Dev çelik tesisinde 8 bin kişinin işi mahkeme kararına bağlı
İtalya'nın eski Ilva tesisinde yüksek fırınların durdurulmasını görüşen yüksek mahkemede başsavcılık temsilcisi kapatmaya karşı çıktı. 8 bini aşkın çalışanı ilgilendiren davada tesisin ve satış sürecinin geleceği belirsiz.
Bir dönem Avrupa'nın en büyük çelik üretim tesislerinden biri olan İtalya'nın Taranto kentindeki Acciaierie d'Italia (eski Ilva), kapanma tehlikesiyle karşı karşıya. Yaklaşık 8 bin kişinin doğrudan çalıştığı fabrikanın geleceğini belirleyecek dava, 20 Ekim'de İtalya Yargıtayının önüne geldi. Duruşmada başsavcılık temsilcisinin yüksek fırınların kapatılmasına karşı görüş bildirmesi, üretimin yeniden başlayabilmesi açısından yeni bir hukuki tartışma başlattı.
İtalya'nın tek entegre demir-çelik üretim tesisi olan fabrika, yıllardır çevre kirliliği, finansman sorunları ve üretimdeki aksamalarla mücadele ediyor. Hükümetin milyarlarca euroluk desteğine rağmen kalıcı çözüm bulunamazken, mahkemenin vereceği karar hem çalışanların geleceğini hem de tesisin yeni yatırımcılara satışını doğrudan etkileyecek.
Başsavcılıktan kapatma kararına itiraz

İtalya Yargıtayının birleşik hukuk dairelerinde görülen davada başsavcılık temsilcisi Luigi Birritteri, Milano İstinaf Mahkemesinin yüksek fırınların kapatılmasına yönelik kararına karşı görüş bildirdi. Birritteri, mahkemenin halk sağlığının korunması ile sanayi üretiminin sürdürülmesi arasında yeterli denge kurmadığını savundu.
Başsavcılık temsilcisi, tesisteki asbestin tehlikeli olduğunun tartışma götürmediğini ancak Milano mahkemesinin tehlikenin varlığını somut biçimde ortaya koymak yerine bazı koşullardan hareketle risk değerlendirmesi yaptığını ileri sürdü. Bu görüş, mahkemenin kapatma kararının kaldırılması yönündeki şirket başvurularını destekliyor.
Hukuki süreç, Milano İstinaf Mahkemesinin 27 Temmuz'da aldığı karara dayanıyor. Mahkeme, tesisin yüksek fırınlarının ve çelik üretimiyle bağlantılı diğer sıcak işlem birimlerinin 90 gün içinde durdurulmasını istemişti. Kararın gerekçeleri arasında ince partikül emisyonları ve tesislerdeki asbest kaynaklı sağlık riskleri bulunuyor.
Mahkeme, eylül ve ekim aylarında yapılan iki ayrı durdurma talebini de reddetti. Buna karşılık Ilva ve Acciaierie d'Italia yönetimleri, kararın kaldırılması için İtalya Yargıtayına başvurdu. Yargıtay, önceki kararı onaylayabilecek, tamamen kaldırabilecek veya yeniden değerlendirilmek üzere alt mahkemeye gönderebilecek.
8 bin 622 çalışan için işten uzak kalma riski

Hukuki belirsizliğin en ağır ekonomik sonucu çalışanlar üzerinde hissediliyor. Acciaierie d'Italia yönetimi, üretim faaliyetlerindeki durma nedeniyle devlet destekli geçici çalışma ödeneği kapsamına alınabilecek çalışan sayısının artırılması için başvuruda bulundu.
17 Ekim'de açıklanan başvuruya göre, bu kapsamda değerlendirilebilecek azami çalışan sayısı 4 bin 450'den 8 bin 622'ye yükseltilmek isteniyor. Bu sayı kesinleşmiş işten çıkarma anlamına gelmiyor. Ancak üretimdeki durmanın şirketin farklı tesislerinde çalışan binlerce kişinin gelirini ve çalışma düzenini etkileyebileceğini gösteriyor.
Şirket yönetimi, 1.004 çalışanın tesislerin korunması, çevresel yükümlülükler ve idari faaliyetler için görevde kalacağını bildirdi. Taranto'daki yüksek fırınlar ise yeniden faaliyete geçme olasılığını korumak amacıyla üretim yapılmaksızın sıcak tutma koşullarına alındı.
Çalışanların protestoları geçen hafta İtalya'nın güneyindeki akaryakıt dağıtımını da etkiledi. Eni'nin Taranto rafinerisine ulaşımı engelleyen gösteriler, bazı akaryakıt istasyonlarında yakıt sıkıntısına ve Bari ile Brindisi havalimanlarında ikmal sorunlarına yol açtı. Sendikalar, hükümetin yeni müzakereler düzenlemeyi kabul etmesinin ardından eylemleri geçici olarak durdurdu.
5 milyar euroluk desteğe rağmen çözüm bulunamadı

Eski Ilva tesisinin geleceği, İtalya hükümeti açısından önemli bir sanayi politikası sorununa dönüşmüş durumda. Başbakan Giorgia Meloni'nin açıklamalarına göre hükümet, 2022'den bu yana fabrikanın faaliyetlerini sürdürebilmesi amacıyla yaklaşık 5 milyar euro kaynak sağladı. Ancak finansal destekler, üretimin geleceğine ilişkin belirsizliği ortadan kaldıramadı.
Tesisin yeni bir yatırımcıya devredilmesi için yürütülen süreçte Hindistan merkezli Jindal Steel International öne çıkıyor. İtalyan çelik üreticilerinin oluşturduğu bir konsorsiyum da fabrikanın belirli varlıklarıyla ilgileniyor. Hükümet, yatırımcıların mahkeme kararının sonuçlarını değerlendirebilmesi için teklif verme süresini uzattı.
Sorunun bir diğer boyutunu üretim teknolojisi oluşturuyor. Kömür ve demir cevheri kullanılarak çalışan yüksek fırınların daha düşük karbon salımına sahip elektrikli üretim sistemleriyle değiştirilmesi planlanıyor. Ancak böylesine büyük bir dönüşüm, yeni yatırımların yanı sıra yeterli enerji altyapısı ve uzun vadeli finansman gerektiriyor.
İtalya hükümeti, 16 Ekim'de yayımlanan yeni düzenlemeyle çalışanlara yönelik destekleri de genişletti. Düzenleme kapsamında 2026 yılı için 15 milyon euro, 2027 yılı için ise 30 milyon euro ek kaynak ayrıldı. Bu destek, tesisin yeniden faaliyete geçmesine ilişkin bir yatırım kararı değil, üretimdeki durmadan etkilenen çalışanların korunmasına yönelik bir önlem niteliğinde.
Türkiye'nin çelik ihracatı açısından neden önemli?

İtalya'daki gelişmeler, Avrupa pazarına ihracat yapan Türk demir-çelik sektörü açısından da izlenmeye değer. Tesisin kalıcı olarak kapanması, Avrupa'nın belirli çelik ürünlerindeki üretim kapasitesini azaltabilir. Ancak olası bir arz açığının Türk üreticilere ne ölçüde yansıyacağı, Avrupa Birliği'nin ithalat kotalarına, koruma önlemlerine ve ürün bazındaki talebe bağlı olacak.
Türkiye Çelik Üreticileri Derneğinin verilerine göre Türkiye'nin çelik ürünleri ihracatı, 2026'nın ilk sekiz ayında miktar bazında yüzde 3,1 artarak 10,3 milyon tona ulaştı. Aynı dönemde Avrupa Birliği'ne yapılan çelik ihracatı ise yüzde 22 geriledi. Bu durum, Avrupa pazarında üretim kapasitesi kadar ticaret politikalarının da belirleyici olduğunu gösteriyor.
Dolayısıyla Ilva'nın üretimden çekilmesi Türkiye açısından otomatik bir ihracat fırsatı anlamına gelmiyor. Avrupa'da yerli üretimin azalması belirli ürünlerde ithalat ihtiyacını artırabilecek olsa da mevcut ticari sınırlamalar bu potansiyelin değerlendirilmesini zorlaştırabilir.
İtalya Yargıtayının nihai kararının önümüzdeki günlerde açıklanması bekleniyor. Hükümet ile sendikalar arasındaki bir sonraki üst düzey görüşme ise 27 Ekim'de yapılacak. Mahkemenin vereceği karar, yalnızca Taranto'daki üretimin geleceğini değil, milyarlarca euroluk kamu desteğiyle ayakta tutulmaya çalışılan çelik tesisinin yeni sahibini bulup bulamayacağını da etkileyecek.