İTO Başkanı Avdagiç'ten kredi faizleri için 3 puanlık indirim çağrısı

İTO Başkanı Şekib Avdagiç, repo ihalelerine dönüşle sağlanan 3 puanlık indirimin kredi faizlerine de yansımasını beklediklerini söyledi. Bu hafta başını işaret eden Avdagiç, KOBİ'lere yönelik kredi kısıtlamalarının da gevşetilmesi çağrısında bulundu.

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
İTO Başkanı Avdagiç'ten kredi faizleri için 3 puanlık indirim çağrısı

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, para politikası, iş dünyasının finansmana erişimi, yeni Orta Vadeli Program (OVP), küresel ticarette artan riskler, yeşil dönüşüm, yapay zeka ve istihdama yönelik önemli değerlendirmelerde bulundu, dikkat çeken mesajlar verdi.

PPK için 3 puanlık indirim öngörüsü

Türkiye'nin bu yıl enflasyon hedeflerinin bir miktar uzağında kaldığını belirten Avdagiç, Körfez'deki savaş nedeniyle bazı adımların ertelendiğini söyledi. Özellikle PPK'nin alacağı faiz indirimi kararlarının bu süreçten etkilendiğini belirten Avdagiç, Merkez Bankası'nın referans faizi ile gecelik faizler arasındaki 3 puanlık farkın kısa süre önce kapandığına dikkat çekti.

Avdagiç, "Körfez'de çıkan savaştan dolayı bazı adımlar ertelendi. Özellikle PPK'nin alacağı indirim kararlarının buna bağlı olarak ertelendiğini gözlemliyoruz. Merkez Bankasının referans faizi ile gecelik faizler arasında 3 puanlık bir fark kısa bir süre evvel kapandı. Bu hafta başı itibarıyla buradaki indirimin tüm kredi faizlerine yansımasını bekliyoruz." dedi.

Yaz döneminde tarımsal üretimdeki artışın gıda enflasyonunu aşağı çektiğini belirten Avdagiç, Merkez Bankası'nın faiz konusunda daha temkinli hareket edeceği görüşünde.

Avdagiç, "Bizim gözlemlediğimiz Merkez Bankasının bir miktar daha faizler konusunda ketum davranacağı yönünde. İlk işaret bu 3 puanlık pencerenin kapanması oldu. Dolayısıyla önümüzdeki PPK'de benim öngörüm, bu 3 puanlık pencerenin hayata geçmesi ama bir süre daha faizin bu şekilde devam edeceği yönünde." dedi.

"Türkiye, enflasyonu düşürme ile sanayisini baskılama arasında bir ikilem yaşamamalı"

Avdagiç, açıklanması beklenen 2027-2029 dönemi OVP'ye ilişkin iş dünyasının beklentilerini de değerlendirdi.

Enflasyonun makul bir sürede tek haneye indirilmesi konusunda İstanbul iş dünyasının hemfikir olduğunu belirten Avdagiç, dezenflasyon sürecinin Türkiye'nin üretim ve ticaret kapasitesini zayıflatmaması gerektiğini söyledi.

Avdagiç, "Şu anda iş dünyasında birkaç ana başlık var. En önemlisi, bizim enflasyonu düşürme süreci ile beraber dikkat etmemiz gereken diğer unsurlar var. Kısa bir süre evvel bunu gündeme getirdik. Türkiye, enflasyonu düşürme ile sanayisini baskılama arasında bir ikilem yaşamamalı. Dolayısıyla bir taraftan şu çok açık ve net: İstanbul iş dünyası olarak enflasyonun aşağı doğru, tek haneliye doğru makul bir sürede inmesi konusunda açık ve net bir şekilde hemfikiriz. Bunu hayata geçirirken Türkiye'nin üretim kabiliyetini ve onunla bağlı olarak iç ve dış ticaret kabiliyetini aşağı doğru çeken politikalara izin vermememiz lazım. Bu ikisinin birbiriyle çelişmemesi lazım." değerlendirmesinde bulundu.

KOBİ'ler için finansman çağrısı

Enflasyonla mücadele politikalarının yaklaşık 3 yıldır uygulandığını hatırlatan Avdagiç, bu süreçte iş dünyasının önemli bir maliyet üstlendiğini belirtti.

Bundan sonraki dönemde finansmana erişimin öne çıkacağını söyleyen Avdagiç, özellikle yatırım yapmak veya mevcut faaliyetlerini büyütmek isteyen KOBİ'ler için seçici finansman modellerinin devreye alınmasını istedi.

Avdagiç, "Fakat iş dünyası olarak onun da altını çizmek istiyorum; bu politikaların bugün tam olmasa bile makul başarı elde edildiyse, bunda iş dünyasının verdiği katkının, ödediği bedelin çok büyük ehemmiyeti var. Bundan sonra özellikle finansmana erişim önemli. KOBİ'lerin finansmana erişimi önemli. Burada yatırım anlamında faaliyet göstermek isteyen, faaliyetlerini geliştirmek isteyen KOBİ'lerimizin ve şirketlerimizin önünü açacak seçici bir finansman modeline geçmemiz gerektiğinin altını çizmek istiyoruz." ifadelerini kullandı.

Yatırım ve üretime yönelik finansman ihtiyaçlarında pozitif ayrım uygulanması gerektiğini belirten Avdagiç, KOBİ'lerin kredi ve ticari kredi kartı limitlerindeki kısıtlamaların da gevşetilmesini istedi.

Küresel ticarette tedarik anlayışı değişiyor

Avdagiç, Türkiye'nin kuzeyinde ve güneyinde devam eden savaşların küresel ticaret üzerinde ciddi baskı yarattığını belirtti. Hürmüz bölgesi ve Süveyş'e uzanan güzergahlardaki sorunların navlun fiyatlarını artırdığını, sigorta maliyetlerinde belirsizliğe ve sevkiyatlarda gecikmelere yol açtığını söyledi.

Bu ortamın şirketlerin tedarik tercihlerinde de değişime neden olduğuna dikkat çeken Avdagiç, "En uygun şartlarla tedarik etmekten ziyade, en güvenli yerden tedarik etmek önemli hale geldi" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin özellikle son 10 yılda güvenilir tedarikçi olma konusunda olumlu bir sınav verdiğini söyleyen Avdagiç, "Türkiye, güvenli tedarikçi olma avantajını yukarıya doğru taşıyacak süreçlerin üzerine kafa yormalı ve bütün bu olumsuzlukları kısmen de olsa olumluya çevirecek yöntemleri geliştirip bunları hayata geçirmesi gerekiyor." ifadesini kullandı.

Avdagiç ayrıca küresel korumacılığın klasik gümrük tarifelerinin ötesine geçtiğine dikkat çekerek Türk şirketlerinin sertifikasyon, belgelendirme ve sınırda karbon düzenlemelerine hazırlanması gerektiğini belirtti.

2027 için yeşil dönüşüm uyarısı

Yeşil mutabakat kapsamındaki uygulamalara da değinen Avdagiç, ölçümlerin 1 Ocak itibarıyla başladığını, mali yükümlülüklerin ise 2027'nin ilk çeyreğinde devreye gireceğini söyledi.

Avdagiç, "Bugün bir bedel ödemiyor olmamız, 2027 yılından itibaren bedel ödemeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Kronometre çalışmaya başladı." ifadelerini kullandı. Büyük şirketlerin AB'nin getirdiği gerekliliklere daha hızlı uyum sağladığını belirten Avdagiç, asıl hazırlık yapması gereken kesimin KOBİ'ler olduğuna dikkat çekti.

Düzenlemelerin yalnızca nihai üretici veya ihracatçıyı değil, şirketlerin bütün tedarik zincirini kapsadığını vurgulayan Avdagiç, "Dolayısıyla sadece o şirketin buradaki gereklilikleri karşılaması yeterli değil. Ona tedarikçi olan tüm alt katmandaki firmaların ve o firmaların da tedarikçilerinin, yani bütün ekosistemin bu sürecin beklentilerine, gerekliliklerine uygun bir şekilde kendini düzenliyor olması lazım." diye konuştu.

Yapay zekada KOBİ'lere dikkat çekti

Yapay zekanın küresel rekabette giderek daha belirleyici hale geldiğini söyleyen Avdagiç, Türkiye'nin yalnızca yeni teknolojileri kullanan bir ülke olarak kalmaması gerektiğini belirtti.

Orta ve büyük ölçekli şirketlerin yapay zekaya daha hızlı adapte olduğunu ifade eden Avdagiç, KOBİ'lerin de dönüşüme dahil edilmesi gerektiğini söyledi.

Avdagiç, "Ama bizim esas üzerine odaklanmamız gereken, önem vermemiz gereken KOBİ'lerimiz. KOBİ'lerimizin mutlaka bu yapay zeka süreçlerinde kendi üzerlerine düşen adımları atabiliyor olmaları lazım. Bu konuda kamunun vereceği destekler, katkılar önemli." diye konuştu.

Yapay zeka dönüşümünün yalnızca uzman yetiştirerek sağlanamayacağını belirten Avdagiç, farklı sektörlerdeki beyaz ve mavi yakalı çalışanların da bu teknolojileri kullanabilecek bilgi ve beceriye sahip olması gerektiğini vurguladı.

"Burada sadece yapay zeka uzmanlarının sayısını artırarak bu işi çözemeyiz. İş dünyasında faal olan iş gücümüzün önemli bir kısmını yapay zekaya hazırlama konusunda çok ciddi ve etkili programları hayata geçirmemiz lazım." diyen Avdagiç, bu alanın 2027 ve sonraki yıllarda İTO'nun önemli çalışma başlıklarından biri olacağını söyledi.

3 milyona yakın genç ne eğitimde ne istihdamda

İş gücü piyasasındaki uyumsuzluğa da değinen Avdagiç, şirketlerin belirli alanlarda eleman bulmakta zorlanmasına karşın iş arayanların sayısının yüksek olduğuna dikkat çekti.

Ne eğitimde ne de istihdamda olan gençlerin sayısının İstanbul'da 700 bine, Türkiye genelinde ise 3 milyona yaklaştığını belirten Avdagiç, bu gençlerin iş hayatına kazandırılmamasının ilerleyen yıllarda ciddi bir sosyal sorun yaratabileceğini söyledi.

Teknik eğitimdeki tabloya da dikkat çeken Avdagiç, İstanbul'da teknik liselerden mezun olan her 6 gençten yalnızca birinin eğitim aldığı branşta çalıştığını belirtti. Avrupa Birliği ülkelerinde ise bu oranın yüzde 50-55 seviyelerinde olduğunu aktardı.

İstanbul için ilk 10 hedefi

İstanbul'un küresel ticaret, finans ve turizmdeki konumuna da değinen Avdagiç, şehrin yalnızca insanların gelip geçtiği bir transit noktası değil, uluslararası bir referans merkezi haline gelmesi gerektiğini söyledi.

İstanbul'un uluslararası kongre ve etkinlikler açısından son 8 yılda 118'inci sıradan 18'inciliğe yükseldiğini belirten Avdagiç, hedeflerinin ilk 10 olduğunu açıkladı.

Avdagiç ayrıca İstanbul'un elektronik ticarette bir "hub" haline geldiğini belirterek bu konumun güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. İstanbul Finans Merkezi'nin de yalnızca fiziki yapılardan ibaret görülmemesi gerektiğini vurgulayan Avdagiç, merkezin uluslararası yatırımcıların ve finans dünyasının beklentilerini karşılayan bir yapıya kavuşmasının önem taşıdığını ifade etti.

Kaynak: HABER MERKEZİ