8 °C

Escarus, yarının CEO’larına sürdürülebilirliği anlatıyor

Escarus, iş dünyasına sürdürülebilirlik danışmanlığı vermenin yanı sıra, gençleri de sürdürülebilirlik konusunda bilinçlendiriyor

Escarus, yarının CEO’larına sürdürülebilirliği anlatıyor

didem-eryar-unlu-017.png

Dünyanın en önemli gündem maddesi iklim değişikliği; çünkü iklim değişikliği üretim modellerimizi, yaşam biçimlerimizi yeniden sorgulamamıza yol açan bir dönüşümü beraberinde getiriyor. Yaptığımız her işi daha farklı bir bakış açısıyla yapmamız gerekiyor. 

Aralık sonu düzenlenecek olan Paris İklim Konferansı’nın sonuçları, gelecekte iklim değişikliğine nasıl bir tavır alacağımızın en önemli belirleyeni olacak. 

Peki Türkiye’de iş dünyası bu konuda ne kadar bilinçli ve neler yapıyor? İklim değişikliğinin yarattığı ve yaratmaya devam edeceği değişimlere ne kadar hazırız? 

Bu soruları Escarus Sürdürülebilir Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve TSKB Mühendislik Müdürü Hülya Kurt’a ilettik. 

TSKB iştiraki Yatırım Finansman bünyesinde Nisan 2011’de faaliyetlerine başlayan Escarus, bir sürdürülebilir danışmanlık şirketi. 

Escarus’un temelleri TSKB’nin 65 yıllık bilgi birikiminin yanı sıra, bankanın çevre ve sürdürülebilirlik alanındaki tecrübeleri üzerine atılmış. Escarus’un hedefini, sürdürülebilirlik çözümleri geliştirerek danışmanlık hizmetleri vermek ve dünyada kabul görmüş global, çevresel ve sürdürülebilir yaklaşımları Türk iş dünyasına entegre etmek olarak tanımlayabiliriz. 

2000’li yılların başından bu yana dünyanın dönüşüm içinde olduğunu söyleyen Escarus Sürdürülebilir Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve TSKB Mühendislik Müdürü Hülya Kurt, “Bu dönüşümü tetikleyen iklim değişikliği, dünyanın iş yapış şekillerini, stratejilerini, eylemlerini ve sosyal hayatı etkileyen bir realite. Bu realitenin yönetilebilmesi tüm dünyada bir değişimin olmasını gerektiriyor. Eylemlerimiz, donanımlarımız, inovasyon gücümüzün bu değişime göre evrilme durumunda. TSKB, 2000’li yılların başından bu yana, iklim değişikliği, çevreci bankacılık, sürdürülebilirlik konularını gündemine taşımış bir banka. Bu alanda ciddi bir tecrübe biriktirdik. 2015’e geldiğimizde, bu konuda daha çok oyuncu olduğunu görüyoruz. TSKB’nin misyonu, Türk özel sektörüne ülkenin büyümesi ve kalkınması konusunda destek vermek. Escarus da bu doğrultuda yorumlandı ve Türk iş dünyasının sürdürülebilirlik anlamında bir dönüşümden geçmesi gerekliliği dikkate alınarak kuruldu” diyor. 

Escarus, iş dünyasına sürdürülebilirlik danışmanlığı vermenin yanı sıra, gençleri de sürdürülebilirlik konusunda bilinçlendiriyor. Aslında işin en önemli tarafı da bu aslında; çünkü yarının şirketlerini bugünün üniversite öğrencileri yönetecek. 

Hülya Kurt, TSKB ile birlikte yürüttükleri “Sürdürülebilirlik Atölyeleri” kapsamında iklim değişikliği yönetimi, karbon yönetimi, enerji verimliliği yönetimi konularında vakalar hazırladıklarını ve bu vakaları öğrencilerle birlikte çözdüklerini söylüyor. Kurt, “Üniversite öğrencileri iş hayatına atıldıklarında, ajandalarında bulacakları en önemli konu sürdürülebilirlik olacak. Bu konuyu şimdiden düşünmeye başlamaları, o gün geldiğinde harekete geçmelerini sağlayacak. Bir diğer önemli konu da sürdürülebilirliğin temelinde inovasyonun, değişimin olması. Sürdürülebilirliği inovasyon ile harmanlayarak hem iş faaliyetlerimizde hem de atölyelerimizde kullanmak istiyoruz” diyor. Bizi bekleyen değişimi ve değişimi nasıl yöneteceğimizin yol haritasını Hülya Kurt’tan dinleyelim: 

İklim değişikliği konusunda yeni yetkinliklere ihtiyacımız var 

“Çıkış noktamız iklim. İklim değişikliğinin yönetime ihtiyacı var. Bu; karbon yönetim sistemi, sürdürülebilirlik yönetim sistemi, çevresel veya sosyal konuların yönetimi olabilir. Gerçek olan; yeni yetkinliklere, yeni ölçüm sistemlerine ihtiyaç duyuyor olduğumuz. Tüm bunları yönetirken, verimliliği esas almak gerekiyor. Sonuçta, en ucuz kaynak en verimli kaynaktır.” 

Sürdürülebilirlik yönetiminde beş esas unsur 

“Sürdürülebilirlik yönetim sistemi, çevre yönetim sistemi veya iklim yönetim sistemi; bu sürece ne isim verirseniz verin, beş esas konuyu dikkate almanız gerekiyor: 
►Vizyon ve farkındalık: Bu gerçek sizi nasıl etkileyecek? Belki kuraklık açısından, belki nakit açısından etkileneceksiniz. Örneğin dünyadaki kakao plantasyonları azalıyor; fakat diğer tarafta çikolatayı henüz hiç tatmamış ve hızla artan bir nüfus var. Yani kakao sınırlı ama talep artıyor. Bu sürecin neresinde duracaksınız? Hangi cepheden etkileneceğinizi anlamanız gerekli. 
►Strateji: Enerji şirketiniz olabilir, pirinç üreticisi olabilirsiniz, finans ya da sigorta sektöründe faaliyet gösteriyor olabilirsiniz. İklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölgeleri sigortalamış olabilirsiniz. Bu sürecin sizin üzerinizdeki etkilerini yönetmek için stratejiye ihtiyacınız olacak. 
►Araçlar ve yönetişim: İş dünyasında bugüne kadar kullandığımız araçlardan daha farklı araçlar gerekiyor. Karbon ayak izini ölçmek, enerji tasarrufu nasıl yapılır, portföyünüzün yüzde kaçı çevresel değişimlere karşı risk içeriyor? Bu sorulara cevap verecek araçlara ihtiyacınız var. 
►İnsan kaynağı: Tüm bu değişim sürecini düşünecek insan kaynağına yatırım yapmanız gerekiyor. 
►Raporlama Yaşanan değişimi şeff af bir şekilde raporlayabilmek gerekiyor.” 

İş dünyası olarak sıfır noktasında değiliz, oldukça yol aldık 

“Farkındalık-vizyon, strateji, araçlar, insan kaynağı ve raporlama olmak üzere bu beş kalemi gerçekleştirdiğiniz ölçüde sürdürülebilirsiniz. Türkiye’de genel iş dünyasına bakacak olursak, başlangıç aşamasında değiliz. İyi bir noktaya evrilme dönemecindeyiz, ama daha almamız gereken çok yol var. Örneğin geçen yıl BİST bünyesinde başlayan Sürdürülebilirlik Endeksi önemli bir adım. Endeks BİST 30 ile başladı ve 15 şirket burada konumlandı. Bu geç de olsa, cesaretlendirici bir gelişme. Sıfır noktasında değiliz, oldukça yol aldık.”

Paris sonuçları herkesi etkileyecek

“Paris İklim Zirvesi’nden çıkacak veya çıkmayacak olan sonuçlar tüm ülkeleri ve iş dünyasını etkileyecek. Şu anda CO2 emisyonları açısından her bir ülkenin mevcut durumunu bilemiyoruz. Mevcut durumu bilemeyince, nereye nasıl gideceğinizi bilemiyorsunuz. Ekim ayında ülkeler ulusal raporlarını sunacaklar. Ülkelerin bu durumu ne derece sahiplendiklerini ve ileri taşıma gayretlerini göreceğiz. Artık şirketler iklim konusunda lüksümüz olmadığının farkındalar. Bir ilaç almamız, bir tedaviye girmemiz gerekiyor. Paris Zirvesi’nin 2009 Kopenhag gibi bir umutsuzlukla bitmemesi gerekiyor. Milletlerin bir konsensüse vardıklarını/ varacaklarını düşünüyorum.”

Sürdürülebilirlik sadece çevrecilik değil bir strateji konusu

“Şirketler faaliyet raporları ile geçmişe bakıyorlar. Oysa biz sürdürülebilirlik derken gelecekten bahsediyoruz. Hammaddeler gelecekteki faaliyetlerinize yetecek mi? Toplum sizin o faaliyetleri yapmanıza izin verecek mi? Mevzuat ne yönde değişecek? Regülasyonlar nasıl olacak? 2020’de rakipleriniz kimler olacak? Yeni paydaşlar düzeni nasıl regüle etmek isteyecekler? Bu yüzden gelecekte bizi bekleyen temalardan bir tanesi tüm bu soruların cevaplarını bulacağımız Entegre Raporlama olacak. Bu raporlarda hem stratejiler, hem hedefl er olacak. Sadece finansallar hakkında bilgilere değil; topluma, paydaşlara nasıl dokunacaksınız, nasıl onlarla işbirliği içinde varlığınızı sürdüreceksiniz gibi konulara yer verilecek. Sonuç olarak, sürdürülebilirlik sadece çevre konusu değil; bir strateji konusu. Bir farkındalık konusu. İklim değişikliği dediğimizde, üretim şekillerinden, yatırım şekillerine, taşıma yöntemlerine kadar her şeyi değiştirecek, yeni donanımlar yeni araçlar gerektirecek bir yapıdan bahsediyoruz. Kendimize ve şirketimize daha farklı bir gözlük takarak bakmaya ihtiyacımız var.”

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap