24 °C

Japon Gourmet Kineya'nın bağımsız Yönetim Kurulu üyesi oldu

Haziran 2015’te Japonya’da Gourmet Kineya Co. Ltd. şirketinde bağımsız Yönetim Kurulu üyesi olarak göreve başlayan Aslı M. Colpan, 2010 yılında Kyoto Üniversite’sinin en iyi kadın akademisyen ödülüne layık görüldü

Japon Gourmet Kineya'nın bağımsız Yönetim Kurulu üyesi oldu

Aslı M. Colpan, Japonya Kyoto Üniversitesi’nin İşletme Fakültesi (Mizuho Menkul Kıymetler Kürsüsü) ve Hakubi Araştırma Merkezinde doçent olarak çalışıyor. Aynı zamanda Nisan 2015’ten itibaren Koç Üniversitesi İktisadi ve idari Bilimler Fakültesinde ziyaretçi profesör olarak bulunuyor. Haziran 2015’te Japonya’da Gourmet Kineya Co. Ltd. şirketinde bağımsız Yönetim Kurulu üyesi olarak göreve başlayan Colpan, 2010 yılında Kyoto Üniversite’sinin en iyi kadın akademisyen ödülüne layık görüldü. 

2012-13 akademik yılında Harvard Üniversitesi’nde ziyaretçi akademisyen ve MIT’te ziyaretçi profesör olarak bulunan Colpan’ın ilgi alanları şirket stratejileri, kurumsal yönetim, iş tarihi ve özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki büyük şirketlerin gelişimi üzerine. 

Adaylıkta üç faktör etkili oldu

►İlk defa bir yönetim kuruluna (YK) aday gösterildiğinizde size kim nasıl ulaştı? YK’ya aday gösterilmenizde hangi özellikleriniz öne çıktı? 

İlk defa yönetim kuruluna seçilmem Tokyo Menkul Kıymetler Borsası birinci kısmına endeksli olan Gourmet Kineya Co. Ltd. şirketinde oldu. Şirketin Başkan Yardımcısı direkt olarak benimle temasa geçti ve bağımsız direktör olmam için teklifte bulundu. Yönetim kuruluna aday gösterilmemde üç faktörün etkili olduğunu düşünüyorum. İlk olarak, bu şirketi 2009 yılından itibaren aralıklı olarak MBA öğrencilerimin yürüttüğü ve benim danışmanlığını yaptığım bir proje dolayısı ile araştırmaktaydım. İkinci olarak, özellikle holding şirket stratejileri ve yönetimleri ve de kurumsal yönetim konuları üzerine birçok çalışma yapmış olduğumdan, bu konularda sistematik bir bilgi birikimine sahip olduğumu düşünmekteyim. Bu çalışmalarımı Japonya’da hem akademik toplantılarda hem de basındaki fikir yazılarımda paylaşmıştım. Son olarak ise, birçok şirket için danışmanlık çalışmaları yaparak, sadece teoride değil aynı zamanda pratikte de şirketlerin işleyişi ve yönetimleri hakkında bilgi sahibi olup, özellikle Japonya’da iş dünyasında geniş bir iletişim ağına sahibim. Bunun şirketlerin beni ve çalışmalarımı daha iyi tanımalarında etkili bir rol oynadığını düşünüyorum. 

►Şirket YK’da yer alan kadınlar sizce erkeklerden farklı mı? 

Bu sorunuza bir örnekle cevap vermek isterim. Benim bağımsız üye olarak seçilmiş olduğum Japon şirketinin esas iş kolu restoran zinciri yönetimi. Japonya içinde 400’den fazla restoran ile beraber, şirketin ABD, Tayland ve Çin’de de işleri bulunuyor. Bu restoranların müşterilerinin yarıdan fazlasını ise kadınlar oluşturuyor. Durum böyle iken, üst yönetimin kendi müşterilerinin tercihleri ile ilgili konuları ele almasında Yönetim Kurulu’nda kadın üyenin bulunmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Bana yönetim kurulu üyeliği teklifinde bulunulmasından sonra, Yönetim Kurulu Başkanı ile olan görüşmemde, bu konuyu Başkanın kendisi direkt olarak dile getirdi. Yönetim Kurulu’nda uzun zamandır bir kadın üye arayışı içerisinde olduklarını, hatta Genel Kurul’da hissedarların kadın yönetim kurulu üyesi eksikliği konusunu dile getirdiklerini belirtti. Bu yüzden de bu sene ilk defa yönetim kuruluna iki kadın bağımsız üye almayı planladıklarından söz etti. 

►Sizce Türkiye’de ve Japonya’da yönetim kurullarına kadın oranının artması nasıl sağlanabilir? Pek çok ülkede uygulanan ve AB Parlamentosu'nda da onay bekleyen Yönetim Kurullarında Kadın Kotası konusunda ne düşünüyorsunuz? 

Bu konuda hem bireysel hem de sivil toplum örgütleri yolu ile kurumsal çabaların önemli olduğunu düşünüyorum. Bunun dışında Japonya’da olduğu gibi devlet politikaları yolu ile kadınların şirketlerde önemli rollere getirilmesine yönelik aktif çalışmaların olması da şüphesiz çok önemli. AB Parlamentosu'nun kota konusunu da olumlu buluyorum. Kişisel ve örgütsel çabalar yeterli olmuyorsa, daha büyük politikalar ile bu çabalar desteklenmeli ve kadınların üst düzey yönetimdeki sayılarının arttırılması sağlanmalı. Bu sadece sosyal eşitlik açısından değil, şirketlerin “çok çeşitli” görüşleri yönetim kurulu tartışmalarına yansıtmalarını sağlayarak şirket performanslarını yükseltmeleri açısından da önemlilik ve gereklilik taşıyor. 

Akademik çalışmalar yapıyor

►Yönetim Kurulu üyeliği dışında hangi uğraşlarınız var? Bu uğraşlar sizin YK üyesi olarak işlevinizi nasıl etkiliyor?

Esas işim olarak Kyoto Üniversitesi İşletme Bölümünde doçent olarak çalışmaktayım. Ayrıca şu an Koç Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde ziyaretçi profesör olarak bulunmaktayım. Bu akademik görevler içerisinde doğal olarak hem akademik çalışmalar yapmak, hem de MBA ve doktora öğrencilerine ders vermek bulunuyor. Araştırmalarım ve verdiğim dersler de özellikle holding şirketlerin büyüme stratejileri, holdinglerin kendilerine bağlı şirketleri yönetim şekilleri ve kurumsal yönetim mekanizmaları üzerine. Hem Japonya gibi gelişmiş olan ülkelerde, hem de Türkiye gibi gelişmekte olan pazarlarda bulunan holding şirketlerini inceliyorum. Bu konuda, gelişmekte olan pazarlardaki holdingleri inceleyen kitabımız Oxford Üniversitesi Yayınlarından “Oxford Handbook of Business Groups” adında 2010’da yayımlandı. Yine aynı konuda, bu kez Amerika, Kanada ve Batı Avrupa gibi gelişmiş ülkelerdeki holdinglerin varlıklarını sürdürmelerini ele alan kitabımız da seneye aynı yayınevinden yayımlanacak. 

Kadınları ABE'nin mikroekonomi politikaları rahatlattı

►Sizin pek çok diğer kadından farklı olarak cam tavanı delmenize kadar geçen süreçte ilerlemenizi sağlayan en önemli faktörler neler oldu? Kendi deneyiminize ve gözlemlerinize dayanarak bu süreçte kadınların önündeki en büyük engellerin neler olduğunu düşünüyorsunuz?

Bir Japon şirketinin yönetim kuruluna seçilmiş olduğum için, Japonya toplumunu esas alarak sorunuza cevap vermeye çalışacağım. Japonya’da üst düzey yönetici olmanın, Türkiye’de olduğu kadar, hatta belki de Türkiye’den de daha zor olduğunu düşünüyorum. Genellikle Japon iş dünyası Japon erkeklerinin egemen olduğu bir düzende işlemekte maalesef. Bu durumu biraz olsun 2013 yılından itibaren değiştirmeye başlayan, o zamanki Başbakan Abe’nin Abenomics adı altındaki mikroekonomi politikalarıdır. Bu politikalar içinde Japonya’da kadınların iş gücüne katılımı özellikle ele alındı ve katılımı arttırıcı politikalar düzenlendi. Bu çerçevede şirketler kadın yöneticileri üst düzey yönetim kademelerine almaya ve yöneticilerde çeşitliliğe daha da önem vermeye başladılar. Yine Japonya şartlarında düşünürsek, kadınların iş dünyasında yükselmelerinin önünde iki büyük ve birbirleri ile ilişkili engel olduğunu düşünüyorum. İlki toplumda genel olarak kadınların rolünün ev içi işler olduğu üzerine bir görüş hakim. Bu da kadınların bir işe ilk girdikleri zamandan itibaren, evlendikleri ve çocukları olduktan sonra işi bırakacakları yönünde bir önyargı yaratılmasına neden oluyor. İşi bırakacağı düşünülen bir kadın da üst düzey yönetime gidecek bir şekilde yönlendirilmiyor ya da değerlendirilmiyor. İkinci olarak da, Japon şirketlerinde tipik olan geç çalışma saatleri ve çocuk bakımındaki yardım eksikliği de kadınların çocukları olduktan sonra şirketlerde çalışmalarını zorlaştırıyor.


İş Dünyasına Yön Veren Kadınlar Röportaj Dizisi Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu İşbirliğinde Gerçekleştirilmiştir.

 

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap