25 °C

'Öldürülen bebeklerin balinalar kadar haber değeri yok'

Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Erdoğan, uluslararası medyayı eleştirerek "Gazze'de alçakça öldürülen bebeklerin, balinalar kadar haber değeri yok" dedi

'Öldürülen bebeklerin balinalar kadar haber değeri yok'

MARDİN - Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "İnanın Filistinlilerin, uluslararası medyanın çoğunda fok balıkları kadar bile değeri yok. Gazze'de alçakça öldürülen bebeklerin, balinalar kadar bile haber değeri yok. Taksim'de vandallar şiddet eylemleri yaparken uluslararası medya oraya toplanıp saatlerce canlı yayın yapıyordu. Ukrayna'da, Mısır'da gençlerin ülkelerini tahrip eden eylemleri saatlerce, günlerce yayınlanıyordu. Taksim'de polisimiz gaz kullandı, su kullandı diye Avrupa Birliği, Avrupa ülkeleri, Batılı ülkeler bize demokrasi dersi vermeye yelteniyordu. Biber gazı için ayağa kalkan o demokratlar nerede?" dedi.

Erdoğan, Karayolları Parkı yanında düzenlenen mitingde, dayanışmanın, birliğin, hoşgörünün şehri Mardin'in bugün yine çok farklı olduğunu, kentin bir kez daha milletin adayına, milli iradeye, demokrasiye, kardeşliğe sahip çıktığını söyledi.

"Rabbim Mardin'i, bu güzel şehri, evliyanın, alimlerin, ariflerin, Ashab-ı Kiram'ın şehri Mardin'i muhafaza eylesin" ifadesini kullanan Erdoğan, "Bu vesileyle ramazan-ı şerifte, Kadir Gecesi'nde yaptığınız ibadetlerin, hayırların, duaların kabul olmasını niyaz ediyorum. Rabbim inşallah  sizleri, bizleri, hep birlikte, nice bayramlara bayram havasında eriştirsin diye dua ediyorum" diye konuştu.

Ramazan Bayramı'nı bir kez daha hüzünlü, kederli, yürekleri acı içinde idrak etmek zorunda kaldıklarını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Hamdolsun Türkiye'de huzur ve güven içindeyiz. Yanı başımızda kardeşlerimiz gerçekten çok zor şartlar altında hayatta kalma mücadelesi veriyor. Irak, bayrama ağız tadıyla çıkamadı. Suriye bir kez daha bayramı acı içinde, kanla, gözyaşıyla geçirmek zorunda kaldı. Mısır, Libya aynı şekilde bayramı buruk geçirdi. En çok da Gazze, mübarek ramazan günlerinde, Ramazan Bayramı'nda dünyanın gözleri önünde bin 300 şehit verdi."

Gazze'de çok büyük bir insanlık dramı yaşandığına işaret eden Erdoğan, bölgede suyu, elektriği kestiklerini, yolları, alt yapıyı yok ettiklerini, okulları, camileri, hatta zaten imkansızlık içindeki hastaneleri dahi bombalamaya başladıklarını söyledi.

Erdoğan, "1,5 milyon nüfuslu bir şehir, dünyanın gözü önünde, insanlığın ilgisiz bakışları altında toplu halde can çekişiyor. İnanın Filistinlilerin, uluslararası medyanın çoğunda fok balıkları kadar bile değeri yok. Gazze'de alçakça öldürülen bebeklerin, balinalar kadar bile haber değeri yok" değerlendirmesinde bulundu.

Taksim'de vandallar şiddet eylemleri yaparken, uluslararası medyanın oraya toplanıp  saatlerce canlı yayın yaptığını anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Ukrayna'da, Mısır'da gençlerin ülkelerini tahrip eden eylemleri saatlerce, günlerce yayınlanıyordu. Taksim'de polisimiz gaz kullandı, su kullandı diye Avrupa Birliği, Avrupa ülkeleri, Batılı ülkeler bize demokrasi dersi vermeye yelteniyordu. Biber gazı için ayağa kalkan o demokratlar nerede? Polis su kullandı diye özgürlükten bahsedenler nerede? Sağa sola parmak sallayan, güya demokrasi, insan hakları dersleri veren o mütekebbirler nerede? Hiç sesleri çıkmıyor. Gazze'de ölen bebekleri, çocukları görmüyorlar. İstedikleri kadar sırtlarını dönsünler, istedikleri kadar görmezlikten, duymazlıktan gelsinler, o Gazzeli bebeklerin, o Gazzeli çocukların kanlı, masum yüzleri her birinin rüyasına girecek ve her birine ebediyen kabus olacaktır."

"Orta Doğu'da Hitler yeniden dirilirken..."

"İsrail'de bir grup sokağa çıkmış, 'Yarın okul olmayacak, Gazze'de çocuk kalmayacak" diye slogan atıyor" diyen Erdoğan,  "Biz, İsrail yönetimini Hitler'e benzetince beyefendiler rahatsız oluyor. Bu İsrail yönetiminin Hitler'den ne farkı var? Bu İsrail yönetiminin Naziler'den ne farkı var? Orta Doğu'da faşizm yeniden canlanırken, Orta Doğu'da Hitler yeniden dirilirken dünya bunu daha ne kadar seyredecek? Dünya harekete geçmek için daha ne kadar bekleyecek" ifadesi kullandı.

İsrail'in çıkıp utanmadan, sıkılmadan bütün dünyaya "meşru müdafaa" dediğini dile getiren Erdoğan, şunları söyledi:

"Bebeklerden çekinecek kadar mı korkaksınız? Çocuklardan ürkecek kadar mı korkaksınız? Ağzında emziğiyle öldürdüğünüz çocuğa karşı siz neyi müdafaa ettiniz? Yapılan meşru müdafaa değil açıkça katliamdır, soykırımdır. Biz zalimin rengine bakmaz karşısına çıkarız. Biz mazlumun rengine bakmaz sahip çıkarız. Çünkü bizim inancımız bunu emreder. Yolundan gitmekle şeref duyduğumuz Peygamberimiz Efendimiz bize bunu emrediyor. İşte Mardin burada. Türk, Kürt, Arap, Süryani bir arada, hoşgörüyle yaşıyor. Hatay'da Müslüman, Hristiyan, Musevi bir arada yaşıyor. İstanbul'da her dinden, her mezhepten vatandaşlarımız özgürce yaşıyor ve inançlarını yaşatıyor. Türk'üyle, Kürt'üyle, Arap'ıyla, Laz'ıyla, Çerkez'iyle, Gürcü'süyle, Süryani'siyle, Alevi'si, Sünni'si hep birlikte tek milletiz. Çünkü biz yaratılanı yaradandan ötürü sevdik. Bu şekilde yürüdük, bu şekilde yürüyoruz."

"Kimse bize antisemitist diyemez"

Erdoğan, AK Parti iktidarı olarak 12 yılda herkese, her etnik gruba, her dini gruba haklarını teslim edenlerin kendileri olduğunu anlatarak, "İşte en son Mardin'de Süryani vatandaşlarımıza yıllardır mücadelesini verdikleri başta Mor Gabriel Kilisesi başta olmak üzere haklarını teslim eden yine biz olduk. Allah'a hamdolsun hiç kimse bize antisemitist diyemez. Bunu diyen kendisini bitirir" dedi.

Dışarıda kendilerini Gazze konusunda susturmaya çalışırlarken, içeride de bazılarının İsrail'in işini kolaytırmak için ellerinden geleni yaptığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Tarihi vazifelerini bir kez daha yerine getiriyor, İsrail'in katliamlarını örtmek için çaba gösteriyorlar. CHP, MHP, onların ortak adayları, bunların yanında HDP, bizim Gazze konusunda takındığımız tavırdan son derece rahatsızlar. Biri çıkıyor, Suriye ve Irak'taki Türkmen kardeşlerimizi istismar ederek İsrail'e destek veriyor. Bir başkası çıkıyor Suriye'deki Kürt kardeşlerimizi istismar ederek İsrail'in işini kolaylaştırıyor. Biz Gazze için ne yapıyorsak, Irak ve Suriye'deki Türkmen kardeşlerimiz için daha fazlasını yapıyoruz. Filistin için ne yapıyorsak Suriyeli kardeşlerimiz için, oradaki Arap, Kürt, Türk kardeşlerimiz için daha fazlasını yapıyoruz. Ama biz onların güvenliğini sağlamak için kılı kırk yararak yaptıklarımızı mümkün olduğunca sessiz gerçekleştiriyoruz."

"Bunların monşer adayı günlerdir Türkmenlerden bahsediyor" ifadesini kullanan Başbakan Erdoğan, "Bilmiyorlar ki onlar konuştukça, onlar istismar siyaseti yaptıkça oradaki Türkmenlerin durumu riske giriyor. Bunlarda dış politika aklı, diplomasi aklı yok. Bunlar sadece koltuk derdindeler. 10 Ağustos'ta bir kez daha kaybedecekler, bu sefer koltuk sallanacak. Onun için saldırganlar, onun için aklı, izanı, iradeyi, vicdanı tatile çıkardılar" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı adayının dayatıldığını ve MHP Genel Başkanının da boyun eğerek bu adaya teslim olduğunu dile getiren Erdoğan, "Pot üstüne pot kırıyor, gaf üstüne gaf yapıyor. Ama en son öyle bir şey yaptı ki yenilir yutulur cinsten değil. Ne diyordu bu çatı aday, burası çok enteresan, 'Benim babam Mehmet Akif'in arkadaşı.' Gerçekten babası çok muhterem bir insandı, benim edindiğim bilgiler de öyle ama gel gör ki oğlu babasının izinden değil, başkalarının izinden gidiyor" değerlendirmesinde bulundu.

"İstiklal Marşı'nı bile tanımayan bir adayı o fıçıya kapak yaptılar"

"Babasına bu topraklarda yaşamayı adeta haram kılanların peşinden gidiyor" diyen Erdoğan, İhsanoğlu'nun İstanbul Edirnekapı Şehitliği'ni ziyaret ettiğini ve orada kitabede yazan dörtlüğü okuduğunu anlatarak, şöyle devam etti:

"(Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda/ Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda/ Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda/
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda), böyle bir dörtlük vardı. Kardeşlerim sonra çıktı ne dedi, 'Bu dörtlük herhalde Çanakkale Şehitleri şiirinden' dedi. Bakın unutma değil, karıştırma değil, dil sürçmesi değil, İstiklal Marşı ile Çanakkale Şehitlerine şiirini ayırt edemeyecek kadar bu ülkeye, bu topraklara, bu millete yabancı. Babasına karşı da nankör, merhum Akif'e karşı da maalesef nankör. İstiklal Marşı'nı dahi bilmeyen bu aday, CHP'ye, MHP ye bir kez daha hayırlı olsun. Şimdi ben sesleniyorum, 'Ey MHP'ye gönül veren kardeşlerim bu adama mı oy vereceksiniz?' 'Ey CHP'ye gönül veren kardeşlerim bu adama mı oy vereceksiniz?' MHP Genel Başkanı ahlaksızca, edepsizce hakaretler savuruyor. Ey Bahçeli hakaret etmeyi bırak da sen bu monşer adayı bundan sonra tabanına nasıl izah edeceksin onu söyle. Bahçeli'yi önce CHP'yle aynı fıçının içine koydular, yetmedi fıçının içine Pensilvanya'yı da koydular, yetmedi oraya bir de marjinal sol partileri koydular, yetmedi ithal, sanal, monşer bir adayı, İstiklal Marşı'nı bile tanımayan bir adayı o fıçıya kapak yaptılar."

"Mardin 10 yıllar boyunca ne çektiyse CHP'den çekti"

CHP ve MHP tabanının bundan sonraki süreçte İhsanoğlu'nun arkasında durmayacağına inandığını aktaran Başbakan Erdoğan, "Ben biliyorum ki Mardin'de zaten CHP'ye, MHP'ye oy yok ancak burada bir hususa daha dikkatlerinizi çekiyorum, Mardin'de inşallah Doğu ve Güneydoğu'nun CHP'si olmaya çalışan HDP adayına da oy çıkmaması lazım. Ne diyor HDP'nin adayı, 'CHP ortak aday gösterseydi ittifak yapacaktık' diyor. Şu hale bakar mısınız? Yani pazarlık sonuçlansa gelecek sizden CHP'ye oy vermenizi isteyecek. Mardin CHP'ye oy verir mi? Mardin 10 yıllar boyunca ne çektiyse CHP'den çekti, CHP zihniyetinden çekti. Ama şimdi de söylüyorum, şimdi de HDP den çekecek" diye konuştu.

"Bunlar sadece tehditten anlar, yemekten, götürmekten anlar"

Havaalanından gelirken yolların durumunun kötü olduğunu ve temizliğin de yapılmadığını gördüğüne değinen Başbakan Erdoğan, temizliği Yeşilli Belediyesinin yaptığını belirterek, "Nerede büyükşehir? Yok. Kardeşlerim bunlar hizmet nedir bilmez, bunlar hizmetten anlamaz, bunlar belediyecilikten anlamaz. Bunlar sadece tehditten anlar, yemekten, götürmekten anlar. Onun için zaten bu seçimlerde alabileceği herhangi bir oy yok" ifadesini kullandı.

"Sizler bu adam Kürtçü olduğu için mi oy vereceksiniz, yoksa hizmet ehline mi oy vereceksiniz?" diye soran Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz, siyasi Kürtçülüğe de karşıyız, biz siyasi Türkçülüğe de karşıyız, biz tüm etnik yapı müdafaasına karşıyız. Biz, 77 milyonun partisiyiz ama bunlar maalesef bir grup etnik anlayışın partisi. Onun için de belli yerlerde varlar ama Türkiye'nin genelinde yoklar. Biz ise 81 vilayetin tamamında varız. İnşallah Mardin CHP'nin izinden yürüyen bu adaya da prim vermeyecek.  Bu aday Batıda Kürt kelimesini kullanamayan, Doğuda Kürt kardeşlerimi istismar eden bu adaya inşallah tüm Doğu ve Güneydoğu'da inanıyorum ki sandıkta dersini verecek. Bu aday öyle bir aday ki terörle arasına mesafe koyamayan ama oğlu dağa zorla çıkarılmış anneleri aşağılayan bu adaya 10 Ağustos'ta ders vermesi lazım. Baktım dün bayanlarla bir toplantı yapıyor, orada da bayanlara karşı gayet güya müşfik, ya siz nasıl kadın haklarına saygınız var ya. Siz Diyarbakır'da belediyenin önünde o ağlayan, feryat eden annelerin sesini duymadınız mı? Onları belediyenin önünden kovalayan siz değil misiniz, siz kovdunuz, onların yavrularını dağa zorla kaçıran siz değil misiniz? Kardeşlerim anneler işte bunun hesabını 10 Ağustos'ta sormalısınız, sormalıyız. Abiler, babalar sormalıyız."

"Yozgat Sürmelisi'ni de bağlamayla çalmasını öğrensin"

Tehditlere kulak asılmaması gerektiğini belirterek, "Allah'ın verdiği canı ondan başkası alamaz bunu böyle bilelim" ifadesini kullanan Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Diyarbakır'da evlatları için feryat eden, dua eden, çocuklarının dağa çıkarılmasına itiraz eden annelere saygısızca hakaret eden bu adaya gereken dersi sandıkta vermelisiniz. O kadar terbiyesiz ki şu lafa bak, 'Onlar parayla satın alındılar.' Bu lafı söylüyor. Bu, ne demek ya? Bir Kürt annesi parayla satın alınıyor öyle mi? Bunu nasıl söylüyorsun. Bu, saygısızlığın daniskasıdır. Onun için buna dersi 10 Ağustos'ta vermektir. Batıda Gezici olmaktan bahseden, dans etmekten bahseden, Doğuda dil değiştiren bu aday inşallah dersini alacak. Bir de şunu söyledi, güzel bağlama çalıyormuş. Ona buradan bir tavsiyede bulunayım, Yozgat Sürmelisi'ni de bağlamayla çalmasını öğrensin. 10 Ağustos'tan sonra CHP, MHP adayını da yanına alsın 'Dersini almış da ediyor ezber' türküsünü hem çalsın hem söylesin. Hatta kendi yazdığı 'Manisa'nın Nehirleri' türküsünü de hem çalsın hem söylesin. Kardeşlerim 10 Ağustos'ta bir yanda milletin adayı var, diğer yanda statükonun, vesayetin adayları var. Bir yanda yeni Türkiye var, diğer yanda eski Türkiye var. Bir yanda Çözüm Süreci var, diğer yanda acı var, gözyaşı var, yasaklar var, baskılar var."   

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.