22 °C

Avrupa’nın payı % 40’a indi, yeni ülkelere bakacağız

Koç Holding CEO'su Turgay Durak'a göre önümüzdeki yıl risk yönetimi çok önemli olacak.

Avrupa’nın payı % 40’a indi, yeni ülkelere bakacağız

 

 

"Beylik anlamda değil gerçekten çok önemli" diyor Durak. 2013 yılında Avrupa'da toparlanma beklemiyor. İşte bu nedenle Türkiye'deki şirketlere yeni pazarlara ve yeni alanlara 'dikkatle bakmayı' tavsiye ediyor. Koç Holding yeni dönemde tam da bunu yapacak. Durak, "Yeni alanlarda inorganik büyüme fırsatlarını izliyoruz" diyor.
 

Özlem ERMİŞ BEYHAN

İSTANBUL - Avrupa'nın bir türlü sıyrılamadığı kriz hali, ihracatının önemli bölümünü bu bölgeye yapan Türkiye'deki şirketlerin yeni bir vizyon belirlemesini zorunlu kıldı. Koç Holding bu süreci proaktif bir biçimde yöneterek 4 yılda ihracatında Avrupa'nın  payını yüzde 60'larden yüzde 40'a kadar indirmiş. Koç Holding CEO'su Turgay Durak, 2013 yılında Avrupa'da bir iyiye gidiş beklemiyor. Tüm şirketlere bu nedenle yeni pazarlara bakmayı tavsiye ediyor.

Bu yıl özellikle Batı Avrupa'da talebin 'en iyi ihtimalle' yatay seyrettiğini belirten Durak, ne iç pazarda ne de dışarıda güçlü bir talep artışı olmamasının, 2012 yılını zor kılan faktör olduğunu anlatıyor. Durak, "2012'ye girerken, biz de hemen herkes gibi ekonomide yavaşlama bekliyorduk. Beklendiği şekilde kontrollü bir yavaşlama yaşandı. Büyüme, beklentimizin çok az altında kaldı, ama önemli olan sert bir hareket yaşanmamasıydı" diyor. Talep sıkıntısı olan bir ortamda, ekonomide sert hareket veya kırılmamaların yaşanmaması çok önemli Durak'a göre, 2012'de daha büyük zorluklarla karşılaşılmamasının ardında, piyasalardaki bu istikrar var.
Durak, 2012'nin beklentileri paralelinde gerçekleştiğini söylüyor. " Planlarımızı yaparken, Türkiye ekonomisinde yumuşak iniş senaryosunun başarılı olacağı varsayımıyla hareket etmekle beraber, kontrol dışı gelişmeler olma riskini de göz ardı etmiyorduk. Bu riskler neyse ki gerçekleşmedi" diyen Durak, buna karşın bazı Avrupa pazarlarında beklediklerinden olumsuz şartlarla karşılaştıklarını belirtiyor. Durak, " Bütün olarak baktığımızda kolay bir yıl olduğunu söyleyemeyiz, ama zaten böyle bir beklentimiz de yoktu. Neticelerimizin sene başındaki hedeflerle paralel seyretmesi de, buna işaret ediyor" diyor..

Önemli bir yatırım dönemine girdik 
Koç Holding bu şartlar altında yıl başında belirlenen hedefleri büyük ölçüde gerçekleştirmiş.  Durak şöyle anlatıyor: " Gerek satış artışı, gerekse karlılık olarak bütçe hedeflerimize paralel neticelerle seneyi kapatacağımızı öngörüyoruz. Finansal neticelerin yanı sıra, 2012 bizim için önemli bir yatırım döneminin ilk senesi oldu. Yatırımlarımız açısından da hedeflerimizi gerçekleştirdik. Bunların arasında Tüpraş'ın fuel-oil dönüşüm yatırımını, otomotivde bu sene Ford Otosan ve Tofaş'ta devreye alınan yeni modeller ve önümüzdeki yıllarda devreye alınması planlanan yeni model yatırımlarını, Otokar'ın Altay milli tank projesindeki ilerlemeyi, Arçelik'in yeni pazarlara girmeye yönelik çalışmalarını sıralayabiliriz."

Avrupa'da 2013 yılında da önemli toparlanma olmaz

[PAGE]

Avrupa'da 2013 yılında da önemli toparlanma olmaz
Turgay Durak'a göre Euro Bölgesi'ne üye ülkelerin her birinin farklı ekonomik ve politik hesaplarının olması nedeniyle kriz çözümünde Avrupa nispeten yavaş ilerliyor. Durak bölgedeki gelişmeleri şöyle analiz ediyor: " Böylesine bir ortamda, ekonominin gerektirdiği hızlı kararları almak her zaman mümkün olmuyor. Dolayısıyla, Avrupa ekonomisinin çok büyük bir çöküşten korunması için de yükün önemli bir kısmı Avrupa Merkez Bankası'na (AMB) düşüyor. Özellikle Mario Draghi'nin başkan olmasından sonra, AMB'nin kalıcı çözüme ulaşılana kadar piyasaları destekleyerek, euronun yaşatılması için ne gerekiyorsa yapacağını kuvvetli bir şekilde vurgulaması son derece önemli bir gelişme oldu. Bu esnada, İspanya ve İtalya'nın ekonomik reformlarını hayata geçirmeleri ve Kasım sonundaki anlaşmayla Yunanistan'ın borç yükünün kısmen hafifletilmesi konusunda anlaşmaya varılması, Avrupa'daki krizin nihai çözümü için politikacılara zaman kazandırdı."

Durak bu noktada, "2013'te Avrupa'nın ekonomik olarak yine sıkıntılı bir yıl geçirmesini bekliyorum" diyor ve devam ediyor: "Uygulanmakta olan sıkı bütçe politikalarının etkisi 2013'te bu yıla göre biraz azalacak olsa da, özellikle sorunlu ülkelerde ekonomilerin küçülmeye devam etmesi, toplamda da Euro Bölgesi'nde yüzde 0'ın ancak biraz üzerinde bir büyüme sağlanması mümkün olabilecek gibi gözüküyor. Ancak, Temmuz sonrasındaki nispeten olumlu gelişmeler nedeniyle, Euro Bölgesi için konuşulan en kötü senaryonun, yani euronun kontrolsüz bir şekilde dağılması ihtimalinin azaldığını düşünüyorum."

Fırsatları tüm dünyada arayalım
Evet, Koç Holding CEO'suna göre dünya ekonomisindeki belirsizliklerin, Euro bölgesindeki sıkıntıların en azından birkaç sene daha devam edeceği şüphesiz. Belirsizlikler bir gün azalsa dahi, değişim sürekli olacak. Bu noktada Durak, sadece 2013 için değil, genel olarak risk ve fırsatların yönetilmesinin ön plana çıktığının altını çiziyor. "Bunu beylik bir ifade olarak algılamamak lazım" diyor Durak ve devam ediyor: "Risk yönetimi son derece teknik bir konu. Her şirketin bu konuya gereken önemi vermesi ve yatırım yapması gerektiğini düşünüyorum.

Fırsatları yönetirken de, bakış açımızı geniş tutmamız gerektiğini düşünüyorum. Fırsatları sadece kendi ülkemizde değil, tüm dünyada arayalım. Burada kastım Türkiye'den dışarıya mal satmak değil, gerek gelişmiş ekonomilerde, gerek gelişmekte olan ekonomilerde şirket satın alma veya buradaki işlerimizi, markalarımızı oralara taşıma olarak görmeliyiz. Özetle yöneticilerin global bakış açılarını genişletmeleri gerektiğini düşünüyorum. 2013 yılında kar etmeye devam etmek için maliyetlerimizi azaltmak, verimliliği artırmak, pazar paylarını artırmak için yeni ürünler geliştirmek ve yeni coğrafyalara açılmak gerekecek."

Türkiye bu yıl % 4.5 büyür Faizlerde düşüş sürer

[PAGE]

Türkiye bu yıl % 4.5 büyür Faizlerde düşüş sürer
Koç Holding, global kriz sürecinde risk yönetimi uygulamalarının kapsam ve etkinliğini artırmış, diğer yandan da ihracatta Pazar çeşitlendirmesine gitmiş. Öyle ki 2007 yılında yüzde 60 olan Euro Bölgesi ve İngiltere pazarının toplam ihracatındaki payı 2011 itibarıyla yüzde 40'a düşmüş. Kriz sürecinde bir diğer yaklaşım ise maliyet kontrolü ve verimlilik analizlerinin şirketlerin senelik hedef kartlarına ilave edilen göstergelerle performans yönetimi sistemine entegre edilmiş. 

Durak, 2013'te dünya ekonomisi 2012'ye göre biraz daha iyi bir performans gösterebileceğini söylüyor. " Gerek gelişmiş, gerekse gelişmekte olan ülkelerde büyüme hızlarında çok sınırlı da olsa artış öngörüyoruz. Gelişmiş ülke merkez bankalarının ekonomiyi destekleyici düşük faiz-bol likidite politikasının 2013'te sürmesini bekliyoruz" diyor. Durak, Koç Holding olarak Türkiye için 2013 büyüme beklentilerinin yüzde 4.5 olduğunu belirtiyor. Bu büyüme beklentisinin nedenini ise şu sözlerle ortaya koyuyor:
"2011'e göre büyümede öngördüğümüz artışın önemli bir nedeni, faizlerde Eylül ayından beri gözlediğimiz düşüş. Yıllık ortalama olarak baktığımızda, önümüzdeki yıl faizlerin bu yılın altında olması kredi büyümesinde bir hızlanmaya yol açacak diye düşünüyoruz. Bu yıl büyümeye en büyük katkı net ihracat kaleminden gelirken, önümüzdeki yıl iç talebin canlanarak büyümeye daha fazla katkı vereceğini öngörüyoruz. Ayrıca, dış pazarlarımızda sınırlı da olsa daha yüksek büyüme hızlarının gerçekleşeceği varsayımı altında, ihracatın artış eğilimini sürdürmesini bekliyoruz. Ancak, iç talepte beklediğimiz canlanmaya paralel olarak ithalatın da tekrar artmaya başlamasıyla, bu yıl cari işlemler dengesinde gördüğümüz düşüşün tekrarlanmayacağını tahmin ediyoruz."

Üretim özelleştirmelerinin Hız kazanmasını bekliyoruz
Durak bu paralelde beyaz eşya satışlarında ekonomi paralelinde bir seyir beklediklerini, vergi veya mevzuat kaynaklı önemli bir değişiklik olmadığı takdirde, otomotiv sektörünün gidişatının ise daha çok ihraç pazarlarının performansına endeksli olmayı sürdüreceğini vurguluyor. Durak, " Enerji sektöründe elektrik dağıtım özelleştirmelerinin tamamlanmasını, ardından üretim özelleştirmelerinin hız kazanmasını bekliyoruz. Bir yandan doğalgaz piyasasında da liberalizasyon yönünde adımlar atılmaya devam edecektir. Bankacılıkta yine kontrollü, ancak 2012'nin biraz üzerinde bir büyüme gerçekleşmesini bekliyoruz."

Koç Holding, 2013 yılında bu yıl girdikleri önemli yatırım döneminde biraz daha yol alacak. Durak, "Şirketlerimizin bu yıl toplam yatırım tutarı (kombine) 3 milyar dolara yaklaşacak" bilgisi veriyor. Durak, uzun vadeli  olan ve 2013'te de hız kesmeden devam eden  başlıca projelerini sıralıyor: Tüpraş'ta motorin üretim kapasitesini artırmaya yönelik fuel-oil dönüşüm projesi, AES Entek'te yeni elektrik üretimi projeleri, Ford'da yeni nesil Transit ve yeni hafif ticari araç yatırımları, Tofaş'ta ticari araç yatırımları ve Arçelik'te kapasite artış yatırımları.
Durak bu yatırımların devreye girmesi ile beraber istihdam artışı da gerçekleşeceğini belirtiyor ve ekliyor: " Bu organik yatırımların yanı sıra, hem mevcut iş alanlarımızda, hem de yeni sahalarda inorganik yatırım fırsatlarını da izlemeye devam ediyoruz."
Koç Holding bu yılın ilk 9 ayında yüzde 16 ciro büyümesi ve geçen yıl ile paralel bir karlılık elde etti. Durak, benzer performansı son çeyrekte de sağlayarak seneyi bütçe hedefleri paralelinde kapatmayı beklediklerini belirterek, 2013 yılı hedeflerini şöyle ortaya koyuyor: " Türkiye için 2013 büyüme beklentimizin yüzde 4.5 olduğunu söylemiştim. Biz de en az bu seviyede bir reel büyüme hedefleyeceğiz. Ancak şirketlerimizin bütçe çalışmaları halen devam ettiği için daha net bir şey söylemem mümkün değil."

Dış tasarruflara bağımlılık Tedbir alınması gerken bir risk

[PAGE]

Dış tasarruflara bağımlılık Tedbir alınması gerken bir risk
Koç Holding CEO'su Türkiye ekonomisinin geleceğine güveniyor. " Türkiye ekonomisinin en olumlu özelliği, iş dünyasının son derece gelişmiş bir girişimci ruha sahip olması ve esnek davranabilme kabiliyetini göstermesi. Türkiye'de iş dünyası, gelişmiş ülkelerdeki gibi sadece riskleri değil, belirsizlikleri de yönetiyor. Bu sayede, zaten bizi diğer birçok ülkeden ayıran genç ve dinamik nüfusumuz ve henüz tam anlamıyla doymamış iç pazarımızın bize verdiği büyüme imkanlarını iyi bir şekilde değerlendirebildiğimizi düşünüyorum" diyor. Ancak riskler de yok değil: "Genç bir nüfusa sahip olmamız, daha yüksek bir tüketim ve yatırım düzeyine ulaşma arzumuz ve genel olarak harcamaya eğilimli yapımız, ülke olarak yeterince tasarruf edemememize yol açıyor. Kendi tasarruflarımız yetmeyince, kaçınılmaz olarak yabancı tasarruflara talip oluyoruz. Yabancı yatırımcılar Türkiye'ye geldiği sürece bu bizim büyüme performansımızı olumsuz etkilemiyor. Ancak, yurtiçi ya da yurtdışı kaynaklı bir nedenle yabancılar Türkiye'ye gelmekte isteksiz davrandıklarında, büyüme hızımızda hızlı bir düşüş görüyoruz. Dolayısıyla, ülkemizin büyümesinin finansmanında dış tasarruflara fazla bağımlı olmasını tedbir almamız gereken bir olumsuzluk olarak görüyorum." 

Yatırımda uzun vadeli trendlere muhafazakar fizibiliteyle bakılmalı
Turgay Durak trendleri iyi izleyen bir yönetici. Peki bugün ileriye bakınca hangi sektörlerde yatırım yapılması gerektiğini düşünüyor? Durak şöyle yanıtlıyor: "Dünyamızın geleceğini uzun vadeli trendler etkiliyor. Artan enerji talebi ve getirdiği çevre sorunları, demografik değişim, teknolojik gelişmeler gibi trendler ekonomiyi de doğrudan etkiliyor. Bu değişimin ön plana çıkartacağı yeni alanlara yatırım yapılabilir. Tabiidir ki uzun vade için öngördüğümüz trendlere göre yeni bir işdalına girmeden önce fizibilite etütlerini muhafazakar varsayımlara göre yapmak gerekir."

Dijital nesilin ihtiyaçlarını anlamak...
Durak'ı  en çok heyecanlandıran ekonomik trend, teknolojik gelişmeler sonrasında artık neredeyse bütün dünyanın oyun alanı haline dönüşmüş olmasıÖ "Bu bence son derece önemli bir gelişme. Teknolojiyi sadece üretimde kalite ve verimliliği artırmak için değil, aynı zamanda pazarlama ve satış alanlarında da etkin bir şekilde kullanabilirseniz, sizin için sınırlar daha az engel teşkil etmeye başlıyor" diyor Durak. Buna paralel bir diğer önemli konunun ise özellikle 1990'lar sonrasında doğan neslin tüketim alışkanlarında meydana gelen değişiklikler olduğunun altını çiziyor. Durak, " Dijital nesil olarak da adlandırılan bu kuşağın ihtiyaçlarını anlayabilmek ve onlara doğru ürünlerle ve doğru kanallardan ulaşabilmek son derece önemli" diyor.

Mali uçurumdan ülkemizin etkilenmesi kaçınılmaz
Mali uçurum endişesi 2013'ün temel riskleri arasında yer alıyor. Turgay Durak, Amerikalı politikacıların, kalıcı olmasa bile geçici bir şekilde sorunu çözebilecek bir uzlaşıya varabileceklerini umuyor. " Aksi takdirde" diyor Durak, " otomatik olarak devreye girecek vergi artışları ve harcama kesintilerinin, zaten zayıf olan ABD ekonomisini ciddi bir krize sürüklemesi mümkün olabilecek. ABD ekonomisindeki bir krizin bütün dünya için bir risk olduğu gerçeğinden hareketle, böyle bir durumdan ülkemizin de olumsuz etkilenmesi kaçınılmaz olur." Durak gelişmeleri şöyle yorumluyor: " ABD'de seçmenlerin hem Obama yönetimine, hem de Kongre'deki Cumhuriyetçi çoğunluğa çok net bir uzlaşma mesajı verdiğini düşünüyorum. Politik açıdan bakıldığında, seçmenlerin bu mesajının göz ardı edilmesi zor olacaktır. Bu açıdan, belki uzun pazarlıklar sonucunda da olsa, ABD ekonomisinin mali uçurumdan düşmesine izin verilmeyeceğini tahmin ediyorum. Sonuç itibariyle, bu uçurumun ne kadar derin olduğu ve düşüşün ne kadar süreceği konusunda kimse net bir şey söyleyemezken, böyle bir felaketin vebalini hiçbir politikacının yüklenmeyi göze alabileceğini zannetmiyorum."

Dev yabancı fonlar 2. not artırımını bekliyor
"Türkiye'ye yatırım yapmak için not artışı bekleyen bazı büyük fonlar olduğunu biliyoruz. Ancak, bu tip fonlar genellikle en az iki kredi derecelendirme kuruluşunun notuna bakarak karar veriyorlar. Dolayısıyla, bu tip fonların harekete geçmesi için Moody's ya da S&P'den en az birinin daha bizi yatırım yapılabilir düzeye yükseltmesi lazım. Aslında, yatırım yapılabilir kredi notunun olası etkileri düşünülürken genellikle hisse senetleri ve tahviller üzerinden değerlendirme yapılıyor. Halbuki, özel sektör açısından en az bunun kadar önemli olan bir diğer konu, şirketlerin notlarının da yatırım yapılabilir seviyeye yükselmesi sonrasında ortaya çıkacak olan yeni finansman imkanları. Son dönemde önce bankaların, ardından da Tüpraş örneğinde olduğu gibi reel sektör şirketlerinin yurtiçi ve yurtdışı piyasalarda tahvil satışı yoluyla borçlanmaya başladıklarına şahit olduk. Yatırım yapılabilir kredi notu sonrasında, şirketlerimizin bu tip borçlanmalarda daha yüksek taleple karşılaşabileceğini, bunun da hem daha düşük faiz, hem de daha uzun vadede borçlanma konusunda avantaj sağlayabileceğini düşünüyorum."

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap