AB çelik kotasında duvara 5 gün kala
AB’nin 1 Ekim’de açılan yeni çelik kota döneminde Türkiye’ye ayrılan bazı ürün kotalarına gümrükleme talebi birkaç gün içinde ayrılan miktarı aştı. Türk ihracatçı ortak FTA kotasına yönelirken, bu alanın da tükenmesi yüzde 50 ek vergi riskini büyütüyor.
Avrupa Birliği’nin çelik ithalatında 1 Ekim’de başlayan yeni çeyrek dönem, Türk ihracatçısı açısından hızlı bir kota baskısıyla açıldı. Sıcak yassıdan inşaat çeliğine, filmaşinden boru ürünlerine kadar birçok grupta Türkiye için ayrılan ülke kotasına gelen gümrükleme talepleri daha ilk günlerde mevcut miktarın üzerine çıktı.
Sıcak yassıda 160 bin tonluk sınır
Türkiye’nin sıcak yassı çelikte yıllık garanti kotası 642 bin 295 ton olarak belirlendi. Bunun çeyreklik karşılığı yaklaşık 160 bin 574 ton.
Yeni dönemin başlamasının ardından sıcak yassı ürünlerde bu ülke kotasına yönelik talebin ayrılan miktarı aşması, Türk ihracatçısının dördüncü çeyreğe güçlü bir sevkiyat yığılmasıyla girdiğini gösterdi.
Benzer baskı galvanizli sac, boyalı sac, levha, inşaat çeliği, filmaşin ve bazı boru ürünlerinde de görülüyor.
Kota aşılınca vergi hemen başlamıyor

Yeni sistemde kritik ayrıntı, ülke kotasının tükenmesinin otomatik olarak yüzde 50 ek vergi anlamına gelmemesi.
Türkiye, kendisine ayrılan ülke kotasını kullandıktan sonra AB ile serbest ticaret anlaşması bulunan ülkeler için oluşturulan ortak FTA kotasından yararlanabiliyor.
Örneğin sıcak yassı ürünlerde Türkiye’nin 160 bin 574 tonluk çeyreklik ülke kotasının ardından erişebileceği ortak rekabet kotası yaklaşık 120 bin 920 ton seviyesinde bulunuyor.
Ancak bu alan yalnız Türkiye’ye ait değil. Aynı ürün grubunda kotasını dolduran Japonya, Hindistan, Tayvan, Güney Kore, Vietnam, Mısır ve Sırbistan gibi diğer uygun ülkeler de aynı havuza erişebiliyor.
Asıl risk ortak havuz da tükenirse başlıyor
Türk ihracatçısı açısından maliyet riski bu noktada büyüyor. Türkiye’nin kendi ülke kotasının ardından ortak FTA kotasının da tükenmesi halinde kota dışında kalan çelik ürünlerine yüzde 50 ek gümrük vergisi uygulanıyor.
Bu nedenle yalnız Türkiye’nin ülke kotasının kullanım hızı değil, aynı ortak havuza erişen diğer ülkelerin ihracat temposu da Türk şirketlerinin AB pazarındaki maliyetini doğrudan etkiliyor.
Kota sistemi “ilk gelen ilk yararlanır” esasına göre yönetildiği için dönemin ilk günlerinde oluşan yoğunluk özellikle kritik hale geliyor.
Çelikte çok sayıda ürün baskı altında

Türkiye için AB sisteminde ülke kotası tanımlanan ürünler yalnız sıcak yassı çelikle sınırlı değil.
Çelik İhracatçıları Birliği verilerine göre Türkiye’nin yıllık garanti kotası galvanizli sacın 4A grubunda 255 bin 701 ton, inşaat çeliğinde 239 bin 676 ton, filmaşinde 244 bin 589 ton, kutu profilde 239 bin 399 ton ve gaz borusunda 112 bin 652 ton olarak belirlendi. Bu miktarlar yıl içinde çeyrekler halinde kullanılıyor.
Yeni dönemin ilk günlerindeki yoğun gümrükleme talebi, özellikle AB’ye düzenli ve yüksek hacimli ihracat yapan ürün gruplarında kota yönetiminin artık satış stratejisinin temel unsurlarından biri haline geldiğini gösteriyor.
AB pazarı zaten daralmaya başladı
Kota baskısı Türk çelik sektörünün Avrupa pazarında satış kaybetmeye başladığı bir döneme denk geliyor.
Türkiye’nin AB’ye çelik ihracatı yılın ilk sekiz ayında gerilerken sektör, satışlarını ABD, Güney Amerika, Orta Doğu ve diğer alternatif pazarlara yöneltmeye başladı.
AB’nin 1 Temmuz’da yürürlüğe koyduğu yeni sistem, yıllık gümrüksüz çelik ithalatını yaklaşık 18,3 milyon tonla sınırlıyor. Kota dışındaki ithalata ise yüzde 50 ek vergi uygulanıyor.
Yeni dönemde ayrıca ithal edilen çeliğin nerede eritilip döküldüğünü gösteren izlenebilirlik şartları da devreye girdi.
Türk çelik ihracatçısı için Avrupa pazarındaki rekabet böylece yalnız fiyat üzerinden değil; kota erişimi, ortak havuzdaki yarış, karbon maliyetleri ve yeni belge yükümlülükleri üzerinden de şekillenmeye başladı.