyor. 

► Çok sayıda üniversite ile iş yapmaya, onları harekete geçirmeye çalıştığınızı biliyorum ama o konuda da sıkıntılısınız. Ve bu nedenle üniversite kurmaya hazırlanıyorsunuz değil mi? 

Gelinen noktada, artık bir seferberlik ilan etmemiz gerekiyor. Sabah 8’de işe başla, 5’te bitir olmaz. 24 saat çalışmamız gerekiyor. Teknolojide üstünlük sağlamadığınız sürece, konuşarak bir şey olmuyor. Bunları dikkate alarak, iş yapabilen, okuduğunu hayata geçirebilen, teknolojik şeyleri üretime dönüştüren bir üniversite hayal ediyoruz. Birçok projemiz var. Bakanlık bunları üniversite olmadan yapamayacağımızı söylüyor, bunları yaptıracak üniversite arıyoruz ama bulamıyoruz. Aslında bizim yazdığımız projeleri, üniversitelerin yazması gerekiyor. Niye üniversite bir şeyler yazıp, gelin bunu yapalım demiyor. 

Raylı sistemler projemiz için uzaklarda Karabük Üniversitesi’ni bulduk. Diğer projeler için Ankara’daki üniversitelere gidiyoruz, karşımızla muhatap bulamıyoruz. Hiçbirisinde “Bu ülkenin sorununu birlikte çözmeliyiz” enerjisini bulamıyoruz. 

Metro aracı, tıbbi cihazlar, enerji olmak üzere üç temel projemiz var. Nerede üniversite, nerede hocalar? Her şeyi biz tasarladık, firmalarla görüştük, ne hoca bulabiliyoruz, ne de okul. 

Sistemde başka gariplikler de var. Örneğin akademisyen metro tekerinin aşınmasıyla ilgili araştırma yapıyor. Puan alabilmesi için bunu yabancı dergide makale olarak yayınlaması gerekiyor. Oysa o metroyu biz yapmadığımız için, sistemin çarkı dönmediği için, benim üniversitemin yaptığı çalışma yabancı adamın işine yarıyor. Bu durum canımızı acıtıyor. 

Gazi Üniversitesi ile 4 yıl kavga ettik, protokol imzalamışız ama bir türlü gerekli yazıyı vermiyorlar. Bir görev değişikliğinde, yeni gelen kişi eski yapılan işlerin tamamını bir kenara atıyor. Oysa biz protokolü kişiyle değil, üniversite ile yapmışız. Hacettepe Üniversitesi de 2 yıldır yazılarımıza cevap vermiyor. Teknopark mahvolmuş, insanlara doğrusunu anlatıyoruz ama dinleyen yok. 

Gelelim OSTİM Teknik Üniversitesi’ne. Sanayi ile bütünleşmiş bir üniversite olacak. Devletin, sanayinin ihtiyaçlarını bütünleştirip odak çalışması yaparak nitelikli teknik eleman yetiştirilecek. Bunları başarabilirsek bu alanda Ankara’nın en iyi üniversitesi oluruz zaten. 

Makine, elektrik, elektronik, endüstri mühendisliği, iktisadi idari bilimler fakültemiz olacak. Mevcut özel üniversitelerin önemli bir kısmı maalesef tüccar mantığı ile çalışıyor. Eğitim dilimiz İngilizce olmayacak ama yabancı dili iyi öğreteceğiz. Çünkü eğitim dilini İngilizce yaparsanız, ne kadar iyi öğretirseniz öğretin teknik dilde problem çıkıyor. Bu arada mutlaka yabancı üniversitelerle işbirliği yapacağız. Almanya ve Uzakdoğu modellerini inceledik. Ekosistemin parçasını oluşturan teknoloji geliştirme bölgemiz zaten var, kümelerimiz de var. Böylece ekosistemi eğitimle tamamlamış olacağız. 

► Teknik üniversite maliyetli bir iş. Destek alacak mısınız? 

Tarif ettiğimiz işlerin parasını bulabilecek durumdayız, kaynaklarımıza göre plan yapıyoruz. Devletten destek almayacağız şu anda yok OSTİM Vakfı’nın desteği ile yapacağız. İlk etapta 3 bin, 5 yıllık zaman diliminde ise 5 bin öğrenciye ulaşacağız. Zaten sistemin yaşaması için minimum 5 bin öğrenci gerekiyor.

Yatırım şirketimiz riskli projelere partner olamıyor. Maalesef

► OSTİM bünyesinde projeler nasıl pratiğe dönüşüyor? Halka açık olan yatırım şirketiniz, teknolojik yatırımlara partner olabiliyor mu? 

OSTİM Proje isimli bir şirketimiz var. Bu şirket projelere ortak olabiliyor. OSTİM Yatırım da benzer uygulamalar yapmıştı ama borsaya açılmayla birlikte, başka ortaklar devreye girince mecburen bıraktı. Çünkü kurallar gereği risk almaya uygun değil. Garantili, riski az olan yatırımlara girebiliyor. Bu da bizi maalesef, en kolay yol olan inşaatçılığa yöneltiyor. OSTİM Prestij adlı yeni bir proje başlattık.

11 yıl sonra

Orhan Aydın yine bu sayfada 11 yıl önce anlatmıştı… “Orta ve uzun vadeli sanayi stratejisine ihtiyaç var… Sürekli dışarıdan satın almak yerine; yabancı ile yerliyi kaynaştırarak yerlinin işi öğrenmesini sağlayacak uygulamalara gidilse orta ve uzun vadede dışa bağımlılığı önleyebiliriz. Rüzgar tribününden otomobile, hızlı treninden savaş uçağına kadar birçok alanda bu tür işbirlikleri yapılabilir ve yerli üretici yüksek teknoloji üretebilir noktaya getirilebilir…” demişti… Üniversitelerin ve bürokrasinin bugünde süren tüm stratejisizliğine ve engellemelerine rağmen, hayal edilen noktaya geldi OSTİM. Hatta, yabancıların üretemediği ürünleri üretmeye de başladı. Terör örgütlerinin 15 Temmuz gecesi ve sonrasında yaşattığı acılar, atıl bekleyen bu birikimlerimizin ekonomiye kazandırılmasına da vesile olur mu? Yaşayıp göreceğiz…

Aydın'dan

► 3 yıldır bekleyen zeplin projemiz kabul edilirse, güvenlik sorunu büyük ölçüde çözülür 

► Yıllardır çok önemli projeleri üniversitelerimiz ve bürokrasi tıkıyor, şüpheleniyorum 

► Üniversiteler proje üretmiyor, biz de 2018’de kendi üniversitemizi kuruyoruz 

► Yatırım şirketimiz, halka açık olduğu için, riskli teknolojik yatırımlara partner olamıyor. Maalesef inşaata yöneliyor

SSM'den geçerli not alan Zeplin projemiz 3 yıldır bekliyor

► Ciddi bir birikim oluştu. Küçük atölyelerde dahi büyük işler yapılıyor. Tek sorunumuz bunu ekonomiye kazandıramamak galiba? 

Doğru. Ana sanayinin tasarımını yaptığı ürünlerin tüm yan sanayi kısımları burada üretiliyor. Hatta bazı alt sistemleri de burada yapıyoruz. Tasarımı yapılan bir çok ürünün teknik olarak yüzde 90’ı buradaki küçük atölyelerde üretiliyor, montajı da yine o büyük tesisler yapıyor. Aslında yaptıklarımızdan çok daha fazlasını yapabilme yeteneğimiz var, agresif şekilde bunların hayata geçmesi için çaba sarf ediyoruz. Tıkanma her yerde. Bürokraside, üniversitede, siyasette... Son yapılan düzenlemelerden önce asker ile sivil arasında çok tanımlı olmamakla birlikte koordinasyon eksikliği, tıkanıklık vardı. Mesela bizim Türkiye’nin güvenliği açısından çok önemli bir projemiz var ve bu 3 yıldır bekliyor. Herkes ‘evet, bu mutlaka yapılmalı’ diyor, ancak bir türlü sonlandırılmıyor. Çılgın diye tabir edebileceğimiz bir mühendisimiz, güvenlik amaçlı gözlemlerde kullanılacak zeplin tasarladı. Bugün savunma sanayinin ilaç gibi ihtiyaç duyduğu bir ürün. Zamanında yapılabilseydi, 15 Temmuz darbe girişiminde çok rahatlıkla kullanılıp, her noktadan hızlı bilgi alınabilirdi. Sınır ötesi operasyonlarda, bölge karakollarında her yerde kullanılabilecek bir ürün. Ayrıca karayolları ve petrol boru hatlarının güvenliğinde de kullanılabilir. Çok geniş bir alanı gözlemleyebiliyor. İHA’lar 12 saat havada kalabilirken, bunlar 10 gün bile havada kalıyor. Tekrar ediyorum, herkes buna evet diyor ama bürokraside gelip tıkanıyor. Son olarak Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın söylediği askerlerle sivil kanadın bir araya gelip panel yapması ve ardından izin çıkması gerekiyormuş. Projemiz SSM’den gerekli puanı da çoktan aldı. Yani teknik başka bir engel yok. Bunu geliştiren arkadaş, “Artık dayanacak gücüm kalmadı, ben bunu yabancılara satayım” demeye başladı. Ondan son bir kez daha süre istedim. Bugünlerde gidip tekrar ilgililerle görüşeceğim. Her projemiz böyle, ancak artık biz de bıktık, bir süre sonra yığılıp kalıyoruz. Bugün çok önemli bir sınır ötesi harekat yapıyor Türkiye. Bu zeplinden iki tanesini havalandırsak, sınırım öbür tarafını ve bizim taraf hakkında 24 saat kayıt özelliğiyle bütün hareketliliği izleyebilecek duruma geliriz.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap