29 °C

Çin borsasındaki tepetaklak düşüş dünya ekonomisine tehdit mi?

SERBEST KÜRSÜ \ Onur Zafer CEYLAN

Çin borsasındaki tepetaklak düşüş dünya ekonomisine tehdit mi?

Çin’in Şangay Borsası'nda işlem gören hisselerin son bir ayda yaklaşık yüzde 30 değer kaybıyla baş gösteren finansal kriz ülkedeki büyük hissedarların önümüzdeki altı ayda satış yapmalarının engellenmesiyle geçici olarak bastırıldı. Avrupa’nın gündemi şimdilik Yunanistan’ın borç ödeme programı, ancak Çin’deki borsa krizi hükümetin aldığı tüm önlemlere karşın önümüzdeki günlerde yeniden baş gösterip Avrupayı da içine alacak biçimde tüm dünyayı kasıp kavurabilir. 

Ülkede yaşayan yaklaşık 1,4 milyar kişinin yüzde 40’ı yani 560 milyon tüketiciyle Çin, dünyanın en büyük mal ve hizmet pazarlarından birisi. Tek başına 2014 yılı dış ticaret verileri bile dünya ekonomisinin başrol oyuncularından birisi olduğunu göstermeye yeterli. Çin Ticaret Bakanlığı verilerine göre ülkenin 2014 yılı ihracatı 2.3 trilyon dolar, ithalatı ise 1.9 trilyon dolar. Kısacası Çin yalnız nüfusuyla değil ekonomik büyüklüğüyle de bir dev. 

Çin borsasında hisse fiyatlarının ansızın düşüşüyle borsaya kayıtlı şirketlerin yaklaşık yarısının işlemlerinin durdurulması önümüzdeki günlerde Asya ülkelerinin borsaları ve ekonomilerine de kaçınılmaz olarak yansıyacak. Çin’in söz konusu ülkelerle olan yüksek dış ticaret hacmi bir yana Asya ülkelerinin Çin’de büyük miktarlarda yatırımları bulunuyor. 2014 yılında Çin’e yurtdışından yapılan toplam 120 milyar dolarlık yabancı yatırımı gerçekleştiren ilk beş ülkenin tamamı Asya ülkesi. Bu ülkeler ve yatırım miktarları sırasıyla Hong Kong (85.7 milyar dolar), Singapur (5.9 milyar dolar), Tayvan (5.2 milyar dolar), Japonya (4.3 milyar dolar) ve Güney Kore (4 milyar dolar).

Çin ekonomisindeki darboğaz dünyanın en büyük ekonomisi ABD’yi ve şirketlerini de doğrudan etkileyecek. Çin otomobil pazarında ABD’li otomobil şirketi General Motors (GM) satışlarda birinci sırada yer alıyor. GM bünyesinde üretilen dünyanın önde gelen lüks araç markalarından Cadillac’ın ikinci büyük pazarı da Çin. Apple’ın iPhone telefon satışı Çin’de ABD’de olduğundan fazla. Ülkede Coca Cola’nın 2.5 milyar dolarlık, Çinli ortağı Tingyi ile beraber şişe su, meyve suyu ve çay da üreten Pepsi’nin ise 3.5 milyar dolarlık yatırımı bulunuyor.

Büyüyen orta sınıf
Çin her ne kadar kişi başına gelir düzeyi görece düşük bir ülke olsa da özellikle son 15 yılda hızlı büyüme kaydeden orta sınıfıyla hayli yüksek miktarda tüketim harcaması yapıyor. McKinsey Küresel Enstitüsü’nün raporuna göre 2000 yılında Çin’in kentlerde yaşayan hanehalkının yalnızca yüzde 4’ü orta sınıf statüsüne sahipken 2012 yılında bu oran yüzde 66’ya yükselerek çarpıcı bir büyüme göstermiş. Orta sınıfın gelişmesiyle birlikte üst gelir düzeyine yönelik lüks markaların küresel satışlarının üçte biri Çin’de gerçekleşiyor. Söz konusu gelişme Çin’in orta sınıfını oluşturan turist sayısında ve harcamasında artışa da yol açmış. 2014 yılında yurtdışına yolculuk yapan Çinli turistlerin yaptığı harcama miktarı bir önceki yıla göre yüzde 28 gibi yüksek bir oranda artışla 164,8 milyar doları bulmuş.

Çin’de orta sınıf tüketici, markalı, yabancı ve üst kalite ürünleri yeğliyor. Almanya’nın yüksek kaliteli otomobil üreticisi BMW’nin en büyük pazarı olan Çin’de 2014 yılı satışları yüzde 16 artış göstererek 457 bine ulaşmış. Mercedes’in üreticisi olan bir başka Alman şirketi Daimler geçtiğimiz yıl Çin’de 282 adet otomobil satışı gerçekleştirmiş ve ABD’den sonraki en büyük pazarı Çin olmuş. Yüksek kaliteli otomobiller dışında dünya çapında markalaşmış kozmetik, saat ve hazırgiyim gibi ürünlerin ülkede satışı da sürekli artış gösteriyor. Bu konuda resmi bir araştırma olmamakla beraber bazı ekonomistlere göre Çin lüks mallarda dünyanın en büyük tüketim pazarına sahip.

Çin ekonomisi 2010 yılında gösterdiği yüzde 10,6’lık reel büyümeden sonra ülkenin büyüme hızındaki artış son beş yılda istisnasız biçimde ve sürekli olarak düşüş sergiledi. 2014 yılı için ekonominin büyüme hızı yüzde 7.4 olarak gerçekleşti. Söz konusu durum ekonomi yönetimi üzerinde büyük baskı yarattı. Çin Merkez Bankası açık piyasa işlemleri, zorunlu rezerv oranları ve kısa dönem likidite işlemleri gibi çeşitli para politikası araçlarını kullanarak özellikle son birkaç yılda piyasaya sürekli olarak yüksek miktarda para pompaladı. Mali kuruluşlar aracılığıyla tarım sektörü ve küçük işletmelerin desteklenerek büyüme hızının artırılması amaçlanıyordu. Piyasaya sürülen likiditenin konut sektörüne yönelmemesi için de gerekli önlemler alındı. Geçtiğimiz yıl boyunca M2 (dolaşımdaki para+vadeli ve vadesiz mevduat) yüzde 12.2 artırılarak piyasaya 9.8 trilyon Yuan sürüldü. Ortalama borçlanma faizi de önceki yıla göre yüzde 0.2 daha düşük bir oranla yüzde 6.9’da tutularak likiditenin ekonominin canlanması için kullanılmasına fırsat yaratıldı.

Balon nasıl patladı?
Çin Merkez Bankası’nın ekonominin büyüme hızını artırmaya yönelik para politikası stratejisi 2015 yılı 12 Haziran’ına dek yolunda gitti. Bunun en önemli göstergelerinden birisi Çin’in iki ana ve en büyük borsası olan Şangay ve Şenzen borsalarının rekor endeks artışlarıyla tüm dünya yatırımcılarının gözlerini kamaştırmasıydı. Ancak her iki borsadaki değer artışları yapay ve güncel ekonomi terimiyle balondu. Ülkenin üretim ve ihracat artışından değil hisse senetlerine olan spekülatif talep artışından kaynaklanıyordu. Nitekim şirketler bilançolarını açıklayıp düşük ciro ve kâr marjı gösterince balon patladı. İsviçreli finans şirketi Credit Suisse’in tahminine göre Çin’de borsaya yatırmak için borç alınan para miktarı 4.4-5.9 trilyon yuan (708 - 950 milyar dolar) arasında değişirken bu miktar aralığı borsanın toplam değerinin yüzde 8-9’una yakın bir değere karşılık geliyor.

Çin’de geçtiğimiz günlerde tepetaklak düşen borsada buharlaşan paranın miktarının yaklaşık 3 trilyon dolar olduğu öngörülüyor. Bu rakam İngiltere ekonomisinin 2014 yılındaki büyüklüğüne denk. Çin hükümeti Doğu Türkistan’da uyguladığı baskı ve insan hakları ihlallerinde olduğu gibi Şangay Borsasında uçup giden devasa paranın miktarını da dünya kamuoyundan saklıyor.

Öte yandan, aylar önce IMF, OECD ve Asya Kalkınma Bankası 2015 ve 2016 yıllarına ilişkin büyüme hızı öngörülerinde Hindistan’ın Çin’i geçeceğini açıklarken, Avrupa Merkez Bankası haziran ayında yayımladığı ekonomi bülteninde Çin’deki yüksek kredi genişlemesinin mali istikrara risk oluşturduğunun altını çizmişti. Şangay Borsası’nda buharlaşan paranın tüketim harcamaları ve kredi genişlemesini kısarak Çin’in 2015 büyüme hızında beklenenden büyük bir düşüşe yol açması kaçınılmaz gözüküyor. Bu durum dünyanın ekonomik büyümesinin yaklaşık üçte birini tek başına sağlayan Çin’de borsanın önümüzdeki günlerde alacağı seyirle birlikte tüm dünya ekonomileri için bir tehdit haline gelebilir.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap