Bakan Fidan: Hürmüz krizi, ABD’yi sonuç almaya zorlar

İran ile ABD-İsrail arasında yaşanan saldırıların bölgesel güvenlikten küresel finans ve enerji piyasalarına uzanan riskler taşıdığına işaret eden Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, ABD’yi kısa sürede bir şekilde sonuç almaya zorlayabilir” dedi.

Bakan Fidan: Hürmüz krizi, ABD’yi sonuç almaya zorlar

Nagihan KALSIN

Dışişleri Bakanı Ha­kan Fidan, Ankara’da medya kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi­ği iftar programında, İran ile ABD-İsrail arasındaki sava­şın gidişatına dair senaryolar­dan Hürmüz Boğazı’nın kri­tik rolüne, enerji arz güvenliği risklerinden bölgesel istikrar­sızlık ihtimaline dair değer­lendirmelerde bulundu.

Çok katmanlı diplomasi trafiği­nin sürdüğünü vurgulayan Fi­dan, çatışmanın büyümesinin “küresel finans ve enerji piya­salarında ciddi dalgalanma­lara” yol açabileceğini belirt­ti. ABD-İsrail’in İran’a saldırı­larının ardından İran’ın bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere karşılık vermesinin Türkiye’yi hedef alıp almaya­cağı ihtimalinin sorulması üzerine Fidan, “İran konusun­dan bağımsız olarak konuşu­yorum, Türkiye kendini her za­man korur. Bunun için gerekli iradeye de yeteneğe de sahibiz” diye konuştu.

İran’da rejim değişikliği dalgası yok

İran ile ABD-İsrail hattın­da tırmanan gerilimin bölge­sel ve küresel etkilerine dik­kat çeken Fidan, çatışmanın seyrine ilişkin olası senaryo­ları çok boyutlu bir çerçevede ele aldı: “Gelişmeler, hem böl­gemizin geleceği­ni hem de küresel istikrarı ris­ke atabilecek nitelikte. İran’ın bölgedeki Arap ülkelerinde bulunan ABD üslerini doğru­dan hedef alması, atılan adım­ların daha büyük bir bölgesel güvenlik krizine dönüşme ihti­malini artırıyor.

Bir başka baş­lık da Hürmüz Boğazı. Boğazın kapanması, küresel finans ve enerji piyasalarında ciddi dal­galanmalara yol açabilir. Bu da ABD’yi kısa sürede bir şekilde sonuç almaya zorlayabilir. Öte yandan, ilk aşamada saldırıla­rın İran’ın bölgedeki vekil un­surlarında çok belirgin bir ha­reketlenmeye yol açmadığını görüyoruz. Ama Hizbullah ta­rafında bazı hareketlilikler ol­du. İran halkı içinde, ‘rejim de­ğişikliği sonucunu doğuracak’ ölçekte bir dalgalanma ise şu an için görünmüyor. Mevcut şartlarda en olumsuz senar­yo şu: Çatışmanın tırmanarak sürmesi ve İran’la birlikte tüm bölgeyi içine çeken bir istik­rarsızlık ortamının oluşması.

Bunun yanında enerji boyutu var. İran’dan doğal gaz akışının kesilmesi ya da Körfez ülkele­rinden enerji ithalatında cid­di bir aksama yaşanması, küre­sel ölçekte enerji arz güvenliği açısından önemli bir risk do­ğurabilir. Bu meselenin askeri, güvenlik, siyasi, ekonomik ve enerji boyutlarını ayrı ayrı çalı­şıyoruz; olası senaryolara göre atılabilecek adımlar üzerinde hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Bizim temel isteğimiz, talebi­miz net: Karşılıklı saldırılar bir an önce dursun ve yeniden dip­lomasiye dönülsün. Bunu da bütün görüşmelerimizde açık şekilde vurguluyoruz.”

Bakan Fidan: Hürmüz krizi, ABD’yi sonuç almaya zorlar - Resim : 1

Maliyet üreterek baskı yaratıyor

Savaşın süresi ve tarafların nihai hedeflerine ilişkin konu­şan Fidan, özellikle İsrail Baş­bakanı Netanyahu’nun yakla­şımına ve “rejim değişikliği” tartışmalarına atıfta bulun­du. Fidan, Türkiye’nin çözüme dair yaratıcı çözümler de sun­duğunu anımsatarak, şunla­rı söyledi: “Hatta savaşın baş­langıcını geciktirmiş de olduk. Aslında savaş daha erken baş­layacaktı, biz biraz daha gecik­tirmiş olduk bu çabalarla. Bel­ki bir neticeye ulaşabilirdi ama eski yönteme dönmeyi tercih ettiler. Yine müzakerenin or­tasında bu savaş başladı.

İran­lılar, müzakerenin ortasında savaş başlaması meselesini bir şekilde aslında diplomasi­nin ihanete uğraması olarak da nitelendiriyorlar. Bence, İsra­il ve ABD, İran’ı ilerisi için de tehdit oluşturacak bir İran ol­maktan çıkartmak isteyecek­lerdir. Şimdi İran da maliyet üretmek için çaba harcıyor. O da Körfez’deki enerji hedef­lerini bombalayarak şu an­da maliyet üretiyor. Açıkçası bu maliyet ne kadar daha de­vam eder, ne olur ona bakaca­ğız. Ama İran’ın beklediği ce­vap gelmeyecek gibi… İran, bu­raları bombalayarak bunlar da Amerika’ya baskı yapsınlar, savaşı durdursunlar falan di­yecek ama o olmayacak gibi. İran’ın elinde, bilmiyorum ne kadar kaldı…

Ancak İran, füze ve dronlar ile İsrail’i gerçekten rahatsız edebilir, bunları ciddi bir şekilde kullanırsa.” Bölge­deki güvenlik denklemine ve İran’daki PKK varlığına ilişkin soruları da yanıtlayan Fidan, olası hareketlilikleri yakından takip ettiklerinin altını çize­rek, “Terörsüz bölge meselesi, biraz Suriye’yi, Irak’ı, İran’ı il­gilendiren bir husus” dedi. Fi­dan, savaşın Doğu Akdeniz’e olası yansımaları konusunda Kuzey Kıbrıs için çok fazla risk oluşturmadığını söyledi.

“Çok katmanlı müzakere süreci işliyor”

Diplomatik temasların yoğun şekilde sürdüğünü vurgulayan Fidan, çok katmanlı müzakere sürecinin yürütüldüğünü ifa­de etti. Fidan, şöyle devam etti: “Birincisi savaşan tarafları tek­rar masaya getirebilir miyiz? Saldıran taraf, saldırısını ne za­man durduracak veya durdur­maya hazır? Minimumu bunun, onları tatmin edecek bir aske­ri yetersizliğe ulaştırmak. Mi­nimum savaşı durdurma şartı. Maksimumu da rejim değişik­liği.

Yani savaş, en erken temel askeri kabiliyetlerin yok edil­mesi veya etkisiz hale getiril­mesiyle, en geç ise İran’da bir rejim değişikliğiyle sona erebi­lir. Bu minimum şartın gerçek­leşmesi belli bir süre, belli bir askeri operasyon silsilesi iste­yecek. İran geniş bir coğrafya. Füze sistemleri, radar sistem­leri, hava savunma sistemleri, elektronik harp sistemleri, de­niz kuvvetleri çok yere dağıl­mış.” Fidan, Avrupalılarla gö­rüşme halinde olduklarını ifa­de ederek, “Kaja Kallas aradı, sordu.

Bugün Fransa aradı, çok uzun konuştuk. Şimdi Alman konuşmak istiyor. Merz Cum­hurbaşkanımızla konuştu. Ur­sula von der Leyen aradı aynı şekilde. Barış istiyorsanız, be­raber çalışalım. Onları bir ha­rekete sevk ediyoruz. Şu anda Körfez ülkeleri ciddi bir du­rumla karşı karşıya. Umman­lıyla konuşuyoruz. Orada, Um­man da hala bir şeyler yapmaya çalışıyor. Amerikalılarla konu­şuyoruz” diye konuştu. İran’da, çifte vatandaşlar dâhil, yakla­şık 20 bin civarında vatandaşı­mızın bulunduğunu kaydeden Fidan, çatışma bölgelerindeki Türk vatandaşlarını yakından izlediklerinin altını çizdi.

İsrail’in CAATSA yaptırımları stratejisi

 İsrail’in bölgedeki bazı ülkelerin belli kapasitelere kavuşmasını istemediğini, halihazırda bu tutumla ilerlediğini vurgulayan Dışişleri Bakanı Fidan, şunları kaydetti: “Bu mücadeleler devam edecek. Herkes kendi elindeki kartı bir şekilde oynayacak. Ara seçimden önce CAATSA’dan bir sonuç elde etmek için çalışılıyor.

Biz siyasi adımları attık, göreceğiz. Avrupa Güvenlik Mimarisi, Avrupalılar bunu kendi aralarında daha çok, ileri savunma sanayii alanında ileri götürdüler, SAFE gibi. Biraz daha işte Amerikan savunma sistemlerinden bağımsız hale gelelim ama NATO’nun dışında NATO birliklerinin olmadığı, Avrupa’nın kendi birlikleri ile bir şeyler yapmaya ilişkin kapsamlı bir çalışma ve plan hâlihazırda yok. Arayışlar var, tartışmalar var. Biz de tartışmaları yakından takip edip ediyoruz. Gerekli yerlerde gerek biz gerek diplomatlarımız müdahil oluyoruz. Bizim duruşumuz, Cumhurbaşkanımızın duruşu bu: Kendi mahallemizde bir oluşum olacaksa biz de bunun içerisinde hep beraber olmaya hazırız.”

Kaynak: DÜNYA - ANKARA