Şimşek: Programın üçüncü aşaması uzayabilir

Savaşın etkisiyle reel kurda önemli bir şok, faizlerde önemli bir artış, büyümede önemli bir düşüş yaşansa bile kamu borcunun milli gelire oranının düşük olduğunu, bunun da politikada manevra alanı tanıdığını söyleyen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, risklerin yönetilebilir olduğunu vurguladı. “Programda üçüncü aşamadayız, bunu 1,5 yıl öngördüysek, belki 2-2,5 yıl uzayabilir” diyen Şimşek, risk iştahındaki düşüşle yaşanan sermaye çıkışına işaret etti.

Şimşek: Programın üçüncü aşaması uzayabilir

Hamide HANGÜL

İş ve ekonomi dünyası Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nde (UEZ 2026) buluştu. Bu yıl “Büyük dönüşüm: Dayanıklı ve sürdürülebilir bir küresel sisteme geçişin pusulası” temasıyla düzenlenen zirvenin açılışında konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ABD-İran savaşının olası etkilerine değindi. Şimşek, “Ateşkes sürse dahi maalesef küresel ekonomi açısından da Türkiye açısından da bir miktar tahribat söz konusu” ifadelerini kullandı.

Bunun enflasyon, büyüme üzerine etkilerinin görülebileceğini belirten Şimşek, “Özellikle tedarik zincirlerindeki kırılmalar daha orta vadeli sorunları beraberinde getirecek” dedi. Özellikle savaşın getirdiği yıkım ve bunun rehabilitasyonunun biraz zaman alacağına işaret eden Şimşek, “Yani ateşkes devam etse dahi bunun etkileri hissedilecek, ne jeopolitik olarak ne bölge olarak ne de dünya eskisine dönmeyecek. Büyük kırılmaların olduğu bir dönemdeyiz” diye konuştu.

Türkiye dayanıklılığını bu yıl da ispatlayacak

Savaşların çok büyük kalıcı sonuçları olduğunu, Türkiye’nin ise dayanıklı olduğunu, bunu geçen yıl ispatladıklarını vurgulayan Bakan Şimşek, “Bu sene de ispatlayacağız” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Program kendini kanıtladı. Yani 2023 ortasından bu yana uyguladığımız program aslında Türkiye'nin makroekonomik temellerini sağlamlaştırdı, dayanıklılığını artırdı ve geçen seneki şoklarla baş edebildik. Türkiye, hem tamponların yüksek olduğu, temellerinin sağlam olduğu hem de Orta Doğu’daki savaşa nispeten enerji anlamında bağlantısallığı fazla değil.

Birinci konu bizim Orta Doğu’ya, yani Hürmüz Boğazı’nı kullanan tedarikçilere enerjide bağımlılığımız neredeyse yok denecek kadar az. Doğalgazda İran’dan bir miktar tabii ki ithalatımız var ama o boru hatlarıyla olduğu için şu ana kadar etkilenmedi. Petrolde hemen hemen neredeyse bağımlılığımız yok. Bu önemli çünkü eğer ateşkes devam etmezse, bu savaş uzarsa birçok ülkede enerji arz güvenliği sorunu yaşanacağı için Türkiye’nin orada bir avantajı olur. Bizim dayanıklılığımızın en önemli alanı, maliye politikasının sağlam bir yapıda olması. Bütçe açığının milli gelire oranı düşük, yüzde 3’ün altına düşürdük.

Bu da bize politikada manevra alanı tanıyor. Dolayısıyla Türkiye, bu anlamda önemli politika tepkilerini verebilecek bir alana sahip. Yani reel kurda önemli bir şok yaşansa bile, faizlerde önemli bir artış yaşansa bile, büyümede önemli bir düşüş yaşansa bile, bütün bu şokları birlikte yaşasak bile Türkiye'nin kamu borcunun milli gelire oranı çok daha düşük. Yani bu şoklar bir arada olsa dahi borcun milli gelire oranı çok rahat yüzde 30’un altında kalabiliyor.”

Savaş etkisiyle programda 3’üncü aşama 2,5 yıl uzayabilir

Programın üçüncü aşamasında olduklarını söyleyen Şimşek, “Üçüncü aşama maalesef şokla başladı. Yani savaşla, savaşın etkileriyle başladı. Bu, üçüncü aşamanın süresini bir miktar uzatır ancak programın üçüncü evresinde hedeflerimizden bizi saptırmaz.

Sadece ihtiyaç duyduğumuz süre artacak. Yani örneğin biz 1,5-2 yıl öngördüysek, şimdi belki 2-2,5 yıllık bir döneme tekabül edecek. Çünkü bizim için fiyat istikrarı en büyük öncelik” dedi. Petrol fiyatlarındaki yükselişin cari açık üzerinde etkisi olacağına işaret eden Şimşek, “Cari açık bir miktar artacak ancak brüt dış finansman ihtiyacımız geçmişin oldukça altında olacak. Savaşın etkisini de buna yansıttık. O nedenle biz bu şoku en az zararla atlatabileceğiz.

Ülkemizi yeniden güçlü bir şekilde konumlandırabileceğiz” diye konuştu. Şokun başlangıcında uluslararası rezervler anlamında önemli bir tampon inşa ettiklerine işaret eden Şimşek, savaşla birlikte risk iştahındaki düşüşle Türkiye’den bir miktar sermaye çıkışı olduğunu belirterek, “Şimdi ateşkesle birlikte geri geliyor. Bir miktar da içeride firmalarımızdan, vatandaşlarımızdan sınırlı da olsa bir döviz talebi oldu. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Rezerv yeterliliği anlamında da biz oldukça rahat bir noktadayız” ifadelerini kullandı.

Piyasanın sağlıklı bir şekilde işlemesi için gerekeni yapacaklarını ve dezenflasyon programını önceliklendireceklerinin altını çizen Bakan Şimşek, “Yani programın rayından çıkmasını engelleyeceğiz. Çünkü bizim için en büyük öncelik hayat pahalılığı ile mücadele” diye konuştu. Ateşkesin devamı halinde dezenflasyonun kaldığı yerden güçlü şekilde devamı için ne gerekiyorsa yapacaklarının altını çizen Şimşek, “Bütçedeki imkânları, savaşın enflasyon etkisini sınırlamak için devreye aldık” dedi.

“Önemli bir şok ama yönetilebilir görüyoruz”

Kurdaki oynaklığın oldukça mütevazı olduğunu söyleyen Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Diyeceksiniz ki bu savaşın etkileri ne? Bir kere önceliklerimizde bir değişiklik yok. Fiyat istikrarının, mali disiplinin devamı için gerekeni yapacağız. Cari açığın tekrar sürdürülebilir bir patikada tutulması, en önemli reform konusunda çabalarımızı hızlandıracağız. Savaşın etkilerini rakama dökecek olursak; yılbaşından bu yana ortalama petrol fiyatı yaklaşık 81 dolar. Vadeli piyasalarda yılın tamamı için 81 dolar. Biz 80-81 doları baz alırsak, orta vadeli programa göre enflasyon yaklaşık 3 puan daha yüksek seyredebilir.

Bu dolaylı ve doğrudan etkileri içeriyor. Cari açığı yüzde 1,5’in altında öngörüyorduk, şimdi belki bir puan kadar yükselebilir. O da yönetilebilir görüyoruz. Büyümeyi yüzde 4 civarı öngörüyorduk, şimdi belki yarım puan daha düşük olabilir. Bütçe açığını yüzde 3,5 olarak öngörmüştük, belki yarım puana kadar, yani 40 baz puan kadar daha yüksek olabilir. Dolayısıyla programı rayından çıkartmaz. Programın süresini uzatır sonuç alma anlamında. Biz bu programı önceliklendirdik, kararlıyız. Önemli bir şok ama bu şoku yönetilebilir görüyoruz” mesajını verdi.

“Şok etkisiyle çıkış geçen yılın yarısı düzeyinde”

Geçmişte vatandaşların döviz varlıklarına ilgisinin yüksek olduğunu belirten Şimşek, “Bu defa çok mütevazı… O da yüzde 90 oranında altın fiyatları düştüğü için vatandaşlarımızın altın talebini yansıtıyor. Bir tahmine göre yastık altındaki döviz miktarı 640 milyar dolar civarında tahmin ediliyor. Bu sistemde olsa tabii sistemin kırılganlığı çok daha az olurdu. Ancak bizim vatandaşın altın ilgisi tarihi bir ilgi. Sistem dışında ciddi birikimler var, altın ve döviz bağlamında” dedi. Geçen yılki gerilimlerin etkisiyle yaşanan döviz çıkışlarını anımsatan Şimşek, “Yurt dışı yerleşiklerin 40 milyar dolar civarı çıkışı olmuştu. Bu seneki şok sınırlı oldu, yarısı düzeyinde. Verdiğimiz doğru tepkilerle biz bu kaygıları azalttık” ifadelerini kullandı.

Kararların üzerinde jeopolitik cam tavan var

RePie Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Emre Çamlıbel, “Aldığımız tüm kararların üzerinde bir ekonomik cam tavan oluştu. Tedarik şekilleri ve emtia fiyatları uluslararası politika ve askeri gelişmelerle şekilleniyor. Yurt içinde de yine aklımızda benzer sorular var; rezervler, kur ve enflasyon nerede istikrar kazanır?” diye sordu. UEZ 2026’da yaptığı açılış konuşmasında “Orta ve uzun vadede gelişmelerin Türkiye’miz için olumlu sonuç vereceği kanaatimiz var” ifadelerini kullanan Çamlıbel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu konuda memlekette üç aşağı beş yukarı herkes hemfikir. Doğru konumlanma lehimize ama kısa vadede gelen sert dalgalar olacak. Bu sert dalgalarla nasıl mücadele edeceğiz?

Küreselde baktığımızda şirketler strateji ve süreçlerini ve organizasyon yapılarını jeopolitik gelişmelerle mücadele edecek şekilde revize ediyorlar. Son dönemde şirketler küresel anlamda gündemlerinde üç ana kavramı barındırıyorlar: dayanıklılık, risk azaltma ve çeşitlendirme. Bütün amaç belirsizlikleri ve sürprizleri yönetebilmek. Tabii ki bu jeopolitik cam tavanın altında bir oyun alanımız da var. Bu da ağırlıklı dönüşümle ilgili. Yapay zekâ, dijitalleşme, sürdürülebilirlik, start-up’lar, dayanıklılık, küresel dengeler…”

Hizmette önemli ihracatçıyız, nereye gitsem dizi soruyorlar

Türkiye’nin hizmet ihracatında rekabetçi olduğunu belirten Şimşek, The Economist’e göre Türkiye’nin dizi ihracatında dünyada üçüncü sırada olduğunu anımsatarak, “Nereye gitsem dizileri soruyorlar bana. Benim televizyon seyredecek vaktim olmuyor, onun için cevap veremiyorum. Ayrıca Londra ile İstanbul, video oyunlarında dünyada önemli bir noktada. Yaklaşık 800 tane start-up ve 3 tane de unicorn ile 1 milyar dolar ve üzeri değerle şirket ürettik. Yüksek öğretimde de önemli bir ihracatçıyız. Geçen yıl 380 bin uluslararası öğrenci Türk üniversitelerinde okuyor. Bu önemli bir ihracat kalemi” ifadelerini kullandı.

ABD, Çin’in ekonomik gücünü tanımadığına çok pişman

Birleşik Krallık eski Dışişleri ve Maliye Bakanı Lord Philip Hammond ise “Jeopolitik parçalanma çağında global ekonominin geleceği” konuşmasında ABD ve Çin ticaret savaşına değindi. Çin’e bakıldığında, yüksek katma değere sahip ürünleri ellerinde tutmaya ve ürettikleri ürünleri kendi pazarlama değeri üzerinden değerlemeye çalıştıklarını dile getiren Hammond, “Bitmiş ürünler için teknolojiler değişiyor. Bu teknolojiler bizim için dengeleri de değiştiriyor.

Özellikle Birleşik Devletler, gerçekten Çin’in yükselmekte olan ekonomik gücünün karşısında derin bir uykudan uyandı adeta. Dijital ekonomi noktasında doğrudan uygulamaları ve askeri uygulamaları olabileceğini fark ettikleri gün ABD’nin kendi liderliğini koruma çabasının başladığı gündü. ABD sistemi Çin’in ekonomik bir oyuncu olarak gücünü tanımadığı için çok pişman oldu. Çünkü gerçekten bu çok büyük önemli sonuçları olacak bir stratejik hataydı. Özellikle de daha sofistike teknolojilere erişim açısından bu konuda bir pişmanlık yaşadı. Dünyanın en önemli teknoloji merkezlerinden ve güç merkezlerinden biri oldu” dedi. Hammond, iki ülke arasında anlaşma olmasını beklediğini de sözlerine ekledi.

Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL