ABD-Çin ticaretinde 10 Kasım alarmı: Hedefler tutturulmadı
ABD ile Çin arasındaki ticaret ateşkesi 10 Kasım’da sona erecek. Trump-Şi görüşmesi öncesinde 30 milyar dolarlık tarım hedefi, 200 uçaklık Boeing anlaşması ve yeni tarife pazarlığı küresel piyasaların odağına yeniden yerleşti.
ABD ile Çin arasında geçen yıl sertleşen ticaret savaşını geçici olarak durduran anlaşmada takvim daralıyor. Mevcut tarife ve karşı önlemlerin önemli bölümünü askıya alan düzenleme 10 Kasım’da sona erecek. Bu nedenle iki ülke arasındaki görüşmeler yalnızca Washington ile Pekin’i değil, tarım ürünlerinden enerjiye, kritik minerallerden sanayi mallarına kadar küresel fiyatları yakından izleyen ülkeleri de ilgilendiriyor.
Ateşkes için kritik tarih 10 Kasım
ABD ile Çin arasında 2025 sonbaharında varılan düzenleme, iki tarafın karşılıklı olarak bazı tarifeleri ve ticaret kısıtlamalarını askıya almasını sağlamıştı.
Çin Ticaret Bakanlığı’nın yayımladığı çerçeveye göre mevcut düzenlemenin önemli bölümü 10 Kasım 2026’ya kadar geçerli. Bu tarihe kadar yeni bir uzatma veya daha kalıcı anlaşma çıkmazsa, iki ülke arasındaki ticarette yeniden daha yüksek tarifelerin ve karşı tedbirlerin gündeme gelme ihtimali bulunuyor.
Bu nedenle piyasalar 24 Eylül’de Washington’da yapılması planlanan Trump-Şi görüşmesini yalnızca diplomatik bir buluşma olarak değil, kasım ayındaki kritik sürenin öncesindeki en önemli pazarlık olarak görüyor.
30 milyar dolarlık tarım hedefinde hesap tam kapanmadı

Masadaki en somut başlıklardan biri Çin’in Amerikan tarım ürünlerine yönelik alımları.
Taraflar daha önce Çin’in soya fasulyesi dışındaki Amerikan tarım ürünlerinden yıllık en az 17 milyar dolarlık alım yapması ve soya alımlarıyla birlikte toplam ticaretin yaklaşık 28-30 milyar dolar seviyesine çıkması üzerinde anlaşmıştı.
Ancak hedefin ne ölçüde gerçekleşeceği konusunda farklı değerlendirmeler bulunuyor. Bazı projeksiyonlar Çin’in ABD’den tarım ithalatının yaklaşık 21,5 milyar dolarda kalabileceğine işaret ederken, ABD yönetiminden son açıklamalarda Pekin’in alımlarını hızlandırdığı ve toplam hedefe ulaşma yolunda olduğu savunuluyor.
Bu fark, liderler görüşmesinin en önemli pazarlık alanlarından birinin tarım olmaya devam edeceğini gösteriyor.
200 uçaklık anlaşmada süreç tamamlanmadı

Ticaret anlaşmasının diğer büyük başlıklarından biri de Çin’in 200 Boeing uçağı satın alma taahhüdü.
Son açıklamalara göre yaklaşık 140 uçaklık bölümde sipariş süreci ileri aşamaya geçmiş durumda. Yaklaşık 10 uçak için de resmi belge sürecinin devam ettiği belirtiliyor.
Dolayısıyla anlaşma tamamen rafa kalkmış değil ancak 200 uçaklık paketin tamamı henüz sonuçlanmış değil.
Bu durum, ABD ile Çin arasındaki ticaret anlaşmasının neden yalnızca açıklanan toplam rakamlardan değil, verilen taahhütlerin ne kadarının fiilen uygulandığından okunması gerektiğini gösteriyor.
Asıl risk tarifelerin yeniden dönmesi

Piyasalar açısından tarım ve uçak anlaşmalarından daha büyük soru ise 10 Kasım sonrasında tarifelerin ne olacağı.
Tarafların daha önce askıya aldığı önlemler yalnızca tüketim mallarını kapsamıyor. Teknoloji ürünleri, sanayi ekipmanları, kritik mineraller, lojistik ve denizcilik gibi küresel tedarik zincirini doğrudan etkileyen alanlar da pazarlığın parçası.
ABD ile Çin arasında son görüşmelerde stratejik olmayan bazı ürünlerde karşılıklı tarife indirimine gidilebilecek yeni bir çerçeve üzerinde de çalışılıyor.
Buna karşılık kritik mineraller ve ileri teknoloji tarafındaki anlaşmazlık sürüyor. Çin’in nadir toprak ihracatındaki kısıtlamaları ve ABD’nin teknoloji kontrolleri, daha geniş bir ticaret anlaşmasının önündeki en sert başlıklar olmaya devam ediyor.
Türkiye için mesele yalnızca ABD ile Çin değil

ABD-Çin ticaretindeki değişimin Türkiye’ye doğrudan etkisi sınırlı görünse de küresel emtia akışları üzerinden tablo değişebiliyor.
Çin’in ABD’den daha fazla soya fasulyesi, buğday, yem hammaddesi, et ve pamuk alması; Brezilya, Avustralya ve diğer büyük tedarikçilerdeki ürünlerin başka pazarlara yönelmesine neden olabiliyor. Bu da dünya fiyatlarında ve navlun rotalarında yeni dengeler yaratıyor.
Türkiye açısından özellikle yem hammaddeleri, pamuk ve bazı tarımsal emtialarda küresel fiyat değişimleri önem taşıyor. Çin’in çok büyük miktardaki alımları dünya piyasasındaki arzın yönünü değiştirdiğinde bunun etkisi ithalat maliyetlerine kadar ulaşabiliyor.
Tarife savaşı yeniden sertleşirse ikinci kanal sanayi tarafında ortaya çıkabilir. Çinli üreticilerin ABD pazarına erişimi zorlaştıkça alternatif ihracat pazarlarına daha agresif yönelmeleri, Türkiye ve Avrupa’daki üreticiler üzerindeki fiyat rekabetini artırabilir.
24 Eylül’den sonra asıl sayaç başlayacak

Bu nedenle Trump-Şi görüşmesinden çıkacak tek bir anlaşma maddesinden çok, 10 Kasım’a kadar nasıl bir takvim oluşturulacağı önem taşıyor.
Ateşkes uzatılırsa küresel ticarette son aylarda oluşan görece istikrarlı ortam devam edebilir. Taraflar uzlaşamaz ve tarifeler yeniden yükselirse etkisi yalnızca ABD ile Çin arasındaki ticaret hacmiyle sınırlı kalmayabilir.
Tarım ürünlerinin rotası, kritik mineral tedariki, sanayi mallarındaki fiyat rekabeti ve küresel navlun hareketleri yeniden değişebilir. Türkiye açısından izlenecek esas konu da Washington ile Pekin arasındaki siyasi mesajlardan çok, bu değişimin dünya emtia ve sanayi fiyatlarına ne kadar yansıyacağı olacak.