Mevduatta dövizin payı yüzde 50'ye yaklaştı

BDDK verilerine göre, mevduatlarda dövize doğru kademeli bir kayma var. Döviz cinsi tasarrufların payı yüzde 46’ya çıktı.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

ECE CEYHUN

Toplam 1.8 trilyon liralık mevduatın 846 milyar lirası DTH ve döviz cinsinden diğer tasarruflardan oluşuyor. Döviz tasarrufların payı toplam içinde 5 yılda yüzde 33’ten 46’ya yükseldi. Analistlere göre, FED ve diğer merkez bankalarının hareketleri, kurlardaki artış ve enflasyonist beklentiler döviz cinsi tasarrufların artışındaki temel nedenler...Bir başka önemli neden döviz borcu yüksek şirketlerin döviz varlıklarını artırma yönündeki hamleleri...

BDDK’nın son verilerine göre, mevduat ve fon toplamı 1 trilyon 837.8 milyar liraya ulaştı. Bunun 445.4 milyarı DTH, 401.2 milyarı ise diğer yabancı para cinsinden tasarruflardan olmak üzere 846.6 milyar liralık bölümü döviz cinsinden oluşuyor.

Merkez Bankası verilerine göre, toplam yabancı para mevduatlar da 210 milyar dolara dayandı. 23 Şubat haftasında 208.4 milyar dolar olan bankalardaki toplam yabancı para mevduatındaki artış yılbaşından bu yana 7.3 milyar doları buldu. 2017 sonuna göre vatandaşın döviz tevdiat hesapları 2.5 milyar dolar artarken, şirketler kesimi 2.2 milyar dolar daha biriktirdi.

Haftalık bazda bakıldığında ise şubat başında bozduran vatandaşın 16 Şubat haftasında misliyle geri alım yaptığı dikkat çekti. Fakat iş 23 Şubat haftasına gelindiğinde vatandaşın bozdurduğu, buna karşılık şirketler kesiminin alıma devam ettiği dikkat çekti. Vatandaşın 9 Şubat ile 16 Şubat arasında toplam yabancı para mevduatının 4.2 milyar dolar arttığı görülürken bu artış 22 Aralık haftasından bu yana yaşanan en hızlı haftalık yükseliş olarak kayıtlara geçti.

TL-DTH dengesinde işler değişti

Toplam mevduat içinde TL’nin payının en düşük olduğu yıl 2001 krizinin yaşandığı dönem oldu. 2002'de toplam mevduat içerisinde TL'nin payı yüzde 43, DTH'ın payı ise yüzde 57 seviyesindeydi. Ekonominin istikrara kavuşması ile TL’nin payı önce yüzde 50'nin üzerine, ardından yüzde 60’ın üzerine çıktı. Düşen enflasyon, paradan 6 sıfır atılması, TL'ye artan güven, yabancı yatırımcının ilgisi ile TL/DTH dengesi 2010 yılında yüzde 70'e yüzde 30'a kadar geldi. Değerli TL’ye olan itirazların artması, MB'nin para politikasını değiştirmesi ile birlikte TLDTH dengesi de tersine dönmeye başladı. 2017 sonunda TL’nin payı yüzde 56, DTH’ın payı yüzde 44 olurken BDDK’nın günlük raporunda 27 Şubat itibariyle DTH’ın payı yüzde 46'ya kadar çıktı. Ancak DTH tarafında pay henüz yüzde 50’yi aşmadı. Ama uzmanlar, vatandaşın yastık altındaki tasarrufunun bir kısmı altınsa diğer kısmının da döviz olduğunu da hatırlatıyor. Yastık altında biriken dövizle birlikte bu oranın bir kaç puan daha yukarıda olabileceği de göz ardı edilmiyor. Analistler ayrıca yurt içi yerleşiklerin biriktirmeye devam edeceğini düşünüyor. 

DTH'lar neden artıyor?

Döviz mevduatında son dönemde yaşanan artışın birden fazla sebebi var. Bunların arasında ilk sırada Fed dahil merkez bankalarının hamleleri sayılıyor. İkinci nokta enflasyon ve jeopolitik risklerdeki artış ve tüketici güvenindeki kayıp. DTH’lardaki artış analistlere göre enflasyonist beklentilerin de ön sinyali. Üçüncü ise Türkiye'de döviz mevduatına verilen faiz yurtdışından yüksek. Avrupa'nın hala sıfır faizi konuştuğu ortamda Türkiye'de yüzde 3-4 mertebesinde döviz mevduat faizi var. TL'de reel getiriler vatandaşı da kendi parasıyla tasarrufa teşvik etmiyor. Dördüncü ve önemli noktalardan biri de bilançonun pasifinde döviz yükümlülüklerini artıran şirketlerin, şimdi aktifte döviz varlıklarını artırması. Yani, son yıllarda uzun vadeli yatırım yapmak için yurtdışından borçlanan şirketler ‘borç ödemek için vadesinden önce dövizini alıp biriktirmeyi’ tercih ediyor. Kur düşüşünü fırsat gören şirketlerin döviz borcunu vadesinden önce yerine koyma refleksi de etkili olduğu kaydediliyor.

Görüş/Vatandaşa göre fırsat değişti

Tasarruflarda DTH-TL dengesini değerlendiren bir bankacı, “Piyasa işlemcisi momentuma oynar. Piyasa ne tarafa akıyorsa o da kendisine fırsat yaratır. Son 1.5 yıllık sürece kadar vatandaş, kur yükselişlerini satış fırsat olarak görüyordu. Biz 2002-2011 arasında durumu değerlendirirken ‘kurda anarşi var, Türk ordusu MB’nin yerine müdahaleye geçti’ diye anlatırdık. Şimdi düşüşler alım fırsatı olarak görülüyor” dedi.

Bu konularda ilginizi çekebilir