Değişim mi yaratıyorsunuz, yoksa çıkarcı mısınız?

Toplumun refahı, gelişimi adına gerçek bir değişim mi yaratıyorsunuz? Kaynakları israf ederek sadece konuşup hiçbir fayda sağlamayan çıkarcı mısınız? Sivil toplum kuruluşlarına yönelik izleme-değerlendirme işte bu ayrımı yapmayı hedefliyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Didem ERYAR ÜNLÜ

Türkiye’de Sivil Toplum Kuruluşları (STK)’nın yaşadığı en büyük sıkıntı mali problemler. İngiltere’de bir kişi 2,5 STK’ya destek verirken Türkiye’de sadece 27 kişiden birisi bir STK’ya destekliyor.

Birleşmiş Milletler, STK’ların hem daha fazla gönüllüye ulaşmaları, hem daha fazla destek almaları, hem de daha başarılı projelere imza atabilmeleri için izleme-değerlendirme yöntemlerinin gerekli olduğunu savunarak, 2015 yılını “Değerlendirme Yılı” ilan etti.

Etki değerlendirme, performans değerlendirme, süreç izleme ve değerlendirme gibi konuları içeren izleme-değerlendirme konusu, kâr amacı gütmeyen sektörde hem kurumsal sürdürülebilirlik açısından hem de etkin program yönetimi açısından en kritik konular arasında yer alıyor. Yönetişim, bağışçılık, kaynak geliştirme, iletişim, şeffaflık, sosyal sorumluluk gibi birçok kavram izleme/değerlendirme süreci ile yakından ilişkili.

Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) da geçtiğiz hafta; sivil toplum sürdürülebilirliği ile ilgili farklı görüşlerin paylaşılması amacıyla II. Nirun Şahingiray Uluslararası Forumu’nu düzenledi.

Vakfın miras bağışçısı Nirun Şahingiray anısına iki yılda bir düzenlenen, Türkiye ve dünyadan konusunda uzman birçok ismin ağırlandığı forumun bu yılki teması “Kâr Amacı Gütmeyen Sektörde İzleme-Değerlendirme” olarak belirlendi.

Çok sayıda uzmanın katıldığı konferansın konuşmacılarından birisi de Etki Değerlendirme ve Filantropi Danışmanı David Pritchard’dı.

Neyi ne kadar iyi yapıyoruz?

Pritchard, etki değerlendirme niçin ve nasıl yapılmalı sorularına cevap verdiği bir konuşma yaptı. Konuşmasında öne çıkan unsurlar şöyle:

İzlemenin amacı, projenin etkinlik ve verimliliğini artırmak olarak tanımlanabilir. Değerlendirme ise projenin ana hedefleri ve stratejileri ile güncel durumu karşılaştırmak anlamına geliyor. Yani neyi önceden planladık; neyi gerçekleştirdik ve nasıl gerçekleştirdik sorularına yanıt arıyor.

Sonuçta yaptığımız işi ne kadar “iyi” yaptığımızı, ya da “nasıl bir etki” yarattığımızı bilmiyorsak, o işi yapmanın da pek bir anlamı kalmıyor.

Pritchard, değerlendirmenin ne işe yaradığını şöyle sıralıyor:

-Yaptığımız proje ile fark yarattığımızı ispat ediyoruz; yani hesap veriyoruz.
-Yaptığımız işi ölçerek, daha verimli hale getirebiliyoruz.
-Diğerlerine örnek oluşturuyoruz; diğer çalışmalara katkı sağlıyoruz.

“Değerlendirme, işe yarayan projeleri işe yaramayanlardan ayırmamızı sağlıyor” diyen Pritchard, bu kapsamda Michael Quinn Patton’dan bir alıntı yapıyor: “Değerlendirme sayesinde, değişim yaratanları, işe yaramaz şarlatanlardan, kaynak israfçılarından, çıkarcılardan ayırabiliyoruz.”

Etki ölçmenin 5 yolu

1- Katılımcı yaklaşım

Herhangi bir STK projesinden yararlanan kişiler, bu projenin yarattığı etkileri, değişimi değerlendiriyorlar.

2- İstatiksel Yaklaşım

Proje öncesi ve sonrasındaki durum istatistik yoluyla ortaya konuyor ve aradaki fark, değişimin gerçekleşip gerçekleşmediğini gösteriyor.

3- Deneyimsel Yaklaşım

Projenin uygulandığı topluluktan, rastgele birkaç kişi seçilip, durumu değerlendiriliyor.

4- Vakasal Yaklaşım

Benzer projeler birbiri ile kıyaslanıyor. Yarattıkları etki ölçülüyor.

5- Teorisel Yaklaşım

Proje uygulandıktan sonra yaratılan değişimle; “eğer proje uygulanmasaydı durum ne olurdu?” tahmini arasında karşılaştırma yapılıyor.

Bu konularda ilginizi çekebilir