Albayrak: VDMK ihracını ABD örneği ile karşılaştırmak iyi niyetli değil

Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği 20. Olağan Genel Kurul Toplantısında konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, "VDMK ihracı gibi işlemlerin yaygınlaştırılması çalışmaları devam edecek" dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Borsa İstanbul’da gerçekleştirilen Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’nin (TSPB) 20. Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı’nın açılışında yaptığı konuşmada, sermaye piyasalarını önemsediklerini yeni dönemde başka bir noktaya taşıyacaklarını belirtti. 

Küresel finansal sistemin son 10 yılda likidite bolluğu, düşük faiz ortamı, bu ve benzeri bir sürü öz kaynak finansmanı modellerinden ayrışarak daha çok krediye dayalı, giderek borçlanmayı artıran ve risk transferine dayalı farklı bir yapıya dönüştüğünü ifade eden Bakan Albayrak, şunları kaydetti:

“Uluslararası Finans Enstitüsü verilerine göre küresel borç stoku 2000 yılında 87 trilyon dolar iken, 2018 yılında 247 trilyon dolara ulaşmıştır. Bu tutar küresel GDP’nin 3 katından fazladır. Bu tablo sürdürülebilir değildir. Çözüm, öz kaynağa dayalı ve risk paylaşımını esas alan yeni bir yapı oluşturulmasıdır. Sağlıklı büyüme için finansman yükünün para piyasaları ile sermaye piyasaları arasında dengeli bir şekilde dağılması gerekmektedir. Ülkemizde, finansal sektörün aktif büyüklüğü GSYH’nin yaklaşık yüzde 120 düzeyinde olurken, bankacılık sektörünün aktif büyüklüğü GSYH’nin 106’sı kadardır. Sermaye piyasasının payı ise yalnızca yüzde 6-7 oranındadır. Dolayısıyla iki tane kritik husus var. Birincisi küresel sistemdeki borç stoku ile yeni bir finansal dönüşüm, ikincisi Türkiye’nin zaten kendi içindeki sermaye piyasasının finansal pastadan aldığı payın küçüklüğü. Bu iki anlamda dönüşüm ortaya koymamız lazım. İşte optimal bir finansal piyasa için sermaye piyasalarının payını artırmamız gerekiyor derken aslında bunun altını çizdik.”

Albayrak, Yeni Ekonomi Programı’nda da açıkladıkları üzere, piyasaların, özel sektörün önünde giden ve önünü açan bir yönetim anlayışı ile finansal istikrarı ve güvenliği esas alan yeni bir finansal mimarinin oluşturulmasını gerektiğini ortaya koyduklarını anımsatarak, “Bu kapsamda finansal hizmetlerin düzenlenmesi, denetlenmesi ve derinleştirilmesi önümüzdeki dönem önceliklerimizden olacaktır. Özellikle önümüzdeki dönemde finansal sistemdeki kredi riski, likidite riski ve kur riski gibi risklerin izlenmesini ve etkin şekilde yönetilmesini sağlamak temel hedefimiz olacaktır. Bu mimari ile şirketlerinizin bankacılık sektörüne bağımlılığını daha da azaltabilirsiniz.” diye konuştu. 

Özel sektöre sorulduğunda yatırım için uzun vadeli ve ucuz finansmana ihtiyaçlarının olduğunu söylediklerini aktaran Albayrak, “Eğer uzun vadeli ve ucuz finansmana erişimden, sermayeye ulaşımdan bahsediyorsak sermaye piyasaları işte o zaman devreye giriyor. Ama kusura bakmayın 30 küsur yıllık serbest piyasa sürecinde Türkiye ekonomisinin finansal mimarisinde sermaye piyasası dediğimizde sadece aklımıza BIST geliyorsa bir yerlerde eksiklik var. Bu eksikliği nasıl dönüştürerek bu noktaya taşımamız lazım? 'Sadece halka arz yapalım.' Bu mudur? Bunun ötesidir diyorsak oraya odaklanmamız lazım.” şeklinde konuştu. 

“VDMK somut adımlardan sadece ilki”

Bakan Albayrak, sermaye piyasası aracı ihraçları yoluyla yatırımlara uzun vadeli finansmanın önünü açacaklarını vurgulayarak, “Sorumluluk vade uyumsuzluğu olan bankacılık sektöründeki mevduat sahiplerinden, uzun vadeli yatırımlara kaynak sağlayan sermaye piyasası yatırımcılarına kayacağı bir iklim oluşturacaklarını, öylece uluslararası alanda rekabetçi bir sermaye piyasasına sahip olunacağını söyledi. 

Geçen hafta gerçekleştirilen Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası AŞ’nin kurucusu olduğu varlık finansmanı fonu tarafından nitelikli yatırımcılara yönelik olarak gerçekleştirilen Türkiye’nin en büyük Varlığa Dayalı Menkul Kıymet (VDMK) ihracı bu yönde attığımız somut adımlardan sadece ilki.” şeklinde konuştu. 

Üç kamu bankasının ve bir özel bankanın toplam 3,15 milyar TL’lik konut kredisi alacağını menkul kıymetleştirilerek sermaye piyasalarında nitelikli kurumsal yatırımcılara satıldığını, bu ve benzeri işlemlerin bankaları likidite açısından güçlendirerek yeni kredi verebilmelerine imkan sağlamanın yanında bankaların aktif ve pasifleri arasındaki vade uyuşmazlığını azalttığını dile getiren Albayrak, “Aynı zamanda, ürün çeşitliliğini artırarak sermaye piyasalarımızın gelişmesine katkıda bulunacak adımlardan biri olarak görüyoruz.” dedi. 

“Ülkemizde konut kredilerinin batık oranı yüzde 1’in çok altında”

Albayrak, ekonominin, Türkiye’de futboldan sonra herkesin anladığı ikinci konu olduğunu anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hani reklamlar var ya ayakkabı boyacısı da konuşuyor, hamamda biri konuşuyor… Bazı yorumcular söz konusu işleminin küresel finans krizi öncesinde ABD’de yapılan işlemlere benzediğini iddia etmiştir. Biraz piyasalardan anlayan, biraz bu işten anlayan bu işlemin ne kadar etkin, yetkin ve kaliteli işlem olduğunun ve onunla arasında ne kadar büyük fark olduğunu çok iyi görüyor. ABD örneğinde menkul kıymete dayanak olan varlıklar gelir düzeyi ve ödeme kapasitesi düşük bireylere çok yüksek kaldıraçla kullandırılan konut kredileriydi.

Oradaki sistem konut fiyatlarının devamlı yükseleceği ve bu sayede borçlunun kaldıraç oranının zaman içinde azalacağı ve refinansman yoluyla ödeme kapasitesinin artacağı varsayımına dayanmaktaydı ancak 2006’nın ikinci yarısından itibaren konut fiyatlarının düşmeye başlamasıyla birlikte, borçlular ödeme güçlüğüne düşmüş, eşik altı konut kredilerinin batık oranı yüzde 30’ları aşmıştır. Karşılaştırmak gerekirse, bizim ülkemizde konut kredilerinin batık oranı yüzde 1’in çok altında, bizim bu ihraç için oluşturduğumuz yapı da ise binde üç seviyesindedir. Güçlü bir portföyden bahsediyoruz. Bankalar bu kredileri verirken son derece dikkatli ve seçici davranmaktadır.”

Bu yönde BDDK’nın yapmış olduğu düzenlemeler ve getirmiş olduğu sınırlamalarla süreci güçlü şekilde yönettiğini belirten Albayrak, “Nitekim bu kredileri kullanan vatandaşlarımızın da borçlarını ödeme konusunda ne kadar istikrarlı bir tarihi data sergilediği piyasanın malumu.” dedi. 

“Menkul kıymetleştirme işlemleri dayanak varlığın kalitesine dikkat edildiği sürece faydalı”

Bakan Albayrak, Türkiye’de konut kredilerinin gayrimenkul değerine oranının ABD’ye nispetle çok daha düşük olduğunu ve bunun da bankaları ve menkul kıymet yatırımcılarını konut fiyatlarında yaşanabilecek olası düşüşlere karşı koruduğunu belirterek, “Menkul kıymet yatırımcılarını koruyan, ve sistemin sağlıklı çalışmasını sağlayan, bir diğer husus da dayanak konut kredilerinde ödeme sorunu yaşanması halinde bankaların bu kredileri düzenli ödenen başka bir krediyle değiştirmeyi taahhüt etmiş olmasıdır.” diye konuştu. 

ABD’de bu nevi bir taahhütün söz konusu olmadığına işaret eden Albayrak, şunları kaydetti:

“Yani, menkul kıymetleştirme işlemi gerçekleştikten sonra bankalar kredinin kalitesindeki bozulmadan sorumlu değildir. Bundan ötürü bankalar küresel finans krizi öncesi menkul kıymetleştirme amacıyla arz ettikleri konut kredilerinin kalitesine gerektiği kadar dikkat etmiş mi etmemiş mi, kredi arzını olabildiğince artırmaya mı odaklanmış, rating şirketleri ne yapmış, sigorta şirketleri ne yapmış? İsimlerini saymayacağım. Hepimiz bunların şahitiyiz. AAA’lar şunlar bunlar, öyle bir süreç ile bu süreci (VDMK ihracı) aynı kefeye koyup cümlede kullanmak iyi niyetli değil. Türkiye’de bir finansal dönüşüm gerçekleşecekse sermaye piyasalarında, bu ve benzeri türev ürünlerinin gelişmesiyle olacak. Menkul kıymetleştirme işlemleri dayanak varlığın kalitesine dikkat edildiği sürece faydalı işlemlerdir. Önümüzdeki dönemde bu tip işlemlerin yaygınlaştırılması ve sermaye piyasalarımızın derinleştirilmesi konusundaki çalışmalarımız sürecektir.” 

Albayrak, sermaye piyasalarını büyütürken arz tarafı kadar, talep tarafını da dikkate almak gerektiğini vurguladı.

Yurt içi tasarrufların sigorta şirketleri, bireysel emeklilik sistemi ve benzeri kurumsal yatırımcı tabanının genişletilmesi suretiyle artırılmasının, yerel sermaye piyasalarının uluslararası piyasalarda gözlenen dalgalanmalara karşı dayanıklılığını artırdığını dile getiren Albayrak, "Nitekim Malezya gibi bazı ülkelerde ise sermaye piyasaları ana hedefler ve stratejik öncelikler belirlenerek orta ve uzun vadeli master planlarla büyütülmüştür. 2000 sonrası Malezya sermaye piyasalarındaki dönüşümü takip ettiğimizde, nasıl bir kavrayış, nasıl stratejik dönüşümle, payın yüzde 5,10, 20, 30 arttığını görmemiz mümkün." diye konuştu. 

Albayrak, sermaye piyasası mevzuatının, herkesin anlayabileceği şekilde sadeleştirilmesi ve daha fazla sayıda KOBİ'nin sermaye piyasalarından faydalanmasını sağlanacak bir dönüşüm ortaya koyulması gerektiğini vurguladı.

Maliyede ve vergi politikalarının mevzuatında da sadeleştirme ve dönüşümü başlattıklarını bildiren Albayrak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Varlığa veya ipoteğe dayalı menkul kıymet ihracının istenen seviyelere çıkarılması, kurumsal yatırımcı tabanının genişletilmesi, özel sektör borçlanma araçlarında karşılaşılan sorunların çözülmesi, sermaye piyasası araçlarının diğer finansal araçlarla vergisel anlamda eşit muameleye tabi tutulması gibi çok geniş yelpazede bir çok konuyu bakanlık olarak detaylıca inceliyoruz, çalışıyoruz, bakacağız. Ayrıca kitle fonlaması gibi yeni alternatif teknolojik ürünler, finansal altyapı alanlarında faaliyet gösteren ve sayıları son dönemde üç kat artan Fintech’ler, risk yönetimi ve raporlama işlemlerinde verimliliği artıran robotik uygulamalar bu süreçte yakından takip ettiğimiz ve değerlendirdiğimiz konular arasında yer alıyor."

"Türkiye Kalkınma Bankası'na çok güçlü destek vereceğiz"

Bakan Albayrak, Türkiye'nin daha güçlü bir ekonomik altyapı inşa etmek için sermaye piyasalarındaki enstrümanları çeşitlendirmek ve finansal derinliği artırmak için ihtiyaç duyulan adımları atmaya devam edeceğini söyledi.

YEP'te finansal sistemi güçlendirmek için birçok hedef ortaya koyduklarını belirten Albayrak, bunlardan birinin Türkiye Kalkınma Bankası’nın sermaye piyasalarını kuvvetlendirmesi ve kalkınmaya destek vermesi amacıyla yeniden yapılandırılması olduğunu anımsattı.

Albayrak, "Ekim ayında yürürlüğe giren kanunla birlikte, Türkiye Kalkınma Bankası genişleyen yetkilerinin yanında çok daha güçlü bir bilançoya sahip bir banka haline gelmesi için Hazine ve Maliye Bakanlığı olarak çok güçlü destek vereceğiz. Ayrıca yine YEP kapsamında Türkiye Emlak Bankası’nı, gayrimenkul finansmanını yönlendirecek kapasitede bir banka haline getirecek şekilde yeniden yapılandırma sürecini başlattık. Emlak Bankası ile ilgili süreç, yıl sonuna yetişirse yıl sonu çıkacak. Yetişmezse ilk komisyon ve genel kurulla bunun yasal süreci dönüşecek." şeklinde konuştu.

YEP’te ifade edilen hedeflerden birisinin de ülke genelinde teminat bulunamayan riskleri kapsayacak bir Türkiye Reasürans Havuzu oluşturulması olduğunu anımsatan Albayrak, “Ülkemizin sigortacılık sektörü, özellikle reasürans güvencesinin temininde zaman zaman sorun yaşadığı hepimizin malumu. Özellikle yurt dışına bağımlı olduğu bir çok iş kolu ve alandaki operasyonel faaliyetlerinde. İşte bu kapsamda, ülkemiz sigortacılık sektöründe yaşanan teminat sorunlarına daha etkin ve pro-aktif bir biçimde katkıda bulunmak üzere kamu sermayeli bir reasürans şirketini çok yakın süre içinde devreye alıyoruz. Bu da komisyondan geçti. Şu anda bütçe görüşmeleri devam ediyor. Bütçe bittiğinde, yıl bitmeden inşallah 71 maddelik paketin içerisinde bunu da Meclis'ten geçirip, hayata da geçireceğiz." ifadelerini kullandı.

"Yol haritamız hazır, stratejilerimiz hazır"

Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak, hala çalışmaları devam etmekte olan Devlet Destekli Alacak Sigortası Sistemi'ni, KOBİ'lerin alacakları garanti altına alacak bir model hayata geçireceklerini belirterek, şunları kaydetti:

"Kurulacak olan devlet destekli alacak sigortası havuzu ile KOBİ'lerin alacaklarını tahsil edememeleri durumda, alacakların önemli bir kısmı havuz tarafından karşılanacak. Bakanlığımızca çalışmaları sürdürülen bu çalışma da hazırlıklar tamamlandıktan sonra devreye alınacağımız bir sistem olacak. İnşallah bu önemli adımı da 2019’un başlarında devreye alacağız. İşte tüm bu enstrümanlarla birlikte, çok daha güçlü bir finansal mimari inşa etme hedefine emin adımlarla ilerleyeceğiz…Yol haritamız hazır, stratejilerimiz hazır. İnşallah çok kısa süre içerisinde çok güçlü bir finansal mimariyi ülkemize kazandırmak zorundayız. Türkiye, bölgesinde ve küresel ekosistemde çok ama çok önemli bir oyuncu. Birileri inansa da inanmasa da farklı saikle baksa da Türkiye güçlü adımlarla yoluna devam ediyor. Özellikle ekonomik anlamda güçlenerek devam ediyor."

Bu konularda ilginizi çekebilir