Anonim şirketlerde yönetim kurulu başkanı görevdeyken, yönetim kurulu başkan vekili yönetim kurulu toplantısı açamaz

Umut METİN - Arabulucu Avukat

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

6102 sayılı yürürlükteki ticaret yasamız uyarınca, denetim kurulunun zorunlu organ olması geride kaldığından, AŞ’lerde zorunlu organlar yalnızca iki tane olup, bunlar Genel Kurul ve Yönetim Kurulu’dur (kısaca YK). Yürürlükteki yasamızla, tek kişilik AŞ’ler ve buna paralel tek kişilik yönetim kurullarının oluşturulması mümkündür. Belirttiğim olasılık dışında şirket YK’sı kararlarda ekseriyetin oluşturulabilmesi ve karar mekanizmasının eşit sayıda oyla kilitlenmemesi amacıyla genelde 3, 5, 7 gibi tek sayıdaki kişilerden oluşturulur. Hepsi aslında YK üyesi olan bu kişiler kendi içlerinden bir başkan ve başkan vekili seçerek YK’yı organize ederler.

Bu noktada önemli olan YK başkanı ve YK başkan vekilinin, diğer YK üyelerinin yetkilerine ek birtakım yetkilere sahip olduğudur. Ancak bu durum YK başkanı ve YK başkan vekilinin eşdeğerde yetki sahibi olduğu anlamına gelmez. Açıkça ifade etmek gerekir ki, vekil vekil olduğu gerçeğini göz ardı etmemelidir.

YK Başkanı’nın çalışmamız itibariyle en önemli yetkisi “Yönetim Kurulu’nu toplantıya çağırmak”tır. Başkan vekili ise bu yetkiyi ancak başkanın bulunmadığı zamanlarda kullanabilir. Burada önemli olan, YK başkanı toplantı yapılması iradesinde değilken, başkan vekilinin toplantı yapılması isteği içinde olması halinde ne olacağıdır. 

Uygulamada, YK başkanını dikkate almak istemeyen başkan vekillerinin, başkan bulunmadığı gerekçesiyle toplantı açtığı durumlara rastlanmaktadır. Özellikle bir şirkette iki veya daha fazla menfaat grubu varsa ve YK başkanı bir gruptan, YK başkan vekili diğer gruptan ise, başkanın saf dışı bırakılarak yönetim kurulunun farklı karar alması için başkan vekillerince çaba sarf edildiği örnekler görülmektedir.

Tekrar etmek gerekir ki, YK’yı toplantıya çağırmak başkanın yetkisinde ve görevindedir. Başkanın bulunmadığı zamanlarda ona vekalet etmek üzere yetkili olan başkan vekilinin hareket edebilmesi içinse önşart başkanın bulunmaması halidir. Bu durumda bulunmama hali; başkanın işgöremez halde bulunması, toplantıyı yönetemeyecek düzeyde ağır sağlık sorunu yaşaması, gaip olması vb hallerdir. Bugüne kadar oluşturulmuş eserlerde yurtdışında bulunma halinin de, bulunmama olarak örneklendirildiğine rastlamaktayız. Ancak günümüzde, il veya yurtdışında olmanın bulunmama olarak kabul edilmemelidir, kanısındayım. Görüşümün nedeni, bir taraftan elektronik ortamda yönetim kurulu toplantısı yapılması yolunun açık olması nedeniyle mesafelerin eski değerini yitirmesi, bir diğer neden olarak ise YK başkanın il veya yurtdışına çıkacağı an gözetilerek, bu an kollanarak haksız yetki kullanımı yönünde başkan vekilinin harekete geçebilmesi olasılığıdır.

Özellikle YK başkanına herhangi bir toplantı daveti yapılmaması, toplantıyı açması için kendisinden talepte bulunulmaması veya başkandan talepte bulunulsa dahi bu talebin başkanın il veya yurt dışında olduğu bir ana denk getirilmesi gibi girişimler ardından, başkan vekilin toplantı açması yasaya uygun olmaz. 

Başkan vekili bu yetkiyi kendisine tanınmış olağan bir yetki veya bir grubun menfaatlerini korumak için değil, “bulunmama hali” ifadesi dar yorumlanarak, başkanın bulunmama halinde yönetim kurulu toplantısı yapılabilmesi için ancak istisnaen kullanabilir. 

Netice olarak YK toplantılarında başkan vekilinin harekete geçebilmesi için önşart olan “başkanın bulunmadığı“ ifadesi dar yorumlanmalıdır. YK başkan ve hatta diğer yönetim kurulu üyelerine davet yapılmadan, uygun olmayan şekilde kötü niyetli olarak YK başkanı bulunmama hali tanımına dahil edebilmek kastıyla toplantı yapılması halinde, muhtemel Yönetim Kurulu toplantısı için hukuken sağlıklı bir toplantı denemez. Bu türden toplantılar yasa önünde batıl, yani hükümsüzdür. Mahkemelerce benzer hallerde ilgili YK kararlarının batıl olduğu tespit edilmekte ve mahkeme kararı ardından ilgili YK kararı hiç alınmamış gibi hukuki etki doğurmaktadır.