Büyüme beklentileri güncelleniyor

Ekonomistler üçünce çeyrek büyümesinin yüzde 4 olmasında kamu harcamaları ve iç tüketimin etkili olduğunu ve yılsonu büyüme beklentilerinde yukarı yönlü revizelerin başlayacağını belirtiyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Türkiye ekonomisi bu yılın üçüncü çeyreğinde piyasa beklentisinin üzerinde yüzde 4 büyüyerek, 24 çeyrektir aralıksız büyümesini sürdürdü. Geçen yılı yüzde 2,9 büyüme ile tamamlayan Türkiye ekonomisi, bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,5 ve ikinci çeyreğinde yüzde 3,8 büyüdü. Böylece ekonomi 9 aylık dönemde büyüme yüzde 3,4 olarak gerçekleşti. 

Ekonomistler üçünce çeyrek büyümesinin yüzde 4 olmasında kamu harcamaları ve iç tüketimin etkili olduğunu ve yılsonu büyüme beklentilerinde yukarı yönlü revizelerin başlayacağını belirtiyor.

Ziraat Yatırım Ekonomisti Bora Tamer Yılmaz:
Türkiye ekonomisi yoluna 'dört çeker' devam ediyor

Üçüncü çeyrek büyüme verilerini yorumlayan Ziraat Yatırım Ekonomisti Bora Tamer Yılmaz, Türkiye ekonomisinin dört çeker yoluna devam ettiğini belirtti. 

Küresel ve yerel gelişmelerin Türkiye'yi gelecek yıllarda 2023 hedefleri doğrultusunda yoluna emin adımlarla devam edeceğini gösterdiğini dile getiren Yılmaz, "Yeniden dengelenme stratejisi dahilinde ülkenin ithalata bağımlılığı azalmakta ve yerli üretimde katma değer artmakta. Küresel tüketim talebindeki artış, hammadde fiyatlarındaki gerileme Türkiye gibi mamul mal üretme kapasitesine sahip kurulu sanayi ülkelere fırsatlar açacaktır" dedi. 

Yılın üçüncü çeyreğinin küresel çapta sınai üretimin yavaşladığı bir dönem olduğunu dile getiren Yılmaz, Türkiye'de ise sınai üretim artışı yaşandığını ve kapasite kullanımının yüksek seyrini koruduğunu ifade etti. 

Bunun da Türkiye'deki iç talebin yine ülkede üretilen ürünlerle karşılandığını gösterdiğine dikkati çeken Yılmaz, "Yani Türkiye'de yaşayan vatandaşların tercihlerini yerli mallardan yana yapmaya başladıklarını, ithalat talebinin azalma eğiliminde olduğunu görüyoruz. Birbirini teyit eden veri ve açıklamalar Türkiye'nin üretim değer zincirinde yukarı yönde tırmandığını ve ekonomideki katma değerin arttığı görüşündeyiz. Böylece yapısal reformlarla ülkenin potansiyel büyümesi de artacaktır" değerlendirmesini yaptı. 

Yılmaz, üçüncü çeyrekte net ihracatın pozitif katkı yaptığını belirterek, 2011 yılından beri uygulanan yeniden dengelenme stratejisinin başarı ile sürdüğünü aktardı. 

Net ihracatın son çeyrekte yüzde 1,9 büyümeye katkı sağladığına dikkati Yılmaz, "Önümüzdeki yıllarda yeniden dengelenmenin sürerek Türkiye'nin istendiği gibi dış talebe dayalı büyüme kompozisyonuna sahip olacağı anlaşılmakta. Bu da Türkiye'nin risk ve oynaklıktan düşük sürdürülebilir büyüme trendini koruyacağı anlamına gelmekte" ifadelerini kullandı. 

Turkey Macro View Consulting Kurucu Genel Müdürü Özcan:
Potansiyel büyüme yeniden yüzde 5'lere ulaşaşabilir 

Turkey Macro View Consulting Kurucu Genel Müdürü Serkan Özcan ise Türkiye ekonomisi yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 4 ile beklentilerin oldukça üzerinde büyüdüğünü ifade etti. 

Büyümenin beklentileri aşmasında seçim öncesi kamu harcamalarındaki artış ve stokların büyümeye 1 puanlık pozitif katkısının etkili olduğuna işaret eden Özcan, bugünkü verinin ardından 2015 büyüme tahminlerinin yüzde 2,7'lerden yüzde 3,5'lere doğru revize edileceğini kaydetti. 

Özcan, Türkiye'nin istikrarlı bir şekilde gelişen Asya ekonomilerinden sonra G20'de en hızlı büyüyen ekonomi olma özelliğini sürdürdüğünü vurguladı. 

Serkan Özcan, şöyle devam etti: 

"Dahası halen her kesimce anlaşılamayan, ancak 2010 sonundan beri söyleyegeldiğimiz üzere mevcut sürdürülebilir büyümeye geçiş perspektifi/programı sayesinde milli gelirde ihracatın payı üçüncü çeyrekte yüzde 29,1 ile 2001'den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Türkiye ekonomisi kronik olarak ihracatla büyüdüğünde daralırdı ama artık bu sorun geride kaldı.  

Türkiye hem iç talebi hem ihracatıyla birlikte büyüyen bir ekonomi haline geldi. Hatırlatmak gerekirse büyümede ihracatın payı en son 2001'in aynı döneminde böyle yüksekti ama o dönemde  yüzde 6,5 daralmıştık." 

Başta Rusya gerginliği olmak üzere süregelen global ve jeopolitik risklere rağmen, gelecek dönemde ihracatın büyümeye katkısının artacağını dile getiren Özcan, yapısal reformların hayata geçirilmesiyle potansiyel büyümenin de yeniden yüzde 5'lere ulaşacağını tahmin ettiklerini ifade etti. 

Odeabank Ekonomik Araştırma ve Stratejik Planlama Direktörü Ali Kırali:
Yılın ikinci yarısında yatırımların ivmelendiği bir döneme girilebilir

Odeabank Ekonomik Araştırma ve Stratejik Planlama Direktörü Ali Kırali de üçüncü çeyrek büyümesinin tahminlerin çok üzerinde gelmesinde iç talepteki yavaşlamanın öncü verilerin işaret ettiği kadar belirgin olmamasının etkili olduğunu söyledi. 

Ne bankacılık sektörü kredi verilerinin ne de tüketici güven endeksi verilerinin bu ölçüde gücünü koruyan bir iç talebin ipucunu vermediğine dikkati çeken Kırali, "Bunun yanında stoklardan da bir parça olumlu sürpriz geldiğini söyleyebiliriz. Öte yandan ikinci çeyrekte beklentilerden çok daha güçlü gelen yatırımların üçüncü çeyrekte ivme kaybetmesi dikkat çekici, ancak üçüncü çeyrekteki yüksek belirsizlikler ve finansal piyasalardaki oynaklığı dikkate aldığımızda çok da şaşırtıcı değil" diye konuştu. 

Son çeyreğe yönelik öncü verilerin iç talepten gelen katkının bir miktar gerilediğini, dış talepten ise daha yüksek katkı gelebileceğine işaret ettiğini dile getiren Kırali, bu sonuçlarla da 2015 genel büyümesinin iç talebin önemli ölçüde katkısı ile yüzde 3'ün üzerinde gerçekleşebileceğini tahmin ettiklerini kaydetti. 

Ali Kırali, 2016'da ise iç ve dış talepten daha dengeli bir büyüme bileşimi olabileceğini düşündüklerini belirterek, "Özellikle gelecek yılın ikinci yarısında belirsizliklerin azalmasıyla birlikte yatırımların da ivmelendiği bir döneme girebiliriz. Bu durumda da büyümenin kalitesine ilişkin kaygıların belirgin olarak azalması mümkün olabilecektir" değerlendirmesini yaptı. 

Ekonomist Haluk Bürümcekçi:
Dış talep üç çeyrek sonra büyümeye katkı yaptı

Ekonomist Haluk Bürümcekçi ise yılın üçüncü çeyreğinde milli gelirin yüzde 4 ile beklentilerin çok üzerinde büyüdüğüne dikkati çekti. 

Büyüme trendinin gücüne ilişkin göstergenin pozitif bölgede kalırken, önceki çeyreğe göre hafif yavaşlamaya işaret ettiğini ifade eden Bürümcekçi, üretim yöntemiyle hesaplanan Gayri Safi Yurt içi Hasıla (GSYH) verilerinin lokomotif sektörler olarak tarım ve hizmetleri öne çıkarttığını söyledi. 

Harcamalar yöntemiyle hesaplanan GSYH verilerine göre yurt içi tüketimin bir miktar hız kestiğini, dış talebin ise ufak da olsa büyümeye katkı yaptığını dile getiren Bürümcekçi, harcama grupları arasından büyümeye en yüksek katkının yurt içi tüketim ve stok birikiminden geldiğini aktardı. 

Özel yatırımların dört çeyrek aradan sonra tekrar daralırken, dış talebin üç çeyrek sonra büyümeye katkı yaptığına işaret eden Bürümcekçi, "Sanayi üretiminin son çeyreğe daha güçlü girmesi ve tarım sektöründe öngörümüz üzerindeki büyüme nedeniyle, jeopolitik risklerin tırmanışa geçmesine rağmen, 2015 yılı büyüme tahminimizi yüzde 2,9'dan yüzde 3,5'e yükseltiyoruz" dedi. 

Finansinvest Başekonomisti Burak Kanlı:
2016 yılı büyüme açısından iyi bir yıl olacak

Finansinvest Başekonomisti Burak Kanlı, büyümenin oldukça güçlü seyretmeye devam ettiğini ve hatta yaşanan tüm jeopolitik/politik, finansal dalgalanmalara karşın bir yavaşlama da göstermediğini söyledi. 

Bu gelişmede aslında dört kritik hususun olduğuna dikkati çeken Kanlı, "İlk olarak özel tüketim talebi güçlü kalmaya devam ediyor. İkincisi ithalatımızın düşmesi ve ihracatımızın Avrupa kaynaklı artmasıyla net dış talep tekrar büyümenin temel dinamiği haline geldi. Üçüncüsü bahsettiğim belirsizlikler özel yatırım talebini çok ciddi biçimde zayıflatmış görünüyor ve son olarak kamu tüketim harcamaları büyümeye son yılların en yüksek seviyesinde katkıda bulunmaya devam ediyor" değerlendirmesinde bulundu. 

Bu dört unsurun büyümenin resmini çizdiğini ifade eden Kanlı, bu veriyle 2015 yılını yüzde 3,5 civarında bir büyüme ile tamamlamanın oldukça olası olduğuna dikkati çekti. 

Burak Kanlı, 2016 yılı da büyüme açısından iyi bir yıl olacağına işaret etti. 

Bu yılın tüm belirsizliklerine rağmen Türkiye'de iç talebin ne kadar dirençli olduğunun görüldüğünü dile getiren Kanlı, "Ancak, uzun vadeli büyüme dinamiklerini düşündüğümüzde ise ihracat ve yatırımların büyümeye daha fazla katkı vermesi gerek. Ancak bu şekilde uzun vadeli büyümemizi daha istikrarlı ve yüksek hale getirebiliriz" diye konuştu.