Bakliyat lüks menülere girdi

Türkiye'nin önerisiyle Birleşmiş Milletler 2016'yı 'Bakliyat Yılı' ilan etti. Sağlıklı yaşam trendi tüm dünyayı etkisi altına almış durumda. Arbel Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Arslan, bakliyatın artış göstereceği bu döneme hazır olduklarını söyledi

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

HANDAN SEMA CEYLAN - DERYA EĞRİCAN GÜLEÇ

MERSİN - Sağlıklı yaşam trendleri artık lüks restoranların menülerini de belirliyor. Bakliyat tüketimi daha az olan Avrupa ve Amerika’da artık restoranlarda ‘mercimek çorbası’ ya da humus sipariş etmek mümkün. Diyetisyenlerin listelerinde bakliyat kalemleri artıyor. İşte bu trend önümüzdeki dönem sektörü de büyütecek. Bakliyat sektörünün devlerinden Arbel’in Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Arslan, son dönemde dünyada bakliyata yönelme olduğunu söylüyor. Arslan, artık insanların fast food tüketmek istemediğini, hatta sağlık harcamaları artan ülkelerin de doğru beslenmeyi teşvik ettiğini anımsatarak şu bilgileri veriyor: “Eskiden üreten ülkeler tüketmiyordu. ABD, Kanada ve Avustralya üretiminin yüzde 99’unu satıyordu. Türkiye yüzde 50’sini tüketiyordu. Avrupa pek bakliyat yemiyordu. Ama son 8 yılda her yıl arttı. Baklagiller lifl i yapısı sayesinde kolon kanserini önlüyor. Diyetisyenler haftada en az iki kez bakliyat tüketilmesini öneriyorlar.” Vejetaryen ülkelerin temel kaynağını da bakliyatın oluşturduğunu anlatıyor Arslan, dünyanın en büyük tüketicisinin vejeteryan Hindistan olduğunu söylüyor. Arslan, “Bu ülkede kolon kanseri yok ve insanları fit. Bu trend dünyaya da yayılıyor. 2016 dünya bakliyat yılı ilan edildi. Birleşmiş Milletler’in (BM) aldığı bir karar. Tarım Bakanımız gong çalarak BM’de bunu açıklayacak. 2016’ya kadar yapılacak reklam ve duyurularla tüketim daha da artacak” bilgisini veriyor. 

Toprağı besleyen baklagil 21. yüzyılın bitkisi 

Arslan, bir ülkenin topraklarını besleyen tek unsurun baklagiller olduğunu belirterek, “Toprağı zenginleştiriyor ve daha az gübre kullanıyorsunuz. Baklagiller kökleriyle azot bırakıp toprağı besliyor 21. yüzyılın bitkisinin baklagil olduğu söyleniyor. Eskiden yurtdışına gittiimde mercimek çorbası bulamıyordum. Ancak şimdi çok yaygın. Yakın zamanda Kanada ve Amerika’ya gittim. Restoranlarda humus biliniyor. Kullanımı çok yaygın. Şaşırdım. Eskiden humus yenmiyordu, yalnızca etnik marketlerde vardı. Şimdi her yerde var” diye anlattı. Kanada’da bu konuda konserve tarzında yeni çalışmalar düşündüklerini, Türkiye’de ise mevcut kapasiteleyi artırdıklarından şu anda yeni bir yatırım zamanı olmadığını dile getiren Arslan, 2014 yılını toparlanma yılı olarak gördüklerini söyledi. Dünyada da fazla yatırıma heves edil mediğini, Amerika ve Avrupa’da yatırımların sıfır düzeyde olduğunu vurgulayan Arslan, Türkiye’de seçimler ve siyasetteki dengesizliklerin işadamlarını ve tüm dinamikleri beklemeye aldığını söyledi. Arslan, çalkantılı dönemlerde ihracatçıların karlı çıktığını, gelişmesini ihracata dayandıran Türkiye’deki 58 bin ihracatçı yetersiz de olsa, yapılan küçük ihracatlarla şirketlerin kredileri kompanse edebildiğini kaydetti. 

Hedef kapasiteyi yüzde 100 kullanır hale getirmek

Arslan, dünyada baklagil konusunda en büyük firma olduklarını ve 2012-2013 arası ihracatlarını her türlü soruna rağmen yüzde 78 artırdıklarını belirterek, TİM verilerine göre ilk bin arasında 200’üncü sırada olduklarını söyledi. Üç firmalarından 2’sinin ilk 500 içinde yer aldığını ve hedeflerinin hepsini yakaladıklarını vurgulayan Arslan, “Bundan sonra Türkiye’de çok yukarıları zorlamayı hedefl iyoruz. Bunun için 2014 başında firmamız yeniden yapılandı ve verilerimiz geçen yılın çok üzerinde. Bu yıl hedef geçen yıl yarısını kullandığımız kapasiteyi yüzde 100 kullanır hale getirmek” diye konuştu. 

Bilen bilmeyen tarımda ‘öldük bittik’ diyor 

Arslan, tesislerinin ihracata yönelik olduğunu, diğer ülkelerden mal alarak sattıklarını, Türkiye’nin avantajının ürünlerinin turfanda olmasından kaynaklandığını ve daha iyi fiyata verdiklerini söyledi. Şu anda ihracatçıların hepsinin dahilde işleme belgesi ile mal getirip yurtdışına gönderdiğini ve şu anda Türkiye’deki ağır bürokrasi nedeniyle dahilde işleme sıkıntılarının da bitmediğini ifade eden Arslan, bu konuda mücaleyi sürdürdüklerini kaydetti. Türkiye’nin tarım ürünlerindeki ihracat artışının ocak ayında yüzde 9, ithalat artışının da yüzde 3 olduğuna işaret eden Arslan, ihracatçının kur artışıyla para kazandığını, dökülen gözyaşının timsah gözyaşı olduğunu ifade etti. Arbel Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Arslan, üzerine spekülasyon yapılan en kolay konunun tarım olduğunu vurgulayarak, “Bilen bilmeyen tarımda ‘öldük bittik’ diyor. Çiftçi ne kadar para kazansa şikayetçi olur. Ama verilere bakınca Türkiye’nin hasılası Avrupa’da bir numara. Tarım alanımız Fransa’dan daha az. Bizim dağımız fazla. Türkiye şu anda tohumculukta çok ileride. Teknolojik birkaç sebze tohumu dışında hepsini üretip ihraç ediyoruz. Politikacıların açıklamaları nedeniyle yanlış algı var. Pirinç neredeyse ihracatçı konuma geliyor. Kuru fasulye ise dünyanın krizi. Herkes ekmedi. Şu anda tonu 3 bin dolar” diye konuştu.

Bu konularda ilginizi çekebilir