Türkiye'nin Kadın Girişimcisi Yarışması'nın kazananları belli oldu

Dress Best Uniforms’un kurucusu Rana Tülin Yazıcı ve Mene Research’ün kurucusu Şule Mene “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi” seçildi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Garanti Bankası’nın, Ekonomist Dergisi ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği’nin (KAGİDER) işbirliğiyle bu yıl 10. kez gerçekleştiridiği Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması sonuçlandı.

12 Ekim Çarşamba günü düzenlenen ödül töreninde, 4 kategorinin birincileri açıklandı.

Yarışmada, Dress Best Uniforms’un kurucusu Rana Tülin Yazıcı ve Mene Research’ün kurucusu Şule Mene “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi” seçildi.

Ayten Çöl, “Kılçak Çöl Çiftliği” ve Zeynep Arca Şallıel “Arcadia Bağları” girişimiyle “Türkiye’nin Yöresinde Fark Yaratan Kadın Girişimcisi” unvanı paylaştı. “SBS Bilimsel Bio Çözümleri”nin kurucusu Aslı Elif Tanuğur “Türkiye’nin Gelecek Vaat Eden Kadın Girişimcisi” seçilirken, “Narköy” projesini hayata geçiren Nardane Kuşçu’ya “Türkiye’nin Kadın Sosyal Girişimcisi” ödülü verildi. 10. yıl nedeniyle ilk kez verilen “Jüri Özel Ödülü”ne ise “Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu” projesiyle Ümmiye Koçak layık görüldü.

Ödül töreninde bir konuşma yapan Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Nafiz Karadere, “Garanti Bankası olarak, kadın girişimciliğinin, Türkiye ekonomisi için en önemli itici güçlerden biri olduğu inancıyla 2006’da yola çıktık. Konuyu farklı bir segmentte ele alan ilk özel banka olarak, bu sene 10. yılımızı kutlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu süre zarfında o kadar çok şey öğrendik, kadın girişimcilerimiz ve ülkemiz için o kadar çok değer ürettik ki, heyecanımız da kadın girişimcilerin sayısı gibi her geçen sene arttı. Günümüzde “kadın bankacılığı” adıyla tanımlanan faaliyetlerin öncülüğünü yapmaktan gururluyuz. 10 yıldan bu yana hayata geçirdiğimiz ve sürdürülebilirlik politikamızın bir parçası haline gelen pek çok değerli projeyle, başka kurumlara hep ilham verdik.” dedi.

Garanti Bankası olarak, gerçekleştirilen araştırmalarla hayata geçirilen projelerin etkilerini yakından takip ettiklerine değinen Karadere sözlerini, “Garanti Bankası olarak, kadın girişimciliği alanındaki tüm çalışmalarımızın etkisinin ölçümlenebilir olmasına çok önem veriyoruz. Yaptığımız bu araştırmalar kapsamında kadın girişimcilerimizin gözünden çok değerli sonuçlar elde ediyoruz. Bunlardan bir kaçını bugün sizlerle de paylaşmak istiyorum. Yarışmaya katılan kadınların %85’i çevresindeki kadınları girişimcilik konusunda etkiledi. Yarışmada dereceye girenlerin%30’u,elde ettikleri ek finansmanın etkisi ile sağladığını belirtti Yarışmada birinci olmuş kadın girişimcilerin cirosunda ise ortalama %40 artış oldu. Her yıl, birbirinden değerli başarı hikâyelerini dinlerken gerçek anlamda “krizi fırsata çevirmiş” kadınlarla tanıştık. Tanışmaya da devam ediyoruz. Değerli proje ortaklarımız Ekonomist dergisi ve KAGİDER’e 10 yıldır süren destekleri, kadın girişimcilere de ilham verici hikâyelerini bizimle paylaştıkları için teşekkür ediyorum. Tüm finalistlerimizi cesaret ve azminden ötürü tebrik ediyorum. ” diye sürdürdü.

KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Sanem Oktar da, “Kars Ardahan’dan Edirne’ye Diyarbakır’dan İstanbul’a ve İzmir’e kadar Türkiye’nin dört bir yanından kadın girişimcilere teşekkür ediyorum. 2004 yılında %4.5 olan kadın girişimci oranı, bugün %8’e çıkarak, 110 bin kadın girişimciye ulaşmış durumda. Araştırmalar, kadın girişimcilerin % 82’sinin hizmet sektöründe faaliyet gösterdiğini söylüyor. Kadın girişimcilerin yüzde 40’ı işkolu olarak ticaret ve satış alanında yoğunlaşıyor, % 70’i ise mikro işletme sahibi. Kadınların % 75’i işlerini 2000 yılı ve sonrasında kurmuş durumda. 10 yıl önce 113 kadın girişimcinin katılımı ile başladığımız Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’na bugüne kadar 33.000’e yakın cesur kadın başvurdu. Onlar sayesinde Türkiye iş dünyasında bugün iş kadını profili bundan 10 yıl öncesine göre bugün çok daha güçlü…” şeklinde konuştu.

Capital ve Ekonomist Dergisi Yayın Direktörü M. Rauf Ateş ise “Ekonomist dergisi olarak 10 yıl önce Garanti Bankası’yla birlikte Türkiye’de kadın girişimciliğinin geliştirilmesi için ne yapabiliriz diye yola çıktığımızda, bu yarışma fikri ortaya çıktı. İlk yıl birkaç yüz kişinin başvurusu vardı. Sonra binlerle ifade edilen rakamlara ulaştık. Birkaç on binlik ciroyla ödül alan kadın girişimcilerimizden ilk 1000 şirket arasına girenler çıktı. 10 yılın sonunda daha çok kadın girişimci katılıyor, aralarından büyüyenlerin sayısı artıyor. Bu ödülü sonraki 10 yıla taşırken, daha çok kadının yanı sıra, şirketlerini daha büyük işletmeye dönüştürmüş kadın sayısının da artmasını hedefliyoruz.” dedi.

Birinciler hakkında…

Rana Tülin Yazıcı / “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi”
“Dress Best Uniforms”

Hacettepe Üniversitesi Yüksek Hemşirelik Okulu mezunu Yazıcı, eşinin inşaat şirketinde 8 yıl çalıştıktan sonra, erkek egemen bir sektörde olmak yerine kendi işini kurmaya karar verdi. Bir arkadaşının yönlendirmesiyle, tekstil sektöründe üniforma üretimi işine girdi. Fransız Balenciaga’ya ait Carven - Claude de Tourtour ve Balenciaga üniforma markalarının temsilciliğini alıp, Fransa’da aldığı 1,5 aylık eğitimin ardından İstanbul’da şirketini kurarak, oteller için üniforma hazırladı. 1996 yılında yapılan Habitat Konferansı için 25 günde 2.500 üniforma üretti. Ardından koleksiyon, konsept yaratma, kurumsal kimlik kazandırma konusuna ve özellikle otellere yoğunlaştı.

Hastane çalışanları için özel koleksiyon yaratarak bir ilki gerçekleştirdi. 2008’de Canan Göknil ile beraber “Dress Best Uniform” markasını kurdu ve yurtdışına açıldı. Dubai’de otel ve hastane üniformaları tasarlayıp üreterek Ortadoğu’ya açıldı. Günümüzde Accor, Fairmont Raffles, Swissotel, Radisson Blu, Marriott Group otellerinin Avrupa, Ortadoğu ve Afrika bölgelerinin üniforma tasarım ve tedarikçisi haline gelen Dress Best Uniforms, ayda 75 bin üretim kapasitesiyle çalışıyor. 2016’da Türkiye, Ortadoğu, Afrika, Avrupa ve Türki Cumhuriyetler olmak üzere geniş bir coğrafyada; uluslararası otel zincirleri, havayolları, hastaneler ve kurumsal şirketler için personel üniforması tasarlayan Yazıcı, 2017’de Londra’ya açılmayı hedefliyor.

Şule Mene / “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi”
“Şule Mene Sağlık Araştırma Eğitim Danışmanlık”

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi. Batı Karadeniz’de hastaların doktora erişiminin çok zor olduğu bir yerde, Bartın Kurucaşile’de doktorluk yaptı. Bu dönemde ArGe’de çalışmak istediğini fark ederek, Harvard Business School’da işletme yüksek lisans eğitimini tamamladı ve 2 büyük Amerikan şirketinin ArGe tesislerinde çalıştı. Aynı zamanda uluslararası bir firmada 9 yıl yöneticilik yaptı. Klinik araştırmalar alanında 25 yıl çalışan Mene, proje yarışmasını kazandığı Sabancı Üniversitesi’nde girişimcilik eğitimi aldı. 2002 yılında, daha çok merkezi sinir sistemi ve onkoloji alanında yeni geliştirilen ilaçların denemelerini yapmak amacıyla, kendi şirketini kurdu. 2005 yılında, Kocaeli Gebze Organize Sanayi Bölgesi Teknoparkı’ndan teklif alarak, bugün depo ve şirketinin bulunduğu Teknopark’a taşındı.

İlk hedefi olan Türkiye’de uluslararası bir klinik araştırma merkezi kurmayı başaran Mene, Amerika Birleşik Devletleri’nin Maryland eyaletinde ve İsviçre’nin Lozan şehrinde ofisler açtı. Halen ABD ve Avrupa’daki merkezlerinde araştırmalarına devam eden Mene, bölge ülkelerde operasyon yapmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu yolda önemli adımlar atarak, Suudi Arabistan, Ürdün, Mısır, İran, İsrail gibi ülkelerde aktif araştırmalar yürütüyor. Mene’nin bundan sonraki hedefleri arasında, bölgede alanını biraz daha genişletmek ve ArGe parasını Türkiye’ye çekebilmek yer alıyor.

Aslı Elif Tanuğur / “Türkiye’nin Gelecek Vaat Eden Kadın Girişimcisi”
SBS Bilimsel Bio Çözümler

İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Tanuğur, aynı üniversitede Yüksek Mühendis unvanını kazandı. 2000 yılında çalışmaya başladığı bal şirketinde bir laboratuvar kurarak, 14 yıl ArGe ve Kalite Direktörlüğü görevini üstlendi. Daha sonra, arı ürünleri konusunda edindiği tecrübeyle, kendi şirketini kurmak üzere çalışmaya başladı. Gıda alanında uzman Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu ve Ziraat Mühendisi Taylan Samancı ile beraber, KOSGEB tarafından desteklenen propolis projesiyle, 2013 yılında İstanbul’da “SBS Bilimsel Bio Çözümler”i kurdu. Halen, “Sözleşmeli Model ile Arı Ürünleri Üretimi” çalışmalarıyla 60.000 kovandan bal, arı sütü ve propolis temin ediyor.

Yeni bir konsept yaratarak arı ürünlerinin tüketim algısını değiştirmeye odaklanan Tanuğur, propolis, arı sütü ve balı karıştırarak sürülebilir bir ürün elde etti. Sağlık etkisi olan doğal ve lezzetli ürün, Türkiye’nin yanı sıra ABD, Kanada, Arap Ülkeleri ve Kore’de satılıyor. Arı ürünlerini bir dünya markası halini getirmek amacıyla yola çıkan Tanuğur’un şirketi; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan Tekno Yatırım desteği aldı. Propolis, arı sütü, polen, bal gibi arı ürünlerini üretip, işleyip satan şirket; duyusal analiz ve ArGe çözüm ortaklığı hizmetleri de veriyor.

Ayten Çöl / “Türkiye’nin Yöresinde Fark Yaratan Kadın Girişimcisi”
Kılçak Çöl Çiftliği

1949 yılında doğan Ayten Çöl, dönemin siyasi atmosferinden etkilenen bir ailenin ferdi olarak büyüdü. 16 yaşında babasını kaybedince, anısını en iyi şekilde yaşatabilmek ve aileden kalan toprakları almak için hukuk mücadelesi verdi. 8 yıl devam eden süreçte Hititoloji eğitimi aldı ve Almanya’da doktora yaptı. Hukuk mücadelesini kazanınca, Amasya’daki Geldingen Ovası’nda bulunan 2 bin dönümlük Kılçak Çiftliği’nin başına geçip çiftçilik yapmaya başladı. Amasya’yı hiç tanımadan, erkeklerin egemen olduğu bir alanda var olma mücadelesi veren genç kadının pancar üretimiyle başlayan macerası, ekonomik koşulların ve araştırmacı kişiliğinin etkisiyle farklı ürünlere yönelmesiyle devam etti.

Amasya ovasında patatesi ilk yetiştiren kişi oldu. PepsiCo ile tanışması işini büyütmesini sağladı ve sürdürülebilir tarımda örnek çiftçilerden biri haline geldi. Amasya’nın en büyük ve modern çiftliklerinden birine sahip Ayten Çöl, PepsiCo ile işbirliğinin 8. ayında 200 m2’lik imalathaneye ve tam teşekküllü makinelere sahip oldu. PepsiCo’nun isteğiyle “İyi Tarım” belgesi alarak, zaten yapmaya devam ettiği iyi tarımı ve ilaç kullanım normlarını belgeledi. Bugüne kadar patates, soğan, mısır ve fasulye olmak üzere Geldingen Ovası’na 4 ürün yerleştirdi. Örtü altı sebze yetiştiriciliği yaparak, 5. ürünü yerleştirmeyi de hedefliyor. Tohum üreticiliği ve ekiciliği yapan, bölgenin en geniş ve verimli çiftliklerinden birine sahip olan Çöl, “Benim ürettiğimi yiyen insanların kanser olmalarını istemiyorum.” anlayışıyla çalışmalarını sürdürüyor.

Zeynep Arca Şallıel / “Türkiye’nin Yöresinde Fark Yaratan Kadın Girişimcisi”
Arcadia Bağları

Turizmci ailesiyle 30 yaşına kadar İstanbul’da yaşayan Zeynep Arca Şallıel, Türkiye’de turizmi üretimle iç içe sunan, kendi şarabını, sebzesini, yemeğini en üst kalitede üreten bir işletme kurmayı hayal etti. Türkiye’de şarap üretebileceği bir yer ararken, üretim süreçleriyle ilgili eğitim aldı ve yurtdışında staj yaptı. Bilimsel metotlarla üretime başlayacakları bölgeyi belirleyen Şallıel, 2006 yılında, Kırklareli’de Hamitabat Köyü’nün bulunduğu bölgede 2 yıl toprağın tekrar canlanmasını bekledi ve bağlarını oluşturdu. Bölgenin 6 bin yıllık bir yerleşim yeri olduğunu, 1. Dünya Savaşı nedeniyle üretimin durduğunu öğrendi. Bilimsel metotlarla tarihin tekerrür etmesini sağlayan Şallıel, Cumhuriyet tarihinin bölgedeki ilk kurulu şarap üreticisi oldu.

Bugün 2.000 dekarlık arazide 350 dekar dikili bağ alanı, 200 dekar armut bahçesi, 10 dekar kiraz bahçesi, bostanları ve korularıyla, Arcadia hayali gerçeğe dönüştü. Nisan 2016’da Arcadia Bağları’nın içinde açtığı Bakucha Vineyard Hotel ve SPA’da; konukların koru ve bağlarda yürüyüş yaptığı, burada üretilen ürünlerle hazırlanan yemekleri ve bağında şişelenen şarapları tadabildiği bir doğa ve lezzet durağı olarak hizmet vermeyi sürdürüyor. Şallıel ayrıca, Trakya Kalkınma Ajansı’yla beraber 12 küçük üreticiyi bir araya getirerek oluşturduğu Trakya Bağ Rotası sayesinde, bölgenin gastronomi rotasına dönüşmesi için çalışmalar yapıyor.

Nardane Kuşçu / “Türkiye’nin Kadın Sosyal Girişimcisi”
“Narköy”

Adana Ceyhan’da bir çiftlikte doğan Nardane Kuşçu, ilkokul öğretmeni olarak 42 yıl çalışıp emekli olduktan sonra bir organik tarım çiftliği kurma düşüyle yola çıktı. 2002 yılında Nar Eğitim ve Danışmanlık Merkezi’ni, 2007’de ise organik tarım çiftliği ve yaşam merkezi Narköy’ü kurdu. Kocaeli Kandıra’da 100 dönüm arazi üzerinde bulunan çiftliğin ihtiyaçları için önce tohumları ekti, ardından projenin temellerini belirledi. Ekolojik olarak sürdürülebilir, minimum karbon ayak izine sahip bir oteli bulunan ve misafirlere sunulan ürünlerin %80’inin Narköy’de yetiştiği bir çiftlik kurdu.

Büyük kısmı tamamen doğal ısıtma ve soğutmaya sahip, temeli beton olmayan, ortadan kaldırıldığında 6 ay sonra doğanın yeniden eski halini almasını sağlayacak binalar inşa etti. Atıkların büyük çoğunluğunu “permakültür” ilkeleriyle çiftlik sınırları içinde yeniden değerlendirecek sistemler kurdu ve geliştirdi. Bugün Narköy’de 1.200’ün üzerinde atalık tohum, atlar, büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar, arılar ve sayısız bitki çeşidi bulunuyor. Atalık tohumlardan organik tarım yapılan köyde, konaklamanın yanı sıra atölye çalışmalarına katılmak da mümkün. Sosyal sorumluluk projeleri yaparak tüm dünyadan gelen gönüllüleri ağırlayan Nardane Kuşçu, yılda yaklaşık 680.000 sertifikalı organik fide yetiştiriyor, organik çiftlik kurmak isteyen kişi ve kurumlara danışmanlık hizmeti veriyor.

Ümmiye Koçak / “Jüri Özel Ödülü”
Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu

Adana’nın Çelemli Köyü’nde 10 kardeşin 6.sı olarak dünyaya gelen Ümmiye Koçak, her aileden en az 1 kız çocuğunu okutma zorunluluğu sayesinde ilkokula gitme fırsatını buldu. Sürekli okuyan, üreten, kendini geliştiren ve çevresinde yaşananları gözlemleyen Koçak, 19 yaşında gelin gittiği Mersin Arslanköy’e yanında çeyiz olarak kitaplarını götürdü. Aslanköy’de çocuk bakıp temizliğe giderek ailesine katkı sağlayan ve komşu kadınlara örnek olan Koçak, 45 yaşında ilk defa izlediği tiyatroda aradığını buldu. Çevresinde gözlemlediği konulara dikkat çekmek için tiyatro oyunu yazmaya karar veren Koçak, 2001 yılında Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu’nu kurdu ve büyük çabalarla yazdığı oyunu köyün kadınlarına oynattı.

Kadınların ezber yapabilmesi için onlara okuma yazma öğretti. Oyunuyla köyün erkeklerine ayna tutan Koçak, kadınların takdir edilmesini ve saygı görmesini sağladı. Daha çok kişiye ulaşabilmek amacıyla, 2005 yılında kadına karşı şiddet sorununu anlatan “Yün Bebek” filmini yazdı ve yönetti. 49. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde galası yapılan film, Ümmiye Koçak’a New York Avrasya Film Festivali’nde “Sinemada En İyi Avrasyalı Kadın Sanatçı” ödülünü kazandırdı. Bugüne kadar 11 tiyatro oyunu yazan Koçak, Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu ile yaklaşık kez sahneye çıktı, oyunlarını Türkiye’nin dört bir yanında 30 bine yakın kişi izledi.