Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Enflasyon yüzde 30,7 seviyesine geriledi
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin son 3 yıldır dünya ortalamasının üzerinde büyürken aynı zamanda enflasyonu düşürmeyi başardığını açıkladı. Diyarbakır'da iş dünyasıyla bir araya gelen Yılmaz, makro finansal istikrarı koruma kararlılığını vurgulayarak, enflasyonun yüzde 30,7 seviyesine gerilediğini ve hizmet sektöründe de fiyat kırılmalarının başladığını belirtti.
Temaslarda bulunmak amacıyla Diyarbakır'a gelen Yılmaz, bir otelde düzenlenen "İş Dünyası Buluşması" programına katıldı. Yılmaz, konuşmasında, dünyanın farklı bir dönemden geçtiğini, dünyayı anlamadan Türkiye'yi ve içinde bulunulan bölgeyi tartışmanın eksik kalacağını söyledi.
Dünyada büyümenin ve ticaretin tarihi ortalamaların altında seyrettiği bir dönemde olunduğunu kaydeden Yılmaz, "O eski yüksek büyümeler, büyümeyi aşan liberal, küresel düzen ortada yok. Geçen yıl işte yüzde 3 civarında büyüdü dünya ekonomisi. Bu yıl da aşağı yukarı aynı oranda büyümesi bekleniyordu. Muhtemelen bu yaşadığımız savaş, bunun etkileriyle daha aşağıda bile gelme ihtimali var. Ticaret eskiden büyümenin hep önünde giderdi. Büyüme 3 ise ticaret 4-5 olurdu, büyüme hızı olarak söylüyorum. Son dönemlerde ticaretteki büyüme ekonomik büyümenin de altına düşmeye başladı. Çünkü ülkeler kapanıyor, korumacılık ön plana çıkıyor, tarife savaşları yaşanıyor." ifadelerini kullandı.
"Büyük bir teknolojik dönüşüm yaşıyoruz"
Yılmaz, konuşmasına şöyle devam etti:
"Salgınlar yaşadı dünyamız, pandemi diye bir hadise yaşadık. Son yıllara yine damgasını vuran bir hadise oldu. Savaşlar yaşıyoruz. Bölgesel, jeopolitik gerilimler yaşıyoruz. Bunların her biri ekonomik yapıyı da dönüştürücü etki yapıyor. Bu hadiseler yaşanırken siyasette, ekonomide yeni bir tabiri caizse güç dağılımı ve mücadelesi yaşanırken dünya ölçeğinde, Çin ve Uzak Doğu'nun yükselişinin tetiklediği bir güç mücadelesi yaşanırken bir taraftan da teknoloji dönüşüyor. Teknolojide de çok ciddi dönüşümlerin olduğu bir dönemdeyiz. Dijitalleşme dediğimiz hadise, yapay zeka, yeni üretim biçimleri ortaya çıkarıyor. Dolayısıyla bir taraftan da büyük bir teknolojik dönüşüm yaşıyoruz."
Her alanı değiştiren dijital ve yeşil dönüşüm denilen bir sürecin olduğunu dile getiren Yılmaz, "İklim tartışmalarıyla da birlikte karbon salınımı azalmış, enerjiyi çok daha verimli kullanan, dijital imkanları değerlendiren, yapay zekayla bütün işlemleri farklı bir hızla, farklı bir nitelikle gerçekleştiren yeni bir dünyadan bahsediyoruz. Bu ikisi yan yana gidiyor. Bir taraftan çekişmeler, savaşlar bir taraftan teknolojik dönüşümler. İşte bunun için de kendimize bir yol çizmek durumundayız." dedi.
"Enflasyon oranını düşürüyoruz"
Türkiye'nin bu süreçleri iyi yönettiğine inandıklarını vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:
"Makro finansal istikrar dediğimiz istikrarı sağlamaya, enflasyonu daha aşağı seviyelere çekmeye gayret ediyoruz. Bunu yaparken bir taraftan da bu büyümüş, kapasitesi artmış ekonomimizi olabildiğince korumaya ve geliştirmeye de gayret ediyoruz. Bu çerçevede dengeli büyüme dediğimiz bir kavram var. Sadece tüketim üzerinden büyümeyen, yatırımla, üretimle, ihracatla büyüyebilen, sadece iç taleple büyümeyen, dış taleple de büyüyen bir anlayış içinde gidiyoruz.
Çünkü, böyle bir büyümeyle enflasyonu daha aşağıya çekeceğimize inanıyoruz. Bunlar kolay sorunlar değil gerçekten. Enflasyonu düşürürken büyümeyi belli bir seviyede tutabilmek belli bir çaba gerektiriyor. Kolay bir iş değil ama biz son 3 yıldır bunu başarıyoruz. Belli düzeyde ve dünya ortalamasının üstünde bir büyümeyi devam ettirirken, yatırımlarımızı, ihracatımızı arttırırken, işsizliğimizi tek haneli seviyelerde tutarken bir taraftan da enflasyon oranını düşürüyoruz."
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Bir taraftan da enflasyon oranını düşürüyoruz. En son işte 30,7 gibi bir seviyelere geldi enflasyonumuz. Maalesef bu son yaşadığımız hadiseler, özellikle tarımda tabi geçen yıl hem kuraklığı hem donu aynı yıl yaşamamız bunun gıda fiyatlarına etkisi enflasyon politikamızı olumsuz etkiledi. Diğer taraftan temel mallar dediğimiz mallarda yüzde 16'ya kadar düştü enflasyon. Hizmet enflasyonu geriden geliyor. Hizmet derken kiradır, eğitimdir vesaire. Orada da bir çözülme var, kırılma var ama dünyada da böyledir. Enflasyon düşerken hizmet enflasyonu biraz daha gecikmeli bir şekilde gelir. O süreç de başlamış durumda. Bu sene doğrusu yüzde 20'nin altını görmeyi hedefliyorduk ama son yaşanan gelişmeler özellikle bölgemizdeki savaş maalesef tüm dünyada bu görünümü etkilemiş durumda." diye konuştu.
Savaş ve savaşın tetiklediği hadiselerin özellikle de Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, enerji piyasaları üzerinde ciddi etki oluşturduğuna işaret eden Yılmaz, "Çünkü bu bölge petrolün yüzde 20'sinin sıvılaştırılmış doğal gazın yüzde 25'inin dünyaya arz edildiği bir bölge. Diğer yandan gübre konusunda da yine çok ağırlıklı bir bölge. Başka da birtakım girdileri dünyaya, dünya ekonomisine sağlayan bir bölge. Dolayısıyla yaşanan savaş büyük insani ve çevresel maliyetler üretmenin yanı sıra bölge ve dünya ekonomisini de etkilemeye başladı. Dünya piyasalarında petrol fiyatlarını hep birlikte takip ediyoruz. Yapılan günlük açıklamalara göre piyasaların hareket ettiği günler yaşıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
"Tüm gücümüzle bu savaş bir an önce sona ersin diye gayret ediyoruz"
Türkiye'nin savaş çıkmaması için çok büyük çaba sarf ettiğini dile getiren Yılmaz, şunları söyledi:
"Sayın Cumhurbaşkanımız liderler düzeyinde, dışişleri bakanımız, bütün kurumlarımız savaş başlamasın diye çok büyük gayretler ortaya kondu, çaba sarf edildi ama maalesef İsrail'in kışkırtmasıyla ABD, İsrail, İran saldırılarıyla birlikte bu savaş başladı ve bugünlere gelindi. İran da bu arada komşu ülkelere saldırılar yaptı ve karmaşıklaşan bir tabloyla karşı karşıya kaldık. Şimdi de tüm gücümüzle bu savaş bir an önce sona ersin diye gayret ediyoruz. Bütün diplomatik imkanlarımızı bu çerçevede kullanıyoruz."
Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Savaş ne kadar uzarsa maliyeti de o kadar ve derinleşecektir. Savaşın kapsamı ve süresi ekonomik maliyetlerini de belirleyici olacaktır. Şu anda tamamen bitmiş olsa bile savaş tahribatı belli bir süre devam edecek. Hemen her şey toparlanmayacak maalesef çünkü bir tahribat var. Onun telafi edilmesi belli bir zaman alacak ama uzadıkça bu maliyetlerin derinleşeceğini de görmek durumundayız. İnşallah bu ateşkes, son dönemde ilan edilen ateşkes kalıcı bir barışla neticelenir, bunu ümit ediyoruz.
Bu çerçevede de yine Türkiye Cumhuriyeti olarak her türlü gayreti sarf ediyoruz. Kardeş Pakistan'ın burada ortaya koyduğu güzel tutumu ve çabayı da çok büyük bir takdirle karşılıyoruz. İnşallah provoke edilmeden, sabote edilmeden bu sürecin kalıcı bir barışa evrildiğini hep birlikte görürüz. Bu noktada şunu da söylemek isterim. Bu savaşa bölgedeki etnik ve mezhebi kimlikler üzerinden savaşı kızıştırmaya çalışan güçler olduğunu da gördük. Gerek İran'da gerek diğer birtakım çevrelerde özellikle İsrail başta olmak üzere etnik kimlik ve mezhepler üzerinden bölgedeki insanları kışkırtmaya, birbirine düşürmeye çalışan güçler olduğunu da görüyoruz.