17 °C

"Kredi kartı değil, devletin borçlanma faizi sınırlansın

"Kredi kartı değil, devletin borçlanma faizi sınırlansın

"Kredi kartı değil, devletin borçlanma faizi sınırlansın

ANKARA - Bankalar Birliği Başkanı ve İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, faizleri artıran Merkez Bankası'nın eleştirilmesi konusuna değinerek, "Gazeteciler bana Merkez Bankası eleştirilerine katılıyor musunuz diye soruyorlar. MB'yi eleştirmek haddime mi düşmüş? Sonuçta Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'dır" dedi. Türkiye'nin uluslararası normlara uygun reformları sürdürmesi gerektiğine de dikkat çeken Özince, "Eğitim, adalet ve sağlık gibi konularda tüm devlet kurumlarıyla birlikte hareket ederek reformlar çıkarmalıyız. Çünkü biz çok genç bir ülkeyiz. Daha da çocuğumuz olsun istiyoruz ama onlara uygun devlet yapısını geliştirebilecek miyiz?" dedi. Ankara'da düzenlenen "İş'le Buluşmalar" toplantısında katılımcıların sorularını yanıtlayan Özince, Türkiye'yi bir kriz bekleyip beklemediği sorusuna Türkiye'nin her zaman kriz potansiyeli yüksek bir ülke olduğu yanıtını verdi. Türkiye'nin sosyal, siyasi ve jeolojik açılardan fay hattı üzerinde bulunduğunun altını çizen Özince, "Türkiye'de taşlar yerine hiç oturmadı. Her an Türkiye'de kriz tehdidi vardı. Krizin neresindeyiz ne yapmalıyız inanın bilmiyorum. Ancak serbest piyasa ekonomisini taahhüt etmeyen Türkiye'nin krizden çıkabileceğini düşünmüyorum" açıklamasında bulundu. Türkiye kortizonla çabuk iyileşti YTL'nin aşırı değerlendiğini dile getiren Özince, konuyu bir örnekle açıkladı. Özince, "Kedi dala çıkıyor ama geri inemiyor. Ne yapacağız, itfaiye çağıracağız. İtfaiye diye çağıracağımızı da yolladık. Gerçi ne kadar itfaiyecilik yapıyordu o da tartışılabilir bir konu" dedi. Kriz süreçlerinde refah seviyesinin ne kadar düşeceğinin hesap edilemeyeceğini bildiren Özince, "Türkiye AB zoruyla reform yapıyorsa vah! Ki sanıyorum da öyle" dedi. YTL'nin aşırı değerlendiğini kaydeden Özince, en önemli sıkıntının Türkiye'nin çok çabuk iyileşmesi olduğunu bildirdi. Özince, "Türkiye kortizondan dolayı bu kadar çabuk iyileşti. Yani yabancı sermaye geldi" benzetmesini yaptı. Türkiye'de gayrimenkul konusunun çok iyi bir iş olduğunu fakat doğru değerlendirilemediğinin altını çizen Özince, mortgage ile finanse edilmesi halinde, gayrimenkulün kredi teminatı olmaktan çıkıp tahvil haline geleceğini kaydetti. Sermaye piyasasını devletin çalıştırması gerektiğini hatırlatan Özince, "Mesela İMKB layığınca kontrol edilmelidir, çalıştırılmalıdır. Böyle yapılamıyorsa belki de özelleştirilebilir" dedi. Özince, bu tarz çalışmalar yapılmadığı takdirde krize uygun ortamın her an olabileceğini hatırlattı. Dünyada finansal güven krizlerinin çok büyük boyutlara ulaştığını söyleyen Özince, Türkiye'de ise bazı yorumcuların kriz bittiğine dair açıklamalarda bulunduğunu kaydetti. Özince, "Kriz bitiyor deniliyor. Kriz nasıl bitiyor? Üstünü örtüyorsun da bitiyor" dedi. Özince, bankalarda yaşanan krizlerle ilgili de şunları kaydetti: "Bir dönem bankaların çoğu battı. Ya içleri boşaltıldı ya da devlet tahvilinin fiyatı düştü bunu değerlendiren bankalar battı. Türkiye Cumhuriyeti'nde bankalara zorla yaptırılan denetimleri yurtdışında yapmamaya çalışıyorlar. Eğer o denetimlerin tamamı yapılsa bankalar batar. Biz dünyanın en büyük bankalarının bile riskine bakıyoruz. Dünya genelinde yaşanan kriz Türkiye'nin fon girişini de etkiler. Biz yeme ve yanlış hareketler aşamasında olan bir ülkeyiz" Bu bütçe hangi hayırlı işlere gidiyor Reel sektörün yurtdışından 100 milyar dolarlık, Türkiye'den ise 51 milyar dolarlık fon kullandığına dikkat çeken Özince, bunun sebebinin vergiler olduğunu kaydetti. Özince, "Türkiye'de fonlar üzerinde vergi var. İnsanlar da o yüzden yurtdışına yöneliyor. Vergi hangi ülkelerde var? Sanırım yüzde 2'lik bir dilim varsa onun içine gireriz. Geriye kalan yüzde 98'inde vergi yok. Öyle ki Moskova'da şirket tahvilleri tedavüle bile başlamış" diye konuştu. Döviz kredisinden bile vergi alındığına vurgu yapan Özince, insanlar Türkiye'den kredi almak istemeyince kendilerinin de Bahreyn gibi ülkeler üzerinden kredi sağladıklarını kaydetti. Özince, "Maliye de bizi yakalamaya çalışıyor. Vergi cennetine çevirdiniz ülkeleri diyor. Biz Türkiye'yi vergi cennetine çevirmek isteriz. Alınan gider vergilerinin bütçeye 3 milyar YTL katkısının olduğu söyleniyor. Bu bütçe hangi hayırlı işlere gidiyor bilmiyorum" şeklinde konuştu. Hükümetin kredi kartı faizlerinin sınırlandırılması konusundaki düşüncelerini eleştiren Özince, "Banka imkan vermese bizim insanımız borçlanmayacak mı? Kredi kartının silah gibi yanlış kullanıldığını kabul ederim. Ama siz yasaklayacaksanız yanlış vergiyi yasaklayın. Kredi kartı faizleri yerine devlet borçlanma faizleri limite edilsin" şeklinde konuştu. Özince, kredi kartlarının kriz döneminde çok fazla işe yaradığını belirterek, kredi kartını şikayet edenlere pabuç bırakılmaması konusunda birlik çağrısında bulundu. Bir dönem gündemi meşgul eden kömür dağıtma konusuna da değinen Özince, "Devlet kömür dağıtsın ama önce istihdam üzerindeki yükü istihdamı özendiren ülkelerin yükü kadar yapsın" açıklamasında bulundu. Özince, Türkiye'nin bir türlü nekahetten çıkamadığının altını çizdi. Yabancı bankalardan korkmamak lazım Kamu bankalarının İş Bankası modeliyle özelleştirilmesi gerektiğine dikkat çeken Özince, yabancı banka sermayedarlarından da korkulmaması gerektiğini vurguladı. Özince, "Şirket İMKB'de kaldıkça endişe etmeyin. Türkiye Kandıralı'dır. Bazı yabancı ortaklar şirketleri birleştirip başka ülkelerin borsalarına kaydettiriyorlar. Bu olmamalı. Bankacılık ve diğer sektörleri tamamen yabancı sermayeye bırakmamalıyız" diye konuştu. Asıl konunun yabancılaşmaya karşı belirli politikaların olmaması olduğunu dile getiren Özince, yabancıların bu konuda günahının olmadığını, problemin politikaların belirlenmemiş olmasından kaynaklandığını söyledi. Türkiye bileşik faizi yasaklayan tek ülke olacak Yeni Türk Ticaret Kanunu'nun 3 yıldır Meclis'te beklediğini hatırlatan Özince, "Nelerle uğraşılıyor da TTK bekletiliyor? Ayrıca TTK'da bileşik faizlerin yasaklanması gibi bir madde var. Eğer bileşik faizler yasaklanırsa dünyada yasaklayan tek ülke olacağız. Böyle saçma bir madde içerecekse yeni TTK 4 yıl daha beklesin" dedi. Hüseyin Esenergül, FNSS Savunma Sistemleri AŞ Genel Müdürü / Dünyaya açılmamak mümkün değil "Günümüz koşullarında dünyaya açılmama gibi bir durum söz konusu değil. Biz dünyaya açılmazsak dünya bizim çevremizi sarar, bizim mahallemizde iş yapar. İhracatçı olalım veya olmayalım hepimiz işlerimizi dünya ölçütlerine göre yapmalıyız. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte kullanılan ürünler giderek hayatı kolaylaştırdı. Bu gelişmelere kısa sürede adapte olmamız gerekiyor. Günümüzde artık herkesin koşulları aynı. Bu koşularda maliyetleri aşağıya çekip rekabet etmemiz gerekiyor. Tedarik zinciri yönteminin sırrını burada görüyoruz. Sorun üretim merkezlerinde değil, aslında bunların arasında geçen süreçlerde kayıplara uğruyor. Bu geçiş süreçlerini en aza indirgememiz gerekiyor. Bu sürecin en aza indirilmesi için KOBİ'lere kendi aralarında faaliyetleri hızlandıran ve çözümler sunan yöntemlere yer verilmeli." Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı F. Kayhan Söyler: KOBİ'lere pek çok paket hazırlandı "İş Bankası olarak destek paketleri vermeye devam ediyoruz. Bunlar, otomotiv yan sanayii, mobilya, inovasyon, lojistik, plastik sektörü ve çiftçi kredilerini kapsıyor. Ayrıca KOBİ'lerin faklı ihtiyaçlarını karşılayan çeşitli paketler de sunduk. KOBİ'lere yönelik çok fazla seçenek bir arada. Bunların içinde, makine imalatı sanayii destek paketimiz var. Bunların içinde işletme kredileri yatırım, ihracat kredisi ve inovasyon kredisi de KOBİ'lere yönelik krediler arasında yer alıyor. Kredi Garanti Fonu ile anlaşma imzaladık. Kefalet sıkıntısı çeken firmalarımıza bir yarar sağlamamız söz konusu olabilecek." İş Finansal Kiralama AŞ Genel Müdür Yardımcısı Nida Çetin: Leasing'de KDV kaynaklı ek yük yok "BDDK leasingle ilgili yasa taslağını Başbakanlık'a iletti. Bu taslağın içinde yeni ürünler var. Operasyonel kiralama, yazılım kiralaması, sat ve geri kiralama gibi. Ayrıca bu sistem yurtdışında da kullanılıyor ve yurtdışındaki uygulamalarda sektörün yüzde 40 cirosu bu ürünlerden geliyor. Yazılım kiralamanın ABD'de yıllık 10 milyar dolarlık bir cirosu var. Geçmişteki yatırımların içinde donanım payı çok yüksek. Bilgi işlem teknolojisindeki gelişmelerle yazılım artık çok ciddi bir pay almaya başladı ve maliyet olarak da çok önemli bir unsur oldu." OSTİM Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın: OSTİM'de ortak hareket etmeliyiz "OSTİM'de bütün sanayicileri bir arada toplamanın sanayiciye olan katkısı çok büyük. TEDAŞ'tan elektriği yüzde 15, Botaş'tan doğalgazı yüzde 10 daha ucuz alıyoruz. Bu OSTİM'i daha rekabetçi bir yer yapıyor. Yabancılar OSTİM'i örnek alıyor. OSTİM, Ankara'da bir girişimcilik merkezi olarak sanayiye damgasını vurmuş durumda. OSTİM'in 'İş ile Buluşması'nda İş Bankası'nın katkısı büyük. Aynı şekilde de OSTİM'in gelişmesinde İş Bankası'nın OSTİM'le çalışan ilk banka olması çok önemli. İş Bankası'nın sağladığı avantajlar çok büyük." OSİAD (OSTİM Sanayicileri ve İşadamları Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Güçlü: Şirketler tedarik zinciri yöntemini bilmiyor "Tedarik zinciri yönteminin temel noktası neyi nerede nasıl bulacağının ve onunla nasıl hareket edeceğini gösterir. Tedarik zinciri yöntemi sürekli devam eden bir çizgidir. Çünkü tüm şirketler, ürünlerini pazara ulaştırarak yaşamlarını sürdürmek ister Şirketler tedarik zinciri konusunda eksik bilgiye sahip. Bunun önemini kavramaları gerekiyor. Aslında tedarik zinciri yöntemiyle, harcanan zamanı ve ürünün markete girme maliyetinin azaltılması mümkün. Tedarik zinciri yöntemi kullanmayan firmaların başka firmalarla rekabet etmesi zor." Anadolu OSB Müteşebbis Heyet ve Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Kutsi Tuncay: Ülkemizin ekonomik gücü KOBİ'lerdir "Ülkemizin ekonomik gücü KOBİ'lerdir ve kaynaklarını kullananlar da KOBİ'ler olmalıdır. Devletin yüksek borçlanma ihtiyacı ve cari açığın finansmanı nedeniyle yüksek faiz düşük kur politikası izlemekte ve kullandığı kaynakları daraltmakta, maliyetleri yükseltmekteler. OSB'ler kuruldukları illeri hızla geliştiriyor. Bu sebeple de kullandıkları kaynakları hızla ödeyen bir kurum. OSB'lerdeki işyerlerinin daha ucuza kredilendirilmesi gerekiyor. Ülkemizde sanayileşmekten ve üretmekten başka çıkış yolu yoktur." İç Anadolu Sanayici ve İşadamları Dernekleri Federasyonu (İÇASİFED) Genel Başkanı Mehmet Akyürek: OSB'lere kamu desteğinde TOKİ modeli uygulansın "Türkiye'de neredeyse her ilde ve ilçede OSB'ler oluşturulmuş, bu sayı 242'ye ulaşmıştır. Yatırımların OSB içersinde şekillendirilmesi kamu desteklerinin TOKİ uygulaması benzerinin OSB'lerde uygulanması, fabrikaların kurulması ve üretime geçmesini hızlandıracaktır. Yani devletin arazilerinin altyapısını bitirmiş olarak yatırımcıya şartlı vermesi, taahhüt ettiği tarihte bitirmediğinde elinden alması, finans kurumlarının KOBİ'lere konutta uyguladığı faiz oranları ve şartlarla sanayi yatırımına da destek vermesi bizi güçlendirecektir. Kısacası 'Konut yatırımı mı? Yoksa fabrika yatırımı mı?' değerlendirilmesinde; fabrika ev satın alır diyorum. Eser Makine Ambalaj Gıda Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Kadıoğlu: Avrupa'daki gibi teşvik sistemi istiyoruz "2010 yılına kadar dünyadaki ambalaj talebinin 33 milyar doları bulması bekleniyor. Buradan pay alabilmek için sektör içerisinde oluşumların yapılması gerekiyor. Biz ilerleyen günlerde şirket olarak gıda makineleri konusunda marka olmayı hedefliyoruz. Avrupa normlarında makine yapmayı biliyoruz. Ama en büyük isteğimiz Avrupa'da uygulanan teşvik ve destek sistemlerinin ülkemizde de uygulanmaya başlanması. Eğer bu destekler sağlanırsa biz de çalışmalarımızla ticaret hacmimizi bir trilyon dolara çıkartabiliriz." PricewaterhouseCoopers Şirket Ortağı Alper Önder: TTK, uluslararası muhasebe standartları getiriyor "Yeni TTK'nın getirdiği en büyük yenilik muhasebe standartları. Muhasebe standartlarının yanı sıra kurumsal yönetim ilkeleri de değişiyor. TTK ile birlikte şeffaflık, faaliyet raporu hazırlama ve internet sitesi kurma zorunlulukları da getiriliyor. Uluslararası Finansal Raporlama Sistemi (UFRS) Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) adı altında kabul ediliyor. Türkiye bu standartlara 2003 yılında en uzak ülke idi. Uluslararası entegrasyonun sağlanması için Çin de bu standartları kabul ettikten sonra bizim de kabul etmekten başka çaremiz yoktu. Basel II ise bankalar için çıkartılmış bir standartlar manzumesi. Basel II'de yenilik ise kredi risk ölçümlerine getirilen yeni metotlar. Türkiye OECD ülkesi olduğu için Türk bonolarına sermaye bulundurmak zorunda değildi. Ancak şimdi Basel II'de rating önem kazanıyor. Her 100 liralık bono için 8 lira sermaye bulundurma zorunluluğu geliyor. Böylelikle bankaların sermaye yeterliliği rasyosu zarar görecek. Yeni gelen derecelendirmeler ise sanılanın aksine KOBİ'lerin lehine olacak." DÜNYA Gazetesi köşe yazarı Rüştü Bozkurt: Eski zihni modeller artık işlemiyor "Kriz dediğimiz olay fırsat ve tehlikeyi içerisinde taşır. Akıl gözüyle bakmayı becerebilirseniz fırsat yaratabilirsiniz. Mesela bir yerde hırsızlık artarsa ev sahibi için tehlike arz eder fakat anahtarcı için bir fırsattır. Bizim şu an içerisinde bulunduğumuz bilgi çağında anlama önem kazanıyor. Çünkü bilgi kirliliği arttı. Bilgi sahibi olmak tek başına hiçbir öneme sahip değil. Önemli olan bilgiyi anlamak, onu nasıl kullanacağını bilmek. Şimdilerdeki yapı, liderlik, teknoloji, strateji, inovasyon, dünyaya açık olma, organizasyon gibi bileşimden oluyor. İnsanların zihni modelleri var. Ne üretsen satarsın düşüncesi hakim. Ama artık öyle değil. Ne üretsen satamıyorsun farklı bir şey üretmelisin ki satasın. Artık fiyat eksi maliyet eşittir ekonomik değer. Ayrıca akıllı düşünene kadar, deli köprüyü geçer deniliyor. Artık bu mantık geride kaldı. Ben 6 aydır modern seralar üzerinde çalışıyorum. Jeotermal ısıtmayla yüzde 22 avantaj sağlanıyor fakat bunu düşünen 90 dönüm sera yapan zihniyet jeotermal hat üzerinde bulunan sıcak suyun içerdiği bor minerali miktarının ne kadar olduğunu düşünmüyor. Dünyanın her yerinde yaptığı yatırımın yüzde 2'si kadar fizibilite yapmayanlar duvara tosluyor. Bir çivi çakandan Allah razı olsun değil, doğru yere çakandan Allah razı olsun. Artık önemli olan sonuçlar değil, süreçler. Bunun gibi benimsenmiş ve uygulanmaya devam eden pek çok zihni model var. Ama artık bunların devri bitti. Her şeyden önemlisi kendini bilmek oldu. Kendini bildiğin zaman yapman gereken şeyleri de biliyorsun."