25 °C

"Sanayicinin fikrini ürüne dönüştürecek enstitü kurulmalı"

Almanya, Polonya ve Türkiye arasında üretim tekniklerine ilişkin bilgi ve deneyim paylaşımını sağlamayı amaçlayan ve Makine İhracatçıları Birliği'nin iki yıldır sürdürdüğü projeye katılan firmaların temsilcileri izlenimlerini DÜNYA'ya anlattılar.

Sanayicinin fikrini ürüne dönüştürecek enstitü kurulmalı

Yeşim ARDIÇ/Beste GÜÇER

ANKARA- Makine İhracatçıları Birliği'nin (MAİB) iki yıldır sürdürdüğü Makine Sektöründe üretim Tekniklerinde Modern Yaklaşımlar Projesi, tamamlandı. Almanya, Polonya ve Türkiye arasında üretim tekniklerine ilişkin bilgi ve deneyim paylaşımını sağlamayı amaçlayan projeye MAİB üyesi 10 firma ile Almanya'dan Fraunhofer IWU ve Polonya'dan DPIN katıldı.

MAİB Yönetim Kurulu üyesi Sevda Kayhan Yılmaz ve Ankara Temsilcimiz Ferit B. Parlak'ın koordinatörlüğünde gerçekleştirilen toplantının katılımcılara göre, Avrupa artık ucuz Çin işgücünü kullanmak yerine, lojistik maliyetini düşürmek için Endüstri 4.0'ı da kullanarak üretimi Doğu Avrupa'ya kaydırıyor. Endüstri 4.0'a ayak uydurabilen firmaların ayakta kalabileceğini belirten katılımcılar, Almanya'daki Fraunhofer gibi Türkiye'de de sanayicinin fikrini nihai ürüne dönüştürebilecek enstitülerin kurulması gerektiğini vurguladılar.

Sevda Kayhan Yılmaz-MAİB Yönetim Kurulu Üyesi:

"Türkiye'nin fiyat avantajı Endüstri 4.0 ile kaybolabilir"

Türkiye'nin en ciddi problemlerinden birisi olarak verimliliği görüyorum ve bunun çözülmesinde, Endüstri 4.0'ın verimlilik bacağının bize çok faydası olacağını düşünüyorum. Endüstri 4.0 konusunda yapabileceklerimiz var ama bir de ortamın buna uygun olması lazım. Bizim eksiklerimizin başında müşteri talebinin geldiğini düşünüyorum. Henüz müşteri buna hazır değil.

Avrupa'da ikili eğitim sistemiyle çocuklar sanayide yetişiyor. Türkiye'de ise kısa dönemli, çocukları kaçırmayacak şekilde hızlı eğitim verebilmeliyiz. Türkiye'nin şu an elde ettiği fiyat avantajı endüstri 4.0'ın girmesiyle kaybolabilir. Çünkü Polonya, Romanya'da yaptığım incelemelerde 5 sene içinde bizim durumumuzun kötüye gideceğini gözlemledim.
Tekstil makinelerinde çıkrıkları çalıştıran adamlar bir gün işten ayrılacak diye korkmak yerine o adamlara motor ürettirebilmek önemli. Eğitim konusunda ise çocukları bir müşteri gibi düşünüp, teknik okullara nasıl müşteri çekilebileceğinin düşünülmesi lazım. Çocuklara, bir numaralı dertleri olan üniversite sınavlarında teknik okul kaynaklı ekstra puan verilmesi, talebi arttıracaktır. Lise eğitiminin ardından 2 yıl daha okutularak tekniker unvanı kazandırılabilir.

Almanya'da üniversitelerin uzmanlık alanları da ayrı. Örneğin en iyi hidrolikçiler Aache'de, informatikçiler ise Karlsruhe'den çıkar. Malzeme konusunda ise Braunschweig öne çıkıyor. Bizim de üniversitelerimizde uzmanlık alanları olması lazım. Örneğin, Konya ve Çorum değirmen makineleri konusunda iyi üretim yapıyor ancak bu illerdeki 4 üniversitede bir Değirmen Makineleri Mükemmeliyet Merkezi yok. Genel olarak baktığımızda Endüstri 4.0'ın riskler kadar fırsatları da barındırdığını görüyoruz. Bunu değerlendirebilen firmaların önü çok açılır, diğerleri ise yok olur. 8 yıl önce bir Sanayi Strateji Belgesi açıklanmıştı. OAİB olarak biz neler yapılabileceği konusunda çalışma yaptık ve enstitü kurulması yönünde görüş bildirdik. Oysa bu iş parayla olur, bunun için mutlaka kaynak bulunması gerekiyor.

Umut Onur Şahin-ACT Otomotiv:

"Avrupa Endüstri 5.0'ı tartışıyor, acele etmeliyiz"

Otomotiv ve beyaz eşya ana sanayilerine ağırlıklı olarak montaj hatları, direnç kaynak makineleri, perçin makineleriyle birleştirme teknolojileriyle ilgili özel anahtar teslim çözümler sunmaktayız.  Program kapsamında, üniversite-sanayi işbirliğinde enstitülerin önemini gördük. Bu modelin ülkemizde kesinlikle uygulanması lazım. Avrupa'da üniversiteler temel araştırmaları yapıyor, enstitüler bundan çıkan iyi sonuçları alıp sanayiye uygulanabilir hale getiriyorlar. Biz de bu iş sadece üniversite üzerinden yürüyor. Orada devletin desteklediği enstitülerin kendi fonları da var. Örneğin Fraunhofer'in Almanya'da 65 tane farklı birimi var. Gıda sanayi, sac işleme vs hangi sanayi nerede yoğunsa, burada onunla ilgili enstitü faaliyet gösteriyor. Avrupa artık endüstri 5.0'ı tartışmaya başladı. Bizim daha çok çalışmamız gerekiyor. Bunun için de ilköğretimden itibaren bu işe başlanmalı. Kodlama çalışmaları yeni yeni başlasa da bunun atölye ağırlıklı olması şart.

Endüstri 4.0'ı güzel bir şey diye konuşuyoruz ama imalatçılar açısından bunun risklerini de entelektüel düzlemde tartışmamız gerekiyor. Örneğin ben şu an tehdit olarak Çin'i değil, Romanya, Polonya, Slovenya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya gibi ülkeleri görüyorum. Avrupa'nın nispeten düşük teknolojili üretimleri, lojistik ve diğer maliyet avantajlarından dolayı buralara kaymaya başladı.

Tekin Çakmakçı-Dora Makine:

"Doğu Avrupa Türkiye'nin büyük rakibi"

Ağırlıklı olarak savunma sanayi firmalarına müşteri isteği üzerine CNC tezgahlarımızda üretim yapıyoruz. CNC tezgahlarımızda üretim yapıyoruz. Basında da çok yer aldığı için söyleyeyim, Cern'den ilk siparişi alan Türk firması olmanın gururunu yaşıyoruz. Proje bize inanılmaz deneyim kazandırdı. Fraunhofer Ensitüsü'nün Almanya'da sanayi işbirliği alanında inanılmaz uygulamalarını görme fırsatını bulduk.

Bence Endüstri 4.0'ın temeli esneklik ve verimlilik. Maalesef biz Türkiye olarak düşük teknoloji üreten bir ülke konumundayız. Kas gücü ile üretim yapıyoruz zihinsel üretim yapan bir alt yapımız yok. Ben de Doğu Avrupa'yı Türkiye'nin büyük rakibi olarak görüyorum. Bence bizim teknolojiyi hemen arttıramayacağımız için buradan tek çıkış yolumuz verimlilik ve esneklik. Yani malzeme temininizden çıkışa kadar olan süreç. Eskiden değil hala geçerli olan bir formül var biliyorsunuz. "Maliyet+Kar=Fiyat" eminim ki hiçbir firma, maliyetlerim arttı karım sabit dursun fiyatımı yukarı çekeyim yaklaşımıyla gidemiyor çünkü rekabet her yerde var. Burada yapmanız gereken ya kârlılığınızı düşüreceksiniz o fiyatı sabit tutmak için veya en önemli konu maliyetlerinizi gözden geçirmek zorundasınız. O maliyetleri nasıl daha aşağı çekebilirim ki fiyatım sabit kalsın? Buna odaklanmak gerekiyor. Üniversiteden çıkıp staj için bize gelen öğrencileri gördükçe korkuyorum.

Mustafa Korkut-KONSANTAŞ:

"Bugünkü yapımızla Endüstri 4.0 büyük risk"

Hidrolik ve pnömatik sistemler üretiyoruz. Bir çok sektöre değişik çap ve ebatlarda hidrolik sistemler teslim ediyoruz. Katıldığımız programda, üretim sistemimizle ilgili çok önemli yenilikleri görme ve uygulama fırsatını yakaladık. Nihai ürünlerin ağırlığını azaltabilecek sistemleri üretebileceğimizin farkına vardık. Endüstri 4.0 şuan ki yapımız itibariyle çok büyük tehlike olarak görüyorum ben. Endüstri 4.0'a ayak uydurabilmek için eğitim sistemini gözden geçirmemiz şart. Okuldan çıkanlar, sanayiye geldiklerinde yeni baştan eğitim almak zorunda kalıyorlar. Endüstri 4.0'ı zor yakalarız gibi ama acaba eğitim 1.0 yapıp endüstri 5.0'ı yakalamak aşamasına mı gelsek diyorum.  Avrupa'nın önünde en büyük maliyet şu an işçilik ve ben Endüstri 4.0'ı, üretim sürecinden insanın çıkarılmasına ilişkin ilk adım olarak görüyorum. Avrupa üretimi de kendi bünyesinde yaparsa, lojistik maliyetlerini de azaltıyor. Gelinen noktada 3 boyutlu yazıcılar, döküm sektörü açısından bir risk olarak ortaya çıktı.

Firmamız bünyesinde Endüstri 4.0 konusunda üretimde ortaya çıkan talaşın vagon robot aracılığıyla toplanmasını öngören bir fikir geliştirdik. Talaşın ağırlığı tespit edip robota sinyal gönderecek bir yazılım üzerine çalışılıyor. Robot sinyali görünce izi takip ederek talaşı alıp atık alanına taşıyacak.

Ahmet Emre Şahin-Nace Makine:

"Verimsizlik yüzünden dünyanın en çok çalışan ülkesiyiz"

Firmamız 65 yıllık Türkiye'nin ilk maden makineleri ve beton santralleri üreten firması. Fraunhofer Enstitüsü bizi çok heyecanlandırdı. Oradaki araştırmacıların adeta firma personeli gibi çalıştığını gördük. Herkesin mutlaka oradaki bir sanayi firmasıyla bir bağlantı var. Bizim için çok klasikleşmiş, gelenekselleşmiş dediğimiz imalat yöntemlerini bir üst sınıra taşıyorlar. Örneğin üç boyutlu yazıcı firesiz imalatın önünü açıyor. Ayrıca mevcut döküm teknikleriyle gerçekleştirilemeyecek üretimi yapma imkanına kavuşuyorsunuz. Enstitüde, tezgahlarla yazılımcılar birlikte çalışıyor, sürekli denemeler yapıyorlar.

Biz üretimdeki verimsizlik sebebiyle dünyadaki çoğu ülkeden daha fazla çalışıyoruz. Firmalarımızın yüzde 90'ının Endüstri 4.0'a hazır olduğuna inanmıyorum. Çünkü halen imalattan veri alamıyoruz. Endüstri 4.0 aslında analiz devrimidir.  Bizim sektörümüzde Endüstri 4.0, sensörlerle makineleri akıllandırıp, kapasitelerine göre yavaş veya hızlı çalıştırma veya istenilen ebatlara göre kırma, şeklini değiştirme gibi sistemlere uygulanabilir. Ancak burada müşteri talebi de öne çıkıyor. Yani 10 dolarlık bir ürünü, ‘bu akıllı' diyerek 20 dolara satamazsınız. Aslında Endüstri 4.0'dan karmaşık sistemleri biraz daha basit hale getirmesi beklentisi de oluşmuş durumda.

Onur Uyan-Armaş Su Armatürleri:

"Endüstri 4.0'a geçişte KOBİ'ler desteklenmeli"

Armaş olarak, vana ve tarımsal sulama sistemleri ile savunma sanayine yönelik yaptığımız üretimin yüzde 70'ini ihraç ediyoruz.Endüstri 4.0'ı ürün ve üretim olmak üzere iki kategoride değerlendiriyorum. Bizim firmamız için ürün kısmı ağır basıyor. Bence bunun tam olarak ne olduğunu Almanya dahil henüz kimse anlayabilmiş değil. Aslında 2013 yılında, Çin'in ucuz kas gücünden rahatsız olan Almanya'nın Çin'e teknolojik bir savaş açtığını düşünüyorum. Burada hız ve esneklik öne çıkıyor tabii ki. Biz firma olarak müşterilerin sulama sistemlerini ve basınç ayarını evden kontrol edebilecekleri bir sistem üzerinde çalışma yapıyoruz. Almanya'daki Fraunhofer Enstitüsü ziyaretinden gördüğüm sistemi burada uygulamak için çalışmalara başlıyoruz. Almanya'da gördüğüm en güzel şeylerden biri de akademik destekli sanayii üretimi ve sanayi destekli akademik üretim. Aslında bizim gibi KOBİ'ler korkuyor endüstri 4.0'a geçmeye ancak KOBİ'lere destek verilirse ben sıkıntı olmayacağını düşünüyorum.
Geçmişe baktığımızda sanayi devriminde sürekli istihdam arttı. Endüstri 4.0'a ise kas gücü azalacak ama asıl kullanmak istedikleri beyin olduğu için yazılım, bilgisayar konusunda istihdamın artacağını düşünüyorum. Önümüzdeki süreçte fabrikalar teknolojiyi yakından takip eden Ar-Ge ekipleri kurarak, teknolojiyi üretime entegre etmeliler.

Murat Hamamcıoğlu-Layne Bowler Pompa Sanayi:

"Sanayicinin ham bilgiye değil, uygulama içeren bilgiye ihtiyacı var"

Layne Bowler olarak 5-2000 m/saniye arasında müşteri taleplerine uygun olarak terzi usulü dik türbin su pompaları üretiyoruz. Burada bir gerçek var, tüketici profili ciddi anlamda değişiyor, artık tüketici bilgiye o kadar çabuk ulaşmakta ki dünyanın herhangi bir yerinde rakibinize de ulaşmakta. Dolayısıyla sizin yeterli Ar-Ge çalışmanız yoksa, teknolojiye açık bir firma değilseniz rakibinize karşı bir adım geriden gidiyorsunuz demektir. Fraunhofer Enstitüsü'nde sadece bilimi değil, bilimin uygulamayla pekiştirilmesini de gördük. Müşterilerden gelen talebi, nasıl ürüne dönüştüreceğinizi gidip bu Enstitü ile görüşebiliyorsunuz. Türkiye'nin bu alanda açığı var. Yani talebi değerlendirip ürün geliştirme noktasına getirecek bir kurum olursa, rakiplerimin önüne geçebiliriz.

Fraunhofer'ın yaptığı bir şey daha disiplinler arası imalat teknikleri. Bu gerçekten sabır istiyor. Biz Türk toplumu olarak sabırsızız hemen olsun istiyoruz ama teknikte bu çok mümkün değil sabır göstermek gerekiyor. Orada, tornayla presin birleşimini gördük. Fireyi ve girdi kullanımını azaltarak, çok verimli üretim gerçekleştiriyorlar. Sonuç olarak Fraunhofer, ürünün maliyeti yanı sıra hangi şartlarda üretim yapılırsa maliyetin ne kadara düşebileceğini size söylüyor.
Layne Bowler olarak bu konuda pompalardan elde edilen verileri bulut üzerinden müşterilerimize aktaracak bir mekanizma üzerine çalışmalara başlıyoruz. Sanayinin ihtiyacı sadece bilgi değil, uygulamanın da içinde olduğu bilgiye ihtiyacı var.

Berat Dirin-Dirinler Makine:

"Doğu illeri, bizim için Polonya olabilir"

Biz İzmir'de 60 yıldır pres, son 15 yıldır da CNC makineleri üretiyoruz. Endüstri 3.0'a geç kalan Türkiye, 4.0'da ise dünyanın hemen arkasında yer alıyor, yani çok geç kalmadık. İyi eğitimli eleman sayımız arttıkça, adaptasyon sürecimiz de kolaylaşacaktır. Bu konuda devlet politikasının çok hızlı şekilde değişmesi gerekiyor. Avrupa değişim konusunda bizden çok hızlı. Organize Sanayi Bölgeleri'nde kurulan teknik kolejler aslında bu konuda iyi bir örnek oluşturuyor. Yazılımı da içeren gelişmiş bir sistemi lehimleyecek, monte edecek insanlarımız var. Ancak bizim bunları tasarlayan elemanlara da ihtiyacımız var. Örneğin İtalyanların bulduğu Arduino diye robotik bir sistemi var. Bunu belki Çin'de ürettiriyorlar ama tasarımını kendileri yapmışlar. Ben Avrupa Birliği'ni şu an tek ülke olarak görüyorum. Almanya'nın Polonya gibi ülkelere yaptığı uygulamayı, biz de İstanbul, Ankara, Bursa, Kocaeli gibi illerden Van, Diyarbakır ve Şırnak'a uygulamamız lazım.

Yani bizim buralarda eğitilmiş insana ihtiyacımız daha çok. Orada eğitilmiş insanı geliştirip belki İzmir'de kalsın, İstanbul'da kalsın, Ankara'da kalsın ama üretimler orada da yayılsın. Oradaki şehirlerin de problemlerini azaltacak ve Türkiye'yi biraz daha şehirler bazında rahatlatacak ülke olarak daha da kalkındıracak bir durum olur.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.