30 °C

Ergenekon'da dilekçe krizi

Osman Yıldırım, bazı sanıklar hakkında çeşitli iddialarda bulunarak "Ergenekon" şeması çizdi. Yıldırım dilekçesi mahkemede okunurken feragat ettiğini söyledi.

Ergenekon'da dilekçe krizi

İSTANBUL- Birinci "Ergenekon" davasının tutuklu sanığı Osman Yıldırım, mahkemeye dilekçe vererek, bazı sanıklar hakkında iddialarda bulundu. Dilekçesine ek olarak bir "Ergenekon" şeması da çizen Yıldırım, mahkeme salonunda okunan dilekçeden feragat ettiğini söyledi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada söz alan tutuklu sanık Erkut Ersoy, tutuksuz sanık Vedat Yenerer'in son kitabında kendisine yönelik iddialarda bulunduğunu belirterek, Yenerer hakkında hukuki süreç başlatacağını söyledi.

Tutuklu sanık Hüseyin Görüm de Yenerer ile ödül töreninde tanıştığını ifade ederek, Yenerer'in yazdığı kitapta kendisini de aşağıladığını kaydetti. Görüm, ikinci "Ergenekon" davasının sanığı İbrahim Özcan ile Alparslan Arslan'ı da kendisinin tanıştırdığını dile getirdi.

Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün'ün "Diyeceğin bir şey var mı?" diye sorduğu Alparslan Arslan da "tahliye" şeklinde konuştu.

Tutuklu sanık Osman Yıldırım ise Danıştay davasına bakan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin, "Üç Aliler Divanı"na benzediğini, bunların önce idam edip sonra yargılama yaptığını ileri sürdü.

Yıldırım, yine Yunan mitolojisinde şüphelilerin elleri bağlanarak nehre atıldığını, kurtulanların suçsuz olarak kabul edildiğini ifade ederek, "Ankara'daki hukuk ve adalet anlayışı Yunan mitolojisindeki nehir tanrısından daha da geridir" dedi.

Ardından Başkan Şengün, Yıldırım'ın dün bir dilekçe verdiğini belirtti. Şengün, Yıldırım'ın  bu dilekçenin okunmasını istemediğini söylemesi üzerine ise "Muhatapları var. Burada okumak durumundayım" dedi.

"Gülaltay TİT'in başında"

Dilekçenin okunmaması konusunda ısrar eden Yıldırım, Başkan Şengün'ün dilekçeyi okumaya başlaması üzerine, "Söylemlerimden vazgeçiyorum. Feragat ediyorum" dedi.

"Dinlemek istemiyorum" diyerek dışarı çıkmak isteyen Osman Yıldırım'a izin vermeyen Başkan Şengün'ün okuduğu dilekçede, Osman Yıldırım'ın yeni iddiaları yer aldı.

Şengün, dilekçede, Yıldırım'ın Türk İntikam Tugayının (TİT) müstakil bir örgüt olmayıp, iddia edilen "Ergenekon Terör Örgütü"nün alt yapılanması olduğunu belirttiğini, TİT'in başında 156 Semih koduyla Semih Tufan Gülaltay'ın bulunduğunu, yine TİT içerisindeki her hücrenin de tetikçilerinin olduğunu söylediğini kaydetti.

Gülaltay'ın da Akın Birdal suikastının azmettiricisi olduğununu ifade eden Yıldırım'ın, Akın Birdal suikast girişimi dosyasının kapatıldığını, "Ergenekon Terör Örgütüne" ise dokunulmadığı iddiasında bulunduğunu belirten Şengün, Oral Çelik ve Alaattin Çakıcı'nın da "Ergenekon" örgütünün tetikçisi, ikinci davanın tutuklu sanıklarından Osman Gürbüz'ün ise örgütte hücre başkanı olduğunu ileri sürdüğünü dile getirdi.

Bugünkü duruşmaya katılan başka suçtan hükümlü tutuksuz sanık Sedat Peker'in de sahte kabadayı olduğunu savunan Yıldırım'ın, dilekçesinde Alparslan Arslan'ın babası İdris Arslan hakkında da "Ergenekon ile İslamcılar arasında denge kurmaya çalıştığını" yazdığını belirten Başkan Şengün, Yıldırım'ın dilekçesine ek olarak bir de Ergenekon şeması çizdiğini kaydetti.

Şengün, Yıldırım'ın şemada, Hasan Hasanoğlu, Semih Tufan Gülaltay'ın aralarında bulunduğu bazı isimlere yer verdiğini söyledi. Dilekçenin kendisine ait olduğunu ifade eden Yıldırım, Şengün'ün, "İçeriği doğru mu?" sorusuna da "Bilmiyorum. Cevap vermiyorum.  Artık bu saatten sonra söyleyecek hiçbir şey de yok" dedi.

Ardından Yıldırım, salondan ayrıldı.

"Alparslan yakalanmasaydı iş üzerimize kalacaktı"

Tutuklu sanık İsmail Sağır da Danıştay saldırısı ile bir alakası olmadığını belirterek, Cumuriyet gazetesine bomba attığını ve bunun için 5 yıldır cezaevinde yattığını, tahliyesini istediğini söyledi.

Tutuklu sanık Erhan Timuroğlu ise Danıştay saldırısını kendisinin planlamadığını, böyle bir yeteneği olmadığını belirterek, Alparslan Arslan'ın bombaları Süleyman Esen'den aldığını söylediğini, Esen'in azmettirici olarak müebbet ceza alması gerekirken, 10 yıl ile kurtulduğunu, bu işin de kendilerine yıkıldığını savundu.

Timuroğlu, "Alparslan yakalanmasaydı, bu işi İsmail Sağır, Tekin Irşi ve benim üzerime yıkacaklardı. Azmettiricimiz olarak, geçen duruşmada tahliye ettiğiniz Tekin Irşi'yi göstereceklerdi. Alparslan da mahkemede bizim avukatlığımızı yapacaktı. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanırken, 'Biz yapmadık, bu yaptı' diye Alparslan'ı göstersek de kimse bize inanmayacaktı. Mahkeme Başkanı Orhan Karadeniz, 'Seni savunan avukatına neden iftira atıyorsun' diye tüm cezayı bize kesecekti. Hiçbir şeye bakmadan cezayı bize kesti" şeklinde konuştu.

 

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.