Ekonomistlerin TCMB faiz beklentileri netleşti
Matriks Haber'in eylül ayı anketine katılan ekonomistlerin büyük bölümü, TCMB'nin 10 Eylül'de politika faizini yüzde 37'de sabit tutmasını bekliyor. Katılımcılar yılın kalan iki toplantısında faiz indirimi öngörürken, 2026 yıl sonu politika faizi beklentisi yüzde 35 seviyesinde korundu.
Matriks Haber'in Eylül 2026 toplantısı ile 2026 ve 2027 sonuna ilişkin faiz ve enflasyon beklentilerini içeren anketi sonuçlandı.
Ekonomistler, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın (TCMB) Eylül ayında politika faizini değiştirmeyerek yüzde 37,00 seviyesinde sabit bırakmasını bekliyor.
Matriks Haber'in anketinde 7'si yabancı,19'u yerli olmak üzere 26 aracı kurum ve banka tahminine yer verildi.
Eylül 2026 toplantısı için tahmin veren 20 ekonomistin 18'i haftalık repo faizinin sabit bırakılacağı tahmininde bulundu. 2 ekonomist ise politika faizinin 100 baz puan indirilerek yüzde 36,00 seviyesine düşürüleceğini öngördü.
Böylece politika faizine ilişkin medyan tahmin yüzde 37,00 olurken, ortalama tahmin yüzde 36,90 seviyesinde gerçekleşti. En yüksek beklenti yüzde 37,00, en düşük beklenti ise yüzde 36,00 oldu.
Anketin medyan sonuçlarına göre, borç alma ve borç verme faizlerinin de değiştirilmeyeceği ve sırasıyla yüzde 35,50-yüzde 40,00 bandında bırakılacağı tahmin edildi.
Gelecek dönem beklentileri
Ankette yılın kalanındaki iki toplantı için medyan beklenti, iki toplantıda faiz indirimi yapılacağı yönünde oluştu. 12 katılımcının yanıt verdiği "Yılın kalanında kaç faiz indirimi bekliyorsunuz?" sorusunda ekonomistlerden 10'u iki toplantıda, 2'si ise bir toplantıda faiz indirimi beklediğini ifade etti. Yılın kalanında faiz indirimi beklemediğini belirten katılımcı olmadı.
2026 yıl sonu gösterge faiz beklentisi yüzde 35,00 seviyesinde korundu. 21 ekonomistin katıldığı ankette tahmin aralığı yüzde 32,50-37,00 bandından yüzde 34,00-yüzde 37,00 aralığına daraldı.
"2026 yılında beklediğiniz faiz adımlarında yön değişikliği oldu mu?" sorusuna yanıt veren 10 ekonomistin 6'sı "hayır", 4'ü ise "evet" yanıtını verdi.
2027 sonu faiz öngörüsü de yüzde 27,00 seviyesinde tutuldu. Ekonomistlerin gelecek yıla ilişkin beklenti aralığının ise yüzde 25,00-29,00 bandından yüzde 20,00 ila yüzde 31,00 bandına genişlediği görüldü.
12 ay sonrasına ilişkin medyan tahmin ise yüzde 30,00 seviyesinde şekillendi.
Merkez Bankası, son dört toplantısında da faizi beklentilere paralel olarak yüzde 37,00 seviyesinde sabit tutmuş, gecelik vadede borç verme ve borçlanma faiz oranını da değiştirmemişti.
Ocak ayında 150 baz puanlık piyasa beklentisinin altında bir adımla 100 baz puan indirim kararı alınmış ve faiz yüzde 38,00'den yüzde 37,00'ye indirilmişti.
Banka, geçen yıl nisan toplantısında gerçekleştirdiği 350 baz puanlık faiz artırımı dışında, 5 toplantıda faiz indirim kararı almış ve toplamda faizi 1.050 baz puan düşürmüştü. 2025 yılı başında yüzde 45,00 olan haftalık repo faizi yüzde 38,00'e çekilmişti.
TCMB, 10 Eylül toplantısının ardından yılın kalanında 22 Ekim 2026 ve 10 Aralık 2026 tarihlerinde olmak üzere toplam 2 PPK toplantısı daha gerçekleştirecek. 2027 yılının ilk yarısı için belirlenen toplantı tarihleri ise 21 Ocak 2027, 18 Mart 2027, 22 Nisan 2027 ve 10 Haziran 2027 olarak belirlenmişti.
2026 yılının son enflasyon raporu sunum tarihi ise 12 Kasım 2026 olacak. En son 13 Ağustos 2026 tarihinde gerçekleştirilen enflasyon raporu sunumunun ardından Banka, 23 Ağustos 2026'da aldığı karar ile bir hafta vadeli repo ihalelerine tekrar başladı.
Enflasyon tahminleri
Ekonomistlerin 2026 sonu TÜFE beklentisi yüzde 29,00'dan yüzde 29,50'ye yükseldi. Yıl sonu tahminlerinde en yüksek beklentiye sahip ekonomist yüzde 30,40 olurken, en düşük tahminde bulunan ekonomist ise yüzde 28,00 oldu.
2027 yıl sonunda enflasyon tahminleri ise yüzde 22,00'den yüzde 23,00 seviyesine yükseldi. Tahmin aralığı da yüzde 15,00 ila yüzde 25,00 bandında gerçekleşti.
İç talepteki yavaşlama ve hizmet enflasyonundaki iyileşmenin dezenflasyonu desteklediği ifade ediliyor. Ancak ekonomistler jeopolitik gelişmeler ile enerji fiyatlarını, enflasyon için temel yukarı yönlü risk olarak görmeyi sürdürüyor.